![]() |
Aksaray Tanıtım Videosu ve tarihi
AKSARAY TANITIM VİDEOSU
|
AKSARAY
68 AKSARAY ( Kod : 382 ) Vali Sebati BUYURAN Valilik 21310 53 İl Emn. Md. 213 52 12 İl Jn. Kom. 215 10 62 Bld. Bşk. 213 54 92 İlçe Sayısı 6 Belediye Sayısı 48 Köy Sayısı 146 Yüzölçümü 7.626 Nüfusu 396.084 |
|
GENEL BİLGİLER
İl Trafik No: 68 Aksaray, M.Ö. 8. bin yıla kadar uzanan tarihi, günümüze kadar hüküm süren çeşitli medeniyetlere ait kültürel varlıkları, tabii güzellikleri ve ticari bir merkez olması dolayısıyla hiçbir dönemde önemini yitirmemiştir. Kapadokya'nın kapısı konumundaki Aksaray, kültürel varlıkları yanında doğal zenginlikleri ile de ziyaretçilerine değişik ve ilginç tatil olanakları sunmaktadır. Orta Anadolu Bölgesi’nde, tarihi İpek Yolu'nun önemli merkezlerinden birisi olan Aksaray, günümüzde de doğu-batı ve kuzey-güney yönleri arasında uzanan ana bağlantı yollarının kavşağında yer almaktadır. Güzelyurt'u, Ihlara Vadisi, Sultan Hanı, Eğri Minare’si, kış sporları turizm merkezi ilan edilen Hasan Dağı ve Ziga Kaplıcaları ile Anadolu'nun ortasında çekici bir merkez konumuna gelmiştir |
İLÇELER:
Aksaray ilinin ilçeleri; Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy ve Sarıyahşi'dir. Ağaçören: Ağaçören ilçesi M.Ö. III ve VI y.y.'da Hititler zamanında yerleşim alanı olarak kullanılmış, daha sonra Bizanslılar zamanında Kapadokya sınırları içerisinde kalmıştır. Bu zamana ait belgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale ve Kilise mevkilerinde ki kalıntılardan anlaşılmaktadır. Eskil: Eskil, Tuz gölünün güneyinde Aksaray ili'ne 67 km. Konya ili'ne 115 km. uzaklıkta düz bir ova üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 1601 km², nüfusu 22.212'dir. Eskil halkı genelde çifçilikle uğraşmakta olup, Buğday, arpa ve şekerpancarı yetiştirmektedir. Ortakuyu, Köşk, Çukuryurt, Hacıeyvatlı (höyüklü), Mutlu, Culfa, Sarsak, Tosun yaylalarında höyükler mevcut olup, buralardan mimari eser döküntüleri, insan, ilah ve ilahe heykelleri kalıntıları çıkmaktadır. Bizanslılardan kalma tiyatro yeri kalıntıları günümüzde mevcuttur. Gülağaç: Aşıklı Höyükte Mamasun Barajı nedeniyle yapılan kurtarma kazılarında yörede M.Ö. 8000 yıllarında insan topluluklarının yaşadığı tespit edilmiştir. Gülağaç'a bağlı Saratlı ve Camiliören köylerinde yeraltı şehirleri bulunur. Güzelyurt: Günümüzde "Yüksek Kilise" olarak bilinen "Analipsis Tepesi" ve civarında çok miktarda işlenmiş obsidiyenden (volkanik cam) yapılmış taş baltalar ve seramik parçalarına rastlanması, burada "Kalkolitik Çağı" insanının yaşadığını göstermektedir. Manastır Vadisi, Ihlara Vadisi, Analipsis Tepesi civarındaki "Peri Bacaları", Göreme ve Zelve gibi Kapadokya Bölgesi yüzey şekillerine iyi bir örnektir. Deniz seviyesinden 1485 m. yüksekliktedir. Burada tam bir yayla havası hüküm sürer. Ortaköy: İlçede yapılan kazılarda elde edilen buluntular buraların Eski Tunç Çağı'na uzanan tarihini ortaya çıkarmıştır. Büyük Türk mutasavvıfı Yunus Emre'nin türbesi Ortaköy'ün Sarıkaraman kasabası yakınlarındaki Ziyaret Tepesindedir. NASIL GİDİLİR? Karayolu Aksaray doğu ve batı, kuzey ve güney yönlerinde uzanan karayollarının kavşağında ve Kapadokya'nın girişinde yer almaktadır. Otogar Tel : (+90-382) 213 78 00 |
GEZİLECEK YERLER
Müzeler ve Örenyerleri Müzeler Aksaray Müzesi Adres: Zinciriye Mah. Aksaray Tel: (382) 213 16 67 Faks: (382) 213 09 42 Örenyerleri Acemhöyük - Merkez/Yeşilova Aşıklıhöyük - Gülağaç/Kızılkaya Belisırma - G.Yurt/Belisırma Ihlara - G.Yurt/Ihlara Manastır Vadisi - Güzelyurt Nora - Merkez/Helvadere Selime - G.Yurt/Selime Nora (Viranşehir) Antik Kenti Aksaray'ın 30 km. güneyinde Hasan Dağı'nın eteğinde kurulmuş olan antik Nora kasabası stratejik mevkide önemli bir askeri merkezdir. Roma ve Bizans dönemlerinde önemini koruyan kasabada bugün birçok kilise bulunmaktadır. Ayakta kalan yapılar Bizans dönemine aittir. Bu kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çeşitli freskler halen göze çarpmaktadır. Aşıklı Höyük Aksaray'ın 25 km. güneydoğusunda yer alır. 1989 yılından beri arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Aşıklı Höyük Anadolu'da Akeramik Neolitik Dönem'e (günümüzden on bin yıl önce) ait en eski "ilk köy yerleşimlerini" sergileyen önemli ören yerlerinden biridir. Musular Höyük Aksaray'ın yerleşim tarihinin Aşıklı Höyük'ten sonraki en eski örneklerinden birini oluşturan Musular Höyük, Gülağaç ilçesi Kızılkaya köyünde, Melendiz Irmağı'nın batısında yer almaktadır. Musular'a ilk kez günümüzden 8000 yıl önce yerleşildiği saptanmıştır. Şimdiye kadar iki ana dönem tespit edilmiştir. Bunlardan ilki prehistorik terminolojide "çanak çömleksiz neolitik" olarak adlandırılan akeramik dönemdir. Sonraki yerleşme evresi "çanak çömlekli" evreye aittir. Bu dönemde yerleşenler önceki yapı kalıntılarını düzlemiş, bunun üzerine kalınca sarımsı renkte bir toprak tabakası sermiş ve bu düzlem üzerine kendi yapılarını inşa etmişlerdir. Acemhöyük Aksaray'ın 18 km. kuzeybatısında Yeşilova'dadır. M.Ö. 3000 yılında iskân görmüş, en parlak devrini M.Ö. 2000-1750 yıllarında yaşamıştır. Şehrin o zamanki ismi kesin olarak bilinmemekle beraber, yerli ve yabancı bilim adamları tarafından Puruşhanda olduğu sanılmaktadır. 1948 yılından itibaren sistemli bir şekilde devam eden kazılar neticesinde Höyükte Assur Ticaret Kolonileri dönemine ait büyük bir saray ve deposu ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü katta açığa çıkarılmış olan iki saray yapısı yalnız Acemhöyük için değil, Anadolu mimarlık tarihi açısından da önemlidir. Ihlara Vadisi : Bugün görülebilir 14 durumda kilise mevcuttur. Bunlardan 10 kadarı canlılığını ve renk uyumunu korumaktadır ve halen gezilebilmektedir. Vadi, doğal yapısı itibariyle 9. yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş döneminde ise dinlenme, korunma yeri olarak kullanılmıştır. Vadide yer alan kiliselerde “Hz. İsa'nın Doğumu”, “Müjde”, “Ziyaret”, “Mısır'a Kaçış”, “Son Akşam Yemeği” gibi İncil'de geçen konular fresko tekniğindeki resimlerde betimlenmiştir. Ihlara Vadisi'ndeki kayalara oyulmuş freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarihsel ve dinsel miras olarak günümüze dek varlıklarını sürdürmüşlerdir. İlk çağlardan itibaren tabiatla tarihin bir arada bulunduğu Ihlara Vadisi'ndeki kiliselerin resim tekniği iki kısma ayrılır. Ihlara civarındaki kiliseler Kapadokya tipi diye bilinen sanat özelliklerini gösterir. Yer Altı Şehirleri : İldeki yer altı şehirleri genellikle Güzelyurt ve Gülağaç ilçelerinde yoğunluk kazanmakla birlikte, gerek merkez ilçe ve gerekse Ortaköy’de de yer altı şehrine rastlamak mümkündür. Güzelyurt ilçe merkezi ve Manastır Vadisi’nde 3 adet açık yer altı şehri vardır. Gülağaç ilçesinde Saratlı Yer Altı Şehri ziyarete açılarak, aydınlatılmıştır. |
Camiler, Türbeler, Kiliseler
Ulu Camii, Eğri Minare (Kızıl Minare), Tapduk Emre Türbesi (Tapduk Emre Köyü), Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Türbesi (Merkez), Kılıçarslan Türbesi (Merkez) : Şeyh Cemaleddin-i Aksarayi İtifakhanesi, Çilehanesi ve Mescidi Aksaray'ın en önemli cami ve türbeleridir. Aksaray Cami, Türbe ve Kiliseleri Ulu Cami (Karamanoğlu Cami-Merkez) Yığma bir tepe üzerinde bulunan caminin kitabesinde, 1408-1409 yıllarında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından Mimar Mehmet Firuz Bey’e yaptırıldığı yazılıdır. Tipik bir Karamanoğlu eseri olan caminin en önemli özelliği; abanozdan yapılmış, Selçuklu devri ahşap işçiliğinin şaheser bir örneği olan minberidir. Eğri Minare (Kızıl Minare-Merkez) Selçuklu dönemine ait olup, 1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır. Taptuk Emre Köyü ve Türbesi (Taptuk Emre Köyü) Aksaray ilinin kuzeyinde 20 kilometre mesafede bulunan köy, küçük Ekecik Dağı'nın eteğinde kurulmuş olup Taptuk Emre'ye ait olduğu söylenmektedir. Dağ eteğinin en üst kısmında ise son yıllarda yeniden çevre düzenlemesi yapılan cami ve türbe bulunmaktadır. Taptuk Emre'ye ait olduğu söylenen mezar bozulmadan üst kısmına taş sanduka yapılmıştır. Yunus Emre Türbesi (Reşadiye Köyü-Ortaköy) Aksaray ilinin Ortaköy ilçe merkezine 20 km mesafede Reşadiye köyündedir. Türbenin bulunduğu tepe, halk tarafından ziyaret tepesi olarak bilinmektedir. Kaya Cami (Güzelyurt) Güzelyurt ilçe merkezindedir. XIV. yüzyıldan kalmış olduğu sanılmaktadır. Selime Sultan Türbesi (Selime Köyü) Selime köyünde bulunan türbe, gerek mimari, gerekse dekoratif yönden erken devir özelliklerini göstermektedir. Türbede taş ve tuğla işçiliği iç içedir. Mimari stili ve malzemeleri yönünden XIII. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir. Kilise Cami (Aziz Gregorius Kilisesi) (Güzelyurt) Güzelyurt ilçe merkezindeki Hıristiyanlık dönemi eserlerinden olup, Ortodoks alemi için büyük önem taşımaktadır. M.S. 385 yılında kapalı haç planında inşa edilmiştir. Daha sonra çeşitli ilave ve tamiratlarla değişikliğe uğrayan kilisenin, çan kulesi minare haline getirilerek camiye çevrilmiştir. Aziz Anargiros Kilisesi (Güzelyurt) Güzelyurt ilçe merkezindedir. Kapalı haç planında olan kilise, kubbeleri ve kolonlorı dahil olmak üzere tümü kayaya oyularak yapılmıştır. Kilise, son olarak 1884 yılında tamir görmüştür. Kubbesindeki 1887 tarihinden, fresklerinin onarımından üç yıl sonra yapıldığı anlaşılır. Günümüzde Vatikan'dan buraya gelip hacı olanlar vardır. Aziz Anargiros'un yortu günü olan 1 Kasım günleri kilisede hastalar büyük bir tören düzenleyerek sabahlara kadar dua etmektedir. Sivişli Kilise (Güzelyurt) Kasaba içinde kayadan oyma bir kilisedir. Kubbede, ortada Hz. İsa ile Hz. Meryem'in, kenarlarda havarilerin portreleri yer almaktadır. Selime Katedrali (Selime) Kayalara oyulmuş yüksek bir yerde olan katedral içinde iki sıra halinde sütunlar mevcuttur. Bu sütunlar katedrali üç sahana ayırmıştır. Kale Manastırı Kilisesi (Selime) Kapadokya'daki dini kuruluşların en büyüklerindendir. Manastır VIII. ile XIV. yüzyıl veya X. yüzyıl, kilisedeki figürlü freskolar ise X. yüzyıl sonu ile XI. yüzyıl başları arasına tarihlenmektedir. İsa'nın göğe çıkışı, müjde, Meryem gibi tasvirleri vardır. Yüksek Kilise (Merkez) Kızlar manastırı olarak bilinen kilise, dik kayalar üstüne taş oymadır. İl merkezine yaklaşık 3 km mesafededir |
Kızıl Kilise (Sivrihisar)
Kırmızı kesme taştan yapıldığı için Kızıl Kilise adını almıştır. Kilise V.-VI. yüzyıla tarihlenmektedir. Antik Nora Viranşehir (Helvandere Kasabası) Aksaray'ın 30 km güneyinde Hasan Dağı'nın eteğinde kurulan kasaba, Roma ve Bizans döneminin önemli yerleşimlerindendir. Kasabada bugün bir çok kilise kalıntısı bulunmaktadır. Ayakta kalan yapılar Bizans devrine aittir. Bu kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çeşitli freskler halen göze çarpmaktadır. Ağaçaltı Kilisesi (Daniel, Pantanossa-Ihlara) Ihlara Vadisi içerisinde, vadiye giriş merdivenlerinin güney kısmındadır. Freskolarda, vahiy, ziyaret ve doğum, Mısır'a kaçış, Hz. İsa'nın vaftizi ve Hz. Meryem'in ölümü işlenmiştir. Kubbede ise, göğe çekiliş sahnesi yer alır. Pürenli Seki Kilisesi (Ihlara) Kayaya oyulmuş dört bölümden oluşmaktadır. Narteks zemininde mezarlar mevcuttur. Freskolar X. yüzyıl başı ile XII. yüzyıl arasına tarihlenmektedir. Peygamberlerin kehaneti, Meryem ve piskoposlar, müjde, ziyaret, çobanların tapınması gibi, İsa'nın çocukluğu ve İncil'den çeşitli sahneleri konu alan tasvirleri önemlidir. Kokar Kilise (Ihlara) IX. yüzyılın sonuna veya XI. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen freskolarındaki konular oldukça zengindir. Son yemek, çarmıha gerilme, Mesih'in defnedilişi, göğe çekilme, havarilerin görevleri gibi zaman zaman konu bütünlüğü gösteren tasvirleri ilginçtir. Kilisenin iki mezar odasındaki süslemeler, kırmızı boya ile yapılmış ilk örneklerdir. Eğritas Kilisesi (Ihlara) Çok büyük bir tapınak ve vadinin en eski yapılarından olduğu anlaşılan kilisenin Meryem'e ithaf edildiği, doğu duvarındaki bir kitabede belirtilmiştir. İki melek arasında oturan İsa, iki melek ve altı piskopos arasındaki Meryem, Hz. Yusuf'un rüyası, Mısır'a kaçış, vaftiz, Kudüs'e giriş gibi tasvirlerin yer aldığı fresklerin oldukça yıpranmış olmalarına karşın, boyalarının çok renkli ve canlı oluşu dikkat çekmektedir. Sümbüllü Kilise (Ihlara) Manastır mekanları iki kat halinde kaya kütlesine oyulmuştur. Mikail ile Cebrail arasında Meryem, İsa ve fırında üç İbrani genci ile azizlerin tasvirleri vardır. Yılanlı Kilise (Ihlara) Kuzeyindeki ve güneyindeki dar haç kolları, tavanı kabartma bir haçla bezeli merkez mekanı çevreler. Çarmıhta İsa, Kudüs'e giriş, Mısırlı Meryem'in gömülmesi, ziyaret gibi tasvirler vardır. Saint Georges Kilisesi (Kırkdamaltı Kilisesi-Belisırma) Bölgedeki en yüksek kilise olup, 1283-1295 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kilisenin kitabesi kilisenin tüm çevresini dolanmaktadır. Kilisedeki fresklerde incilin hikaye ettiği tüm konular ile Selçuklu Sultanı II. Mesud'un resmi tasvir edilmiştir. Bahattin Samanlığı Kilisesi (Belisırma) Tek koridorlu bir kilisedir. Kuzey ve batı yan duvarlara oyulmuş birer hücre ile güney duvara oyulmuş üç hücre kubbesi de beşik çatı şeklindedir. Direkli Kilise (Belisırma) Kilisenin içindeki kapıdan keşişlerin türbelerine ve kilisedeki görevlilerin ikametgahlarına gidilmektedir. Kilise üstündeki sütunlarda ikişer sıra halinde resimler vardır. Azizlerin ve Havarilerin iki taraflarında kitabeler görülür. Bir manastır kilisesi olup XI. ve XIII. yüzyıl lara tarihlenmektedir. Ala Kilise (Belisırma) Köyün kuzeyinde ve vadinin doğu yamacında kayaya oyulmuş bir kilisedir. Hıristiyanlığın serbest bir hale gelmesinden sonra yapılmıştır. Cephesinin üst kısmında Havarilerin ve azizlerin resimleri yer almaktadır. Doğum, Anastasis, Kudüs'e Giriş, Mısır, Meryem'in Takdis Edilmesi gibi tasvirler yer almaktadır. Karagedik Kilisesi (Belisırma) Dik kayaya yaslanmış otlarla örtülü bir tepe üzerinde kurulmuştur. XI. yüzyıl Bizans üslubunda yapılmış büyük bir kilise olup, Çanlı Kiliseyi andırmaktadır. Hanlar Alayhanı Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde Alayhan köyü sınırları içerisindedir. Hanın ön ve avlu kısmı yıkılmıştır. II. Kılıçarslan döneminde Uçbeyi olan Pervane Bey tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Öresin Han Aksaray-Nevşehir karayolunun 22 km.sinde, Selçuklulardan kalma bir handır. Orta kubbesi ve kapısı yıkılmıştır. Pencereleri mazgal şeklindedir. Altışar kemerli gözleri vardır. Sultan Hanı 1228-1229 Yıllarında Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Selçuklu devrinin mimari taş işçiliği ve süsleme sanatları bakımından şaheser bir örnektir. Ticari ve askeri açıdan önemli olan Konya-Aksaray yolunun emniyetini sağlamak için kurulmuştur. Yazlık, kışlık, mescid ve ahır bölümlerinden oluşan klasik Selçuklu hanları tipindedir. Ağzıkara Han Aksaray-Nevşehir karayolunun 15.km'sinde bulunan han, Osmanlı kaynaklarında Hoca Mesud Hanı olarak geçmektedir. Yapımı 1231 tarihinde Alaaddin Keykubat döneminde başlanmış, 1239 'da Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde tamamlanmıştır. Hamamı, imareti, yazlık ve kışlık bölümleri ile tam teşekküllüdür. Hanın kapısı Selçuklu taş süsleme sanatının tüm özelliklerini gösterir. Kaplıcalar Ziga Kaplıcaları Aksaray’da termal turizm denilince Ziga Kaplıcaları akla gelir. Aksaray’a 35 km. mesafede Ihlara yolu üzerindedir. Başta romatizma hastalıkları olmak üzere ****bolizma bozuklukları, sindirim sistemi hastalıkları, deri hastalıkları, göz hastalıkları ve kadın hastalıkları ile nevralji, nefrit ve kırık çıkık vakalarına iyi gelmektedir. Paşa Hamamı Osmanlı devri eserlerindendir ve şehir merkezinde Zinciriye Medresesi yanındadır. II. Abdülhamit Seraskeri Hacı Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kadın ve erkek kısımları vardır. Dört kubbelidir. Hamam ildeki taştan yapılmış tipik ve tek Osmanlı eseridir. Kuş Gözlem Alanı Eşmekaya Sazlığı Kuş Alanı ve Tuz Gölü Kuş Alanı Aksaray ili sınırları içinde bulunmaktadır. Konya Kapalı Havzası Sportif Etkinlikler Dağ-Doğa Yürüyüşü Hasandağı dağcılık ve kış sporları yapmaya elverişlidir. Halen yerli ve yabancı dağcı gruplarının rağbet ettiği Hasandağı'nda. Klimatizm, orman içi dinlenme alanı ve yaylacılık ile dağ bisikleti, atlı tur gezintileri ve doğa yürüyüşü yapılmaktadır. Olta Balıkçılığı Mamasun, Hirfanlı ve Kültepe baraj göllerinde tatlı su levreğiyle aynalı sazan balıkları yetiştirilmektedir. Yine çok sayıda bulunan göletlerde levrek, sazan, alabalık ve yayın balığı yetiştirilmektedir. Melendiz dağlarından doğan ve Tuz Gölüne boşalan Uluırmak'ta çok sayıda mercan balığı bulunmaktadır. Mamasun Baraj Gölünde yetiştirilen tatlı su ıstakozu (kerevit) yurt dışına ihraç edilmektedir. |
Aksaray Köprüleri
Aksaray’ın idari sınırları içinde Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular devirlerine kadar bir çok köprünün bulunduğunu kalıntılardan anlamaktayız. Bu köprüler eskiden yollar terk edildikten sonra, yakın köylerin taş ocağı haline gelmiş, taşları köylüler tarafından sökülerek çeşitli yerlerde kullanılmıştır. Aksaray içinden geçen uluırmak üzerinde başlıca dört köprü bulunmaktadır. 1-Kalanlar Köprüsü: Dört gözlü köprünün Selçuklu eseri olduğu tahmin ediliyor. 36 m. uzunluğundadır. Sultan II. Abdülhamid’in Seraskeri Hacı Ali Paşa köprüyü onartmış ve ayaklarını takviye etmiştir. Bu köprü ile beraber Başköprü ve Debbağlar köprüsünü de takviye ettirmiştir. 2-Başköprü: Bu köprü Uluırmak üzerindeki ikinci köprüdür. Üç gözlüdür. Kitabesi yoktur. Evliya Çelebi Seyahatnamede Sultan Alaaddin zamanında yapıldığını kaydetmektedir. İbrahim Hakkı Konyalı ise, Sultan II.Kılıçarslan tarafından yatırıldığını kaydetmektedir. 3-Nakkaş Köprüsü: Nakkaş ve Meydan mahallelerini Dere mahallesine bağlar. Üç gözü vardır. Kitabesi mevcut olmayıp, Selçuklu dönemine ait olduğu bilinmektedir. 4-Debbağlar Köprüsü: Selçuklu dönemi eseridir. Kitabesi yoktur. Debbağlar mahallesinde olduğundan bu adla anılmaktadır. Hacı Ali Paşa tarafından payandalarla takviye ettirilmiştir |
Aksaray Eğri Minare
Selçuklu devri eserlerindendir. 1221-1236 yıllarında yapılmıştır. Eser kırmız tuğladan yapıldığı için, kızıl minare diye anılmaktadır. 27 derece eğri olduğu için Eğri Minare denilmektedir.Dört köşe bir kaidenin üzerine silindirik bir gövde oturtulmuştur. Gövde ince bir silme ile iki kıs- ma bölünmüştür. Gövdenin alt kısmı zikzak, üstkısmı mavi, yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır.Bir şerefesi ve 92 basamağı vardır. YanındakiCamii sonradan yapılmıştır. |
Aksaray İslam Eserleri
İSLAM ESERLERİ 1-Ulu Cami(Karamanoğlu Cami) (Merkez) 2-Eğri Minare (Merkez) 3-Tapduk Emre Türbesi (Tapduk Emre Köyü) 4-Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Türbesi (Merkez) 5-Kılıçarslan Türbesi (Merkez) 6-Yunus Emre Türbesi (Ortaköy İlçesi Reşadiye Köyü) 7-Kaya Cami (Güzelyurt İlçesi) 8-Selime Sultan Türbesi (Selime Kasabası) 1.ULU CAMİ (KARAMANOĞLU CAMİİ )(Merkez) Yığma bir tepe üzerinde bulunan caminin kitabesinde,1408-1409 yıllarında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından Mimar Mehmet Firuz Bey’e yaptırıldığı yazılıdır. Anadolu Selçuklu Beyliklerinin tipik süslemeleri ile bezenmiş batı portali ile iç mekana ve doğu kale duvarlarına girilen,diğer yanda sağlam payandalarla desteklenen cami,yatık dikdörtgen bir plana sahiptir. Mehmet Bey’ in oğlu İbrahim Bey zamanında 1482-1483’de büyük tamiratlar görmüştür. Bugünkü minaresi 1925’te yapılmıştır. 2.EĞRİ MİNARE (KIZIL MİNARE) (MERKEZ) Selçuklu dönemine ait olup,1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır. Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde,ince bir silme ile iki kısma bölünmüş,alt kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır |
Aksaray Yerel Mimari Özellikler
Aksaray, ilk çağlardan beri önemli bir yerleşim merkezi olma özelliğini sürdürmektedir. Kapadokya bölgesinin en belirgin özelliklerinden birini teşkil eden yeraltı yerleşim örneklerine burada da çok sık rastlanmaktadır. Henüz bunların büyük bir bölümü ziyarete açık olmamakla birlikte, ziyarete açık olanlar ilgi çekmekte ve yörenin turizmine ayrı bir canlılık kazandırmaktadır. Yine bölgeye has kaya oyma yerleşim yerleri ile kaya oyma kiliseler çok sık görülmektedir. Sadece Ihlara Vadisi içerisinde binin üzerinde kaya oyma yerleşim yeri ve kilise mevcuttur. Çoğunluğu Hristiyanlığın ilk dönemlerinden kalma ve fresklerle bezeli kiliseler yerli ve yabancı yüzbinlerce ziyaretçiyi adeta büyülemektedir. Yeraltı ve kaya oyma yerleşim yerleri ve kiliselerin yanı sıra, yine Hristiyanlığın ilk dönemlerinden (5. yy) kalma, ilimiz geneline dağılmış çok sayıda kilise ve manastır yerel mimari açısından çok büyük öneme haizdir. Freskleri yer, yer parçalanmış olmasına rağmen bu eserler döneminin özelliklerini en iyi şekilde günümüze yansıtmaktadır. Eskiden beri anayolların kesiştiği, stratejik bir konumda bulunması Aksaray’ı Selçuklu ve Karamanoğulları eserleri yönünden de zenginleştirmiştir. Uluırmak üzerinde bulunan iki ve üç gözlü köprüler, hanlar, kervansaraylar ve hamamlar o devrin özelliklerini gösteren, o döneme ışık tutan değerli hazinelerdir. Camii, minare ve minberlerde görülen taş oyma sanatının inceliği, çinilerdeki renk ve desen uyumu ve bezemelerdeki karakteristik dönemin mimari özelliklerini günümüze taşıyan öğelerdir. Kesme taştan, geniş avlulu, balkonlu, yüksek ve ferah olarak yapılmış olan eski Aksaray evleri, yazları serin ve kışları da sıcak olması nedeniyle oldukça sıhhatli yapılardır. Genellikle tek katlı ve en çok iki katlı olarak yapılmışlardır. Bu yapılar geniş bir salonda çok sayıda odaya açılan kapılar ve arka bahçe kapısı ile ön cephelerdeki taş oyma sanatının zerafeti ile yakın geçmişimizin mimari özelliklerini taşımaktadır. |
Aksaray Türküleri
Saffet Efendi, Sıra Sıra Kazanlar, Karabiber Aş Olmaz, Ceyran, Derviş Hanım Bakmazmısın Postuna, Turna, Kazım, Eşmekayanın Kavakları, Aksaray Sürmelisi, Elif Kızın Obaları, İstanbul Yolları, Osman Abim Evde mi, Tombul Bilekli Gelin, Oy Niye Yandim Niye ve Güvercinim Sütbeyaz. Bunlardan düğünlerde en çok söylenenleri şunlardır: KESİK ÇAYIR: (Ahmet GÜRSES) Kesik çayır biçilir mi, sular soğuk içilir mi? Bana yardan geç diyorlar, yar tatlıdır geçilir mi? (Burada oynayanlar bir uzun hava söylerler) Sabahtan uğradım ben bir güzele. Güzel ağlatmadı, güldürdü beni, Ay gelin, sürmelim. (Bundan sonra oynak bir hava söylenir) Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı Elinizden, elinizden kurtulaydım dilinizden. Yeşil başlı ördek olsam sular içmem gölünüzden aman. (tekrar uzun hava) Ben güzelden vefa ummazdım, aman ummazdım. Ak gerdan üstüne kondurdu beni. Ay gelin sürmelim. Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı. EŞMEKAYANIN KAVAKLARI: (Ahmet GÜRSES) Eşmekayanın kavakları gölgeli Yel vurdukça denizleri dalgalı Bugün efelerin başı gavgalı Beyleri, beyleri eşmekaya beyleri Beyleri gördükçe a canım, şaşırıyorum dilleri Eşmekayadan çıktı bir buhur deve Ağzında dikeni yer geve geve Kız Allah’ın seversen, gel bizim eve Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri Eşmekaya dedikleri bir küçük avlı Avlının içinde kır atım bağlı Kurşunu yedimde ciğerim dağlı Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri Eşmekayanın bülbülleri ötüyor, İki testi almış suya gidiyor, Kaşı ile gözü gel gel ediyor, Beyleri, beyleri Eşmekayanın beyleri. |
SIRA SIRA KAZANLAR: (Ahmet GÜRSES)
Sıra sıra kazanlar gelin, gelin, Kara yazı yazanlar amman, Kara yazı yazanlar amman, Cennet yüzü görmesin gelin, gelin, Aramızı bozanlar amman, Aramızı bozanlar amman, A benim nazlı yarim amman Çorbası tuzlu yarim vay, vay. Çık daldan kiraz deşir gelin, gelin, Dibinde gayfe pişir amman, Dibinde gayfe pişir amman, Her gayfeyi içtikçe gelin, gelin, Beni aklına düşür amman, A benim hacı yarim amman, Beni aklına düşür amman, Başımın tacı yarim vay, vay, Bir taş attım alıca gelin, gelin, Bir kuş vurdum delice amman, Yenile bir yar sevdim gelin, gelin, Gözleri sürmelice amman. Gözleri sürmelice amman. A benim nazlı yarim amman, Çorbası tuzlu yarim vay, vay. |
KALDIR DUMANINI GÖSTER YÜZÜNÜ: (Taşpınarlı Aşık Mahmut)
Kaldır dumanını, göster yüzünü, Var mı koyağında kar, Hasandağı, Karlı, buzlu sulardan içeyim, Yüreğim yaralı duy, Hasandağı, Hasandağı diye namın duyulur, Eteğinde mor koyunlar yayılır, Gün dönünce güzellerin dağılır, Kanayan yaramı sar Hasandağı. Hoş yaratmış cemalini yaradan, Çatılmış kaşların hilal, karadan, Suyun taksim olur Helvedereden, Akıyor damarın göl, Hasandağı. SÜPÜRGESİ YONCADAN: (Ahmet GÜRSES) Süpürgesi yoncadan, süpürgesi yoncadan, Gayet beli inceden, aman gayet beli inceden, Ben seni sakınırım, ben seni sakınırım, Yerdeki karıncadan, aman yerdeki karıncadan, Hanım şaşır beni, Aşka düşürdü beni, Aşk adamı ağlatır, Dert adamı söyletir. ELİF KIZIN OBALARI: (Ahmet GÜRSES) Elif kızın obasını gezmeli Galem alıp kaşın, gözün yazmalı Annı top kekilli, burnu yazmalı Elif derler bir güzele yangınım Dinga da dinga da dinga bak Esme hey bad-ı sabah hey Bad-ı sabah eserse Seyranımda buradan geçerse Kabağıda boynuma takarım hey Hovardayı gözden çıkarırım aman Senin gibi yosmayı hey Haydi pazarlarda satarım hey Elifin mendiline mestine Selam verir yarenine dostuna hey Bende kurban olam dostuna hey Uyan koç Elifim tacın göründü Dinga da dinga da dinga bak Esme hey bad-ı sabah hey Bad-ı sabah eserse Seyranımda buradan geçerse Kabağıda boynuma takarım hey. |
AKSARAY’IN KAPILARI: (Asaf GÜVEN)
Aksaray’ın kapıları sürgülü Siyah saçı sırma ile örgülü Haticem de genç yaşında vergili Alırım Haticem koymam orada. Aksaray’ın kapıları çatallı Kırk gün oldu yardan ayrı yatalı Kız ben seni sevip alıp kaçalı Alırım aslanım koymam orada. KAPILARI GATIRAN: (Aşık Molla) Kapıları gatıran Fatma beni batıran Fatma değil anası Beni mahpus yatıran Aman, aman hopla gel Al fistanı topla gel Kapıları kalındır Kardeşleri zalımdır Zalım olsa ne yapar Fatma benim malımdır Aman, aman hopla gel Al fistanı topla gel İSTANBUL YOLUNDA (Ahmet GÜRSES) Dalma beyim dalma çaylar derindir Yolunda bekleyen taze gelindir Size verdi ise Mevlam kerimdir Aman, aman, aman, aman, İstanbul yolunda kuş katar, katar Eşinden ayrılmış bir keklik öter Bu ayrılık bize ölümden beter Aman, aman, aman, aman, İstanbul yoluna uzak dediler Zülüfü gerdana tuzak dediler Aman, aman, aman, aman, İstanbul yoluna diktim gözümü Bir yiğit yoluna verdim özümü Aman, aman, aman, aman. OSMAN ABİM EVDEMİ: (Mehmet AKÇA) Damdan dama atlan yar Osmana yandım Püskülleri sarkan yar bir tanem Püskülleri sarkan yar bir tanem El eyledim gelmedi Omana yandım Horozlardan korkan yar bir danem Horozlardan korkan yar bir danem Osman abim evdemi, evdemi Üç odalı yerdemi, yerdemi Ak kadifeli yerdemi, evdemi? Terliğimin tepesi Osmana yandım Gül kokuyor nefesi, bir danem Gül kokuyor nefesi bir danem Osman abim evdemi,evdemi, üç odalı yerdemi. ARABAMIN DİNGİLİ: (Aşık Molla) Arabamın dingili Nenni yarim nenni Nerde buldun dengini Nenni yarim nenni Gidin sölen o yare Nenni yarim nenni Gamlasın yarim nenni Nenni yarim nenni Gökte uçan teyyare Nenni yarim nenni Varın söylen o yare Nenni yarim nenni Benden ona fayda yok Nenni yarim nenni Bulsun başına çare Nenni yarim nenni DUVAR ÜSTÜNDE DUVAR: (Asaf GÜVEN) Duvar üstüne duvar Aman ne var, sevdiğim ne var? Oturmuşta ağlıyor Aman asker olmadık kim var? Konma bülbül konma dalım boş değil Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil Yılan aklı karalı Aman sinem goygun yaralı Sorsam söylermi bana Aman acep aslı nereli Konma bülbül konma dalım boş değil Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil Güfteleri yukarıda yazılı olanlar dışında kalan diğer Aksaray Türküleri de şunlardır: Kara biber, Şerif hanım Ahmet Gürses’e Allılar ve Tombul Bilekli Gelin Aşık Molla’ya Oy niye Yandım niye ve Güvercinim Süt Beyaz ise Emel Demiryürek’e aittir. |
Aksaray Sarıyahşi ilçesi
Sarıyahşi ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Şereflikoçhisar adlı eserinde Sarıyahşinin XIII. yy. ortaları ile XIV. yy. başlarında kurulduğunu söylemektedir. Oymaklar önce şu an Kırşehir sınırları içindeki“Rumkuş” adlı mevkiden Sarıyahşi yaylasına yerleşmişlerdir. Sonrada bugünkü ilçenin bulunduğu yere yerleşerek burada Sarıyahşi köyünü kurmuşlardır. Sarıyahşi yedi örenin ortasına kurulmuştur. Taşlı Ören mevkiinde Grekçe yazılı bir mezar taşı bulunmuştur. Kurtuluş mahallesinde Selçuklu Caminin tamiri esnasında cami önünde mermerden yapılı bir aslan başı ve genelde kiliselerde kullanılan uzun mermerler mevcuttur. Ancak bunlar sökülüp ***ürülmüştür. Sarıyahşi ‘nin nüfusu; 8.280’dir. Halkın geçim kaynağı büyük ölçüde tarıma, birazda hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri : Buğday, Arpa, Nohut, Şekerpancarı’ dır. Sebzeler Domates, Biber, Salatalık, Patlıcan, Fasulye’dır. Hayvancılıkta ise küçük baş hayvan olarak koyun, birazda Hirfanlı Barajı gölü kıyılarında balık avcılığı yapılmaktadır. |
Aksaray Güzelyurt ilçesi
Günümüzde “Yüksek Kilise” olarak bilinen “ANALİPSİS TEPESİ” ve civarında çok miktarda işlenmiş obsidiyen (volkanik cam) dan işlenmiş taş baltaları ve seramik parçalara rastlanması, bölge de “Kalkolitik Çağı” İnsanının burada yaşadığını göstermektedir. M.Ö. 2000’den itibaren bölgede Hititler’in yaşadığını Güzelyurt içerisinde, Sivrihisar yolu üzerinde bulunan “Kulaklı Tepe”de iki kale kalıntısı ve “Analipsis Tepesi”’indeki kilisenin üzerinde oturduğu duvarlardan anlıyoruz. Yine Mamasun baraj gölü çevresinde Hitit yazıtları ve kabartmaları vardır. Güzelyurt’un da içinde bulunduğu bölge M.Ö. VI. yy. da Pers İmparatorluğuna katılmıştır. Bu dönemde zaten var olan Feodal sistem daha da gelişmiş, köle satışı hızlanmış, bir yandan da bölgede Pers Ateşgedeleri görülmeye başlanmıştır. Persler, Kapadokya insanını kültürel ve dini açıdan öylesine etkilemiştir ki, Büyük İskender’ in bölgeyi işgalinde, İskendere boyun eğmeyerek Pers soylularından birini kral kabul ettiler. M.Ö. 332 yılında Kapadokya krallığını kurdular. Bu dönemde halk siyasi olaylarda da daima Persleri desteklemişlerdir. Hititler’in çok tanrılı dinlerinden sonra, bu yıllarda ateşe tapmayı ve Tanrıya inanışı birleştiren “İpsistaryo dini” ortaya çıktı. Bu din, büyük toprak faaliyetleri arasında rağbet gördü .M.Ö. 17. yy. da bölge Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı. Fakat kral gücündeki dini liderlerin (rahipler) yönetimi M.S. 2. yy.’ a kadar azalarak da olsa devam etmiştir. Bu sıralarda köle durumunda bulunan halk arasında St. Paul’un bölgeye getirdiği Hıristiyanlık hızla yayılmaya başladı. Hıristiyanlık ilk yıllarda büyük tepki gördü. İmparatorluk tarafından resmi din olarak kabul edilinceye kadar bu dine inananlar, öncelikle Güzelyurt ve çevresi, Ihlara Vadisi, Peristrema Vadisi, Soğanlı gibi yerlerde saklanmışlardır. Zaman içinde Hıristiyanlık bu bölgede de Pagan dini ve Pers kökenli geleneklerden etkilenerek yeni bir anlayışa dönüştü. Zaten tarihin başlangıcından beri çok değişik Kültür ve dinlerin geçişine sahne olan bölgede bu durum kaçınılmazdı. Güzelyurt’lu Gregorius Teologos ve Kayserili Basilus, birlikte ortaya koydukları fikirlerle zaman içinde ortodoks mezhebinin kurucuları durumuna gelmişler, buna bağlı olarak da ilk manastır hayatı Güzelyurt’ta başlamıştır. İmparator Teodosius tarafından Güzelyurt’ta 385 yılında Gregorius Teologos adına bir de kilise yaptırılmıştır. Oğul Gregorius, 329 yılında “Arianzos” adı verilen çiftlikte doğmuştur. VIII. ve IX. yy. larda Müslüman Araplar Bizans üzerine yaptıkları akınlar sırasında torosları, Kilikya geçidinden aşarak Melendiz ovasına iniyorlardı. Arap yol haritalarında Güzelyurt (Qualuari) Melendiz ovasında bir istasyon olarak gösterilir. Romanın din üzerindeki baskısı, İkonoklast akım’ın başlamasına sebep olmuştur. Bu dönemde Aziz Gregorios’un ortaya koymuş olduğu dini sistem o kadar kuvvetlidir ki, bölge bu hareketten yara almadan kurtulmuş ve İkonoklast akım’a karşı olan Hıristiyan din adamlarına sığınak olmuştur. XII. yy. da Anadolu’ya hakim olan Selçuklular, toprağı işlemeyiiyi bilen Rumlar’ın göçünü önlemek için bazı imtiyazlar tanıdılar. Böylece Hıristiyan ve Müslüman halk bir arada yaşamaya başladılar. Belisırma’da bulunan St. Georges (Kırk Damaltı) Kilisesi buna iyi bir örnektir. Burada bulunan Fresk’de, bölgenin o dönemdeki beylerbeyi olan Basil Güyakupos, Türk kıyafetleri içinde resmedilmiş ve freskin kitabesinde Sultan II. Mesut için “çok yüksek ve çok asil bir sultan” olarak söz edilmektedir. 1470 yılında Osmanlı hakimiyetine giren Güzelyurt, bir müddet için Eratna ve Karaman beyliklerinin de toprağı olmuş, yine bu sıralarda Moğol akınlarına uğramıştır. Osmanlı döneminde, Güzelyurt’taki hristiyan nüfus, Lozan antlaşmasına kadar, daima Selçuklular döneminde buraya yerleştirilen müslüman nüfustan fazla olmuştur. 1815 yılında yapılmış bir nüfus sayımında hristiyanların oturduğu 300 hane ve 100’den fazla kilise olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık, Müslümanlara ait üç cami vardır. Bu haliyle Güzelyurt, çok eskiden beri gelmekte olan ve kültürel geleneklerini sürdüren bir Rum köyüdür. XIX. yy.’da hristiyanlar, Selçuklu döneminde daha önce bir takım ayrıcalıklara sahip olmaları ve Osmanlı zamanında kapitülasyonlardan yararlanmaları, ayrıca askere gitmemeleri sebebiyle ekonomik üstünlüğü ellerinde bulunduruyorlardı. Güzelyurt’taki Rumlar’ın büyük çoğunluğu arazinin verimsiz olması sebebiyle büyük şehirlerde iş yapmışlar ve çok zengin olmuşlardır. Bu gelirlerin memlekete aktarılması neticesinde, önemli bir dini merkez olan Güzelyurt bölge ticaretini elinde tutar hale gelmiştir. 1924 Mübadelesinden kısa bir süre önce, kilise Osmanlı Devletinden aldığı özel izinle para bastırdı. Kilisenin kontrolü ve garantisi altında 1 kuruş, ve 10 para olarak tedavüle çıkan bu paranın üzerinde Aziz Gregorius’un resmi bulunuyor; Rumların yanısıra Türkler de kullanıyorlardı. Mübadele ile Yunanistan’a giren Rumlar, Kavala yakınlarında “Nea Kalvari” adıyla yeni bir köy kurmuşlar ve Güzelyurt’taki kilisenin aynısını oraya inşa ederek, buradan ***ürdükleri kutsal eşyaların teşhir edildiği bir müze kurmuşlardır. Bugün, göç edenler ve hala hayatta kalanlarla onların çocuk ve torunları Güzelyurt’u ziyarete gelmekte ve bir bayram havasıyla karşılanmaktadır. Rumların göç etmesiyle birlikte Yunanistan’dan gelen Türk göçmenlerde Rumlardan kalan evlere yerleştirilmiştir. Güzelyurt ve civarı günümüzde çok iyi tanınan Kapadokya bölgesinin tüm özelliklerini üzerinde toplar. Manastır Vadisi, iki taraflı yüksek kayaların arasında olan su ve söğüt ağaçları, ayrıca pek çok kiliseler Ihlara Vadisi Analipsis tepesi civarındaki “Peri bacaları,Göreme, Zelve gibi Kapadokya bölgesi yüzey şekillerine iyi bir örnektir. Jeolojik açıdan volkanik bir yapıya sahip olan Güzelyurt’da pek çok mesire yeri olabilecek olan ve güzel görüntülü yerler mevcuttur. İnşaa edilen gölet yöreye ayrı bir güzellik vermiştir. Hasandağı eteklerinde kurulmuş bulunan Güzelyurt, klimatizm yönünden önemlidir. Deniz seviyesinden 1485 m. yüksekliktedir. Burada tam bir yayla havası hüküm sürer. Bu haliyle bölge, ileride yapılacak kış turizmi için bir konaklama merkezi de olabilecek niteliktedir. İklim şartları Güzelyurt’ta pek çok değişik bitkinin gelişmesi için iyi bir ortam sağlar. İlkbaharla birlikte başlayan renk cümbüşü Ağustos ayına kadar devam eder. Sonbaharda ise ilçe kavaklık ve söğütlüklerin yanı sıra çeşitli meyve ağaçları ve üzüm bağlarının sararması ile bambaşka bir renge bürünür. |
Aksaray Gülağaç ilçesi
Gülağaç İlçesinin Cumhuriyet tarihinden öncesi tarihinin araştırılması için, ayrıntılı bir tarih çalışması yapılmamış olmakla birlikte, bu güne kadar elde edilen tarihi ve arkeolojik bilgiler ışığında, çok azda olsa, bazı gelişmeler kaydedilebilmiştir. İlçemize bağlı Gülpınar kasabası, Demirci kasabası ve Saratlı kasabası civarında bulunan tarihi kalıntılar, İlçemizin tarihinin Milattan öncesine kadar uzandığını göstermektedir. Aksaray civarı Osmanlının son zamanında, Niğde Vilayet sancağına bağlı iken 1920 yılında tekrar müstakil sancak olmuştur. 1924 yılında vilayetler kurulurken de adı Aksaray vilayeti olarak değişen ilimiz,1933 yılında vilayetlikten alınarak Niğde iline bağlı bir ilçe haline getirilince, İlçemiz Gülağaç’da bu ilçeye bağlı bir köy durumunda idi 1957 yılında kasaba olan, İlçemizin o zamanki adı AĞAÇLI kasabasıdır. İlimiz Aksaray 15/06/1989 tarih ve 3578 sayılı yasa ile İl statüsüne kavuşunca Ağaçlı kasabası da aynı tarihte ilçe olan Güzelyurt’a bağlanmıştır. İlçemiz Gülağaç 09/05/1990 tarih ve 3644 sayılı yasa ile merkezi Ağaçlı kasabası adı Gülağaç olarak değiştirilerek İlçe statüsüne kavuşmuştur. Başlangıçta İlçemize bağlı 3 kasaba ve 8 köy bulunmakta iken 1996 yılında Niğde ilinden ayrılıp İlçemize bağlanan Sofular ve Bekarlar Kasabaları ile Kasaba sayısı 5‘e çıkmıştır. |
Aksaray Eskil ilçesi
Eski kaynaklarda daha ziyade Eski İl olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer bugün Gavuröreni olarak bilinen ve İlçenin daha kuzeyinde, Tuz Gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu Selçuklu Hakimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil’ in Karaman Vilayetine bağlı Esb-Keşan Kazalar grubuna merkezlik yaptığı İstanbul Başvekalet arşivi İl Yazıcı defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil’ de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır. Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma Tiyatro kalıntıları bugünde mevcuttur. Bağdat yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına Bayramdüğün mevkisinde de rastlanılmaktadır. Eskil Merkezinde Selçuklular zamanından kalma Ulu Camii mevcuttur. Selçuklular zamanında Eskil’ in Karaman Vilayetine bağlı Esb-Keşan kazalar grubuna merkezlik yaptığı, İstanbul Başvekalet Arşivi İl Yazıcı Defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil’ de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır. Eskil 1929 yılında belde statüsüne kavuşmuştur. Aynı tarihte Eskil Belediyesi kurulmuştur. 1989 yılına kadar Karakol, Taşkapu ve Taşkesik mahalleleri mevcutken bu tarihte mahalle sayısı 11’e yükseltilip, Merkez (5 Yayla), Karşıyaka (2 Yayla), Cumhuriyet (9 Yayla),Mimar Sinan (3 Yayla), Fatih (11 Yayla), Mithatpaşa (7 Yayla), Zafer (5 Yayla), Fevzi Çakmak (7 Yayla), Yıldırım (10 Yayla), Hürriyet (8 Yayla), İstiklal (10 Yayla) şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlçeye bağlı Eşmekaya Belediyesi 1971 yılında kurulmuştur. Cami-i Kebir ( 4 Yayla), Yenimahalle (4 Yayla), Kayacık (3 Yayla), Yeşilyurt (6 Yayla) olmak üzere 4 mahalleden oluşmaktadır. |
Aksaray Ağaçören ilçesi
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 15869'dir. Bunun 4983'si ilçe merkezinde, 10886'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır. Köyleri: Camili, Abdiuşağı, Abalı, Afşar, Ahırlı, Çatalçeşme, Dadılar, Demircili, Göllü, Göynük, Güzelgöz, Hacıahmetlidavutlu, Hacıismailli, Hüsrevköy, Kaşıçalık, Kederli, Kılıçlı, Kırımini, Kütüklü, Kurtini, Oymaağaç, Sarıağıl, Sarıhasanlı, Sofular, Yağmurhüyüğü, Yenice, Yenişabanlı |
Aksaray'ın Gölleri
Aksaray'da Türkiye'nin Büyük gölü olan Tuzgölü'nden (400 km.) başka göl yoktur. Göl çevresi bataklıklarla çevrili olup, bataklık dışında kalan arazi çoraklaşmıştır. Gölün en derin yeri 1 metreyi geçmez. Deniz seviyesinden yüksekliği 899 m dir |
Aksaray'ın Su Kaynakları
Aksaray ve çevresinde iki tip su kaynağına rastlanır. Kuzey ve doğu bölümünde çok sayıda fay ve vadi kaynakları yer alır. Bunlar Hasandağının kuzeyindeki vadilerde, melendiz dağlarının batı yamaçları ile eteklerini teşkil eden bölgelerdedir. Bu kırık kaynaklardan çıkan sular önce gölleri oluştururlar. Göller birleşerek Uluırmağın kaynağını teşkil ederler. Hasandağı çevresindeki kaynaklar genellikle vadi kaynaklarıdır. Tuz Gölü ve Konya Ovası bölümünde yer alan kaynaklar ise, daha çok artezyen kuyuları şeklindedir. Obruk platosunun kuzeyindeki Eskil ve Yenikent Yöresinde ise büngüldek tipi kaynaklar birleşerek geniş bataklıklar oluştururlar. |
Aksaray'ın Bitki Örtüsü
Aksaray'ın iklimine bağlı olarak tabii bitki örtüsü, ilkbaharda yeşeren çayırlar, gelincik, papatya, keven ve diğer vs. otlarla, yaprakları dikensi bir görünüme sahip, yarı kurakçıl bitkilerdir. Yazları sıcak ve kurak iklim yapısı hakim olduğundan ilkbaharda yeşeren otlar, sonbaharda kurur ve arazi bozkır yapısını alır. Hasandağı ve Ekecik Dağları üzerinde meşe koruluklarına rastlanır. Ayrıca bölgede palamut, alıç, kızılcık, kavak, söğüt, yabani armut ve meyve ağaçları yanında keven ve deve dikeni çok sık rastlanan bitki türleridir |
Aksaray Jeolojik Yapı
İkinci zamanın uzun süren durgunluk dönemini takip eden üçüncü zaman, birçok orojenik, volkanik hareketlerin olduğu dünyanın fiziki ve biyolojik görünümünün bugüne süratle yaklaştığı zamandır. Bu zamanda Alp-Himalaya sistemine giren genç dağlar oluşurken, Türkiye'de bu hareketlerden etkilenerek kuzeyde Karadeniz Dağları oluşmuş, İç Anadolu fazla etkilenmemiş ve sadece bazı kıvrımlar ve volkanik hareketler meydana gelmiştir. Aksaray, İç Anadolu Bölgesinin güney doğusunda, orta Kızılırmak platosunun devamını teşkil eden ve tersiyerde oluşmuş kalkerli volkan tüflerinin meydana getirdiği arazi ile Tuz gölü havzasının devamı olan ova üzerine kurulmuştur. Güneyde ve doğuda tersiyerde oluşmuş volkanik arazi geniş yer tutar. Volkanik dağların en önemlileri Hasandağı ile Melendiz dağlarıdır. İl merkezinin kuruluş alanı ise, orta Kızılırmak platosunun Tuz Gölü havzasından ayrıldığı fay basamağının güneyidir. Bu fay basamağı Melendiz dağlarından gelen ve Tuz Gölüne ulaşan Uluırmağın biriktirdiği alüvyonlarla, doğusunu çevreleyen platolardan taşınan alüvyonların birikinti ovası üzerinde kurulur |
COĞRAFYA
Aksaray, kuzeyden Kırşehir, doğudan Nevşehir, güney doğudan Niğde, kuzey batıdan Ankara ve batı ve güneyden Konya illeri ile çevrilidir. Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölünün güneydoğusunda yer alan Aksaray ilinin yeryüzü şekillerini, Hasan Dağı, Melendiz Dağları ve Ekecik Dağı gibi eski volkanik dağlar ile bu dağlardan püsküren lavların meydana getirdiği platolar ve ovalar oluşturmaktadır. Aksaray İlinde İç Anadolu iklimi olan karasal iklim özellikleri görülmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve genellikle karlı geçmektedir. |
TARİHÇE
Kapadokya Bölgesi içinde yer alan Aksaray ili M.Ö. 8.binden itibaren iskan edilmiştir. Aşıklı Höyük, Akeramik Neolitik Döneme ait Anadolu'daki ilk köy yerleşimlerinden birisidir.Tarihi süreç içerisinde Aksaray çeşitli medeniyetlere beşiklik yapmıştır. M.Ö. 3000-2000 yılları arasında Asur Ticaret Kolonileri Devrinde en önemli ticaret merkezlerinden birisi kent merkezi yakınlarındaki Acemhöyük'tür. İlde daha sonra Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri yaşanmıştır. M.S. I. yüzyılda havari Aziz Paul ve müridleri tarafından Anadolu'da yayılmaya başlayan Hıristiyanlık çok tanrılı Roma taraftarlarının büyük tepkisine neden olduğundan, ilk Hıristiyanlar korunmak amacıyla bu yöreye gelmişlerdir. 1142 yılında Selçuklu egemenliğine giren, 1923 yılında il olan Aksaray, 1933 yılında Niğde iline bağlı ilçe, 1989 yılında ise tekrar il olmuştur |
NE YENİR?
Aksaray’da hububat üretiminin geniş bir alana yayılmış olması ile bundan yapılan yiyecekler, hayvancılığın gelişmiş olması dolayısı ile yemek kültürüne yansımış, bamya çorbası, çörek, şepe, erişte, kuskus, mayalı, dolma mantı, soğanlama, çiğleme,sarığıburma, höşmerim bilinen yöresel yemeklerdir. Helvadere kasabasının da alabalıkları lezzetleriyle ünlüdür. Aksaray'dan Yemek Tarifleri Bamya Çorbası Malzemeler: 250 gr. bamya, 200 gr. et, 1 adet soğan, 1 domates, 1 yemek kaşığı salça, 1 limon Hazırlanışı: Bamya sıcak suda 15 dakika kaynatılarak, limon tuzlu su ile haşlanır. Tencere içine yağ ile bir adet soğan ve et ilave edilerek soğan kızarıncaya kadar pişirilir. Rendelenmiş domates ile bir kaşık salça ilave edilerek yemek kaynamaya bırakılır, limon ilave edilir. Hazırlanan bamya yemeğe ilave edilerek servis yapılır. Çiğleme Malzemeler: 500 gr. un, 2 bardak su, 250 gr. taze kaymak tuz Hazırlanışı: Hazırlanan un ile su hamur haline getirilir. 15 dakika dinlenen hamur merdane ile küçük yuvarlak şeklinde açılır. Arasında bir tatlı kaşığı kaymak ilave edilip kapatılır. Teflon tavada kısık ateşte çevrilerek pişirilir. Tekrar üzerine kaymak ilave edilerek servis yapılır. NE ALINIR? Türk halı dokumacılığının bugün Anadolu’da devam ettirildiği yerlerden birisi de Aksaray Taşpınar’dır. Taşpınar halılarının günümüze değin koruduğu özelliklerden bir tanesi atkı, çözgü ve düğüm iplerinin tamamen yün olmasıdır. İplerin renklendirilmesinde ise genelde doğal boya kullanılmaktadır. Taşpınar halıları taban, kelle, çift somya, minder, namazlık, yastık, heybe ve eğerlik örtüsü adı verilen çeşitlerde dokunmuştur. Son yıllarda en çok yastık ve yen halısı denilen çift halı dokunmaktadır. YAPMADAN DÖNME Ihlara Vadisi, Güzelyurt'u gezmeden, Eğri Minareyi görmeden, Helvadere de Alabalık - Ihlara Vadisinde Saç tavayı tatmadan, Taşpınar Halısı almadan, Ihlara Festivali ve Güzelyurt'ta 15 - 30 Ağustos ta düzenlenen Eski ve Yeni Gelveri Festivalini (Yörede yaşayan Yunanlıların Yöreyi ziyaretleri nedeniyle düzenlenmektedir.) izlemeden, ....Dönmeyin. |
AKSARAY İLE İLGİLİ LİNKLER
|
Bu güzel ilimizi bize tanıttığın için teşekkür ederim...
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:29 . |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist