..:: BİLGİ VADİSİ ::..

..:: BİLGİ VADİSİ ::.. (http://www.bilgivadisi.biz/index.php)
-   İç Anadolu Bölgesi (http://www.bilgivadisi.biz/forumdisplay.php?f=317)
-   -   Yozgat Tanıtım Videosu ve tarihi (http://www.bilgivadisi.biz/showthread.php?t=7324)

draculu45 26.04.09 18:33

Yozgat Tanıtım Videosu ve tarihi
 
YOZGAT TANITIM VİDEOSU


draculu45 26.04.09 18:33

YOZGAT

66 YOZGAT ( Kod : 354 )
Vali Amir ÇİÇEK
Valilik 212 10 10
İl Emn. Md. 212 10 75
İl Jn. Kom. 212 10 42
Bld. Bşk. 212 10 13
İlçe Sayısı 13
Belediye Sayısı 65
Köy Sayısı 575
Yüzölçümü 14.123
Nüfusu 682.919

draculu45 26.04.09 18:34




draculu45 26.04.09 18:34

GENEL BİLGİLER

Yozgat, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat, Anadolu Halk Edebiyatının zengin ürünlerini barındırmaktadır

draculu45 26.04.09 18:35

İLÇELER

Yozgat ilinin ilçeleri; Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri, Saraykent, Sarıkaya, Sorgun, Şefaatli, Yenifakılı ve Yerköy'dür.

Akdağmadeni: Yozgat'ın doğusunda yer alır. Akdağmadeni ve köylerinde yer alan tarihi eserler arasında 13. yüzyılın ilk yarısında yaptırılan Behramşah Kalesi, 15. yüzyıla tarihlenen Ali Çelebi Türbesi ve Mahmut Çelebi Türbesi ile kesme taştan yapılan bir kilise vardır.

Çayıralan: Yozgat'ın güneydoğusunda yer alır. Çayıralan'da yer alan tarihi eserler arasında, 1855'e tarihlenen Çerkez Bey Türbesi ve hemen yanında bulunan, 1152 yılında yaptırıldığı tespit edilen Kubbeli Cami ile Çokradan Köyü Cami vardır.

Sarıkaya: Sarıkaya ilçesi Yozgat'ın güneydoğusunda yer alır. Şifalı kaplıcaları ile tanınan bu ilçede Roma sitili yapılara, büyük taşlarla örülü duvar kalıntılarına sık sık rastlanmaktadır.

Saraykent: Saraykent ilçesi Yozgat'ın doğusunda yer almaktadır. İlçe merkezine 1 km. mesafede bulunan sıcak su kaplıcası şifa arayanlara hizmet vermektedir. İlçede çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bu mağaraların Bizans dönemine ait olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, 1221 yılında Valide Sultan Mahperi Hatun tarafından yaptırılan, Çinçinli Sultan Hanı ilçe merkezinin 16 km. kuzeyinde yer almaktadır.

Sorgun: Sorgun Yozgat'ın doğusunda bulunmaktadır. İlçe sıcak su kaynakları bakımından zengindir. Ayrıca, Sorgun'da Salih Paşa tarafından 1813 tarihinde yaptırılan Salih Paşa Camii bulunmaktadır.

Yerköy: Yerköy ilçesi Yozgat'ın batısında yer alır. Saray Köyünde bulunan Saray Köyü Çapanoğlu Camii 1765' de Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

draculu45 26.04.09 18:35

NASIL GİDİLİR?

İlin karayolu ve demiryolu ulaşımı mevcuttur. En yakın havalimanı 220 km mesafedeki Ankara ve Kayseri Havalimanlarıdır.

Karayolu: İlin karayolu ile diğer illere bağlantısı vardır. Kent merkezinde yer alan terminale ulaşım, şehir içi minibüsleriyle sağlanmaktadır.

Otogar Tel: (+90-354) 2125808

Demiryolu: Ankara-Kayseri ve Doğu Anadolu bölgesine bağlantıyı sağlayan demiryolu Yozgat'tan geçmektedir. Yerköy, Şefaatli ve Yeni Fakılı İlçelerinde Tren istasyonu bulunmaktadır. Gar istasyonları İlçe merkezlerindedir.

Yerköy Gar İstasyonu , Tel: (+90-354) 516 26 64
Şefaatli İstasyonu, Tel: (+90-354) 564 11 72
Yenifakılı İstasyonu, Tel+90-354) 612 10 18

draculu45 26.04.09 18:35

Boğazlıyan

--------------------------------------------------------------------------------

Rakım : 1050 m
Yüzölçümü : 2129 km2
Nüfus : 63 615 (1997)

Konumu: ilçe; İI topraklarının güneyinde yer almaktadır. Kuzeyde; Sarıkaya, kuzeybatıda; şe faatli ve merkez ilçe, batıda; Yenifakılı, güneybatıda; Nevşehir ve güneyde ise; Kayseri ve Felahiye ile komşudur.

Fiziki Coğrafyası: İlçe, yer şekilleri bakımın dan hafif dalgalı düzlüklerin geniş yer kapladığı bir alandır. Dağlık arazi, ilçenin kenarlarında olup, kuzeyde Akdağ Karababa dağlarının deva mı sayılan Yazır Dağı (1683), güneydoğuda; Keklicek (1 369 m) ve Akdağlar'ın uzantısı durumun daki çal Dağı (1750) en önemli yükseltilerini oluşturmaktadır... Huriye, Eğri, Sırçalı, Danakıran, Kayseri sınırındaki Kurşunlu ve Nohutlu tepeleri ilçenin diğer engebeleridir. İlçenin kuzeybatısın da, geniş bir düzlük olan Boğazlıyan Ovası bulun maktadır. Çevredeki tepelerden inen dere ve çaylar, ovanın alüvyonlarla örtülmesine yol aç mıştır. Ayrıca, vadi tabanlarında irili ufaklı küçük düzlükler de yeralmıştır.

İlçenin en önemli akarsuyu; Delice Irmağının kaynaklarından birisi olan Boğazlıyan çayı' (Kozan Özü) dır. Arsuz Özü, Kışla Deresi ve Yoğunhi sar Deresi'nin birleşmesinden oluşan akarsu, da ha sonra; Kanak çayı'nın önemli kollarından olan Karacaali Özü, ilçenin diğer akarsularıdır. İlçe sınırları içerisinde yer alan, Uzunlu ve Fehimli barajları, sulama amaçlı büyük göletlerdir. Ayrıca, Güren, Ömerli ve Yenipazar göletleri de, tarım arazilerinin sulanması için yapılmış olan önemli çalışmalardandır. Boğazlıyan'da, karasal iklim hakim olup, yazları, sıcak ve kurak, kışları; soğuk ve kar yağışlıdır. İiçe, ova kenarında kurulduğu için her yönden rüzgarın etkisine açıktır. Sert rüzgarlar; özellikle, kış mevsiminde sıcaklığın daha çok düşmesi ne yol açmaktadır. flçe, Yozgat iti genelinde en az yağış alan yer olduğu için, yaygın doğal bitki ör tüsü, bozkırlardır. İlçe sınırları içerisnde orman örtüsü yoktur ve da~lar çıplaktır. Ancak, dere ve çay kenarlarında ticari amaçla yetiştirilmiş söğüt ve kavak toplulukları yer almaktadır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: 1997 yılı genel nüfus tespitine göre 63 615 kişi yaşamaktadır. Bunun 27 279'u, ilçe merkezinde, 36 336'sı ise, köylerde bulunmaktadır. Halkın başlıca geçim kaynağı; tarım ve hay vancılıktır. Uzunlu Barajı'ndan gelen sularla sula nan verimli Boğazlıyan Ovası önemli bir tarım alanıdır. Burda; tahıl, patates, fasulye, yeşil mer cimek, nohut, ayçiçeği; ayrıca, bir şeker fabrika sının pancar ihtiyacını karşılayabilecek oranda, şekerpancarı üretimi yapılmaktadır. Geniş mer'alarda büyük koyun sürüleri beslenmekte dir. Büyükbaş hayvanlarda sun'i tohumlama yoluyla yapılan ıslah çalışmalarında iyi sonuçlar alınmıgtır. İlçede, yapağı, yağ ve peynir üretimi çoktur. Hayvancılığın gelişimine paralel olarak, yem fabrikaları kurulmustur

draculu45 26.04.09 18:36

Kadışehri

--------------------------------------------------------------------------------

Rakım : 950 m
Yüzölçümü : 578 km2
Nüfus : 24 218 (1997)

Konumu: ilçe, il topraklarının kuzeydoğusun da yer almaktadır. Doğuda; Tokat Artova, Sivas Yıldızeli, güneyde; Akdağmadeni ve Saraykent, batıda; çekerek, kuzeyde ise, Tokat, Zile ilçeleri ile Cevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: Arazinin kısmen dağlık olan ilçeyi, kuzeyde; Deveci Dağları, doğuda Yılman Tepesi ve batıda; Öndede Tepesi çevrelemektedir. Güneyde doğu arazi yapısı dalgalı bir görün tü almaktadır. İlçe merkezinden geçen Küçü köz'ün dıgında önemli bir akarsuyu bulunmamaktadır. İklimi karasal olup, yağış rejimi bakımından Karadenizardı ikliminin özelliğini tasımaktadır. Sıcak ve kurak olan yaz mevsimi yüksek yaylalarda serin geçmektedir. Kışları ise, soğuk ve yağışlıdır. Yıllık yağış miktarı 570 mm ilçede yağışın büyük bir bölümü ilkbahar, sonbahar ve yaz başlangıcında (Haziran) düşmektedir. Yaygın bitki örtüsü bozkırlardır. çoğu yerde çıplak olan dağlar, ilçe merkezinin çevresinde meşe ormanlarıyla kaplıdır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçede; 1997 yılı genel nüfus tespitine göre 24 218 kisi yaşamaktadır. Bunun; 6 722'si, ilçe merkezinde, 17 496'sı da, köylerde bulunmaktadır. Ekonomisinin temeli tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; şekerpancarı, fasulye, nohut, ayçiçeği, patates, buğday, merci mek, soğan ve lahanadır. Bunların yanısıra, elma, armut, kiraz, visne, dut, şeftali, ceviz ve üzüm de yetiştirilmektedir. Yaylalarda büyükbaş hayvan, koyun, özellikle de kılkeçisi beslenmektedir.

draculu45 26.04.09 18:36

Yozgat Sürmelisi

--------------------------------------------------------------------------------

Yozgat şehri 1760 yılı başlarında Bozok Yaylasının, etrafı ormanlarla çevrili içerisinde binbir çeşit kuşun ötüştüğü bir sahada kurulurken; Yozgat halkı o zaman yarı göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancılıkla uğraşır, hayatlarını bu yoldan sağlarlardı. Bozok yaylasında otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adında bir Türkmen Yörüğü otlatırdı. Halk tarafından sevilen bu yanık sesli halk ozanı elinde kavalı, sırtında sazı Yozgat'tan Akdağmadeni'ne uzanan ormanların içinde sürüsünün içinde dolaşırdı. Bazen bir çamın dibine rastlanır. Sazının tellerini konuşturur bazen bir derenin kenarında kavalını çalar, aşık olduğu gönlünün sevgilisini düşünürdü.O sevgili ki güzelliği Bozok yayla'sına yayılmış, ahu gözlü, sürmeli kaşlı, ay yüzlü bir dilberdi. Babası bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdı. Sürmeli Bey, ailesini salarak, babasından sevdiğini istetir, mağrur adam, kızını bir çobana vermeye yanaşmaz. Araya beyler, ağalar girer ama boşuna, bir türlü gönlü olmaz kızın babasının ve iki sevgili birleşemezler.

Üzüntüsünden sürüsünü bırakan Sürmeli Bey alır sazını eline beşçamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Aşkını, yanık türküleriyle dağlara ağaçlara anlatır. Küser otağına, obasına ve Akdağlar'a kadar uzanan çamların arkasında onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalına üflediği, işli sazına söylettiği nameler kalır geriye. O gün bu gündür dillerde yankılanır Sürmeli Bey'in türküleri.

SÜRMELİ KIZIN ÖYKÜSÜ

Sürmeli Yozgat'ta yaşanmış Türk Halk Edebiyatının en güzel örneklerinden birisidir. Yozgat Sürmelilerinin ortaya çıkışı 19. yy. sonlarında İkinci Cihan Harbinin sona erdiği dönemdir. Hepsi 96 beyittir. Sürmeli güzel gözlü sevgiliye bir hitaptır. Eskiden genç kızlar dışarıya çıkarken gözlerine sürme çekerlerdi ve gözleri daha alımlı olurdu. Bol feracelerinin içinde sadece gözleri görünürdü kızların. Yozgat Sürmelileri yaşanmış öykülerin getirdiği birer sevda, hatta karasevda türküleridir. Bu bir anlık sürmeli gözlere bakış, yüreklerde büyük aşklara kara sevdalara başlanmış olur kor düşen yürekler sessiz sessiz yanar, ateşini genişletir ve ağızlardan sürmelinin sözleri olarak dökülür. Söylenen sözlerde acı vardır, hasret vardır, gurbet vardır. Sürmelileri dinlerken bu kadar duygulanmamızın sebebi bu sürmeli öykülerinde yakaladığımız duyguların kendimizde de bir yeri, bir acısının olmasındandır. Kısaca kendi aşklarımızı, hasretimizi buluruz Yozgat Sürmelilerinde.

Sürmeli Beyin en tanınmış türküsü ;

Of ooof !
Yozgat seni delik delik anam delerim
Kalbur olur toprağını anam elerim
Vay vay anam sürmelim
Eğer sürmelini yitirirsen anam
Koyun olur peşin sıra melerim
Vay vay anam sürmelim
Of oof ! Çamlığın ardında bir yuva yaptım
Yuvamın içinde sürü otlattım
Ben sürmelimi gurbete attım
Vay vay anam sürmelim

Yozgat’ı en iyi anlatan “Türkü Yozgat Sürmelisi”dir.
Sürmeli Türküsünden bir dörtlük şöyledir.

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var

Derlenmiş Yozgat Türkülerinin sayısı bir hayli çok olduğu gibi henüz derlenmemiş türküleri de mevcuttur. Birçok türkünün efsaneleri de bulunmaktadır. Sürmeli, Ziya Türküsü, Musa Bey Türküsü, Celal Oğlan Türküsü, Hastane Önünde İncir Ağacı, Şakir Efendi, Turnalar, Yeşil Ayna, Hacı Bey türküsü ... Hikayesi bulunan belli başlı türkülerimizdir. Notaya alınmış ve TRT repartuarına girmiş türkülerin sayısı çoktur. Yozgat türkülerini derlemiş birçok derleyicinin yanısıra Muzaffer SARISÖZEN ile Nida TÜFEKÇİ'yi özellikle anmak gerekir

draculu45 26.04.09 18:36

Çayıralan

--------------------------------------------------------------------------------

Rakım : 1 500 m
Yüzölçümü : 1 445 km2
Nüfus : 25 958 (1997)

Konumu: İlçe; İI topraklarının güney doğusundadır. Doğuda; Sivas Gemerek, güneyde; Kayseri Sarıoğlan Felahiye, batıda; Çandır, kuzeyde; Akdağmadeni ve Sarıkaya ilçeleriyle çevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: İlçe arazisi genellikle dağlıktır. Doğuda Akdağlar, batıda Gevencik Dağı, kuzeybatıda ise, Beydağı yer almaktadır. Vadilerle parçalanmış olan engebeli arazi, yer yer dalgalı düzlükler görünümüne kavuşmaktadır. İlçede tanınmış büyük bir akarsu yoktur. Ancak, çok sayıda küçük dere ve öz bulunmaktadır. çayıralan Özü, en önemli akarsuyudur. Beypınarı ve Kayapınarı sularının birleşiminden oluşan Karacal Özü, Aşağıtekke Deresi, Külekçi suyu ve Dere Ke mal ise, çayıralan Özü'nün önemli kollarını oluş turmaktadır. Doğal göllerin bulunmadığı ilçede, Yahyasaray ve İğdecik barajlarının göletleri, hem tarım alanlarının, sulanmasında kullanılmakta, hem de çevreye bir görüntü kazandırmaktadır. İklimin karasal olduğu ilçede, yazlar; sıcak ve kurak, kışlar ise, soğuk ve kar yağışlı geçmekte dir. Akdağlar ilçeyi sert rüzgarlara karşı koru maktadır. Hakim bitki örtüsü bozkırlardan oluş muştur. Yağışların daha çok olduğu dağlık alan larda ise; çam, meşe ve ladin türlerinden oluşan ormanlar yer almaktadır (% 43.76). Çayıralan, Yozgat il'i genelinde Ormanların en yoğun oldu ğu ilçelerden birisidir. Vadi tabalarındada söğüt ve kavak toplulukları yer almaktadır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçenin nüfu su, 25 958 olup, 15 501'i köylerde, 10 457'si ise, il çe merkezinde yasamaktadır. Halkın başlıca geçim kaynakları; tarım, hayvancılık ve orman işçiliğidir. İlçede, akarsu boylarında ve düzlüklerde tarım yapılmakta olup; buğday, arpa, mercimek, nohut, sulanabilen yerler de ise, bunlara ek olarak şekerpancarı, fasulye ve patates gibi ürünler yetiştirilmektedir. İlçede, mer'aların geniş yer kaplaması havyancılığın da önemli bir gelir kaynağı olmasını sağlamıştır. Ayrıca, son yıllarda, besi hayvancılığına da önem verilmiş olup, merinos koyun ve üstün ırk sığır yetiştirilmektedir. İlçede; yün ve kendir dokumacılığı önem kazanmıştır. Arıcılık potansiyeli de çoktur

draculu45 26.04.09 18:37

Kültür ve Turizm
Yozgat yöresi bu güne kadar yapılan araştırmalara göre bir çok uygarlığı misafir etmiş eski bir yerleşim yeridir. Alişar höyüğü, Büyüknefes harabeleri, Kerkenes harabeleri, Mercimektepe ve Çengeltepe'de yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında Hititler, Frigler, Medler, Persler, Roma ve Bizans imparatorluklarının bu bölgede hüküm sürdükleri tespit edilmiştir. Bölge Hititlerden günümüze kadar çok önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bilhassa kuzey-güney ve doğu-batı yolları üzerinde bulunması, kültürün yayılması açısından önemini bir kat daha artırmıştır. Osmanlılar zamanında Sivas-Ankara yolu ile Kayseri-Sivas ticaret yolları bölgenin çevre yolu ile olduğu kadar doğu ve batı kültürleriyle ilişkisini de sağlamıştır.

Kültürü bir anlamda "Ulusların Yaşam Biçimi" olarak tanımlayacak olursak, yukarıda sayılan çeşitli uygarlıkların Yozgat'a katkılarını göz ardı edemeyiz. Tarihi kalıntıları, medrese ve camileri, köprüleri, konakları, sarayları, hamamları, edebiyatı, türküleri, manileri, yemekleri ve tabii güzellikleri ile bir kültür kenti olan Yozgat bütün bu güzelliklerini ülkemize ve dünyaya tanıtacak birikime sahiptir.

Anadolu halk edebiyatının bütün türlerindeki zengin yaratmalar Yozgat yöresine ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bölgeye mahsus deyimler, halk hikayeleri ve türküleri önemli bir yere sahiptir. Bu ağıt ve türkülerin en başta geleni ise Yozgat Sürmelisidir. Yöre insanının duygularına tercüman olan "Sürmeli" her yıl Haziran ayı ortalarında, içerisinde bir çok etkinliğin bulunduğu bir festival olarak kutlanmaktadır. Yozgat türkülerinde hasret, sevda ve hepsinden daha çok yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgatı en iyi anlatan türkü Yozgat Sürmelisi'dir. Sürmeli türküsünden bir dörtlük şöyledir:

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez, del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var

Yozgat halk oyunları bakımından da oldukça zengindir. 15 kadın, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır.

Kadın Oyunları:
Çümbüş, davul zurna, tef, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanmaktadır. Kadın oyunlarından bazıları şunlardır;
Burçak tarlası, kunduralım, narinlim, feyli turnam, dariney dariney, leblebici, loli, keçeçi baba, vıy vıy karanfil.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; üç etek, entari, şalvar, çorap, önlük, çarık ve bel boncuğu.

Erkek Oyunları:
Yozgat ağırlaması, poppili, yerli gelin, cemo, çekirge, aynalı, kamalı ve sinsindir.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; göynek, delme yelek, potur, çorap, çarık, şal kuşak ve yağlık

draculu45 26.04.09 18:37

Sarıkaya

--------------------------------------------------------------------------------

Rakım : 1 170 m
Yüzölçümü : 976 Km2
Nüfus : 39 342 (1997)

Konumu: İlçe, il topraklarının güneydoğuya yakın orta kesimlerinde yeralmaktadır. Doğuda; Çayıralan, güneydoğuda; Çandır, güney ve güneybatıda; Boğazlıyan, batıda; Sorgun, Kuzeyde ise, Akdağmadeni ve Saraykent'le komşudur.

Fiziki Coğrafyası: Genellikle dalgalı düzlüklerin geniş yer tuttuğu ilçede önemli yükseklikler de bulunmaktadır. İlçenin batısında Yazır Dağı (1683), doğusunda Sıçanlı ve Tilki dağları, kuzeyinde çomak Dağı güney ve güneydoğusunda ise Beştepeler bulunmaktadır. Sorgun Özü ile Boğazlıyan Ovası arasındaki araziler de, ilçenin en önemli düzlüklerini oluşturmaktadır. Delice Irmağı'nın önemli kaynaklarından birisi olan Kanak çayı ilçenin başlıca akarsuyudur. İç Anadolu'nun tipik kara iklimi görülmekte olup, yazlar; sıcak ve kurak, kışlar; soğuk sert ve kar yağışlı geçmektedir. Yağıgların çoğu ilk ve son bahar mevsimlerinde düşmektedir. Yarı kurak ik limden dolayı yaygın bitki örtüsü bozkırlardır. Akdağmadeni ve çayıralan sınırına yakın olan yerlerde mese, çam ve yabani fındık türlerinden oluşan ormanlar yer almaktadır. Ayrıca, akarsu kenarlarındaki söğütve kavaktopluluklarıda ilçe ye yeşil bir görüntü vermektedir.

Beşeri ve Ekonomik Cografyası: 1997 genel nüfus tespitine göre ilçenin toplam nüfusu 39 342 olup, bunun; 14 802'si ilçe merkezinde, 24 540'ı da köylerde yaşamaktadır. İlçe, yurtiçi ve dışına çok sayıda göç vermiştir. Yaz mevsiminde, göç edenlerle, kaplıca turizmi için gelenler, ilçenin nüfusunu iki katına çıkarmaktadır. ilçenin en önemli gelir kaynakları arasında tarım ve hayvancılık gelmektedir. tarım alanlarının sulanmasında ilçeden geçen Kanak çayı'nın yanı sıra Koçcağız, Yukarısarıkaya Baraklı ve Akbenli çiftliği göletlerinden yararlanılmaktadır. Bu göletlerle genişleyen sulu tarım alanlarında şeker pancarı, patates; çeşitli meyve sebze üretimi yapılmaktadır.(Kuru tarım alanlarında ise buğday, arpa, mercimek ve nohut en çok yetiştirilen ürünlerdir. ilçede, besi hayvancılığı oldukça gelişmiş ve buna bağlı olarak; yonca, korunga, fiğ vb. yem bitkilerinin üretimi artmıştır. Kümes hayvancılığı ve arıcılığın yaygın oldugu ilçede süt, et yumurta, tiftik ve bal üretimi istenilen düzeydedir

draculu45 26.04.09 18:37

YOZGAT Antik Kentler

--------------------------------------------------------------------------------

Antik Kentler

Kerkenes Harabeleri
Sorgun ilçesine yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunan Şahmuratlı Köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenes Harabeleri Şahmuratlı Köyüne 5 kilometre mesafededir. Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Med'ler Kerkenes Dağı üzerinde Heredot tarihinde Piterya adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Şehrin surları halen geniş bir alanı kaplamakta ve gözle görülebilmektedir. Yine Heredot'a göre Med'ler ile Lidya'lılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşlar burada olmuştur. Halen antik şehrin bilimsel kazı ve yüzeysel araştırmaları Dr. Geoffrey Summers başkanlığında bir ekip tarafından yürütülmektedir.

Büyüknefes (Tavium)
Büyüknefes Yozgat-Haydarbeyli yolu üzerindedir. En geç Orta Tunç Çağında, Büyük Kale ve Küçük Kale aralarındaki bölgeyi kapsayan büyük bir merkez mevcuttur. Tavium Asur ticaret kolonilerinden (Karum) ile özdeşlenebilir. Kentte tespit edilen kalıntılar kentin demir çağında yoğun bir yerleşim alanı olduğunu göstermiştir. Daha sonraları Helenistik, Galat, Erken Bizans ve Geç Bizans dönemlerine rastlamaktadır. Erken Bizans döneminde kent en büyük boyutlarına ulaşırken, terk edilmesi Geç Bizans dönemine rastlamaktadır. Büyüknefes köyünde bulunan Tavium antik kenti ile ilgili bilgilerin gün ışığına çıkabilmesi için Prof. Karl Strobel başkanlığında bir ekip tarafından bilimsel çalışmalara devam edilmektedir.

Çeşka Yer Altı Şehri
Yozgat ili Merkez ilçesi Kirazlı mevkiinde yer alan bu yer altı şehrinin güney, kuzey ve batı yönünden olmak üzere üç ayrı giriş kapısı bulunmaktadır. Ancak bu giriş kapıları günümüzde dolmuş olarak bulunmaktadır. Kuzeydeki küçük giriş kapısından alçak ve dar bir galeri ile bir odaya ve odadan yine galeri ile etrafında odalar bulunan bir salona girilmektedir. Salona açılan diğer galerinin dolmuş olduğu görülmektedir.

Alişar Höyüğü
Yozgat'ın 45 kilometre güneydoğusunda, Yozgat-Sarıkaya karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bu höyük 1927 yılında Alman Wonder Osten tarafından kazılmış ve kazılar 1935 yılına kadar sürdürülmüştür. Burada yapılan kazılarda kalkolitik döneme ait küplere gömülmüş iskeletler, pişmiş topraktan çanak çömlekler, mühürlere, taş ve kemik üzerine iyi işlenmiş insan ve hayvan figürleri bulunmuştur

draculu45 26.04.09 18:37

Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi
ATATÜRK’ÜN YOZGATA İLK GELİŞLERİ (15 Ekim 1924)

Atatürk'ün 29 Ağustosta 1924 te Afyon’dan başlattığı Sonbahar Yurt Gezisi, Marmara'dan Karadeniz bölgesine, buradan Doğu Anadolu’ya uzanmıştı. Atatürk, Kayseri, Yozgat, Kırşehir’den sonra Ankara'ya dönüyordu. 15 Ekim 1924 yağmurlu bir gündü. Atatürk o gün Kayseri'den Yozgat’a geçecekti. Yozgat Valisi Aziz Bey, konukları almak üzere Kayseri'ye kadar gelmişti. Yağmur dinse mesele yoktu, hemen hareket edebilirlerdi. Ne var ki; yıllardır böyle bir yağmur görülmemişti. Bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Yozgat’a otomobillerle gidileceği için yollardan endişe edenler vardı. Aziz Bey: "Yozgat halkı büyük kurtarıcıyı bu gün bu gece aralarında görmezse gözüne uyku girmez. Hareket edelim." dedi. Öğleden sonra hareket ettiler Yol boyunca köylüler kurbanlarla bekliyorlardı. Toplulukları gördükçe arabasından inerek hatırlarını soruyor, dertlerini dinliyorlardı. Boğazlıyan ilçesinde kısa bir moladan ve Hükümet Binası balkonundan halkı selamladıktan sonra, yollarına devam edip, gece geç vakit Yozgat’a girdiler. Karşılama töreni yapılmaması istenildiği halde o gece yediden yetmişe çevre köylerden gelenlerle Yozgat ayaktaydı. Hem de yağmur altında.. Gündüz beklemişler, akşamdan sonra geleceğini öğrenince dağılmamışlardı. Herkesin elinde bir fener vardı. Meydana koca bir ateş yakmışlardı. Birkaç yüz atlı şehrin dışında Atatürk’ü karşılayacak, Hükümet Konağı önüne gelecekti. Öyle oldu. Bir ışık seli Yozgat’a aktı.

Atatürk, eşi Latife Hanım ve arkadaşları geceyi "Miralay Şerifbey Konağı”nda geçirdiler. Ertesi gün 16 Ekim 1924 sabahı Atatürk, doğruca beraberlerinde Yozgat Milletvekilleri olduğu halde, halkın alkışları ve "Çok yaşa Büyük Gazimiz" dilekleriyle yürüyerek Hükümet Konağına geldiler. Memur ve öğretmenleri kabul ederek, her birinden görevleri ve faaliyetleri hakkında bilgi ve izahat aldılar. Öğretmenlerle çeşitli ders programları hakkında görüş alışverişinde bulundular. İzahata göre, İlin 400 km ye varan yolları baştanbaşa tamire muhtaç bir haldedir. Yeniden 100 km yol yapılması gereklidir.

İl dâhilinde sükûn ve asayiş yerindedir. Vakıflara ait emlakin yenilenmesi ve onarımına teşebbüs edilmiştir. Göçmenlerin durumu nispeten iyidir. Koskoca Yozgat Hastanesinde doktor olarak bir operatör var. İlçelerin hiçbirinde doktor yoktu. Atatürk, yanındaki milletvekillerine dönerek: "İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki doktorları bütün milletin hayatı ve sağlığı ile ilgilendirmek çarelerini bulmalıyız. Bu böyle olmaz." dedi.

İlin idaresinde gösterdiği başarıdanve izahattan dolayı, Vali Aziz Beye teşekkür ettiler. Hükümet konağından ayrılışlarında öğrenciler tarafından, milli şiirler okunmuş ve buketler verilmişti.Belediye'ye gelişlerinde, halk veesnaf dernekleri tarafından samimi tezahürat yapılmış ve yüz kadar kurban kesilmiştir. Belediye'de, parti, şehrin ileri gelenleri, esnaf ve tüccar temsilcileriyle bir saatten fazla sohbette bulundular. Dile getirilenler memleket ihtiyacı idi. Herkes memleketin gelişmesi için, trenin Yozgat'tan geçirilmesini, tüccarlar iş Bankası'nın bir şubesinin açılmasını diliyorlardı. Gazi Hazretleri önleyici bir durum, fennen sakıncası yoksa arzularının yerine getirileceğini ve olmadığı takdirde, bir şube hattıyla bağlantı sağlanacağını vaat ettiler.Bu sırada Yozgatlı kadınlar, Latife Hanımla sıkı bir dostluk kurmuşlardı. Aralarında bir toplantı yaparak Latife Hanımı davet ettiler, bilişip görüştüler. Sonra da Latife Hanım'a: "Gazi Paşa bizim babamızdır. Kaç-göç tanımayız. Bizi O'na ***ür, ziyaret edeceğiz, elini öpeceğiz." Kadınların içtenlikle söyledikleri bu dileklerini Latife Hanım yerine getirdi. Halk gündüz davul ve zurna çalgılarıyla, gece de fener alayı düzenleyerek eğlenmişlerdi. Eğlenceleri izleyen Atatürk, 17 Ekim 1924 sabahı saat 8'de de Yozgat'tan ayrılarak Kırşehir'e hareket etmişlerdir.

draculu45 26.04.09 18:38

ATATÜRK’ÜN YOZGATA İKİNCİ GELİŞLERİ (3 Şubat 1934)

İtalya diktatörü Mussolini’ nin havaya kalkan elini azametli bir tehditle doğuya doğru uzatıp; "Bizim Deniz" diye haykırdığı, Antalya hülyasını aklından geçirdiğinde Atatürk, Anadolu' nun bağrından cevap vermek Üzere 01 Şubat 1934 günü gece yarısı yola çıkarlar. O sene kış o kadar şiddetlidir ki, yollardan otomobillerin değil kurtların bile geçmesi müşküldü.
Daha Ankara'dan ayrılışlarından 50 km. sonra tipi başlamış, Beynam köyünden itibaren yollarına kar altında devam etmek zorunda kalmışlardı.

Yolda döküle döküle, hatta Atatürk’ün arabası bile birkaç kere batağa saplanmak suretiyle ve bizzat kendisinin de itmeğe mecbur kalması şartıyla ilerliyorlar. İşte 16 saat süren bU' yorucu ve zor seyahatte, Yozgatlılar Çiçekdağ hududundaki Keklikali belinin karını nefesleriyle temizlemiş, derin bir sevinç içinde Ata’larını bekliyorlar.Resmi bir merasim yapılmayacağı tebliğ edilmesine rağmen halk hazırlanıyor, çok dar olan bir zaman içinde ne yapılması mümkünse başarmaya diniyordu.

Saatler geçtikçe şehirdeki halkın heyecanı genişliyordu. Nihayet 3 Şubat 1934 günü saat 5'de Yerköy'den hareket ettikleri müjdesi alınıyor.Milli kıyafet giyinmiş bir atlı grubu, Yerköy'de davul ve zurnalarla Atatürk'ü karşılamış, tezahürat içinde Yozgat'a hareket etmişti. Yol boyunca cirit oyunlarıyla Atatürk'e refakat etmekte idiler. Kar atların dizkapaklarını aşıyor ama kimse aldırış etmiyordu. Bu milli heyecana kapılan Ata’nın otomobilinden başını çıkararak kendilerini karşılayan Yozgatlılara şu övünç sözlerini söylemişlerdir:



Saat 16.20'de şehre giren eşsiz konuk coşkun bir alkış tufanı, yaşa, varol sesleri içerisinde, Lise'ye, Halkevine, Belediye ve kumandanlık dairesine gidip ordu mensuplarına iltifatta bulunuyorlar.Hükümet konağında soba başında yorgunluk kahvesini içen Atatürk, Belediyede yapılan toplantıda şehrin imarı konusundaki çalışmaları inceledi. Udi'nin başkanlığı altında bir "imar ve Kalkınma Komisyonu" kurulmasını, hazırlayacakları raporun kendisine gönderilmesi emrini verdi.Lise'de derslere girdi. Öğretmen ve öğrencilere tarih, konusunda sorular yöneltti. Cepheden tanıdığı Fizik Öğretmeni Vehbi Ulusoy'un dersinden memnun kalarak bir arzusu olup olmadığını sorduklarında Vehbi Bey'in milletvekilliği istemesi üzerine de "sizin muallim ve mürebbiliğnıiz değil milletvekilliği, cumhurbaşkanlığına da değiştirilemez. Çünkü siz nur dağıtıyorsunuz. Şayet maddi bit sıkıntınız varsa telafi olunur" özlü sözleriyle öğretmenlere verdikleri önemi vurgular.

Liseden ayrılışlarında bir öğrencinin aniden ortaya çıkıp fotoğraf çekmesi üzerine Atatürk’ün "niçin izinsiz çektin" sorusu karşısında öğrencinin de "Paşam, bu fırsat bir daha ne zaman elime geçecekti ki onu seremoniye feda edeyim" cevabı karşısında da memnun oldular. Vali Baran Beyin kızları Ayhan Baran Atatürk'ün Vali Konağına gelişleriyle ilgili anılarında, "işte o an, Gazi ağır ağır ve büyük bir vekar içerisinde konağın daracık merdivenlerinden çıkıyorlardı. Mini mini elim onun dünyalara hükmeden avuçları içinde bir kuş gibi çırpınmıştı. Küçük yaşıma rağmen, Gazi'nin altun renkli saçlarının asıl alnında uçuşunu, çelik mavisi keskin bakışlarını, gribl renkte kalın kış paltosunu, elindeki ayni renkte kalın kenarlı kasketini ve lacivert, bej gri karışımı jakarlı süveterini, aynı renkte gribl golf takımını hiç unutmamak üzere seçebilmiştim. Gazi Hazretleri gelişleriyle evimizde bir bahar havası estirmiş, kara kışın kapkaranlık bir gecesi de, güneşten daha parlak bir ışık kaynağı gibi aydınlatmıştı içimizi. Artık, saatler rüzgâr hızı ile geçiyor, neşe ve sevinç dolduruyordu her yeri. Bir ara, Gazi'nin Beybabama isim vereceği ve bizim de odada hazır bulunmamız gerektiği haberi verilmişti. Biz dört kardeş, Gazi'nin odasına girdiğimiz zaman, Gazi'yi ayakta konuşma yaparken gördük. Beybabam ayakta heyecandan sapsarı, titriyordu. O sırada, Gazi tarafından Beybabama verilen bir mektupla adı Bekir Sami iken, "BARAN" özadı olarak değiştirilmişti. Aradan yine dakikalar geçiyordu. O gece çok neşeli olan Gazi, anneme ilk defa samimi bir aile sofrasında bulunduğunu söylemiş, annem tarafından yapılan Çerkez Tavuğu, O'nun en çok sevdiği yemekler arasında imiş. Gazi, beni kendisine çekip iki elimden sımsıkı tutarak, ince ve tatlı bir sesle bana, "Beni sever misin" diye sordu. Kahverengi bakışlarım O'nun keskin, gözler kamaştıran mavi bakışları altında, "bütün sevgilerim sizin içindir" cevabını verirken başımı öne eğmiştim. Başımı kaldırdığım zaman Gazi’nin yanaklarından sızan gözyaşlarının birer pırlanta gibi parıldadığını gördüm. Dünyan’ ın en büyük insanı ağlıyor ve ben, bir Türk çocuğu dünyanın en büyük heyecanı ile sarsılıyordum. Annemle Beybabamın arasında oturan Gazi, titreyen elleri ile ellerimi Afet Hanımefendiye uzattı. O gece ablamın adı Afife iken, Bilge, Müfid'in adı Mete olarak değiştirilmişti.”

Vali konağında karşılayıcılar arasında bulunan öğretmen Süleyman Dereli’nin hafız olduğunu öğrenen Atatürk, Kur'an-ı Kerim'den bir sure okumasını ve tefsir etmesini ister. Hafız tefsir edemeyince de, Atatürk tefsiri hatasız olarak yaparlar. Okunan şiirini beğendiği, şair Hüzni’ yle de görüşmek isterse de, şair şehir dışında olduğundan görüşme imkânı olmaz.

O gece öğretmen Muhsin Gökay'ın başkanlığında verilen konser de Ata'nın çok hoşuna gitmişti. Bu hava içinde geçen sohbette, her şahsın kendi branşında konuşması Atatürk tarafından istenilince, Ruşen Eşref Bey, edebiyat tarihinden ve Fuzuli, Nedim ve divan edebiyatından konuştular. Yerine göre seçme şiirler okudular. Namık Kemal'in Vatan Kasidesi'ni okurlarken;

"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini" mısralarını Atatürk, Mecliste belirttikleri gibi;

"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini" şeklinde okuttular ki Mussolini 'ye iletilmek istenen mesaj hedefine ulaşmıştı.

Salonda sergilenen fotoğraflar içerisinde Foto Mümtaz Tiyanşan' ın arşivinden derlenen ve o güne kadar gündeme gelmemiş olan Sofya Ateşemilerliğinde çekilmiş olan Yeniçeri kıyafetli fotoğrafını Atatürk görünce çok mütehassıs olur ve öyküsünü anlatırlar.

draculu45 26.04.09 18:38

Yozgat'ta Atasözleri
At alırsan yazın,deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.
Tarla alırsan bozdan, avrat alırsan kızdan.
Martta yağmur yağmasa, nisanda yağsa dinmese, mayısta sıçan siğmese, Ekinim sulanır yaz olur, koyunum yayılır, yoz olur.
El sana daşınan (taş ile) sen ona aşınan var.
Erine göre bağla başın, horantana göre vur aşın. Şubatın arpası, martın körpesi.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.
Boşboğazın sigarası yanmaz.
Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.
Su içene yılan bile değmez.
Kara kazanın yanına varma, karası bulaşır.
Even it, gözsüz enikler.
Uzaktan davulun sesi, goygun gelir.
Abdalın eşeği kaçmış da keşkem de keşkem demiş.
Eşeğin canı yanarsa atı geçer.
Yal yiyen it, yüzünden belli olur.
Davar; kömünü itsiz, sahibini etsiz bırakmaz.
Ağır otur, batman ***ür.
Bağı gör, üzüm olsun, üzüm yemeye yüzün olsun.
Dek duranın devesi ölmez.
Devenin dişi, avradın yaşı sorulmaz.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.
El eli yur, el de yüzü.
İtin ürmiyenini kapıya koymazlar.
Sel gider, kum kalır.

draculu45 26.04.09 18:38

YOZGAT ve Efsaneler
Efsaneler

CAMİ TEMELİNİN SAĞLAM OLMASI:
Büyük Caminin temeli kazıldığında temelden su çıkar. Temele ardıç ağaçları çaprazlama atılarak temel duvarı örülür. Temel duvarının örülmesinden sonra caminin ustabaşı ortalıktan kaybolur, ve cami inşaatı devam etmez. Yedi yıl sonra ustabaşı gelir caminin inşaatına devam ederek camiyi tamamlar. Niçin kaybolduğu sorulunca: "Cami temelinin yerleşip yerleşmediğini ölçtük. Böylece camiyi sağlama aldık. Bu cami duvarı kolay kolay çatlamaz." der.

CUMADA HIZIR BULUNMASI:
Bir gün Büyük Cami inşaatına harç karan amelelerden birinin yanına ak sakallı ihtiyar bir adam gelir. Camiye emeğinin geçmesi için çalışan işçiden küreği alır, bir müddet harç kardıktan sonra küreği tekrar işçiye vermek ister. İşçi küreği geri almaz ve ihtiyara: "Ben senin kim olduğunu biliyorum. Her sabah namazında bu camide olacağına söz verirsen küreği alırım. Yoksa almıyorum." der. "Her sabah namazı için söz veremem ama, her kandil ve cuma namazlarında bu camide olacağıma söz veriyorum." diyen ihtiyarın elinden işçi küreği alır. Ak sakallı, fani görünüşlü Hızır oracıkta kaybolur. Halk Hızır Aleyhisselâm'ın her cuma ve kandil namazlarında Büyük Cami'de olduğuna inanmaktadır.

ÇAMLIK SÖYLENCESİ:

Yozgat'ın en ünlü dinlenme yeri Çamlıkla ilgili söylenceye göre; Çamlığa ilk fidanı Aslı'nın ardından diyar diyar dolaşan Kerem dikmiştir. Yolu Yozgat yöresine düşen Kerem Aslısını sormuş, bulamayınca Çamlığın bulunduğu kıraç yamaca bir fidan dikmiş; "Bu çamdan nice çamlar filizlenir, koruk olur, bizi söyler bizi fısıldar." deyip yollara düşmüştür. O gün bu gündür çamlık, hafif bir yelde sevda türküleri söyler, içli sevgi ezgileri fısıldar. Sevdalıların buluştuğu Çamlık için böyle bir efsane söylenir halk arasında.

GELİN KAYASI:
Yozgat Nohutlu Tepesinin arkasında bulunan cehrilik yakınlarında deveye binmiş geline benzeyen kayalar bulunmaktadır. Bu kayalara "Gelin Kayası" denir. Köyün birinden gelin alayı gelmektedir. Eşkıyalar gelin alayını çevirirler. Niyetleri kervandaki gelini alıp esir pazarında satmaktır. Gelin alayının erkekleri eşkıyalarla vuruşurlar ve hayatlarını kaybederler. Eşkıyalar gelini ve damadı yakalamak üzeredirler. Yakalanacaklarını anlayan gelin ve damat Allah'a dua ederler. "Allah'ım bizi bu eşkıyaların eline düşürme, bizi ya taş et, ya kuş et." Duaları kabul olunur. Güzel gelinle birlikte eşkıyalar, develer ve atlar oracıkta taş olurlar. Damat ise kuş olup gökyüzüne uçuverir. Güzel gelinin ağlarken gözünden döktüğü yaşlar sel olur ve orada kırmızı lalecikler bitmeye başlar. Zamanla bu laleler tüm tepeyi kaplar. Eğrice'de (Mayıs'ın ikinci haftasında) cehrilik laleleri kırmızı kırmızı açar ve beyaz güvercinler gökyüzünde süzülürler. Yozgatlı avcılar buradaki güvercinlere kesinlikle ateş etmezler.

KIZLAR KAYASI (Çekerek/Yozgat):
Çekerek'ten Zile'ye giderken Çekerek ırmağının yanında Cenevizler döneminde yapılmış yüksek ve sivri bir kayanın üzerinden ırmak yönüne doğru ve toprak altında yaklaşık iki yüz merdivenle inilen bir kaya vardır.Söylentiye göre; kayanın doğusundaki yüksek tepeye yerleşenler Irmaktan su almak için bu merdivenleri yapmışlardır. Bir Rum Beyinin hasta kızı için bu merdivenleri yaptırdığı da rivayet edilmektedir. Bir başka rivayete göre ise keşişin birinin güzel bir kızı varmış, iki genç, bu kızı isterlermiş. Keşişin işe kızını her iki gence de vermek gibi bir niyeti yokmuş. Gençlerden birine bu yüksek kayadan girilerek merdivenlerle Irmağın karşı tarafına geçilecek bir yol yapmasını; öteki gençten ise ırmağın üzerinden geçecek bir köprü inşaa etmesini ister. Kim önce bitirirse kızı ona verecektir. (Kızlar Kayasından 500 mt. aşağıda bu köprünün ayakları mevcuttur.) iki gençten biri köprüyü, diğeri merdivenli geçit tünelini yapar. Ancak birbirlerinden haberdar değildirler. Keşiş köprüyü yapan gence ötekinin daha önce bitirdiğini kızı ona vereceğini söyler. Bunu duyan genç kafasına külüngü vurarak kendini öldürür. Keşiş daha sonra kayayı oyan gence, kızı köprüyü önce bitirdiği için öteki gence verdiğini söyler. Bunun üzerine bu genç de kendisini yüksek kayalardan aşağı atarak öldürür.

draculu45 26.04.09 18:39

YOZGAT'TA KIŞ:
Kışa sormuşlar;
- Nerede bulunursun ?
- Erzurum'da
- Orda yok isen
- Sivas'a bakın
- Orada da yoksan ?
- Mutlaka Yozgat'ta olurum! demiş.

Şair Fenni de bir beytinde: "Haşa lamyezelsin karışılmaz işine Yozgat'ın bir ay yazı var, onu da kat kışına." der.

SARIKAYA KAPLICALARININ EFSANESİ (KRAL KIZI HAMAMI):

Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcalarının efsanesi halk arasında şöyle anlatılır: Kayseri'de oturan Roma Krallarından birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Kral kızını birçok hekimlere ***ürür, tedavisi için her şeyi yapar. Ama güzelliği dillere destan bu kızın derdine çare bulunamaz. Kızın hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte kız artık yürüyemez bir haldedir. Ayakları tutmamaktadır, dizleri küt olmuştur. Bugünkü adıyla kızın hastalığı romatizmadır. O günlerde Sarıkaya sazlık ve bataklıktır. Sıcak suyun olduğu yerde küçük bir gölet oluşmuştur, balçık halinde çamurlu bir hamamdır burası. Kral küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezsin diye gönderir. Artık ömrünün sayılı günlerini yaşayan zavallı kız avunmak için bu çamurlu gölet kenarında dolaşmakta, zaman zaman da arkadaşlarıyla çamurlara girmektedir. İşte gezmek ve avunmak için girdiği çamurlar ve sıcak su kıza iyi gelir. Bir müddet burada kalır, gün geç tikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar. Küt dizleri açılır yavaş yavaş adım atmaya, yürümeye başlar. Sonunda tamamen iyileşen güzel kızın buradaki sıcak sudan iyi olduğu anlaşılır. Bunun üzerine kızın babası kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafını kesme büyük taşlarla çevirttirir, önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Yetmiş bin nüfuslu bu şehrin adı "Öper" veya "Hoperi"dir. Şehrin ulaşımı ise Sarıkaya'nın Beştepeler mevkiinden geçen Yozgat ve Kayseri şoselerinden sağlanmaktadır. Bu büyük şehir bir deprem sonucu yok olmuştur, sadece hamamların olduğu yer kalmıştır.

KERKENES DAĞI EFSANESİ:
Melik Acem, Keykubat'ın oğlu Keykavus Acem toplumundandır. O zaman Türk islam Efrasyab yidinde bulunuyordu. Nahiyeyi sebah Yemen ve hatta M.ö. 4000 yıllarında yaşamış olan Süleyman (A.S.) yidinde bulunan şehirlerdir. Keykavus Süleyman Peygamberden çalışkan, yiğit insanlar istedik! "Benim yidimde bulunsunlar onlara şehir yaptıracağım" dedi. Süleyman (A.S.) da istediği insanlardan Keykavus'un emrine verdi. Rüstem Destan Subaşılık görevi yürütüyordu. Keykavus'un Siyaveş isminde bir oğlu oldu. Oğlunu Rüstem Destan'ın emrine verdi, iyi yetişmesi ve askerlik bilgisinin artırılması için onun yanında bulunmasını istedi. Keykavus şehir inşasına uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda 7 fersah (Fersah=5 KM.) o şehrin etrafına da 4 kat metin boru yaptılar, şehrin inşasını tamamladıktan sonra, insanlar gelip şehre yerleştiler, o şehrin ismini de Kerkenes koydular, insanlardan bu şehrin güvenliğini sağlamak için belli bir grup nöbetçi koydu. Ama deprem neticesinde Kerkenes viran oldu, insanlar şehrin yerle bir olmasını engelleyemediler. Bunun üzerine Keykavus güvenliği sağlamakta görevli bulunan nöbetçileri ve diğer ilgilileri öldürttü, şehir neticede viran oldu. Keykavus hayatta bulunan birlikleri ile Yemen'e vardı. Padişah ile birlikte savaşarak Keykavus ve taraftarları yenildi

draculu45 26.04.09 18:39

Yerköy
Rakım : 774 m.
Yüzölçümü : 1 242 Km2
Nüfus : 44 309 (1997)

Konumu: İI topraklarının batısında yeralan ilçenin, doğusunda; merkez ilçe güneydoğusun da; Şefaatli, güneybatısında; Kırşehir Çiçekdağı, batısında; Kırıkkale, kuzeyinde ise, Çorum Sungurlu yer almaktadır.

Fiziki Coğrağası: İlçede geniş düzlükler ve aşınmış tepeler yer şekillerinin genel hatlarını oluşturmaktadır. Arazinin büyük bir kısmını, Delice Irmağın taşıdığı alüvonlarla üzerini örttüğü Yerköy Ovası kaplamakta olup ova, doğu ve gü neyden Çiçekdağı ve Orta Dağı ile, diğer kenar larda da aşınmış tepeler kuşatmıştır. En önemli akarsuyu Karanlıkdere vadisinden sonra ilçe sınırlarına giren Delice Irmaktır. Suları yazın azalıp, baharda kabaran Delice Irmak, ilçedeki küçük dere ve çayları da toplayarak, Sekili sınırlarında Ankara Yozgat karayolunu keser ve ilçe topraklarından çıkarak, ili terkeder. Karasal iklimin egemen olduğu ilçede yazlar; sıcak ve kurak, kışlar; soğuk ve sert geçmekte, yıllık yağış tutarının büyük bir bölümü ilk ve son baharda düşmektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği az olduğu için yaz sıcaklığı merkez ilçe ve çevresine göre daha yüksektir. Bozkırların yaygın olduğu ilçede orman örtüsü yok denecek kadar azdır. (% 4.81) Tepeler çıplaktır ve Delice Irmak boylarında Karanlıkdere vadisinde olduğu gibi, söğüt, kavak ve meyve ağaçları bulunmaktadır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçenin nüfu su 1997 yılı genel nüfus tespiti sonuçlarına göre 44 309 olup, bunun 27 403'ü ilçe merkezinde, ka lan 16 906'sı da köylerde yaşamaktadır. Verimli topraklara sahip olan bu ilçenin sulu tarım alanlarında; patates, şekerpancarı, ayçiçeği ve soğan ile yükseltinin arttığı doğu kesimin deki kuru tarım alanlarında ise, buğday ve nohut üretilmektedir. Kavun karpuz üretimi de, il dışına satılabilecek düzeydedir. Mer'a ve besi hayvancılığının geliştiği ilçede, sanayii kuruşları da yer almaktadır. Yerköy Saray'da YİBİTAŞ Çimento, Yem, Kraft Torba fabrikaları ile Gentaş Tuğla fabrikaları, un fabrikaları ve YİBİTAŞ Entegre Tesisleri başlıca büyük ölçekli sanayi işletmeleridir. Ayrıca, ilçenin Harkaşan Mevkiinde kurulan ve alt yapısı tamamlanan Yozgat Organize Sanayi Bölgesin de (YOSB) il ve ilçe ekonomisine büyük bir canlılık kazandıracaktır. Yozgat Orta Anadolu'nun zengin Folklör merkezidir. 15 ayrı kadın oyunu 50'ye yakın türkü, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır. Milli oyunlarda kadın kıyafetleri; 3 etek ve pullu festir. Kadın oyunları davulzunarna, cümbüş, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanır. En çok oynanan kadın oyunları; burçak tarlası, kunduralım, nalinim, feyli turnam, darine, dariney, vıy, vıy ve madımak'tır. Erkek oyunlarında kıyafet; Derme yelek, renkli gömlek, püsküllü fes ve şalvardır. Erkek oyun larında en çok oynananları; Yozgat ağırlaması, popbili, yerli gelin, çekirge, aynalı ve kamalıdır.

draculu45 26.04.09 18:39

Yenifakılı
Rakım : 1 036 m
Yüzölçümü : 415 Km2
Nüfus : 10 149 (1997)

Konumu: İlçe, İI topraklarının güneyinde yer almaktadır. Doğuda; Boğazlıyan, güney ve batıda, Kırşehir Kozaklı, kuzeyde; Şefaatli ve Boğazlıyan ile çevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: İlçe, Güneydoğu'dan gelen Fehimli Deresi ile, kuzeybatıdan gelen kozan Özü'nün birleştiği vadi tabanında bulunmaktadır. Kuzey doğusunda önemli bir engebe olan Sırçalı Dağı, güneyde ise, Kaşaltı Tepeleri yer al maktadır. Bunların eteklerinden itibaren Bardakçı ve Damlalı vadileri uzanmaktadır. Damlalı Vadisi, her mevsim serin olan, yeşil ve sulak bir alan olup, vadi tabanı bağ ve bostanlarla kaplıdır. İlçenin en önemli akarsuyu, Kozan Özü'dür. Güneydoğusunda ise, 2500 dekarlık bir bataklık alan bulunmaktadır. Tipik karasal iklimin egemen olduğu ilçede, ilk ve sonbahar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak, kıslar soğuk ve sert geçmektedir. İlçe arazinin tümü bozkırlarla kaplanmış olup, ormanlık alan bulunmamaktadır. Bundan 100 yıl öncesine kadar Sırçalı Dağı üzerinde var olan çam ormanları kesilerek, yok edilmiştir. Günü müzde dağ ve tepeler çıplaktır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçenin nüfu su 1997 genel nüfus tespiti geçici sonuçlarına göre 10 149 olup, bunun; 4 354'ü ilçe merkezin de, 5795'i de köylerde yasamaktadır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Kuru tarım alanlarında; buğday, arpa, çavdar, nohut, mercimek, sulu tarım alan larında ise, şekerpancarı ekimi yapılmaktadır. Mer'a hayvancılığı

draculu45 26.04.09 18:40

Şefaatli
Rakım : 907 m.
Yüzölçümü : 1600 Km2
Nüfus : 24 378 (1997)

Konumu: İI topraklarının güneybatısında yer alan ilçenin kuzeydoğusunda merkez ilçe, güneydoğusunda Boğazlıyan, güney ve güneybatısında Nevşehir, batısında; Kırşehir ve kuzeybatısında ise, Yerköy bulunmaktadır.

Fiziki Coğrafyası: İlçenin arazisi genellikle dalgalı düzlüklerden oluşmuştur. Delice Irmağın iki yanında düzlükler ile bunları kuzey ve güney den kuşatan dağlar, yer şekillerinin genel hatları nı çizmektedir. İlçe sınırları içerisinde kayda de ğer bir engebe bulunmamaktadır. Düzlükler ise, Kanak Suyu ve kolları tarafından derin vadilerle parçalanmıgtır. bu vadilerden, Karanlıkdere, Delice Irmağın oluşturduğu, içerisinde bağ bahçe ve güzel doğa görüntülerinin yer aldığı 30 km uzunluğunda bir çukurdur. İlçenin, başlıca akarsuları, Delice Irmak ile onun kollarından olan Kanak çayı'dır. çevredeki küçük dere ve özleri toplayan Kanak çayı, Şefaatli ilçe merkezinde Karacaali Özü ile birleşerek, Delice Irmağı olugturmaktadır. Bu akarsuların hepsinin yaz mevsiminde suları çekilmekte, çoğu küçük derelerde de kurumaktadır. Baharda ise, kar erimeleri ve yağışlarla su seviyeleri yük selmektedir. İlçenin iklimi, il genelinde olduğu karasal iklim olmakla beraber, kışları il merkezine göre daha yumuşaktır. Bu özellik, Karanlıkdere vadisinde daha da belirginleşmektedir. Yazların sıcak ve kurak, kışların soğuk ve sert geçtiği ilçede, yağış mevsimi ilk ve sonbahardır. Yarı kurak ikliminden dolayı, bozkırların geniş yer tuttuğu ilçede, vadi tabanları özellikle Karanlıkdere vadisi kavak, söğüt ve çeşitli mevye ağaç larıyla güzel bir manzara oluşturmaktadır. Or man alanları ise, yok denecek kadar azdır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyıası: 1997 genel nüfus tespiti geçici sonuçlarına göre ilçenin nüfusu 24 378 olup, bunun; 13 338'i köylerde, 11 040'ı ise ilçe merkezinde yaşamaktadır. En önemli gelir kaynakları tarım ve hayvancılık olan ilçenin Höyükkışla, Kuzayca, Gülistan göletleriyle sulu tarım arazisi genişlemiştir. Bu alanlarda; fasulye, şekerpancarı, soğan ve pata tes; kuru tarım alanlarında ise, buğday, arpa, nohut ve mercimek gibi ürünler yetiştirilmektedir. Karanlıkdere'de ise, iklim daha ılıman olduğu için üzüm, elma ve ayva gibi meyveler de bol miktar da üretilmektedir. İlçede, mer'a ve ahır hayvancılığı yaygındır. Daha çok et ve süt verimi yüksek olan büyükbaş hayvanlar beslenmekte olup, küçükbaş hayvan Iardan da koyun ve keçi besiciliği yapılmaktadır. Bu durum özellikle son yıllarda yem bitkileri (yonca, korunga, fig) üretiminin yaygınlaşmasına yol açmıştır.

draculu45 26.04.09 18:40

Sorgun
Rakım : 1 200 m
Yüzölçümü : 1 804 km2
Nüfus : 116 740 (1997)

Konumu: İI merkezinin doğusunda, E88 Kara yolu (Yozgat Sivas) üzerinde kurulan ilçe, doğuda; Akdağmadeni, Saraykent, güneyde; Sarıkaya, batıda; Yozgat, kuzeyde ise, Çorum, Aydıncık ve çekerek ile komşudur.

Fiziki Coğrafyası: Hafif dalgalı düzlüklerin geniş yer kapladığı ilçe, Akdağmadeni, Saraykent ve Yozgat arasındaki geniş bir ova üzerinde bulun maktadır. İlçenin güneyinde Kokenez Dağları'nın devamı olan aşınmış tepeler yer almakta ve ku zeye doğru gidildikçe yükselti ve engebelilik ora nı artmaktadır. Duralibaba, Halilbaba, Dayılı dağ ları ve Sivri Tepe en önemli yükseltilerini oluştur maktadır. Başlıca akarsuları; Kanak çayı'na karı şan Eğriöz ile Delibaş Suyudur. İlçe, yeraltı suları ve jeotermal kaynaklar bakımından zengindir. İklimi karasal olup, yazları sıcak ve kurak, kısları soğuk ve sert geçmektedir. Yıllık yağış tutarının büyük bir bölümü ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde düşen ilçe merkezi, ovada kurulduğu için her yönden rüzgarın etkisine açıktır. Özellik le, lodos ve poyraz en etkili rüzgarlardır. Yaygın bitki örtüsü bozkırlardan olu5an ilçe de, akarsu kenarlarında yoğun olarak, kavak ve söğütlükler bulunmaktadır. Suyu bol olan köylerde projeli kavaklıklar kurulmuştur. İlçenin, kuzey ve küzeydoğusunda Eymir, Gökiniş, Karlık ve Araplı çizgisinde seyrek olarak meşe ve çam ormanları vardır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: 1997 genel nüfus tespiti geçici sonuçlarına göre ilçede.116740 kişi yaşamakta olup, bunun; 50 273; ilçe merkezinde, 66 467'si de köylerde bulunmaktadır. Ekonomisinde en önemli yeri, tarım ve hayvancılığın aldığı ilçede, yapılan göletlerle suyu tarım alanları oldukça genislemiştir. Yaycılar, Dişli, Karakaya, İkikara ve Doğankent göletleriyle Delibaş ve Eğriöz çaylarından yararlanılarak, tarım alanları sulanmakta; şekerpancarı, patates ve çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir. Kuru tarım alanlarında ise, buğday, nohut, mercimek ve yem bitkilerinden yonca, korunga gibi ürünlerin üretimi önemtidir. İlçede, bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık da önemli bir gelir kaynağıdar. Doğal ve Sun'i tohumlama çalışmaları, ithal inek dağıtımı gibi teşviklerle modern hayvancılığa doğru gidiş hızlanmıstır. İlçenin toprakları, tuğla yapımında elverişli olduğu için, özellikle son yıllarda briket ve tuğla imalat sanayü isletmelerinin sayısı artmıştır. İlçe nin en önemli sanayi kuruluşlarından birisi de Yozgat (Sorgun) şeker Fabrikasıdır. 15 Subat 1998'de resmi açılışı yapılarak deneme üretimine geçen fabrikada, tam kapasiteyle üretime geçtiğinde 12 bin pancar üreticisinin 117.000 dekar alanda üreteceği şekerpancarı işlenecektir. Yer altı kaynakları bakımından zengin olan ilçede, MTA'nın çalıgmaları sonucunda demir, kuvarsit, uranyum ve linyit kömürü yatakları bulunmustur. Bunların içerisinde özellikle linyit kömürü rezervleri büyüktür. İlçede, Yeni çeltek Kömür işletmesi, Doğan Madencilik Kömür İşletmesi ve Mad.San. Ltd. şti. olmak üzere üç kömür işletmesi mevcuttur. Diğer madenlerin tenörü düşük olduğu için işletmeye açılmamıştır

draculu45 26.04.09 18:40

Saraykent
Rakım : 1 150 m
Yüzölçümü : 341 Km2
Nüfus : 26 796 (1997)

Konumu: İlçe, il topraklarının doğusunda yer almaktadır. doğuda ve güneyde Akdağmadeni, batıda Sorgun, kuzeyde ise, Kadışehri ile çevrili olan ilçenin, Kadışehri ile sınırı çekerek Suyu çizmektedir.

Fiziki Coğrafyası: İlçe, genellikle dağlık ve dalgalı bir arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezinin kuzeyindeki Kaletepe ve Yılanboynu Tepesi en önemli engebelerdir. Granit gibi volkanik kay nakların yaygın olduğu ilçede fay hatlarının (kırık hattı) varlığından dolayı zengin termal kaynaklar bulunmaktadır. Şifa kaynağı olarak kullanılan bu kaynaklardan, son yıllarda seracılık alanında da yararlanılmaktadır. İlçede, çok sayıda mağara vardır. Bu nedenle 1975 yılına kadar ilçeye Karamağara denilmiştir. En önemli akarsuyu ilçe merkezinden geçen ve çekerek ırmağının önemli kollarından olan Sarayözü dür. İlçede yazların sıcak ve kurak, kışların soğuk ve sert geçtiği tipik bir karasal iklim egemendir. İlk ve sonbahar mevsimlerinin yağışlı olduğu ilçede yaygın bitki örtüsü bozkırlardır. İlçe merkezinin kuzeyinde ise, meşe ormanları yer almaktadır. Son yıllarda ağaçlandırma çalış maları hızlanmış, Ulugedik, Bağlar, Yılanboynu ve Bayır mevkilerinde çok sayıda çam ve akasya fidanı dikilmiştir.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçenin nüfu su, 26 796 olup, 16 905'i köylerde, 9 891'i de, ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçenin en önemli kaynakları tarım ve hayvancılık olup, arazi genelde dağlık olduğundan tarım ikinci planda kalmaktadır. Koyun ve kıl keçisi gibi küçükbaş hayvanlar ile modern ahırlarda besicilik yapılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, nohut, buğday, arpa, mercimek ile seralarda; salatalık, domates, biber vb. sebzelerdir. Geçmişte sel (1970) ve deprem (1941) gibi büyük doğal felaketler geçiren ilçede, nüfusun büyük bir bölümü Avrupa Ülkeleri'ne işçi olarak gitmiştir.Bu nedenle, gelirin önemli bir kısmını da işçilerin gönderdiği dövizler olusturmaktadır

draculu45 26.04.09 18:40

Çekerek
Rakım : 925 m
Yüzölçümü : 858 km2
Nüfus : 39 352 (1997)

Konumu: İlçe, il topraklarının kuzeydoğusundadır. Doğuda; Kadışehri ve Saraykent, güneyde; Sorgun, batıda; Aydıncık, kuzeyde; Tokat Zile ve Çorum Ortaköy ile çevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: İlçenin arazi yapısı genellikle dağlıktır. Doğusunda Deveci ve Fakı Dağları, batısın da Alan Dağı, güneyinde ise Gebzel Dağı yer almak tadır. Genellikle dik ve kayalık olan dağların, yapıla rında kalker çok olduğu için erime ile çok sayıda mağara oluşmuştur. Doğusu ve güneyi düzlük olan ilçenin başlıca ovaları da buralarda bulunmaktadır. Batısında; Aydıncık Kazankaya ve Bazlambaç ara sında Kümbet Ovası, doğuda; Kadışehri ilçesi ve ci varındaki köyleri de içerisine alan Kadışehri Ovası ilçe merkezine yakın Koyunculu, Sarıkaya ve Kahyalı gibi köylerin arazisini içerisine alan Koyunculu Ova sı yer almaktadır. (*) İI'in en büyük akarsularından ve Yeşilırmak'ın en büyük kollarından birisi olan çekerek Irmağı ve bu na bağlı kollar ilçenin başlıca akarsularını oluştur maktadır. Çamlıbel Dağları'ndan doğan çekerek Ir mağı, Deveci Dağları'nı aştıktan sonra ilçe topraklarına girer. Burada, Karadere, Göndelen, Akdağmadeni ve Görmügöz derelerini de alarak, Keleboğazı mevkünde ilçe topraklarını terkeder. Sorgun'un; Emirler ve Gököz köylerinden kaynaklarını alan Sabıköz'ü de çekerek arazisindeki küçük suları toplayarak, Kurtağıl yöresinde çekerek ırmağına karışır. Kayalar köyünden doğan ve ilçenin içerisinden geçen, bağ ve bahçeleri sulayan Başöz'ü, Sabıkö zü'nün en önemli kollarındandır. İlçenin batıdaki en uzak beldesi olan Baydiğin arazisinin doğan Bakır çay'da, Kazankaya arazisinde çekerek Irmağı'na ka rışan önemti kollardandır. çekerek Yöresi'nde, İç Anadolu'nun tipik karasal iklimi ile Karadeniz iktimi arasında bir geçiş iklimi görülür. Yazları, sıcak ve kurak, kışları; soğuk ve yağışlı geçen bu iklimde kışın nem oranı olduça fazla dır. Ilçe merkezinde karın yerde kalma süresi ve kar yağışı çevresine göre daha azdır. Yörenin yaygın bitki örtüsü bozkırlardır. Fakat, yapılan araştırmalardan eski çağlarda çekerek civarında yoğun ormanlarla kaplı olduğu anlaşılmıştır. Ilçe, günümüzde il'in ormanca zengin sayılan alanlarından birisidir. (% 32.53). Yukarıoba, Ortaoba, Karahacılı, Tipideresi, Fakıdağı ve diğer dağlık alanlar da; çam, meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan seyrek ormanlar bulunmaktadır. BeSeri ve

Ekonomik Coğrafyası: İlçede; 1997 yılı genel nüfus tespitine göre 39 352 kişi yaşamaktadır. Bunun; 10 746'sı, ilçe merkezinde, 28 606'sı köylerde bulnmaktadır. İlçede, halkın en önemli geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Arazi dağlık ve eğim kuweti olduğu için tarıma elverişli arazisi dardır. Mer'aların geniş yer kapladığı ilçede daha çok koyun ve keçi beslenmektedir. Başta çekerek Irmağı olmak üzere ırmak kenarındaki düzlüklerde tarım yapılarak; arpa, buğday, nohut, mercimek

draculu45 26.04.09 18:41

Çandır
Rakım : 1 200 m
Yüzölçümü : 173 km2
Nüfus : 14 089 (1997)

Konumu: İlçe, il topraklarının güneydoğusun da olup, doğuda; Çayıralan, güneyde; Kayseri, batıda; Boğazlıyan, kuzeyde ise, Sarıkaya ile çevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: İlçe merkezi, düz bir alana kurulmuştur. Etrafı, fazla yüksek olmayan tepelerle çevrilidir. Bu tepeler, küçükdere ve özlerle parçalanarak, platolar oluşmuştur. En önemli yükseltisi, Gevencik Dağı, (1607m) dır. Ayrıca, Güllü Dağ, Samantepe, Beştepeler, Ağbayır ve Kel Dağ, ilçenin diğer engebeleridir. Yer altı ve yer üstü suları bakımından zengin olan çandır'ın, ça yıralan'dan gelen Mera ve Kozan çayları önemli akarsularıdır. İlçede, İç Anadolu'nun tipik karasal iklimi olup, yazları; sıcak ve kurak, kışları ise, soğuk ve kar yağışlıdır. il genelinde, sisli gün sayısının en çok olduğu ilçedir. Yağışların miktarı, ilk ve sonbahar da artmaktadır. Doğal bitki örtüsünün, bozkırlar dan oluştuğu ilçede, akarsu kenarlarında yoğun olarak kavakçılık yapılmaktadır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçenin nüfusu, 14 089 olup, 4 292'si köylerde, 9 797'si ise, ilçe merkezinde yaşamaktadır. Başlıca geçim kaynakları; tarım ve hayvancılık tır. İlçede; buğday, arpa, yulaf, çavdar, ayçiçeği, patates ve sebze üretiminin yanısıra; fiğ, yonca ve korunga gibi yem bitkilerinin üretimine de önem verilmektedir. Vadilerdeki düzlüklerde ise, ceviz, badem, ayva, elma, kayısı ve vişne gibi meyveler bol miktarda yetiştirilmektedir. Geniş mer'alarında, koyun ve sığır sürüleri beslenen ilçede, son yıllarda besi hayvancılığı da yavgınlaşmaya başlamıştır.

draculu45 26.04.09 18:41

Aydıncık
Rakım : 700 m.
Yüzölçümü : 385 km2
Nüfus : 22 001 (1997)

Konumu: İI merkezinin kuzeydoğusundadır. Kuzeyde; Amasya Göynücek, doğuda; çekerek, güneyde; Sorgun ve batıda ise; Corum Alaca ile komşudur.

Fiziki Coğrafyası: İlçe, genelde dağlıktır. Kuzeyde; Alan Dağı, güneyde; Gebzel ve Danlı dağ ları bulunmaktadır. Batısında ise, düzlükler yer almakta olup, Hüseyinova ve Uzuntarla önemli tarım alanlarını oluşturmaktadır. Başlıca akarsu yu ise, çekerek Irmağı ile ona karışan küçük dere ve özlerdir. çekerek Irmağı'nın oluşturduğu ünlü Kazankaya Kanyonu, ilçenin sınırları içerisinde yer almaktadır. İklimi karasal olup, yer yer Karadenizardı ikli minin etkileri görülmektedir. Kışları, Yozgat merkezine ve diğer ilçelere göre daha yumuşak tır. Genellikle, yazlar, sıcak ve kurak, kışlar, soğuk ve yağışlı geçmektedir. Doğal bitki örtüsü orman ve bozkırlardan oluşmaktadır. Gezbel Dağı'nda çam ve meşe karışımı ormanlar, Kazankaya taraflarında ise, bozkırlar ve çıplak araziler yer almak tadır.

Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası: İlçede, 1997 yılı genel nüfus tespitine göre 22 001 kisi yaşamaktadır. Bunun; 5 798'i ilçe merkezinde, 16 203'ü ise, köylerde bulunmaktadır. Önemli geçim kaynakları, tarım ve hayvancılıktır. İklim yumuşak olduğu için ürün çeşidi çoktur. Buğday, arpa, yulaf, şekerpancarı, patates ve ayçiceği yetiştirmektedir. Bağcılık ve bahçe tarımı da önemlidir. Ayrıca, geçmiş yıllarda devlet izniyle; tütün, haşhaş ve pamuk gibi ürünlerin ekimi yapılmış tır. İlçede, yaylacılık tarzındaki hayvancılık yaygın olup; yağ, peynir vb. hayvansal ürünler elde eden köylüler, kışlık ihtiyaçlarının dışında kalan ürünleri pazarlarda satarak, gelir elde etmekte dirler

draculu45 26.04.09 18:41

Akdağmadeni
Rakım : 1 330 m.
Yüzölçümü : 2 112 Km2
Nüfus : 54 836 (1997)

Konumu: İI merkezinin doğusunda yer alan ilçe, doğuda Sivas şarkışla, güneyde Cayıralan, batıda Sarıkaya ve Saraykent, kuzeyde ise, Kadışehri ile çevrilidir.

Fiziki Coğrafyası: Arazısinin büyük bir bölümü dağlık olan ilçenin en önemli yükseltışi AKDAĞLAR'dır. (2 130 m). Ayrıca, Kızıldağ, Cöreklidağ, Comak Dağı, Tahtalı Dağı, Uzunburun Dağı, Türü Dağı, Dormik Dağı Göbekkaya Tepesi (1360) ve Kuzgun Tepesi 11410) diğer önemli yükseltilerini oluşturmaktadır. Akdağlar üzerinde hayvancılık yapmak ve dinlenmek amacıyla kullanılan çok sayıda yayla bulunmaktadır. Nalbant, Nusret, Yerliboyun, Kevenliburun ve Kırklar Calı başlıca yaylalarıdır. Dağlık olan bu ilçede su kaynakları oldukça çoktur. Ancak, büyük akarsular bulunmamaktadır. En önemli akarsuyu Cekerek Irmağı'nın kollarından olan Göndelen Suyu'dur. Başçatak Köyü karşısındaki dağiardan doğan akarsu, Yıldızel'inden (Sivas) gelen Cakraz Suyu'nu aldıktan sonra Cekerek Irmağı'na karışmaktadır. Dikiliözü, Madenözü ve Ciçekliözü ilçenin diğer akarsularını oluşturmaktadır. Akdağmadeni'nde karasal iklimi hakim olup, yazları serin, kıgları soğuk ve yağışlı geçmektedir. İlkbahar ve son bahar yağışların oranı artmaktadır. Yılda ortalama olarak 600 700 mm yağış miktarı ile Yozgat'ın en çok yağış alan ilçesidir. Yazın sıcaklık 20 25 C arasında değişmektedir. Akdağlar, ilçeyi kuzey rüzgarlarına karşı korumakta olup, rüzgarlar daha çok güney ve doğu yönlerinden esmektedir. Yağış çok olduğu için doğal bikti örtüsünü genelde ormanlar oluşturmaktadır. il'deki en geniş orman alanına sahip olan Akdağmadeni'nde sarı çam, ardıç, yabani fındık, alıç ve palamut gibi ağaç türleri bulunmaktadır. Orman dışındaki alanlar ise, daha çok mer'a olarak değerlendirilen bozkırlar ve çayırlar yer almaktadır.

Beşeri ve ekonomik Coğrafyası: ilçenin nüfusu 1997 yılında yapılan genel nüfus tespitine göre 54 836 dır. Bunun 19 363'ü ilçe merkezinde 35 473'ü ise, köylerde yaşamaktadır. İlçenin doğu, güney ve güney doğusunda nüfus nisbeten tenhadır. Nüfusun çoğunluğu E 88 karayolu güzergahı boyunca toplanmıştır. Halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçe, suyu ve otu bol olduğu için hayvan beslemeye elverişli olup, küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Canlı havan ve hayvansal ürünler (yağ peynir) ilçenin önemli gelir kaynaklarındandır. Akdağmadeni'nde topraklar tarıma elverişlidir. Buğday, arpa, fiğ, mercimek, nohut; sulanabilir yerlerde patates, ayçiçeği, fasulye ve gekerpancarı ekimi yapılmaktadır. Orman köylerinde ışe, ormancılık ve orman ürünleri önemli bir gelir kaynağıdır. İlçe toprakları yer altı kaynakları bakımından da zengindir. Kurşun, çinko, demir, bakır, grafit, gümüş ve mangenez başlıca madenlerindendir. Bunlardan; kursun, çinko, madenleri geçmiş yıllarda işletilmış, gümüş madeni ise, günümüzde halen işletilmektedir. Diğerlerinin tenörü düşük olduğu için işletmeye açılmamıştır.

draculu45 26.04.09 18:42

Yozgat Coğrafi Yapısı
Yozgat doğudan Sivas; güneyden Kayseri, Nevşehir, Kırşehir; batıdan Kırıkkale; kuzeyden ise Amasya, Çorum ve Tokat illeri ile çevrili olup, 34º 05’ - 36º 10’ doğu meridyenleri ile 38º 40’ - 40º 18’ kuzey paralelleri arasında yer alır.Deniz seviyesinden 1300 metre yükseklikte olup 1 412 300 Hektar toprağa sahiptir. 81 İl arasında toprak genişliği bakımından 15. sırayı alır. İlin doğudan batıya gidildikçe yüksekliği azalır.

İl’in en doğusu ile en batısı arasında 20 050 boylam (meridyen) farkı olup, yerel saat farkı 8’ 20” dir. Kuzeyi ile güneyi arasında ise, 10 38’lik enlem (paralel) farkı varır. Ancak, fark az olduğundan iklim üzerinde önemli bir etki yaratmamıştır. İlin, doğu - batı uç noktaları arasındaki kuş uçuşu uzaklık 216 km, kuzey - güney uç noktaları arasındaki uzaklık 144 km. dir. Yozgat, alan bakımından Türkiye’nin 15. İlidir. İlin; izdüşüm alanı ( km²) 13 597, gerçek alanı ise 14 123 km² dir

JEOLOJİK DURUM

Yozgat jeolojik bakımdan incelendiğinde; I.-III. zamanı kapsayan dönemde oluştuğu; eski ve yeni çeşitli jeolojik yapıların bulunduğu görülür. Bu kayaçlar, başlıca dört grupta değerlendirilebilir:

a) ****formik Kayaçlar
b) Bazik Kayaçlar
c) Asidik kayaçlar
d) Tortul Kayaçlar

Yozgat’ın jeolojik yapısında dikkat çeken bir özellik de, yer altı sularının çok fazla değişik yerlerde kaynak olarak yer üstüne çıkmasıdır. Bu nedenle, yer altı suyu bakımından oldukça zengindir.

YER ŞEKİLLERİ

Ülke topraklarının % 1.82’sini oluşturan Yozgat İli, yer şekilleri bakımından genelde sade bir yapıya sahiptir. Yer şekillerinin büyük bölümünü platolar kaplamaktadır. Plotaların üzerinde yüksekliği fazla olmayan dağ ve tepeler vardır. Plato yüzeyini parçalayan vadi tabanlarında ve çukur yerlerde alüvyal ovalar oluşmuştur.

İl topraklarının yeryüzü şekillerine oranları aşağıda görüldüğü gibidir.

% 51.4 : PLATOLAR
% 37.7 : DAĞLAR
% 10.9 : OVALAR

PLATOLAR

Yozgat İli, İç Anadolu Bölgesi’ndeki en geniş plato alanlarından olan “Bozok Platosu” üzerinde yer almaktadır. Bozok platosu Kızılırmak yayının çevirdiği dalgalı bir arazi özelliğindedir. Ortalama yüksekliği ise, 1200 - 1400 m. arasında değişmektedir. Kızılırmak , Delice Irmak ve kolları tarafından derince yarılmış olan platonun yüksekliği kuzeybatı ve batıya doğru azalmakta olup, 700 - 800 m yükseklikte olan Kızılırmak taban ovasında sona ermektedir.

Platonun güneyi lavlarla örtülüdür. Akarsular bu volkanik alan içerisinde gömülerek derin vadiler oluşturmuştur. Platonun kuzeydoğu kesiminde ise, kalker tabakalarının yaygın olduğu daha dalgalı arazi yapısı görülmektedir.

DAĞLAR

Platolardan sonra, İl’de en geniş alanı kaplayan yeryüzü şekli, dağlardır. İl’in, doğu ve kuzeydoğu kenarlarında yer alan dağlar, genellikle yüksekliği fazla olmayan kıvrımlı sıradağlar ve aşınarıkk alçalmış tepeler biçimindedir.

Kızılırmak Vadisi boyunca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan AKDAĞLAR İl’deki en önemli sıra dağlardır. Kıvrımlı sıradağlar halinde uzanan Akdağlar, Kızılırmak’ın akış yönünü belirlemiş, ayrıca İl’in doğu komşusu olan Sivas’a doğal bir sınır oluşturmuştur. İç Anadolu Bölgesi’nin de önemli dağ sıralarında olan Akdağlar’ın yapılarında, genellikle 2. zamanın kalkarleri yaygın olup, eteklerinde ise, neojen tortulları yer almaktadır.

İl’de, ikinci önemli bağ sırası, DEVECİ DAĞLARI’dır. Bozok Platosu’nun kuzeyi boyunca uzanan Deveci Dağları Yozgat - Tokat İllerin ile İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri arasında doğal bir sınır oluşturmaktadır.

Çorum sınırındaki Zinciri ve Akdağ, Kayseri sınırındaki Akdağlar’ın devamı olan Gevencik ve Keklicek dağları İl’in diğer önemli dağlarıdır. Bozok Platosu üzerinde arazinin dalgalı görünüşünü fazla bozmayan, nispi yükseltileri 250 - 350 m. arasında değişen tepelik alanlar da çoktur. Aşınmaya uğramış bu tepeler seller tarafından parçalanarak, kırgıbayırı (Badland) adı verilen keskin sırtlarla birbirinden ayrılan pürüzlü yüzeyler oluşmuştur.

draculu45 26.04.09 18:42

YOZGAT İlinde YER ALAN BAŞLICA DAĞLAR

Korkenez Dağı : 1524m
Yazır Dağı : 1683m
Aygar Dağı : 1641m
Dağnı Dağı : 1755m
Sırıklıdağ : 2076m
Hamzasultan Tepesi : 2272m
Keklicek Dağı : 1369m
Deveci Dağları : 1907m
Gevencik Dağı : 1607m
Akçadağ : 1639m
Zincirli Dağı : 1633m

OVALAR

İl’de, ovaların kapladığı alan azdır. Ovalar, genellikle tepeler arasındaki çukur yerlere alüvyonların çökmesiyle oluşmuştur. İl genelinde Boğazlıyan, Sarıkaya ve Yerköy ilçelerinde ova arazisi daha geniş yer tutmaktadır.

En önemli ovalar; Boğazlıyan ve Yerköy ovalarıdır. Yerköy Ovası, tepelikler arasında Delice Irmak’ın taşıdığı alüvyonların çökmesiyle oluşmuş, alüvyal bir düzlüktür. Boğazlıyan Ovası’da, ilçenin batısında çevredeki tepelerden inen dere ve çayların taşıdıkları alüvyonlarla örtülü olup, 6 - 7 km boyunda, 5 - 6 km enindedir.

Sarıkaya İlçesi’nin 5 - 6 km kuzeyinde yine aynı şekilde oluşan verimli bir ovadır. Bu ovanın kenarlarında Karayakup, Hasbek ve Çıkrıkçı köy ve kasabaları bulunmaktadır. Ayrıca çıplak yüzeylerden inen seller vadi diplerinde taban ovaları oluşturmuştur. Çekerek Suyu Vadisi ve Karanlıkdere’de yer alan bağ - bahçe arazileri bu özelliktedir. Bu verimli topraklarda, vadilerdeki ılık iklimin de etkisiyle üzüm, fıstık ve ayva gibi çeşitli meyveler yetiştirilmektedir.

Vadi kenarları ve dağ eteklerinde sellerin bıraktığı materyallerden, birikinti konileri oluşturmuştur. Bu birikinti alanlarına, Karamağara Deresi’nin tabanlı vadisi kenarlarında beligin olarak rastlanmaktadır.

İKLİM ÖZELLİKLERİ

Yozgat İl’inde, İç Anadolu Bölgesi’nin yarı kurak karasal iklimi hakimdir. Deniz etkisine kapalı olduğu için, yazlar sıcak ve kurak; kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yaz ile kış; gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları yüksektir. Sert iklim koşulları, Yeşilırmak havzasına giren Çekerek Vadisi’nde biraz yumuşamakta, az da olsa Karadeniz ardı ikliminin etkileri görülmektedir.

İL’İN İKLİM ELEMANLARI BAKIMINDAN DURUMU

SICAKLIK: Karalar, çabuk ısınır ve çabuk soğur. bu özellikten dolayı deniz etkisen kapalı olan, Yozgat’ta yazlar sıcak, kışlar ise, soğuk geçer. Temmuz ve Ağustos en sıcak aylardır. Temmuz ayı sıcaklık ortalaması 19.20 C dir. Görülen en yüksek sıcaklık 37.10 C olup, 31 Temmuz 1957 tarihinde kaydedilmiştir.

Sıcaklığın 30 0 C ve üzerinde olduğu gün sayısı ortalama 9.8 dir. 250 C nin üzerinde olduğu gün sayısı ise, 54.3’tür. Ancak, sıcak olan bu günlerde bile karasllıktan dolayı geceler serindir. Yılın en soğuk ayı Şubat olup, ortalama sıcaklık -2.1 0C dir. Yozgat’ta kaydedilen en düşük sıcaklık -24.4 0C dir ve 23 Şubat 1985’te ölçülmüştür. Ortalama olarak yılın 107.8 gününde sıcaklık 00C’nin altına düşer. Bu günler donlu gün kabul edilir. Ortalama olarak, sonbaharda ilk don tarihi Ekim ayı sonu, ilkbaharda son don tarihi ise, Mayıs ayı başlarıdır.

NEMLİLİK ve YAĞIŞLAR: İl’de, yağışın aylara ve mevsimlere göre dağılışı düzensizdir. Kış ve ilkbahar yağışlı mevsimler olup, kış aylarında genel olarak kar yağışı görülmektedir. İlk kar, Kasım ayı başlarında düşer ve Mayıs’ın ilk haftasına kadar devam eder. Yılda ortalama 34 gün kar yağar. Karla örtülü günler sayısı 57.4’tür. Ölçülen en yüksek kar kalınlığı ise, 92 cm dir.

İlkbaharda görülen yağışların çoğunu, gündüz ısınan havanın hızla yükselerek, soğuması ve yağışa dönüşmesinden kaynaklanan “Kırkikindi Yağmurları” oluşturur. Yıllık ortalama yağış miktarı 554.6 mm dir. Yıllık yağış gün sayısı 113.7 dir. Genel olarak bahar aylarında görülen dolu şağışlarının ortalaması ise, 3.3 gündür. Ortalama 42.3 gün kırağılıdır. Yılın 11 gününde sis görülür. Kaydedilen ortalama orajlı (gök gürültülü şimşekli) gün sayısı 15’dir. Ortalama bağlı nem % 66 olup, en yüksek orana Aralık - Ocak aylarında (% 77), en düşük orana Ağustos ayında (% 54) ulaşır.

BAŞINÇ ve RÜZGARLAR: Coğrafi konumundan dolaşı İl’de hakim rüzgar yönü doğuya yakın kuzeydoğu (ENE) dur. Bu yönden yılda 7 743 saat rüzgar eser, ortalama rüzgar hızı 2.9 m/sn dir. En hızlı rüzgar, 33.1 m/sn dir. Ortalama kuvvetli rüzgarlı (hızı 10.8 m/sn ile 17.2 m/sn arası) gün sayısı 46.1; fırtınalı (17.2 m/sn ve üzeri) gün sayısı 4.6 dır. Yozgat’ın yerel basıncı ortalama 869.3 milbardır. En yüksek değer 892.9 olup, Ekim ayındı, en düşük değer 841.2 mb olup, Mart ayında kaydedilmiştir.

BULUTLULUK ve GÜNEŞLENME: Yılın ortalama bulutluluk miktarı, 4.6/10 olup, 108.6 gün açık (0.0/10 - 1.9/10) geçer. Ortalama bulutlu gün (2.0/10 - 8.0/10) sayısı 184.8 gündür. 73.7 gün ise, kapalı (8.0/10 - 10.0/10) geçer.

Günlük ortalama güneşlenme süresi 6 saat 44 dakikadır. En fazla güneşlenme süresi Temmuz ayında, ortalama 11 saat 04 dakika, en az güneşlenme süresi ise, ortalama 02 saat 57 dakika ile Ocak ayındadır.

Yılın, ortalama güneşlenme şiddeti 323.63 Cal/Cm2 dir. Yıllık ortalama olarak 1076.4 mm buharlaşma olmaktadır.

. Ençok sisli gün: ÇANDIR (38 Gün)
. En az sisli gün: AYDINCIK (3 gün)
. En az yağış alan yer: BOĞAZLIYAN (377.1 mm)
. En çok yağış alan yer: AKDAĞMADENİ
. En az karla örtülü gün: AYDINCIK (12 gün)
. En yüksek basınç: BOĞAZLIYAN (913.9 mb)
. En çok orajlı gün: AYDINCIK (23 gün)
. En az orajlı gün: ÇANDIR (9 gün)

Dünya iklimi değişiyor. Gaz emisyonlarının meydana getirdiği küresel ısınma; ulaşım araçları ve termik santrallerde kömür - petrol gibi organik kökenli yakıtların kullanılması sonucunda Co2 oranının artarak, sera gazı etkisi yaratması ile gerçekleşmektedir.

Tüm dünyada yaşanan bu ısınma ve iklim değişiklikleri Yozgat İl’inde de, son yıllarda etkili olmaktadır. Bundan dolayı, sıcaklık, yağış ve mevsim süreleri uzun yıllar ortalamaların dışında değerler göstermektedir.

draculu45 26.04.09 18:43

Çapanoğlu İsyanı ve YOZGAT
Çapanoğlu İsyanı

Çapanoğlu isyanı; Milli Mücadele yıllarının başında çıkan bir olaydır. Bu hareket, çapanoğulları ailesi dışında başlamış, daha sonra bir anlamda bu aile, isyanın içerisine çekilmiştir. Bu nedenle de bu olaya “Yozgat İsyanı” değil de “Çapanoğlu isyanı” denilmiştir. Bu geniş ailenin sadece bir kısmı isyana teşebbüs etmiş, diğerleri tamamen olayın dışında kalmıştır. Zaten, Yozgat halkı da bu olayı hiç benimsememiş, hatta Milli Mücadele’nin başarışa kavuşması için gayret sarf etmiştir. Çapanoğlu İsyanı’nın lideri konumunda olan Edip, Celal ve Halit Bey’ler Çapanoğlu Süleyman Bey’in üçüncü kuşaktan torunu olan Hacı Osman Nuri Bey’in oğullarıdır. Hacı Osman Nuri Bey’in dördüncü oğlu olan Salih Bey ise, bu hadisenin tamamen dışında kalmıştır.

Çapanoğlu İsyanları’nın genel olarak üç sebebi üzerinde durulur:

1- Çapanoğlu Celal Bey’lerin İttihat ve Terakki Partisi’nin kötü muamelelerine maruz kalmaları nedeniyle Anadolu’nun kurtuluşu için başlatılan Milli Kurtuluş hareketini bir İttihat ve Terakki hareketi olarak değerlendirmeleri
2- Daha önce Anadolu’daki ayanlar arasında en güçlü olan bu ailenin nüfuzu oldukça büyüktü. Son zamanlarda nüfuzunu yitiren bu ailenin tekrar aynı güce ulaşmanın yollarını aramış olmaları
3- Yozgat’ta daha önceleri “Celali, Baba Zünnûn ve Baba’i” gibi isyanlar da yaşanmıştır. Bu isyanların hemen hepsi çeşitli inançların istismarı şeklinde ortaya çıkmış olup, mevcut idareyi ele geçirmek gibi bir hedefleri de yoktur. Çapanoğlu İsyanı’nı da bir an böyle düşünülecek olursa, bunların Kuvâ-yi Milliye’yi desteklemeleri gerekirdi. Fakat durum aksine tezahür ettiğine göre bu hadisenin sebebinin farklı olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Mustafa Kemal Paşa Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra Ankara’ya gelerek “Heyet-i Temsiliye”nin Kuva-yı Milliye hareketini tam olarak yürütebilmek için Milli Kurtuluşa taraftar görünmeyen bazı kişileri görevlerinden almıştır. Bu kişiler arasında, Afyon Mutasarrıfı Çapanoğlu Celal Bey’in yerine Muhasebeci Arif Hikmet Bey, Yozgat Mutasarrıf vekili olarak tayin edilmiştir. Heyet-i Temsiliye Ankara’da bir toplantı yapmış, yönetimi daha esaslı ve sağlam temeller üzerine oturtmak amacıyla 19 Mart 1920’de her tarafa telgraflar göndererek, bu iş için temsilci seçilip gönderilmesini istemiştir.

Çapanoğlu Celal ve Edip Bey’ler bu seçime, Padişaha bir isyan olarak değerlendirerek karşı çıkarılsa da, Yozgat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Çapanoğullarının bu itirazlarını dikkate almadan temsilcileri seçmişlerdir. Bölgedeki ilk huzursuzluklar Yozgat dışında, Yenihan (Han-ı Cedit=Yıldızeli)’da ortaya çıkmıştır. Yenihan İsyanını başlatanların ele başısı durumunda olan Postacı Nazım ve Kara Mustafa adlı iki kişi, Yıldızeli-Akdağmadeni arasındaki köylerde dolaşarak, İstanbul Hükümeti lehine propaganda yapmaya başlamışlardır.

14 Mayıs 1920’de Yıldızeli-Kaman Köyü’nde toplantı yapan Postacı Nazım ve adamları Ankara Hükümetine karşı isyan ettiklerini ilan ederler. Bu olaylar karşısında hiç bir tedbir alamayan Yıldızeli Kaymakamı görevinden alınarak, yerine Jandarma Kumandanı İshanı Bey vekaleten atanır. Yıldızeli’ndeki olayların gün geçtikçe büyümesi üzerine buraya Sivas’tan bir süvari bölüğü gönderilirken asilerde boş durmuyor halkı sürekli kendi emelleri doğrultusunda Milli Hareket’le ilgili olmayan sözlerle zehirlemeye devam ediyorlardı. Durumun gün geçtikçe kötüye gittiğini gören Sivasi 3. Kolordu Komutanı Albay Hüseyin Selahattin Bey, piyade taburunu Jandarma Binbaşı Kemal komutasında Yıldızeli’ne, 10.Alayın ikinci taburunu Zile’ye ve Tokat’ta bulunan 3. taburu da yine Yıldızeli’ne gönderir.

Hadise oldukça büyümüş, bölgenin tamamını sarmış ve bu isyanların önlenebilmesi için bir hayli güçlük çekilmiştir. Ayaklanmalar üzerine gönderilen düzenli birlikler başarılı olamayınca Sivas Müdafaa-i Hukuk üyesi Halil Bey, 27-28 Mayıs 1920’de Yıldızeli’nden “Her tarafta idare makamları atıl ve ruhsuzdur. Acele imanlı ve fedakar kimseler idare başına geçirilmezse durum çok tehlikeli bir hal alacaktır” diye heyet-i Temsiliye’ye bir telgraf gönderir. Aynı günlerde Erkan-ı Harbiye idare başına geçirilmezse, durum çok tehlikeli bir hal alacaktır.” demiştir.

Aynı günlerde Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Reisi Albay İsmet Ankara’dan gönderdiği emirde: “Kaymakam ile birlikte mahalli bir kuvvet teşkiline başlanmasını ve bu kuvvetin silahlarının Kayseri Askerlik Dairesi Başkanlığından istenmesi için Akdağmadeni Askerlik Şubesi Başkanlığına talimat verilmiştir.” diyerek, bu bölgenin huzurunun sağlanması için yine bölgedeki kuvvetlerden istifade edilmesinin istemiştir. Çünkü, bu yıllarda Batı Anadolu’da Yunan ilerleyişi ile uğraşılmakta ve askeri gücün iç bölgelerde kullanılması istenmekteydi.

Bu arada Mustafa Kemal Paşa, Yıldızeli ve Zile’de bulunan bazı kişileri uyarma ve olumlu fikirler aşılamak için bunların lideri konumunda bulunan Çelebi Efendi’nin harekete geçirilmesi istemiştir. Bununla ilgili olarak Mucur Askerlik Şubesi Başkanlığı’na talimat gönderilmiştir. TBMM üyesi olan Bektaşi Şeyhi Çelebi Efendi, hasta olduğunu beyan ederek böyle bir yardıma katılamayacağını ifade etmiştir. Ankara çevresinde bulunan kuvvetlerin Düzce isyan bölgesine gönderilmesi, Sivas’taki 3. Kolordu’nun önemli bir kısmının da Pontuşçuları takip etmesi, eldeki diğer taburların da ancak, şehirlerin iç emniyetini koruyacak durumda olması nedeniyle isyan bastırılamamış, Sivas ve Tokat gibi büyük şehirler de tehlikeye düşmüştür.

Bunun üzerine İsmet Paşa, Kazım Karabekir Paşa’ya bir telgraf göndererek, isyanın bastırılması için süvari birliği istemişse de, doğudaki Ermeni Meselesi yüzünden bu birlik gönderilememiştir. Duruma müdahale etmek için Gaziantep çevresinde bulunan Kılıç Ali Bey, 80 kadar adamıyla beraber 1 Haziran 1920’de Yozgat’a gönderilmiştir. Mehmet Hulusi Efendi ,Yozgat’a gelen Kılıç Ali Bey’e Çapanoğullarının tutumlarını anlatmış, Kılıç Ali Bey de bir tedbir olması amacıyla kendisine anlatılanları Ankara’ya bildirmiştir. Celal ve Edip Bey’lerin evlerini de göz hapsinde tutmaya başlamıştır.

Yozgat’ta olup bitenleri öğrenen Çapanoğlu Halit Bey, oturduğu Arapseyfi Köyü’nden Yozgat’a gelmeye karar verince, işlerin büyüyeceğinden endişelenen Kılıç Ali Bey, müfrezesini alarak Boğazlıyan’a çekilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Çapanoğullarının tutumlarından tatsız bir sonuç çıkmaması için, Yozgat Mebuslarından; Çapanoğullarının, memleketin içinde bulunduğu durumu anlatmalarını ve bu yanlış tutumlarından vazgeçmelerini sağlamalarını istemiştir. Bunun üzerine Süleyman Sırrı ve Rıza Bey’ler Yozgat’a gelmişler durumu Çapanoğullarına anlatmışlarsa da, onları ikna edememişlerdir. Bu tavır üzerine olaya karışan Çapanoğullarının tutuklanarak Ankara’ya gönderilmesi istenmiştir.

Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Reisi Albay İsmet, 7 Haziran 1920’de Sivas’taki 3. Kolordu Komutanı Albay Selahattin Bey’e bu tutuklama emrinin yerine getirilmesi için duyuruda bulunmuş, Selahattin Bey de görevin ifası için Yozgat Mutasarrıf Vekili Arif Hikmek Bey’i görevlendirmiştir. Arif Hikmet Bey Çapanoğullarının adamı olduğundan bu haberi Celal ve Edip Bey’lere duyurması üzerine, bu kişiler 8 Haziran 1920’de ailelerini de yanlarına alıp, Yozgat’ı terkederek Sorgun (Köhne)’a giderek, küçük kardeşleri Halit Bey’in güçleriyle birleşmişlerdir. Ertesi gün Yozgat’ta sıkıyönetim ilan edilir ve Komutanlığına da Kılıç Ali Bey getirilmiştir. Yozgat’ın dışında bulunan ve isyan etmeye karar veren Çapanoğulları yanlarına taraftar toplarken, Tokat ve Zile dışında bulunan Postacı Nazım ile de irtibat kurmak suretiyle ondan yardım almayı düşünürler.

Çapanoğulları, 13 Haziran 1920’de Sorgun’u, 14 Haziran’da da Yozgat’ı ele geçirirler. Yozgat’a giren kişilerin elebaşıları arasında Çapanoğlu Celal ve Edip Bey’ler ile Halit Hakkı, Salih Şekip, Mahmut İhsan ve Muhlis gibi kişiler de bulunmaktaydı. Zaten, olayı organize edenler de bunlardı. İsyancılar, 23-24 Haziran’da Boğazlıyan’a saldırarak, Kılıç Ali Bey’in buradan çekilmesine neden olurlar. Bu olay isyancılara cesaret vermiş, çevreden kendilerin yeni katılımlar olmasını sağlamıştır. Asilerden bir grup da, 16 Haziran’da Alaca’yı ele geçirir.

Çapanoğlu İsyanı; Sivas tarafından Karaman, Çamlıbel, Boğazlıyan; kuzeyde, Tokat- Zile; ve kuzeydoğuda ise, Alaca çevresine yayılmıştı. Ayaklanma oldukça ciddi boyutlara ulaşmış, Ankara’yı tedirgin etmişti. İsyan bölgesine gönderilen derme -çatma ordu kalıntıları hiç bir başarı sağlayamadıkları gibi, yer yer de dağılmışlardır. Bu isyanın uzun sürmesinin nedenleri başında, Ankara’nın elinde muntazam bir gücün bulunmaması, isyan eden kişilerin de bu vatanın evlatları olması nedeniyle, boş yere kardeş kanının akıtılmak istenmemesi ve Batı Anadolu’da Yunanlıların her geçen gün biraz daha topraklarımızda ilerleme tehlikesidir gelmektedir.

Ayrıca, İngilizlerin yaptırdığı olumsuz propagandalar da bunda etken olmuştur. 19 Haziran 1920’de Erkan-Harbiye-yi Umumiye’nin aldığı bir kararla, Çerkez Ethem Ankara’ya çağrılmış ve Çapanoğlu İsyanını bastırmaya memur edilmiştir. 20 Haziran 1920’de Ankara’dan hareket eden Çerkez Ethem, 23 Haziran sabahı Yozgat’a ulaşır. Yozgat’ta öğleye kadar yapılan çarpışmalar neticesinde şehir ele geçirilir. Yozgat’ın ele geçirilmesi sırasında Çapanoğulları şehri terkettiklerinden dolayı yakalanamazlar. Şehirdeki çarpışmalara, Ermeniler de isyancıların safında yer almış, hatta bir türlü teslim olmayan Ermeniler, ancak evlerinin yıkılması sonucunda teslim olmuşlardır.

Çerkez Ethem, Yozgat’a tamamen hakim olduktan sonra Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na dayanarak bir Askeri Mahkeme kurarak, rolü bulunanları cezalandırmıştır. Çerkez Ethem, Yozgat’tan kaçan isyancıların Alaca’da toplandığı haberini alınca, Yozgat’ta 200 kişilik bir kuvvet bırakarak, 24-25 Haziran 1920 gecesi Alaca’yı kuşatmış, ertesi günü de kazaya hakim olmuştur. Alaca’da tutunamayacaklarını anlayan asiler, bu defa da savunması daha elverişli olan Yozgat-Alaca yolu üzerinde sarp bir boğazda bulunan Arapseyfi’de toparlanmaya başlamışlardır.

Asilerin düşüncesi, Ethem’in asıl kuvvetlerinin Alaca’da bulunması sebebiyle Alaca’dan Yozgat’a dönerken bu geçitte onu pusuya düşürerek yenmekti. Bu durumun farkında olan Ethem, Alaca’da iki gün kalarak, asilerin tamamının Arapseyfi’de toplanması için onlara zaman kazandırmak istemiştir. Çerkez Ethem böylece, asilerin hepsini bertaraf edecekti. Nihayet, 27 Haziran günü Alaca’dan ayrılan Ethem önden küçük bir kuvveti ileri sevk ederek asillerin mevzîlendiği yerleri tespite çalışmıştır.

Durum, Ethem’in düşündüğü gibi gerçekleşince, boğazın etrafını sararak, asileri iki ateş arasında bırakıp direnişlerini bertaraf etmiştir. Böylece, asilerin direnme gücü Arapseyfi’de kırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Ethem’e bir telgraf göndererek, onun bu başarısını kutlamıştır. Çerkez Ethem, Arapseyfi’de asilerin direnişini kırdıktan sonra arta kalanların da ortadan kaldırılması için 27 Haziran 1920’de Çolak İbrahim komutasındaki 2. Kuvve-Seyyare kuvvetleri batıdan ve Albay Refet Kuvvetleri kuzeyden gelerek, bölgenin emniyete kavuşmasını sağlamışlardır.

draculu45 26.04.09 18:43

Yozgat Tarihi
İlk Devirler

Yozgat; Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Sorgun ilçesi sınırları içerisinde bulunan “Alişar Höyüğü” nde yapılan kazılar neticesinde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur.

Ayrıca, Anadolu’da ilk siyasi birliği gerçekleştiren Eti’lerin yerleşim merkezlerinden biridir. Merkeze bağlı Büyüknefes, Dambasan ve Gündoğdu köyleri ile Sorgun ilçesi sınırları içerisindeki Kerkenes Kalesi, Boğazlıyan'a bağlı Çalapverdi ve diğer bazı bölgelerimizde yapılan kazılar neticesinde Etiler’in izine rastlanılmıştır.Anadolu’da tarih devrinin başlangıcını sağlayan Hitit’lerin sınırları içerisinde en kalabalık yerleşim merkezlerinden birisini teşkil ettiği de ortaya çıkarılmıştır.

M.Ö. 2000 -1500 yılları arasında kurulan ve merkezi Yozgat sınırları içerisindeki Hattuşaş olan Hitit’lerin hakimiyetinden sonra yöre, M.Ö. 1200’lerde Deniz Hakları istilasının ardından Frig’lerin hakimiyetine girmiştir. M.Ö. 7. yüzyıl başlarında Kimmer’lerin saldırısına uğramıştır. M.Ö. 6. yüzyılda Lidya Krallığına bağlanarak, müteakiben Pers’ler, M.Ö. 4. yüzyılda da Makedonya’lılar tarafından ele geçirilmiştir. M.Ö. 3. yüzyılın başlarında güney kesimi kısa bir süre Kapadokya Krallığının hakimiyetinde kalmıştır. Daha sonra, Anadolu’yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat’ların yerleştiği Galatya’nın bir parçası olmuştur. Bu nedenle “ galatların Ata yurdu” olarak da bilinmektedir. M.Ö. 2. yüzyıl başlarında kurulan Galatya Krallığı bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Krallıklarına bağlı kaldıktan sonra, M.Ö. 85’te Roma’nın korumasına girmiştir.

M.S 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu, Doğu Roma (Bizans)’ın payına düşmüştür. İslam orduları ve Sasani’ler zaman zaman Bizans elindeki bu bölgeye akınlar yapmış oldukları, ancak bölgeyi devamlı olarak elerinde tutamamışlardır.

Malazgirt Savaşından Sonraki Devre

Bozok çevresinde Türk - İslam izleri 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra başlatır. Tahrir Defterlerinden Oğuz boylarına mensup 24 boydan 21’inin Anadolu’ya geldikleri anlaşılmaktadır. Bu sayıya Karaevli boyunu da ilave etmek gerekir. Salur, Eymür ve Karkın’lılar Anadolu’nun iskanında birinci derecede rol oynamışlardır. Kayın, Anadolu’nun fethi ve iskanında, Beydilli ve Bayındır boyları da Anadolu’ya yerleşmede önemli görevler yapmışlardır. Oğuzlar, göçtükleri yerlere her sosyal birimden insanların yanında, kültür unsurlarını da taşıdılar.

Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarının geçtiği bir yerdi. Emirci Sultan’ın Osmanpaşa Tekkesi köyü, bu yollardan birinin üzerinde bulunuyordu. Zaviye, Kayseri ve Kırşehir’den Amasya’ya giden yol üzerindeki bir konak noktasıydı. Yesevi Şeyhi Emirci Sultan’ın 1204’lerde Bozok’a gelerek, Keçikıran (Osmanpaşa)’a yerleşip irşada başladığı, bu bölgede 16. yüzyılda da “Osmanpaşa Tekkesi” adıyla bir zaviye kurulduğu anlaşılmaktadır. Salmanlı ve Danışman köyleri, Danişmend’liler zamanından kalma tarihi köylerdir. İlimizde Selçuklu’ların izleri 12. yüzyılından itibaren görülür. Bir ara Danişmendoğulları’nın nüfusuna giren bu bölgede 1175’den sonra Anadolu Selçukluları’nın eline geçmiştir.

1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra İlhanlılar’ın kontrolüne giren bölge Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde Eretna Beyliği’nin, 1381’den sonra da Kadı Burhaneddin Devletinin eline geçti. 1398’de Kadı Burhanettin öldürülünce Yıldırım Beyazıd bu bölgeyi aynı tarihte Osmanlı Devleti sınırlarına kattı. Timur Han 1402 - 1403 senelerinde Yozgat ve çevresini ele geçirdi. Timur Han Anadolu’yu terk ederken, 1256’dan itibaren bu bölgeye yerleşen Karatatarlar’ı Türkistan’a ***ürmeye karar vererek 1404’de bunların tamamını zorla alıp ***ürmüştür.

draculu45 26.04.09 18:44

YOZGAT VE ÇEVRESİNE YERLEŞEN OĞUZ BOYLARI VE YAŞADIKLARI YERLER

Karatatarlar’ın Bozok bölgesinden gitmesi sonucunda bölge, Sivas’ın güneyinde ve Kayseri’nin doğusunda (bilhassa Uzunyayla) yaylaya Dulkadırlı Türkmenleri tarafından iskan edilmiştir. 15. yüzyılda Yozgat ve komşu mahallere yerleşen, Bozok adıyla anılan oymaklar ve yerleştikleri yerler şöyledir:
Kızılkocalu: Topluca yaşadıkları yer; Yozgat, Şefaatli, Yerköy ve Musabeyli ile çevrili saha olup, Elmahacılı, Musa Beglü, Aziz Beglü, Yusuf Abdal, Dokuz, Hasancı gibi obalarla Topaç, Erkekli ve İğdeli gibi ekinlikler de bu sahanın içinde bulunmaktadır. 1529-1530 yıllarında küçük bir köy olan Yozgat da bu sınırın içindedir. Ayrıca, Baltı Saray, Yassı Kışla, İğde Kışla, Arık Aşan, Ağça Saz, Dere Kışla, Köse Yusuflu, Ali Şarlu, Sekilü, İsa Hacılu ve Köşler de bu oymağa bağlı olanların yerleşip isim verdikleri yerleşim birimleridir.

Salmanlu: Bu oymak Yozgat’ın batısında bulunan Salmanlı’da yerleşmiştir.

Ağcalu : Bu oymak Karadere’de yaşamaktaydı. Bu bölgede tamamen Ağcalu’larca doldurulmuş, Aşağı Kanak da bu boya mensup kişilerce iskan edilmiştir. Ayrıca Sokun, Emlak, Karaca Alilü, Hacılar, Hamzalu, Haşer, Çakır ve Gedük’te de Ağcalu obaları bulunmaktadır.

Çiçeklü: Bu boy Boğazlıyan çevresinde oturmaktaydı.

Zakirlü: Bu oymak Sorgun civarında yaşamakta ve Yayla Hacılu, Ramazanlu, Orhan Hacılu, Emir Gazili ve daha bir çok obalara ayrılmaktadır.

Mes’udlu: Bölgenin en eski oymaklarındandı. Buna rağmen pek fazla nüfusu olmayan oymaklardın meydana gelmiştir.

Ağça Koyunlu: Bunların kalabalık bir kısmı Gedük’te bir kısım obaları da Kara Dere’de yaşamaktadır.

Kavurgalu: Yozgat’ın doğusunda kendi adını taşıyan Kavurgalı Köyü ve çevresinde yaşamaktadırlar.

Demircilü: En tanınmış obaları, Sarım Beglü olup, Merkeze bağlı Sarımbey bu obanın adını taşımaktadır.

Şam Bayadı: Bunlar Bozok’un sınırları içinde bulunan o zamanki ismi Gedük olan Şar Kışla’da (Sivas) yaşamaktadırlar. Bunlar kış aylarını Halep ve Şam civarında geçirdiklerinden Şam Bayadı adını almıştır.

Söklen: Yurtları Yukarı Kanak olup, burada bulunan; Ayrancı, Yağmur Kışlası, Kümbet Kışla, Karaca Üyük, Akarca, Arpalık, Küpeli, Karaevli Kışlası, Dere Yağsın, Alembeg Kışlası, Emirbeg Kışlası, Baraklu, Akbenlü, Çukurviran ve ekinliklerde 1542 - 1543 yıllarında 33 obaya ayrılmış bir halde yaşıyorlardı.

Hisar Beglü: Yurtları, Hasbek ve çevresi olup, Hisarbeyli köyü ile Baş Kışla’nın Kışla, Eynelli (Topal Abdal Kışlası), Hasbek, Ozan, Kemal Fakihlü, Ağçadam, Çanakçı, Ramazanlu, Boyalık, Kayacık, Ağıl (Kayalu), Çorak, Edik, Alın Pınarı, Musa Fakih, Çağlalı gibi ekinlikler de bunlara aittir.

Karalu: Bu oymak şimdiki Çayıralan İlçesi’nde yaşamaktadırlar. Kara Kötük (Menkeşer), Kozan Hisarı, Yassı Hüyük, Köse Oğlu, Ağçakışla, Sarımbeg Kışlası, Kaya Pınar, Tunuscuk (Turası), Okuçu Oğlu, Kozca Kışla, Göynük Kışla, Kilisecik, Çayır Şeyhi (Çayıralan), İsa Beglü, Anbarlu, Çayır Kışla, Zakiroğlu, Meşhedi, Çura, Kozlu, Boranderesi, Mansur Abdal, Çoban Hacı ve Ak Viran gibi ekinlikler de Karalu’lara aitti.

Bugün Yozgat’ın yerli halkı yukarıda belirtilen oymakların neslinden gelmektedir. Zaten, bu bölgede oymak adlarını taşıyan birçok köy ve kasaba hala aynı isimle anılmaktadır. Ancak, Türkçe kökenli olan bazı köy isimleri yabancı isim olduğu zannıyla değiştirilmiş ve yeni isimler verilmiştir.

Bölge halkının tamamı Türk olmakla beraber 17. yüzyıldan itibaren doğudan Ermeniler, Yunanistan ve Ege Adalarından da Rumlar gelerek, Anadolu’nun şehir kasabalarında koloniler meydana getirmişlerdir. Bunlar, askerlik yapmadıkları ve azınlık şuuru taşıdıkları için bulundukları yerin en zengin ve müreffeh yaşayan insanları olmuşlardır. Ticari hayatı ve esnaf teşkilatlarının hemen hemen tamamını ellerinde bulundurdukları için yabancı araştırmacıların ilk temas ettikleri kişiler bunlar olduğundan nüfusun çoğunluğunu meydana getirdikleri intibaını vermişlerse de gerçekte böyle değildir.

draculu45 26.04.09 18:44

Neden "Yozgat" ismi ?

--------------------------------------------------------------------------------

Neden "Yozgat" ismi ?

İlin, asıl adı "BOZOK" olup, zamanla "Yozgat" olarak değiştirilmiştir. Oğuz'ların; "BOZOK" koluna mensup Türkmenlerin bu bölgeye akınıyla birlikte, yöre "BOZOK" ismiyle anılmıştır. 1800'lü yıllara doğru bu ismin yanı sıra "YOZGAT" adı da telaffuz edilmiştir.

"Yozgat" adının menşei konusunda ise, değişiki söylentiler ileri sürülmektedir:

Bir rivayete göre, Yozgat Saray Köyü'nden (bugün itibariyle kasaba) itibaren aşağıdan yukarıya doğru kat kat yükselmektedir. Bu kat kat yükselişindin ve rakımının yüksekliğinden dolayı önceleri "Yüz kat" denmiş, zamanla bu isim söylene söylene "Yozgat" halini almıştır.

Diğer bir rivayete göre; Aşiret Reisi Ömer Cabbar Ağa'nın yüzü çopurdu. Bu yüzden kendisine Çopur veya Çapar Koca derlerdi. Söylentiye göre Cabbar Ağa, sürülerini bir yaz günü yaylakta otlatırken karşısına Hızır (AS) çıkıyor ve davar sahibi Cabbar Ağa'dan içmek için süt istiyor. Güler yüzlü Ömer Ağa hemen misafirine ikramda kusur etmeyerek, gönül hoşluğu ile sütü ikram eder. Hızır (AS) sütü içtikten sonra çok memnun kalır ve Cabbar Ağa'ya "Çobanoğlu, yozuna yoz katılsın, memleketinin adı Yoz-Kat olsun" diyor. Bu sözü söyleyerek kayboluyor. Temeli böyle olan Yoz-Kat söylene söylene Yozgat halini alıyor.

İsmin kaynağı hakkında her ne kadar tatmin edici bir bilgi yoksa da uzun yıllar bu havalinin böyle anıldığı bilinmektedir.

Birinci Büyük Millet Meclisinde Kütahya Mebusu Cemil Bey tarafından verilen bir takrir ile Yozgat ismi Bozok olarak değiştirilmiş, bilahare 23 Haziran 1927tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sırrı (İÇÖZ) Bey ve arkadaşlarının verdiği bir takrirle Bozok ismi tekrar Yozgat olarak değiştirilmiştir.

draculu45 26.04.09 18:44

YOZGAT Mutfağı
ARABAŞI



Malzemesi

Hamur için :
• 5 kg su • 650gr un (12 kişiliktir)
5 litre suyun 3 litresi ateş üzerinde kaynatmaya bırakılır. Kalan 2 litre soğuk suya 650 gr un ilave edilip mikserle çarpılarak bulamaç haline getirilir. Bulamaç haline getirilmiş hamur kaynamakta olan suya birdenbire boşaltılır. Oklava ile devamlı karıştırılarak hamur mısır patlağı gibi patlamaya başlayınca 3-4 dakika daha kaynatılıp 40 cm’lik 2 adet Sini’ye dökülüp soğutmaya terk edilir.

Çorba için :
• Tavuk veya Hindi eti (göğüs) • 5 kg su • 5 kaşık un (yağsız kavrulmuş un) • 2 kaşık salça • 1 kaşık pul biber • 150 ve 200 gr yağ

Tüm bu malzemeler çiğ olarak karıştırılıp ocağa konulur. Köpük kayboluncaya kadar pişirilerek hazır hale getirilir. İkramdan önce tikelenen et çorbaya ilave edilip bir taşım kaynatılıp servis yapılır. Soğumaya bırakılan hamur, ıslak bir bıçak ile baklava dilimleri şeklinde kesilir. Tepsinin ortası çorba kasesi sığacak şekilde açılır, açılan yere çorba kasesi yerleştirilir. Kesilen hamurlar kaşık üzerine yerleştirilerek çorba ile birlikte çiğnemeden yutulur.

MADIMAK



Malzemesi :
• 1.5 kg. Madımak • Bir kase yoğurt • 150 gr.Pastırma • Bir-iki diş sarımsak • Tuz,biber,yağ,salça

1.5 kg. madımak temizlendikten sonra satırla kıyılarak iyice küçültülür. Bir tencereye yağ,salça,pastırma konularak kavrulur. Kıyılan madımak üzerine ilave edilir. 15 dakika pişirildikten sonra servis yapılır. Sarmısaklanmış yoğurt isteğe göre sos olarak kullanılır.

TESTİ KEBABI



Malzemesi :
• 1 adet Testi • 3 kg. Kuşbaşı et • 1 kg. Domates • 300 gr. Sarımsak • 200 gr. Sivri biber • 200 gr. Tereyağı • Karabiber,tuz

Doğranmış domates,sivri biber ve sarımsak kuşbaşı ete katılarak ezmeden iyice karıştırılır. Yeterince tuz ilave edilir. Testi içi iyice yıkandıktan sonra karıştırılan malzeme testinin içerisine doldurulur. En üste tereyağı konulur. Testinin ağzı hamur ile kapatılır ve ortası hafif açılır. Genellikle açık havada odun veya meşe kömürü yakılmış bir ateşte pişirilir. İki saate yakın bir zamanda pişen yemeği ilk defa yapanlara meşe kömürüyle yapmaları tavsiye edilir. Yemek piştikten sonra testi kırılarak yemek testinin içinden servis yapılır.

draculu45 26.04.09 18:45

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri

Karslıoğlu Konağı

(Arkeoloji Müzesi) 1883 yılında inşa edilen konak, 1925 yılında Vali Konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1936 yılından itibaren bina, konut olarak kullanılmıştır. Dikdörtgene yakın kare planlı ve iki katlı olan binanın taban ve tavanı ahşap olup, kesme taş duvarlar, ahşap karkas taşıyıcı sistem arasına taş dolgu ile örülmüş, bağdadi sıvalıdır. Kapı, yüklük ve tavanlarda yörenin en güzel oyma işçiliği vardır. 1979 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılan binanın restore edilerek Arkeoloji Müzesi olarak kullanılması düşünülmektedir. Yörede yapılan kazılar sonucu çıkarılan eserlerin bir kısmı sergilenmektedir. Şu an müze olarak kullanılmamaktadır.

Etnografya Müzesi

(Nizamoğlu Evi) 1871 yılında yapılan bina, batı-güney ve kuzey yönlerden eski büyük bahçenin kalıntısı olan küçük bir bahçeyle çevrilmiştir. Doğu yüzü sokağa bakmaktadır. İki katının da duvarları ağaç iskeleti aralarına dolgu olarak tuğla örgülü ve sıva kaplıdır. Taban ve duvar ahşaptır. Zemin katındaki mekanlar depo, mutfak ve hizmet odalarıdır. Üst kat kuzey-güney doğrultusunda kareye yakın dikdörtgen biçimli bir sofa, onun iki yanına simetrik yerleştirilen odalardan oluşmaktadır. Yöreye özgü etnoğrafik eserlerin sergilendiği müzede 990'nı teşhirde olmak üzere 4000 eser bulunmaktadır.

Müze Tel: (+90-354) 212 27 73-212 14 94
Ziyaret Saatleri: 08.30-17.30
Ziyarete açık günler: Pazartesi günü hariç

Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi)

Hattuşaş dan sonra Hititlerin en büyük kentidir. Sorgun ilçesi Şahmuratlı köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenez Harabeleri Şahmuratlı köyüne 5 km. mesafededir. Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Harabeleri çepeçevre saran sur kalıntıları yerinde durmaktadır. Hafif eğimli arazi üzerinde tam orta yerde Sülüklü Göl (Büyük Göl) olarak anılan yerde yaklaşık çapı 20 m. olan su birikintileri bulunmaktadır. Buna benzer Kızlar ve Atlar gölleri de bulunmaktadır. Araziyi saran sur kalıntıları batıda yaklaşık 4m. lik bir boşluk bırakmaktadır ki burasının sur kapısı olabileceği tahmin edilmektedir. Harabeleri tamamen gün ışığına çıkarma çalışmaları devam etmektedir.

Büyüknefes (Tavium)

Galatların bir kolu olan Trokmiler tarafından kurulup, başkent olarak kullanılan Büyüknefes Yozgat-Haydarbeyli yolu üzerindedir. Aslan heykeli sütunlar, sert taşlar üzerine işlenen yüzük taşları, yontulmuş taş üzerinde kuş figürleri, yol kalıntıları, mezarlıklar, havuzlar, Gündoğdu yakınında bir yer altı şehrinin varlığına hükmettiren geniş meydan ve yollar bu köyün tarihi zenginliğinin büyük işaretleridir.

Çeşka Yeraltı Şehri

Merkez İlçeye 3 km. mesafede ve kuzeydoğusunda yüksekçe bir tepeye kurulmuş yer altı şehrinin üç ayrı girişi vardır. Güney kısmında iki kat halinde halinde üç odalı bir mekan vardır. Bu mekanın batı kısmındaki odanın üstünde bacası vardır. Kuzeydeki odanın tabanında kısmen dolmuş iki ayrı beşik kemerli galeri girişi vardır. Yıkıntılar arasında ve alt eteklerde monokrom perdaleli ve perdalesiz Roma,Bizans Seramik parçaları mevcuttur.

Alişar Höyüğü

Yozgat’ın 45 km. güneydoğusunda,Yozgat-Sarıkaya İlçesi anayolu üzerinde bulunan höyük 520 m. uzunluğunda,950 m. genişliğinde bir üst görüntü vermektedir. Alişar’ın yerleşimi kalkolitik denilen ve ana toprak üzerinde kurulan bir köy kültürüdür. Yapılan kazılarda küplere, taş ve ağaç sandıklara gömülmüş iskeletler, çanak çömlek, süslü mühürler, iyi işlenmiş taş ve kemikler,insan ve hayvan figürleri bulunmuştur.

Kaleler ve Kuleler

Behramşah Kalesi

Çalışkan köyünün kuzeyinde bulunan yüksek bir kaledir. Gıyaseddin Keykavus emirlerinden Necmeddin Behram Şahı Candar’a ait olan kale, 13. Yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Kalenin birçok kısmı yıkık ve harap,batı ve güney duvarları ayaktadır. Yüksek kale duvarları,moloz taş üzerine kesme taş kaplıdır. İçte tuğla gibi çaprazlama dizilerle sıralanarak zigzaz duvar dolgusunu oluşturmuştur.

Saat Kulesi

1908 yılında Şakir usta tarafından yapılmıştır. Şehrin orta yerinde kurulmuş, kare pirizma şeklinde uzun bir kuledir. Enine silmelerle altı kata bölünen kulenin üst kısmı şerefe gibi bir terasla çevrilidir. En üst kısımda çan şeklinde bir külah vardır. Saat çanı 250 kg. ağırlığında olup, her yarım ve tam saatte isabetli olarak vurur. Kuleye çıkış kuzeyden, yuvarlak kemerli kapıdan olur. Şerefeli kısmın altında üç kat aşağı doğru her katta küçük yuvarlak kemerli bir pencere bulunur.

draculu45 26.04.09 18:45

Camiler

Çapanoğlu Camii

1779 yılında Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı kubbeyle örtülü 3 bölmeli son cemaat yeri ile tek kubbeli ana mekandan oluşmaktadır. 1794 yılında Süleyman bey bunun önüne benzer planda ikinci bir mekan ekletmiştir. Daha sonra en dışa küçük bir giriş revağı eklenmiştir. Arka arkaya dizilmiş bu yapılar yakın zamana değin Geç Dönem Osmanlı resim sanatının özgün örnekleriyle bezenliydi. Ancak yapılan onarımlarla resimleri çoğu yok olmuş yada değişmiştir. Ana mekanda mahvildekiler dışında büyük ölçüde özgünlüğünü yitirmiş, mahvilin ikinci katında yan kubbelerde yeşil, al, mavi ve sarının kullanıldığı çeşitli çiçek, yaprak ve meyve resimleri yer alır.

Başçavuş Camii

1800-1801 yıllarında Çapanoğlu Süleyman Bey’in Başçavuşu Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin iç mekanı kare planlıdır. Kırma çatılı, taş ve tuğla karışımı kargir bir yapı olan caminin kuzeybatısına yapışık yuvarlak gövdeli minaresi ile büyük bir avlusu vardır. Batı tarafı hazire olarak kullanılmıştır. Caminin mihrabı tezniyatsız olup mihrabın üzerinde aynı seviyede devam eden ağaçtan oyma stilize dal ve çiçek motifleri yer alır. Güney cephede ve tavana yakın yerlerde sivri nal kemerli alçı işleri ve renkli camlarla bezeli pencereler mevcuttur. Tavan örneği çok nadir görülen çıkmalı rozet,stilize edilmiş nebatad ve kafes motiflerinden oluşan göbek motifleri,ahşap oymadan ibaret bir süslemeyle bezelidir. Duvarlar gül ve diğer çiçek motifleriyle süslüdür.

Kayyumzade (Demirci Ali Efendi) Camii

1804 yılında Cevheri Ali Efendi tarafından yaptırıldığı yazıtından anlaşılmaktadır. Kırma çatılı son cemaat yeri olan haremin birleştiği kuzeydoğu köşesinde,çokgen minaresi olan,geniş avlu içinde kurulmuş olan yapıya kuzeydeki tek kapıdan girilir. Avlunun doğu iç duvarında iki ağaç direk üzerine oturan ufak bir revaklı kısmı vardır. Bu bölümün güneyine bir medrese yapılmış ve uzun süre bu amaçla kullanılmıştır. Caminin mahvil galerisinde ahşap oyma bitkisel ve geometrik motifler,kemerlerde ise Barok tarzda kalem işleri vardır. Kare biçimli tavan göbeği geometrik motiflerle bezelidir.

Cevheri (Cevahir) Ali Efendi Camii

Yazıtına göre 1788 yılında Çapanoğulları döneminde Cevahir (Cevheri) Ali Efendi tarafından Hacı Mehmet Ağa adına yaptırılmıştır. Cami kareye yakın dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş,düz ahşap tavanlıdır. Yapıyı çevreleyen sarı kesme taştan yapılmış avlu duvarı vardır. Caminin kuzeydoğusunda yapışık,kare kaide üzerine oturan,armudi iri topuklu,çokgen gövdeli,beyaz kesme taştan yapılmış minaresi,kemerli profillerle genişleyen şerefe ve kurşun kaplamalı külahı ilgi çekicidir. Mahfilin orta kısmı balkon gibi güneye doğru çıkıntı yapar. Revaklı bölümün içinde bir lahit yer alır.

Kubbeli Cami

Çayıralan İlçesinde, Çerkezbey türbesinin yanındadır. Caminin orijinal kitabesi bulunmamasına karşın,son cemaat yerinde hareme giriş kapısı üzerinde 1152 yılında yapıldığı yazılıdır.

Salih Paşa Camii

Sorgun ilçesindeki caminin yazıtından Salih Paşa tarafından 1813 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. 1955 yılında batı duvarı sabit kalmak suretiyle orijinal planı pek bozulmadan tamamen yenilenmiştir.

Saray Köyü Çapanoğlu Camii

Yerköy İlçesi, Saray Köyündeki camii 1765 de Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1957 te tek şerefeli minaresi ilave edilmiştir. Kırma çatılı köşe duvarları ve pencere kenarları kesme taş,diğer kısımları moloztaş bir yapıdır. Yapı içinde ahşap ve kalem işi olmak üzere iki türlü süslemeye karşılaşılmaktadır. Ahşap süsleme kiriş uçlarından ve minber korkulukları kafes işçiliği ile yapılmıştır.

Türbeler

Yozgat ve çevresinde yeralan Türbeler Çandır Şahsultan Hatun Türbesi (Kümbeti), Çayıralan Çerkezbey Türbesi, Osman Paşa Türbesi ve Görpeli ilin önemli türbeleridir.

draculu45 26.04.09 18:45

Köprüler

Yozgat' taki köprüler; Taşköprü, Karabıyık Köprüsü ve Kesik Köprü' dür.

Karabıyık Köprüsü

Yozgat-Şefaatli yolunun 38. Km.sinde Kanak Suyu üzerinde kurulmuştur. Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır seferine giderken (1516) yaptırılmıştır. Ayaklar üzerinde oturan üç sivri kemerli,iki alçak mahmuzlu,60 cm. yüksekliğinde korkuluk duvarı ile uçlarda ve ortada baba taşları olan,beyaz kesme taştan yapılmış bir köprüdür. 54 m. boyunda 4.5 m. eninde olan köprünün ortasına doğru bir harpuşluk fark edilir.

Korunan Alanlar

Yozgat - Yozgat Çamlığı Milli Parkı
Yeri: Yozgat ili

Ulaşım: İç Anadolu bölgesinde,Yozgat ilinin güneyinde uzanan tepeler üzerinde yer alan Milli Park,Yozgat'a 5 km. uzaklıktadır.

Özelliği: 264 Ha.lık alanı kaplayan Milli Park, İç Anadolu'da insan etkisi ile meydana gelen (antropojen) step içerisinde yer alan sayılı orman adalarından biridir. Ortalama yükseltisi 1350 m. olan sahadaki arazinin morfolojik özelliklerini tepeler, sırtta ve vadilerde parçalanmış dalgalı düzlükler meydana getirmektedir.

Tabiatın; iklim, toprak-su dengesinin değişmesi ile ortaya çıkan kısıtlamalara,tabii kaynakların bugün tükeneceğini unutmuş görünen insanların yanlış ,aşırı arazi kullanımlarının eklenmesi Milli Park ve çevresinde geniş alanları kaplayan ormanlardan yoksun bozkır peyzajlarını meydana getirmiştir. Eski çağların bakir ormanlarından günümüze bu karaçam konusu ulaşabilmiştir.

Karaçam, meşe ve ardıç ağaç toplulukları Milli Park bitki örtüsünü meydana getirmektedir. Bu orman parçasının tabiat bölgesi özelliği yanında rekreasyon ihtiyacını karşılaması bakımından büyük önemi bulunmaktadır.

Görülebilecek Yerler: Milli Parkın 40 km. kuzeyindeki Hititlerin başşehri Boğazköy, Alacahöyük, Sarıkaya Kaplıcaları yakın çevresindeki diğer önemli turizm merkezleri olarak görülmeye değer yerlerdir.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkta günübirlik piknik yapılabilir. Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir.

Mağaralar

Saraykent İlçesi Divanlı Köyünde bulunan mağaralar çeşitli bölmelerden oluşmaktadır. Mağaralar kayalara oyulduğu gibi, taştan oyma merdivenlerle inilen mağaralar da vardır. Bu mağaraların Bizans dönemine ait olduğu belirtilmektedir.

Kaplıcalar

Sarıkaya Kaplıcası

Sarıkaya ilçe merkezinde bulunan sıcak su kaynağı iki ayrı noktadan yüzeye çıkmakta olup , 48 0C sıcaklığa ve 28 lt./sn. debiye sahiptir. Bu sıcak sudan, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde de kaplıca tedavisi maksadıyla istifade edildiği bilinmektedir.

Boğazlıyan Bahariye (Cavlak) Kaplıcası

Boğazlıyan ilçesine 4,5 km. uzaklıktaki Bahariye köyü yakınlarında yer alan Cavlak mevkiinden çıkan su 32 0C sıcaklığa sahip olup iki ayrı kuyudan 320 lt./sn. debi ile çıkmaktadır. Kuyuların bulunduğu düzlükte bu suların oluşturduğu küçük bir gölet bulunmaktadır. Gölette suyun sıcaklığı 28 0C civarındadır. Mevcut raporlardan bu suyun romatizmal hastalıklar, kırık çıkık sekelleri ve kadın hastalıkları için kaplıca tedavisinde kullanılabileceği anlaşılmaktadır.

Sorgun Kaplıcası

Sorgun ilçesine 2 km. mesafede, Yozgat-Sivas karayolu üzerindedir. İl Özel İdare Müdürlüğü’nce yaptırılan kaplıca ve motel faaliyettedir. Diğer sıcak su alanlarının kapladığı sıcak alana göre daha geniş bir sıcak alana sahip olan Sorgun sıcak su alanı ilçenin yerleşim alanının doğu sınırlarından başlayıp Yeniçeltek açık kömür işletmesine kadar devam etmektedir. Bu suyun sıcaklığı 50-61 0C arasında değişmektedir. Fiziksel ve kimyasal analizler sonucunda sülfatlı, sodyumklorürlü, hipertermal-hipertonik sular sınıfına girdiği tespit edilen bu sıcak su radyoaktif maddeler, magnezyum, kalsiyum ve bor ihtiva etmektedir. Halen kaplıca tedavisinde kullanılan bu suyun ağrılara, kronik iltihaplı hastalıklara, spazm benzeri hastalıklara, kırık çıkık sekellerine yararlı olduğu ve taşıdığı yüksek orandaki radonun etkisiyle radyoterapik etkisinin bulunduğu bilinmektedir.

Yerköy Kaplıcası

Yerköy ilçesinde Ankara-Yozgat karayolunun 7. km’sinde olup, Yozgat iline uzaklığı 47 km’dir. Yapılan kimyasal ve fiziksel analizler sonucu klorürlü sülfatlı sular grubundan olduğu tespit edilen bu suyun bilinen en belirgin özelliği cilt hastalıkları ile romatizmal hastalıkları iyileştirici etkisinin olmasıdır. Ayrıca nefrit, nevralji, kırık çıkık sekelleri, kadın hastalıkları ve kronik romatizmal hastalıklara karşı kaplıca tedavisine uygun olduğu belirlenmiştir.

Saraykent Kaplıcası

Yozgat-Sivas karayolu üzerinde, Yozgat'a 70 km. mesafedeki Saraykent ilçesindedir. Kaplıca suyu sodyumklorürlü, sodyumbikarbonatlı ve kalsiyumsülfatlı sular grubundandır. Suyun incelenmesi sonucu romatizmal hastalıklarda, kırık çıkık sekellerinde, kadın hastalıklarında, nevrit ve polinevritlerde kullanılmasının faydalı olacağı tespit edilmiştir. Sıcaklığı 74 santigrat derecedir.

Yaylalar ve Ormanlar

Bozok Yaylası

Yozgat İli topraklarının bulunduğu bölge Bozok Yaylası olarak adlandırılır. Kızılırmak yayı içerisinde kalan yayla,delice ırmağı ve Çorum suyuna karışan vadilerle yarılmış hafif dalgalı düzlükler meydana getirirler. Bu yayla doğuda Akdağlara dayanır, kuzeydoğuda Deveci dağının batıya doğru ilerleyen kolları düzlükler arasında kaybolur. Bozok yaylasının yükseltisi 1200-1400 m. arasındadır.

draculu45 26.04.09 18:46

Hisarbeyli (Yoğurt Yurdu) Yaylası

Akdağ ormanları içerisindedir. Hasbek-Hisarbeyli-Akdağmadeni yolu içerisinden geçmektedir. İki tepe arasından büyükçe bir dere akar. Tepenin bir yanı çamlarla diğer yanı küçük bitki örtüleriyle kaplıdır. Hasbek ve Hisarbeylilerin yaz aylarında çıktıkları yayla konumundadır. Soğuk su kaynakları çok fazladır. Hafta sonlarında Kayseri ve çevre halkının piknik alanıdır. Yoğurduyla ünlüdür.

Cehirlik

Yozgat-Boğazkale (Hattuşaş) yolu üzerindedir. Yozgat’a 2 km. uzaklıktadır. Gelin Kayası ve Yabani Laleleriyle ünlüdür. İlkbaharda açmaya başlayan laleler yaz boyunca Cehriliğe ayrı bir güzellik katmaktadır. Halk arasında Laleler Ülkesi olarak bilinen Hollanda’ya lale tohumlarının (soğanlarının) buradan götürüldüğü söylenmektedir.

Kadıpınarı

Akdağ ormanları içerisinde çok geniş bir alana yayılan çam, meşe ve çeşitli ağaç türleri, temiz soğuk suları ve çeşitli av hayvanları bulunan bir bölgedir. Akdağmadeni İlçesinin kuzeybatısında ilçeye 2 km. mesafededir. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce orman içi dinlenme tesisi programına alınmış,çevre düzenlemesi, otantik yapıda kır gazinosu,dinlenme evleri,yağmur barınağı ocaklar ve vc gibi tesisler yapılmıştır.Bölgede geyik üretme çiftliği bulunmaktadır.

Şebekpınarı Piknik Alanı

Aydıncık-Eymir yolu üzerinde yer alan Şebek Pınarı piknik alanı Aydıncık İlçesinin 1 km. güneyinde yer almaktadır. Daşlı dağlar olarak bilinen dağların Aydıncık’a bakan 1700 m. yükseklikteki Gezbel Tepesinde yer almaktadır. Denizden yüksekliği 1500 m.dir. Yıllardan beri piknik alanı olarak kullanılan Şebekpınarı ve çevresi Milli Parklar Genel Müdürlüğünce Şebek Ormaniçi Dinlenme Yeri olarak çevre düzenlemesi yapılmıştır. arınağı, wc gibi tesisler yapılmıştır.

Akdağmadeni Ormanları

Çok geniş bir alana yayılan,içerisinde çam,meşe ve değişik ağaç türleri temiz soğuk suları,çeşitli av hayvanlarıyla ünlü bir bölgedir. Bu bölge bahar aylarından başlayarak büyük bir hareketlilik gösterir. Bölge insanlarının yaylalarına gidişi yaz ve bahar aylarını yaylalarında geçirerek havaların soğumasıyla yaylalardan göçleri bu yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır. Sıcak havalarda çevreden gelen insanlar soğuksu pınarlarının başında eğlenerek vakit geçirirler.

Çayıralan Ormanları

İlin güneydoğusunda yer alan Çayıralan İlçesi dolaylarında karaçam,ladin,meşe ve kavak ağaçlarından oluşan gür ormanlar vardır. İçme suyu ve otopark mevcuttur. Orman içerisine çeşitli yollar girmekte olup olup,dinlenme yeri olarak su ve havasıyla aranılan bir bölgedir.

Sportif Aktiviteler

Doğa Yürüyüşleri

Aydıncık İlçesi Kazankaya Vadisi rafting, trekking ve doğa yürüyüşü alanı olarak, Yahyasaray Barajı Gölü, Gelingüllü Barajı Gölü su sporları ve olta balıkçılığı amacıyla kullanılacak alanlardandır.

Avcılık

Çamlık Milli Parkında bulunan domuz ve il genelinde yaşayan güzel keklik, toy, bıldırcın, tilki gibi hayvanları av sezonu boyunca avlanabilir.

draculu45 26.04.09 18:47

COĞRAFYA

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş alanı oluşturan Yozgat &topraklarında zengin bir yaban hayatı vardır. Özellikle Merkez İlçe, Akdağmadeni, Karanlık Dere, Çekerek ve Çayıralan yöreleri kanatlı ve kanatsız av hayvanları bakımından oldukça zengindir.

Yozgat' da İç Anadolu'nun karasal iklimi egemendir. İl alanının önemli bir bölümünü kaplayan Bozok platosu, güney ve kuzey Anadolu taş sistemleriyle deniz etkilerine kapatılmıştır. Bu nedenle yazla kış ve geceyle gündüz arasında ısı farkları yüksektir. Bu sert iklim koşulları Yeşilırmak havzasına giren Çekerek Vadisinde biraz yumuşamaktadır. Bu kesimlerde az da olsa Karadeniz iklimi etkileri görülür

draculu45 26.04.09 18:47

TARİHÇE

Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerindendir. Yozgat’ta sırası ile M.Ö.1650-1460 Eski Hitit Krallığı dönemi,M.Ö. 1460-1170 Hitit İmparatorluğu dönemi, M.Ö. 1170-676 Frigler Dönemi, M.Ö.676-600 Kimmerler Dönemi, M.Ö. 600-546 Lidyalılar dönemi, M.Ö. 546-334 Kimmerler dönemi, M.Ö.334-285 İskender ve Diadoglar dönemi, M.Ö. 285-85 Galatlar dönemi, M.Ö. 85-M.S. 395 Roma İmparatorluğu dönemi, M.S. 395-1075 Bizanslılar dönemi, M.S. 1075-1318 Anadolu Selçukluları dönemi,M.S. 1318-1398 Beylikler dönemi, M.S. 1408-1923 Osmanlı İmparatorluğu dönemi yaşanmıştır.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:46 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist