![]() |
Adını Aşk Koydum . .
Ay'in dunyamizi aydinlattigi gibi, Zifiri karanliklardan cikarip, isiklarini saciyorsun etrafima. Oyle buyulu bir isik ki bu, hayallerin gerceklesmesi gibi, adini koyamadigim dusunceler gibi, kapimi her an calacak beklenen biri gibi .. Beklenen sen misin ? ..... Yoksa ask mi? ... Hayir hayir, sen askin ta kendisi olmalisin. Seni beklemek, acilan her kapinin ardinda seni aramak .. Calan her telefona sen diyerek kosmak, yine aramadi diyerek meraklanmak. . Beklenmedik anlarda seni karsimda bulup, mutluluklarin en guzelini hissetmek ... En huzunlu anlarinda, huznunu kalbimde yasamak, sevincini sevincim, derdini derdim bilmek .. Dogan her yeni gune, senin icin hayir dualari ile baslayip, "gunaydin" diyen sesini duymak icin, uykularin en tatlisindan uyanmanin sevincini yasamak .. Bana bunlari hissettirdigin icin.. Bu duygulari yasattigin icin, adini ask koydum senin, Sen askin ta kendisisin.. . Telefonum her caldiginda icim titreyerek "o ariyor" diyorsam.. Her ne kadar ses tonumu ayarlamaya calisip, Hala bunu basaramiyor ve yinede sesimin titremesine engel olamiyorsam. .. Bana baktiginda, sac diplerimdeki firtinalara dur diyemiyorsam, Gozlerine bakarak, denizlerin en derinlerine daliyor ve bir turlu cikamiyorsam .... Ellerimi, titrek ve bir kor gibi yakiyorsa tenin.. Yuregimde alaboralar kopuyorsa eger.... Bunu basaran sen misin?. Yoksa sen ask misin?... Bana bu duygulari yasattigin ve hayatima girdigin icin .. Aski yalniz sana yakistirdigim icin Adini ask koydum senin .. Sen ask olmalisin... |
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle. Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Sevdim işte ötesi yok......... |
Topragından dönsün yüzüm ölünce sevemezsem seni, kan aglasın iki gözüm, ölünce sevemezsem seni... hak rahmetin görmeyim, gonca gülün dermeyim, muradıma ermeyim, ölünce sevemezsem seni... yaşamak yıldızlarda ,seninle olmak istiyorum, sevişmek hüner degil yanında olmak istiyorum, seninle ÖLMEK İSTİYORUM. ben buyerde ölsemde, ay yüzlüm yine elde, muhtac olayım namerde , ölünce sevemezsem seni... yaşamak yıldızlarda seninle olmak istiyorum sevişmek hüner degil yanında olmak istiyorum, yaşamak hüner degil seninle ÖLMEK İSTİYORUM... |
Sadece ben uyanmalıyım yaz gecelerininin sabahında.. Ben uyuyakalmalıyım tatlı anılarını dinlerken.. Delice vuruldugum gözlerin icin nefes almayım sadece Rüzgarda dagılan saclarını sadece ben düzeltmeliyim.. Ben bilmeliyim dudaklarındaki ıslak öpücüklerin atesini Ve sadece ben silmeliyim gözbebeklerindeki gözyaslarını.. Ve sadece ben sevmeliyim seni delicesine.. Seni sevmenin bedeli Cehennemde sunulsa bana.. Ben sadece senin için ölmeliyim.. |
“Bi’tanem” e Seni sevdim, sevgilerin en güzelini vermek için. Seni düşündüm gecelerce, en güzel düşlerimde yaşattım seni. Ne varsa sana adadım elimdekileri, sana adadım, yüreğimin her zerresini. Yanlızca sen sev istedim, sen sar istedim, yüreğimin her köşesini. Seni gördüm nereye baktıysam, gözlerime işledim gözlerini. Ve yalandan uzak, en temiz sevdayla, yarınlarımda bir sana yer verdim. Bir tek, seni yazdım kaderim diye, bir tek seni istedim, herşeyden çok. Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak. Sensizliği, ölümden bin beter bildim.Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat, bilirim ki, bu senin eserin. Bir tek senin kollarındayken, yaşamayı seviyorsam, senin kollarındayken acıları siliyorsam, her ne kadar kabul etmesende, ben seni, daha çok seviyorsam, biliyorum ki, bu senin eserin…… Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını. Ve, doymaz yüreğim, doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdiğin içindir beni. Ve seviyorsam seni, bana sevmeyi öğrettiğin içindir. Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir. Biliyorum ki; ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla, sen sileceksin gözyaşlarımı. Ne zaman sarılacak bir beden arasam, sen saracaksın beni. Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati. Seninle gülecek, seninle ağlayacağım. Benim bildiğim tek gerçek, sen olacaksın hep. Ve ben, en güzel şiirlerimi sana saklayacağım, en güzel düşlerimi sana.. Sen yeter ki, yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni. Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim. Ve, ecele kadar, benimle kal, yanlız benimle. Seviyorum seni, ve bir ömür yaşatacağım, yüreğimde SEVGİNİ… “bi’tanem” |
canımı acıtıyor kimsesizliğim..düşünüyorum da yokluğunu kabullenemiyorum. nasıl olurdu diyorum sensizlik. nasıl olurdu? kocaman bir kimsesizlik oturuyor boğazıma. yutkunamıyorum nefes alamıyorum. gittiğinde bile benimleydin sen. gecelerce varlığından bıraktıklarını sevdim, düşledim.. sensizliğin acısıyla kıvranırken yatağımda hep gözlerimde hissettim gözlerini. yalancı finaller kurguladım düşlerimde. varmışsın gibi, yanımdaymışsın gibi uzandım yalnızlığımda gölgenin griliğine.. şimdi yedi yüz atmış kilometre ötemde uyumaktasın. ve birazdan pencerene vuran güneşe bakıp uyanmaya çalışacaksın. yatağından çıkmak istemeyecek bedenin... ben uzaklardan hatırlaman için beni dualar edeceğim. sıcaklığımı hissetmen için küçük ümitler düşüreceğim içimdeki korkulara.. birazdan sen ankara'nın soğuk caddelerinde ellerin ceplerinde düşünmeden yürüyeceksin...yüzünde sevildiğini bilmenin tebessümü... birazdan ben sahil'in ısıtıcı dalgalarında ellerim ceplerimde seni düşünerek yürüyeceğim. yüzümde yokluğunun hüznü... kimsesizim...kimsem ol artık hisset beni... |
Gecelerce sitem edip yazdıgım, Aylarca yollamayı düsündügüm, Adresi kayip bir mektup daha... Ne tuhaf degil mi? Hep adressiz oluyor mektuplarim. Ama inan sen kadar bende biktim, SONU OLMAYAN BU SEVDAMI SONSUZA TAŞIMAKTAN... Bugün yine hep senli idi günlerim Biliyormusun? İlk tanistigimiz günü hatirladimda... Sana ilk olarak "ask neydi?" diye sormustum; "Aşk mı? Aşk Ölüm" demiştin... İşte o zaman o sensin, Yani aradigim kisisin demistim kendime... Askin ölüm olduguna inanan bir sana inanmıştım ben, Bir seni tanimistim sende kendimi görebildigim Sevginin okyanus kadar büyük oldugunu söylemistin bana. Bense o okyanusda bogulmaya hazirlanirken, Ölmüş cesetlerimi cikardim... Sensizligin kuytu gecelerinde her gece senin icin öldüm... Bir ben kalmadi sana verebilecegim... Her gece ikimizi tükettim. Oysa "biz bitmezdik" demistik de, Meğer coktan tükenmişiz, haberimiz yok... Adın dilimde ask olarak kaldi. Dilimde aşk oldun ama, Neden her defasinda yüreğimde can buluyorsun... Neden bende ölmüyorsun neden? Oysa sen nedenlere ve keskelere hayatinda yer vermezsin, biliyorum. Hatirliyorumda bana "neden ve keske" deme neolur demistin. İşte o gün nedenini sormadan, gözlerinden okumustum seni... "Biliyormusun seni bu yüzden seviyorum" demistin bana... "Senden geriye kalan ne var ki şimdi" Diye demeyeceğim kendime. Çünkü ben seni hic ugurlamadim. Belki yüreğime agir geldi bu sevda, Her defasinda yikildim. Yikilmanin ne demek oldugunu bilirdin sen oysa. Beni bitirmemek icinmi gitmistin. Oysa ben bitmedim can... Bu sevda yüregimde iken biz bitemeyiz... Anlıyormusun Yar!!! Biz bitemeyiz... |
Sensiz Bir Akşamüstü şimdi, şu an oyun saatidir yeniyetme kırlangıçların, ağustosda bir akşamüstüdür. şimdi, şu an senden uzaklığımın en koyu anlarıdır, akşama, sarhoşluğa uzanmadan önceki çakırkeyf saatlerimdir, sen yanımda olsaydın bu akşamüstleri hoyrat olmazdı böyle... |
Kaç el ayrılığa yenik düşer, Ve kaç dudaktan dökülür kırık kelimeler, Kaç yürek yangınıyız şimdi? Ve kaç zaman durmadan bize ağlar? Kaç tren çıkar rayından, Ve kaç büyük aşk gömülür gözlerde, Mavi olmalı aşk; gökyüzü gibi, Bazen ağlamalı sağanak şekilde, Sis perdelerini örtmeli bedenlere zamansızca. Şimdi söyle bana! Kaç kurşun isabet eder tam 12 den, Kaç kurşun yolunu şaşırır ve vurur yürekten, Kaç parmak dokunurda tetiğe sıkar sevgiliye. Sevmek ölmekti, Ve ölmek sendin, Vur beni iki kaşımın tam ortasından, Hedefini şaşırma; şaşırmaki göm beni gökyüzü gibi bakan gözlerine. |
Kaç Asır Daha? Sensizlik bir şarkı olup çıkıtığında ve sen düştüğünde aklıma,kelimelerim sana koştu sevgili... KaÇ aSıR oLdu BöyLe BekLeyeLi seNi? Kaç zaman oldu görmeyeli yüzünü… Yar; Söylesene kelimelerini dayadığında boğazıma Ve... Nefesimi kesip şah damarımdan vurduğundan beri beni, Kaç asır geçti zaman ve kaç an daha yitip gitti zamansızlıkta? Mevsimlerden neydi okşadığında yüreğimi, Ne zaman ekmiştin sevda tohumlarını toprağıma? Ve hangi vakit erozyona uğrattın bir anda benliğimi? Kaç zaman oldu sevdiğim… Söylesene, Kaç zamandır gidişini tekrar tekrar canlandırıyor, Ve kaç zamandır bu acıyı çekiyor benliğim. Ne çok özledim seni bilsen, Ne çok kokun geliyor burnuma Ve hala, kestiğin yerden nasıl da oluk oluk kan akıyor durmadan... Bilsen ne çok yanıyor canım. Sevdiğim, Bilsen... Ah bilsen, Bir bilsen! Gidişinin ardından pek geçmediğini söylüyor, tanıyanlar beni. Ve bilenler zamana bırak diyor her şeyi! Zaman seninle vardı sevgili, Ve sensizlikte geçmiyor, bilmiyor onlar... Oysa tüm zamanlarıma hükümdar olmuşsun da sen, Sensizlikte akmıyor günler... Ve sensizlik, Tekrar tekrar gidişinin görüntüleri canlandırıyor gözlerimde... Yalnızlığın sensizlik olduğunu öğrenmemin üstünden kaç zaman geçti yar? Söylesene, Kaç zamandır yalnızlığın gerçek anlamını bilir oldu yüreğim? Yada... Sen kazıyıp gitmişken ismini kocaman bir boşluk bırakarak içime... Canımı acıtan bir kimsesizlik çökmüşken yüreğimin orta yerine. Kaç asır geçmesi gerek, Onarması için ruhumun kendini? Ruhuma düşen, O derin korkuyu nasıl yok edebilirim yada... Yada sözlerin , O şahdamarımı kesip parça parça eden yüreğimi... Hani beni, Bir anda sevda tohumlarını ektiğin toprağıma canlı canlı gömen… O sözlerin hangi vakit silinir aklımdan. Ne çok soru soruyorum değil mi, bu kadar zamanın ardından? Gidiyorum derken bana, suskunlaşan ve hiçbir şey söyleyemeyen yüreğim, Şimdi nasılda bir bir sıralıyor tüm cevapsız bırakılmış soruları. Sensizlik içime işlediğindendir belki. Belki de yeni yeni anlayabilmesidir ruhumun gidişini. Giderken şaka yaptığının düşüncesiyle avutuşunun son bulmasıdır yada kim bilir Belki de... Belki de içimde patlayan volkanların nefes alamaz hale getirmesidir beni... Susturmaya çalışma yüreğimi... İstersen dinleme ama ilk kez konuşmaya başlamışken ruhum... Susturma beni! Hem bak, yine de neden demiyorum yar? Neden gittin sorularını yöneltmiyorum sana! Bir açıklama da beklemiyorum gidişine kondurman için. Sadece kaç zaman oldu bilmek istiyorum. Kaç zaman önce, yüreğimden koparıp yüreğini; Başka bir gönüle kondurdun hiç sormadan bana! Yada, sormanı beklerken; Hangi gizli köşede, sığdırdın ikinci bir aşkı gönlüne? Neden demiyorum... Sadece merak ediyorum! Tüm bunlar olalı, kaç asır geçti ömürden? Yada... Ömür dediğimiz şey, Asır devirir mi ağaçlar misali? Hadi yar susma! Gidişinin ardından, Susan yüreğim gibi Susma sende şimdi? Sensizlik kaç zamandır yanı başımda bir çocuk misali... Sensizlik kaç zamandır dost olmuş gönlüme söyle, Söyle bana n’olur… Hangi anlarda kaldı sevdamız, Hangi anlarda katlettik onu elbirliğiyle de; Bana sevdamın kanayan yanı Sana ise hiçbir şey kalmadı geriye? Kaç zaman oldu görmeyeli yüzünü, Yar, Söylesene kelimelerini dayadığında boğazıma Ve... Nefesimi kesip şah damarımdan vurduğundan beri beni, Kaç asır geçti zaman ve kaç an daha yitip gitti zamansızlıkta... Sende bilmiyorsun belki de... Belki de benim unuttuklarımı, Sen hiç bilmedin kim bilir. Sorularımı yöneltirken sana, Cevap vermeyeceğini bilsem bile dökmek istedim içimdeki zehiri! Sahi, kaç mevsimdir böyle zehrin kurutuyor beni? Sormadım say... Sormadım farzet sevgili! Farzet ki bir deprem oldu ve yitip gitti ruhum. Yitip giderken kırık bir sevda bıraktı sana! Şimdi o sevdanın esintileri geliyor kulağına. Sevdamın sessiz çığlıkları yankılanıp havada seni buluyor farzet. Ve umursama! Tıpkı giderken sebepsiz, Umursamadığın gibi sevdamı... Gözlerimden huzur okunurdu, olduğun vakitlerde... Bilemezsin yüreğim nasıl gülümserdi sevdiğim. Ve yine bilemezsin nasılda soldu gözlerim... Gözlerimde yağmur bulutları dolaşıyor Ve yüreğimde hüküm sürüyor çöl rüzgarları... Sen gittiğinden beri, Evet sevgili... Sen gittiğinden beri, Kelimelerim acı veriyor... Sahi, kaç asır daha sürecek bu acı? |
Bir ses değildi beklediğim, yada çığlık.. Yada belirgin bir şey değildi bu gece ki uykusuzluğumun nedeni.. Bir fısıltı beklemekte yüreğim uzaklardan.. Bir ışık belki, Belki küçücük bir gülümseme senden gelecek olan benliğime.. Ama ne olursa olsun seninle ilgili… Ne olursa olsun senden… Uzak diyarlara yol alırken sen , Yargısız infazlara kurban ettiğim yüreğimi kan revan içinde attın bir göl kenarına sevgili… Balıklara yem olan bir hiçliğin içinde kaybolmaktayım şimdi.. Ve beklemekteyim.… Evet sadece beklemekte. Hadi bir fısıltı yeter yeniden canlanmama , Bir ses değil.. Diyorum ya, yada bir çığlık.. Ufacık bir esinti gelsin yeter senden bana sebepsiz.. Bir gariban şarkının içine gizle mesela umutlarımı Ve yolla bana bulunduğun ülkenin denizinden şişe içinde yüzünde gülümseyişin. Yar… Sadece bağırsam sana böyle… YARRRRRRR...... Desem duyar mısın gittiğin yerlerden sesimi?.. Duyup ta fısıltılarla karşılık verir misin yüreğime sevgili? Yar, Özler misin sen de benim seni özlediğim gibi? Ah ne çok sevmişim halbuki yüreğini.. Ve ne çabuk kaybetmişim sahip çıkmam gerekirken yüreğimi… Hadi bir fısıltı gönder n’olur, N’olur hafif bir esintiye emanet et gülümsemeni.. Kokunu yolla bana, Yolla ki bileyim senin de özlediğini beni… Yarım kalmış ruhum bilsin, seninde eşlik ettiğini… Her bir şeyim tamken yaşamda, sen yoksun ya her şey yarım hayatımda… Ve ben infaz ettiğin yüreğimin başında özlemekteyim seni sevgili.. Her özlediğimde yanmakta canım ve her yanışta daha fazla özlem doldurmakta yüreğimi… Ve… Ve, bir ses değildi beklediğim, ya da çığlık.. Yada belirgin bir şey değildi bu gece ki uykusuzluğumun nedeni.. Bir fısıltı beklemekte yüreğim uzaklardan.. |
ben geceleri seviyorum gülüm seni düşünmekten yorgun düştüğüm geceleri. yalnızlığımı bir yorgan gibi örten geceleri seviyorum gülüm. onlarda kapris yoktur çehresinde doğan yıldızlar bir başkadır bana sevgi taşır onlar kalbinden hülyama dalarsın benim gecelerimden. seni nabzımda algılayarak özgürlüğümü yaşarım ben gülüm. taşarsın sığdıramam seni gecelerime. , canlıların uykuya daldığı saatlerde odama sığmayan duygularımdan ılık bir buse gecerken dudaklarımdan seni sarıp sarmaladığım anlarda ben geceleri seviyorum gülüm. aşkımın şiirini sevdamın destanını yazdığım bu gecelerde, senin varlığınla yaşadığım senin yokluğunda ağladığım kapkara bir gecenin aralığından ışık rengi gözlerine daldığımda sen dolu geceleri seviyorum gülüm. |
Kızıyorum hep kendime Bu susuşlara, zamansız ayrılıklara... Yarım kalmış masallarım erteleniyor, Bir başka gecenin gök mavisi sevdasına, Dalıp gidiyorum, Dudaklarının en tatlı anında uzaklara... Ben; Serçe tadında öpüşmelere ömür verirken, Sen sahte aşk pazarlarında, Hükmünü yitirmiş buselere hayat sunar oldun, Yokluğunu tattığım gecelerde, Sana olan özlemim takılır hasret kokan gülecime… Ben özledikçe sen yüreğimde kaybolursun... Susarım zamansız, Yutkunuşlarım dokunur yamacıma… Gözlerim dalar vuslatsız, Her yer de senin duruşun düşer aklıma… Serçe tadındaki dudaklarına hüzün düşmüş, Bir ömre bedel öpüşün benden habersiz ölmüş… Şimdi; Ben sensiz nasıl yaşarım? Nasıl mutlu olurum? Söyle sevgili! ! ! ! Nasıl....? 'Özlüyorum seni işte özlüyorum' ...Hemde özlemim bir diz boyu... Ölçüsü yok... Özledim bunun başka açıklaması da yok |
Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga, Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya. Dalga, seven - kıyı, sevilendir. Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga Ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca İşte, ben de seni böyle severim yar. Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini? Bilirler görünmeyeceklerini... Sevilmeyeceklerini... Koklanmayacaklarını... Okşanmayacaklarını... Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle. Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını İşte, ben de seni böyle beklerim yar. Yar, ipek böceğini bilir misin? Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını Ama aşkına feda eder kendini. Öyle verir kendini yarenine korkusuzca İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar. Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ? Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için Öyle zorludur ki ayrılmaları Verir meyvesini ağaç meyve tohum olur, tohum kök olur Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden İşte bende böyle yar; Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin |
BEN SENİ ÖZLEDİM Özledim seni? Saatlerin gece yarısını çoktan vurup geçtiği, yarına başladığımız dakikalar? ben seni özledim. Adımı kulağıma hiç fısıldamadın. Bana beni sevdiğini de hiç söylemedin ki? elimi hiç tuttun mu? ya da gözlerimiz birleştimi? Radyoda, bir sonra çalacak şarkıyı bana tutup, sözlerini beğenmediğinde, ?bundan sonraki şarkı bizim olsun? filan dedin mi? ya ben? seni düşünüp, senin içinde olduğun?o uykusuzluk girdabında, zorla rüyalara akışımda seni görmek için çırpınıp, ama senden başka herkesi gördüğüm rüyalarımda? boşver? bazen elele yaşanmaz sevdalar gözlerde buluşulmaz? saat geçmiş? ya da sabahmış? bilemezsin. Sen bir yerlerdesindir ben başka yerlerde? ben şiirler okurum sevdalar üzerine sen? gözlerinde mahmur bakışlar, ve aklında ben olmaksızın, yarının telaşıyla? ama? bilemem ki? Biz bir şeyleri yaşamak isterken ne çok yaşanacakları kaçırdık farkında mısın? seni seviyorum`la başlayan cümleleri kaçırdık önce kaçtık? severken sevmekten kaçtık esir olmaktan aslında esirken sevgiye? bile bile. sonra birbirimiz için söylediğimiz şarkıları kaçırdık ve ellerimizi kaçırdık birbirimizden ve gözlerimizi kaçırdık başka başka yerlere bakarken, aslında birbirimize bakarken? Yaşamaktan korktuğumuz dakikaları kaçırdık. Şimdi sen yoksun ve ben olabildiğimce özgür, olabildiğimce masum seni yazıyorum suya? Seni seviyorum sen bana hiç söylemedin ama ben suya bakıyorum ve? seni görüyorum? |
ÖZLEDİM SENİ.. Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken... Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana... Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek... "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... Yokluğunu beklemek, ne zor... Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön AŞKIM,Bİ'TANEM ,demek istiyorum: "Geri dön... .." KARTANEM.. |
NE OLURDU YAR NE OLURDU BEN OLAYDIM Alın yazın, kader bağın, can yoldaşın Evinde eşin, koynunda kadının Çocuğuna süt veren dişin, yuvanda ışığın Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Gözünde nurun, gönlünde sevdiğin Yüreğinde ateşin, teninde terin Parmağında kelepçen, yatağında karın Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Sabahlara kadar seninle sevişip oynaşan Sevdiğin sevgilin, seviştiğin, aşk fantezin, Ruhuna giren, bedeninle bütünleşen tenin Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Karanlıkta yıldız diye bir bir topladığın Rüyalarında saklayıp, hayalinde yaşattığın Gelecek için dört elle sarılıp, ömrünü adadığın Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Tan yeriyle seni öperek uyandıran Bir lokma ekmeğimle ağzımla doyuran Sevgimle süsleyip, dualarla uğurlayan Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Akşama kadar hasretinle yanıp, yolunu gözleyen Sesini duyduğum an ömründen ömür veren Ayaklarının altına kul olan, hoş geldin deyip kapını açan Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Sana kol kanat geren gölgen, meyve veren ağacın Tenini saran giysin, ekmeğini kazandığın arın terin Ellerinde tuttuğun nimetin, her adımda bulduğun mutluluğun Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Annenin bebeğini besler gibi sevgisiyle besleyen Bedenindeki yorgunluğu alıp bedenine işleyen Huzur dolu bir güne, aşk dolu bir geceye seninle giren Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Sevgi dolu aşk yuvanda, gül kokulu yatağında Arzu dolu bedeninde, sıcacık kollarında Yorgan diye saçlarımla, ateş dolu dudaklarımla öpen Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım İyi günde, kötü günde, elini uzattığında sığındığın limanın Attığın her adımında, kötülükleri silen, sana yol gösteren meleğin Ömür boyu yanında, bir adım arkanda hep seninle yürüyen Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Hastalandığında yatağının baş uçunda bekleyen Elinden tutup, bedenindeki acıları bedenine ekleyen Gözünü ilk açtığında, ışık olup yüreğine giren Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Senin adınla senin yerine sen diye hayatla savaşan Dağları tırnaklarımla aşıp, gelecek için sana yol açan Karanlığına ışığın, gecene yıldızın, yatağında kadının Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Geçmişimle geleceğini birleştirip bir ömür sürdüğün Namusum diye onurla yüreğinde yanında taşıdığın Çocuklarının anası, hayatının kadını geleceğinin ilacı Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım Seninle bir ömür sürüp, kırk yıl aynı yastığı paylaşan El ele kol kola sonsuza kadar hep aynı aşkla yürüyen Rüyaların bile kıskandığı seninle bir ömür sürdüren Ne olurdu yar ne olurdu ben olaydım. Gün gelince al duvakla, kara toprakla buluşturan Mezarımın üzerinde kırmızı beyaz güllerle açan Doymadım sana BAĞGÜLÜM, doymadım sana kadınım diyen Ne olurdu yar ne olurdu SEN OLAYDIN…! |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:46 . |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist