..:: BİLGİ VADİSİ ::..

..:: BİLGİ VADİSİ ::.. (http://www.bilgivadisi.biz/index.php)
-   Güney Doğu Anadolu Bölgesi (http://www.bilgivadisi.biz/forumdisplay.php?f=319)
-   -   Mardİn Tanitim Vİdeosu ve tarihi (http://www.bilgivadisi.biz/showthread.php?t=6996)

draculu45 23.04.09 01:46

Mardİn Tanitim Vİdeosu ve tarihi
 
MARDİN TANITIM VİDEOSU


draculu45 23.04.09 01:46

MARDİN

47 MARDİN ( Kod : 482 )
Vali Mehmet KILIÇLAR
Valilik 212 10 06
İl Emn. Md. 213 11 33
İl Jn. Kom. 212 39 42
Bld. Bşk. 212 13 48
İlçe Sayısı 9
Belediye Sayısı 31
Köy Sayısı 567
Yüzölçümü 8.891
Nüfusu 705.098

draculu45 23.04.09 01:46

GENEL BİLGİLER

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin'de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur

draculu45 23.04.09 01:47

İLÇELER:

Mardin ilinin ilçeleri; Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli 'dir.

Kızıltepe: Kızıltepe Mardin'in güneybatısında yer alır. Artuklu ihtişamını yansıtan Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.

Mazıdağı: Sümerler devrinden beri mesken olduğu tahmin edilir. 50 metrelik bir tepenin üstünde bulunan Dermetinan Kalesi, Sultan Şeyhmus, Pir Hattap Türbeleri önemli ziyaret yerleridir. Zambırhan ve Asrihan iki mağaraları Taş Devrinden kalmadır.

Midyat: Mardin'in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.

Nusaybin: Dünyaya ışık tutacak Medeniyetler tarihine yeni bir sayfa açacak Gınnavas Höyüğü buradadır. Morin Şehir Kalıntısı, Morin Kalesi, Dimitros Kalesi, Mor Ambaham Manastırı, Yeni Kale, Şirvan Kalesi, Mor Yakup Kilisesi ve kilisenin 5-6 metre derinlikte bulunan zemin katta Mor Yakup Mezarı, Mor Evgin Manastırı, Mor Yuhanna Kilisesi, Üzüm suyu kanalı, Selman-i Pak, Şeyh Ali Tepesi, Pir Kemal Türbesi, Arap Kışla, Bağdat Köprüsü, Tak-ı Zaferin önemli tarihi yerlerdir. Zeynel Abidin Camisi, Hz. Muhammed' in 13. torunlarından olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep'in türbelerinin bulunduğu ilçenin en önemli camisidir.

Ömerli: Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetlerinin bıraktığı antik değerler, Ömerliyi zengin kültür merkezi kılmaktadır. Fafah Kalesi, Beşikkaya Harabeleri, Göllü Harabeleri ve merkezde bulunan Kilise Harabeleri görülmeye değerdir.

Yeşilli: Mardin merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Yeşilli, doğanın cömertçe oluşturduğu yemyeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ün salmıştır. Romalılar devrinde yapılmış su kanalları, çeşmeler, bentler ve değirmenler görülmeye değerdir.

draculu45 23.04.09 01:47

NASIL GİDİLİR?

Karayolu :
Terminale belediye otobüsleri ve minibüslerle ulaşmak mümkündür.

Otogar Tel : (+90-482) 212 15 49

Demiryolu: İl topraklarına Şanlıurfa-Ceylanpınar' dan giren demiryolu, sınırı izleyerek Suriye ve Irak'a ulaşır. Ayrıca Şenyurt kasabasından geçen bu yola Mardin 30 km. hatla bağlıdır.

İstasyon Tel : (+90-482) 212 51 36

Havayolu: Haftanın beş gününde (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cumartesi) Ankara aktarmalı İstanbul uçak seferleri yapılmaktadır.

Hava Limanı Tel : (+90-482) 313 00 00 - 313 27 18

draculu45 23.04.09 01:47




draculu45 23.04.09 01:47

NUSAYBIN


draculu45 23.04.09 01:48

MIDYAT


draculu45 23.04.09 01:48

ÖMERLI


draculu45 23.04.09 01:48

SAVUR

Resim boyutu küçültülmüştür. Orjinalini görmek için tıklayınız!!

draculu45 23.04.09 01:48

DERIK


draculu45 23.04.09 01:49

MAZIDAGI


draculu45 23.04.09 01:49

ARGECIT


draculu45 23.04.09 01:49

Mardin DERIK ilcesi
DERIK


Mardin DERIK ilcesi

Mazıdağı,Viranşehir ve Kızıltepe ilçeleri ile sınır komşusu olan Derik yaklaşık olarak 1390-1400 yıllarında Térka aşiretinin bir kolu olan Davutoğulları (Mala Dawıdé Kalo) ve Kayıhanlılar (Mala Qeya) tarafından kurulmuştur. Halen Derik'in ilk kurulduğu mehallere Gare Rezé Déwıd ve Mérga Keya denilmektedir. Derik ilçesi, Diyarbakır yöresinde astığı astık, kestiği kestik olan Çıplak Haso adında bir miri öldürmeleri sonucu oluşan kan davası yüzünden göç etmek zorunda kalan bu iki aşiret tarafından kurulmuştur.

Derik'in yüzölçümü 1397 Km2 olup 2000 Yılı nüfus sayımında da 20.700 Kişi olduğu tespit edilmiştir. Derik'te belediye teşkilatı 1874 tarihinde kurulmuş ve ilçe bu tarihte Diyarbakır'a bağlı iken 1923 Yılından itibaren Mardin'e bağlanmıştır. İlçe Mazıdağı'nın güney eteklerinden Kızıltepe-Ceylanpınar ovalarına doğru alçalan alanları kaplar. İlçe toprakları kuzeyden güneye doğru alçalmaktadır. İlçe merkezinin üç tarafı dağlarla çevrili olup, iklim karasal özelliktedir.

İlçenin ova kesimi bozkır, Mazıdağı yamaçları ise meşelerle kaplıdır. Orman alanlarındaki ağaçlar son yıllarda giderek çoğalmakta ve gürleşmektedir. İlçede en çok tahıl üretimi yapılmakla beraber sulama kuyularının kazılması ve sulama göletlerinin faaliyete sokulması ile endüstri bitkilerinin üretimi de oldukça artmıştır. Bunun yanında önemli miktarda sayılabilecek zeytinlikler, bağlar ve meyve bahçeleri de bulunmaktadır.

Derik'in rakımı 780mt.’dir. İlçe sınırları dahilinde bulunan dağların yüksekliği 1500mt’yi aşmamaktadır. İlçedeki dağlar Mardin Eşiği Dağları olarak adlandırılmaktadır. İlçenin ova kesimi de Harrandan Nusaybine kadar uzanan ovanın bir bölümünü kaplamaktadır. Ovanın önemli bir bölümü de tarih öncesi dönemlerde faaliyet göstermiş yanar dağların püskürttüğü volkanik siyah taşlar ile kaplıdır. Günümüzde sönmüş bu yanardağlardan, çimento sanayisinde hammadde olarak kullanılan klinker maddesi çıkarılmaktadır.

İlçe merkezinde ikamet eden halkın geçimi bağcılık, sebzecilik, meyvecilik ve zeytinciliğe dayanmaktadır. Tarımın dışında üretime dayalı herhangi bir faaliyet bulunmamaktadır. Dağ köyleri ile Karacadağ yöresindeki köylerin geçim kaynağı hayvancılık, ova köylerinin geçim kaynağı da tarla ziraatına dayanmaktadır.

Mardin tarih boyunca hangi medeniyetin etki alanı ve yönetimine girmişse, Derik'te bu devletlerin yönetimine girmiştir.

Derik nüfusunun önemli bir bölümü son dönemlere kadar Ermenilerden oluşurken, zaman içerisinde sosyal ve ekonomik nedenlerden Ermenilerin büyük çoğunluğu göç etmişlerdir

draculu45 23.04.09 01:49

Mardin ÖMERLI ilcesi
ÖMERLI

Mardin ÖMERLI ilcesi

Yapılan bir araştırmada şu bilgilere yer verilmiştir. "Bugünün Ömerli ilçesi'nin (eski adıyla Maserti köyü) kimin tarafından ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan arkeolojik çalışmalara göre ilçe merkezi ile Beşikkaya (eski adıyla Fafit) köyünün taş kemer, kubbe mimari yönünden benzerlikleri ilginçtir. Bu mimari tarzını ilk olarak kullanan uygarlıklar Sümerler ve Asurlulardır. Tarihte Yukarı Mezopotamya olarak anılan ve Ömerli'yi de içine alan coğrafyada Asur Devleti kurulmuştur. İlçedeki Yaylatepe (Hıbatok), Göllü, İkipınar, Beşikkaya (Fafit), Maserti harabeleri incelendikçe bu yerleşim yerinin çok eski olduğu bölgenin Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetinde kaldığı zaman zaman elde edilen paralardan ve heykellerden anlaşılmaktadır.

İlçe merkezinde tarihi eser olarak Süryanilere ait Süryani Kadim Mor Cırcıs Kilisesi vardır. Ne zaman kurulduğu belli olmayan bu kilise restore edilerek ibadete açılmıştır. Ömerli İlçesi ve çevresi için elde edilen belgelerin en eskileri Asurlara aittir. M.Ö. 1305 - 1274 tarihlerinden kalma kitaplarda Kaşinarı Dağları'ndan bahsedilmektedir. Bahsedilen bu yer Turabin'i yani Midyat, Ömerli, Mardin ve Cizre Bölgelerini kastetmektedir. Daha sonraki Roma ve Bizans kaynaklarında (Yunan yazarları Arrıanus ve Ptolemaeus'un eserlerinde Masion Dağı tabiriyle Mardin-Midyat Havzası'ndan bahsedilir. Bu havzanın en önemli merkezi de muhakkak ki Fafit (Beşikkaya Köyü) şehridir. M.S.589 tarihinde bu mıntıkada toplu halde Süryani, Nasturi, az miktarda Kildani ve Mahalmi yaşamıştır. M.S.1609 yıllarında Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Şehrin bir kaç devre geçirdiği yapılan kazılarda alt alta çıkan birkaç bina temelinden anlaşılmaktadır.

Bu kazılar esnasında mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı Devleti'ne ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcilik, kilden testi ve küpler üzerindeki çeşitli motifler, resimler, süs eşyaları arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen ürünlerdir. Bilhassa Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdiği için kazı neticesinde heykellere fazla rastlanması şehrin kuruluşunu eski tarihlere ***ürür. 1071 Malazgirt meydan muharebesinden sonra doğudan gelen Türk akıncıların, batıya geçerken bu yörede kaldıkları Süryani Kadim tarihinden anlaşılmaktadır.

1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim Han'ın Mercidabık ve Ridaniye Savaşlarından sonra Mardin ve yöresi Osmanlı İmparatorluğuna ihlak olmuştur. Zamanla Türkleşmişlerdir.

Ömerli ilçesi (Maserti köyü) Cumhuriyet ilk yıllarında Savur'a bağlı bir bucak iken 1953 yılında ilçe olmuştur.

2000 yılı Ekim ayında yapılan Genel Nüfus tespiti sonuçlarına göre İlçenin Merkez Nüfusu 7.353, köylerin nüfusu 8.609 olmak üzere toplam nüfus 15,962 kişidir. İlçe Nüfus Müdürlüğü Kütükleri incelendiğinde Cumhuriyetin ilanından sonra düzenli nüfus kayıtlarının tutulmaya başlandığı tarihten bu yana Ömerli İlçesinin çeşitli idari yapı ve bağlılık değişiklikleri söz konusu olmakla birlikte, yaklaşık yüz otuz bin kişinin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Nüfusun %49’u Erkek, %51’i kadındır.

İlçe merkezi (Ömerli), İl merkezine (Mardin) 28 Km uzaklıkta ve il merkezinin doğusunda kalmaktadır. İlçe, doğusunda Midyat, batısında Yeşilli, güneyinde Nusaybin ve İl merkezi, kuzeyinde Savur ilçesiyle komşudur. İlçenin toplam yüzölçümü 409 km2 kadardır.

İlçe sınırları içindeki arazi yapısı, birbirlerini izleyen ters tabakalar şeklinde olup, genel olarak kuzey-güney doğrultusunda bölünmüş derelerin etrafındaki rakımı 1100 ile 800 metre civarındaki tepelerden meydana gelmektedir. Arazi yapısı kapalı olup, boyu 0.50 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşelik bitki örtüsüyle kaplıdır. Bitki örtüsünün yoğunluğu kuzeye doğru azalmaktadır. İlçe sınırları içerisinde kaynak veren derelerin de yardımıyla vadilerdeki kısmen düz araziler sulanabilmektedir. İlçede karasal iklim yaşanmaktadır. Yaz aylarında sıcaklık ve yağış düşüklüğü, kış aylarında sert soğuk ve kar yağışı gözlenmektedir.

draculu45 23.04.09 01:49

Mardin MIDYAT ilcesi
MIDYAT

Mardin MIDYAT ilcesi

Midyat tarihi

Midyat'la ilgili ilk yazılı bilgiler M.Ö 13.Yüzyıla kadar uzanır. Asur kralları için ele geçirilerek talan edilecek bir bölgedir. II. Aşurnasipal M.Ö. 879 yılında gururla: 'Matiate'yi (=Midyat) ve köylerini buyruğum altına soktum. Bol ganimet edinip, onları yüklü haraca ve vergiye bağladım' der. Midyat bölgesi, tarih boyunca bu türden olaylarla sıkça karşı karşıya kalır. Midyat dünyanın en eski yerleşim bölgesi olan Yukarı Mezopotamya'da yer aldığı için tarih boyunca Sümerler, Asurlular, Urartular, Makedonyalılar, Persler ve Romalılar gibi bir çok uygarlığın egemenliğine sahne olmuştur.
Midyat'ın İslam egemenliği altına girmesi M.S 640 yılında, Hz. Ömer dönemine rastlar. Daha sonra bölgeye yine müslüman olan Emevi ve Abbasiler egemen olmuştur. Özellikle Abbasilerin yöreye hakim olmasıyla birlikte bölgede çok geniş bir imar hareketi başlamıştır. Midyat köylerinin büyük bir kısmı Abbasilerin en parlak dönemini yaşadığı Sultan Harun Reşit zamanında kurulmuştur.
Bir Anadolu Türk beyliği olan Artukoğulları beyliği döneminde, Deyrizbin (Acırlı) beyleri, Artukoğulları beyliğinin egemenliğine girmiştir. 1810 yılında ilçe olan Midyat, 1890 yılında belediye teşkilatına kavuşmuştur. Belediye teşkilatı derken sizlere tüm Midyatlıların bildiği daha 1960'lı yıllarda belki de (elimde kesin veriler olmadığı için) Türkiye'nin ilk Bayan Belediye Başkanı tarafından yönetilme eşitliği ve hoşgörü başarısını gösterdiğini vurgulamadan geçmenin, ilçe halkına haksızlık olacağı inancındayım.
1997 yılı genel nüfus sayımları sonuçlarına göre Midyat merkezin nüfusu 61.378 olarak tesbit edilmiştir. Estel ve Eski Midyat olarak bilinen ve birbirlerine 3 km. uzaklıktaki iki ayrı yerleşim yeri ve dokuz mahalleden oluşan Midyat'ın arazisi çıplak ve sert görünüşlü, kumlu, killi kalkerli kapalı derin vadi ve tepeler şeklindedir. Karasal iklimin hakim olduğu Midyat'ta yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Bitki örtüsü step şeklinde meşeliklerdir.
Geçmişten günümüze Midyat insanı geçim kaynağını çiftçilik, hayvan yetiştiriciliği ve el sanatları oluşturmuştur. Midyat'ın geleneksel el sanatları taş işlemeciliği, gümüş işlemeciliği (Telkari), bakırcılık, kilim dokuma, kumaş boyama, çömlekçilik, kuyumculuk günümüzde önemini koruyor. Son yıllarda talebinde büyük artış gözlenen gümüş işlemeciliği yurt dışında da kendine pazar bulabiliyor. Eski Midyat'ta yan yana dizilmiş 25 kadar küçük atölyede, gümüş geleneksel işleme ve tamamıyla el emeğiyle işlenerek, yüzük, gerdanlık, vazo, kemer, anahtarlık, çay kaşığı ve bardak altı gibi aksesuarlara dönüştürülerek ülkemizde ve yurtdışına satışa sunulmaktadır. Midyat'ın aslında çok eski geçmişe sahip olup günümüzde tekrar rağbet gören diğer bir sanatı olan taş işlemeciliği, Kaymakamlık tarafından açılan atölyede hizmet vermektedir

draculu45 23.04.09 01:50



MARDİN

draculu45 23.04.09 01:50


draculu45 23.04.09 01:50


draculu45 23.04.09 01:50


draculu45 23.04.09 01:50


draculu45 23.04.09 01:51


draculu45 23.04.09 01:51


draculu45 23.04.09 01:52


draculu45 23.04.09 01:52


draculu45 23.04.09 01:52


draculu45 23.04.09 01:52


draculu45 23.04.09 01:52


draculu45 23.04.09 01:53

3 DİNİN KARDEŞLİĞİNİN SİMGESİ



ÜÇ DİNİN KARDEŞÇE YAŞADIGININ EN GÜZEL ÖRNEGİ

draculu45 23.04.09 01:53

Mardın El Sanatları
EL SANATLARI




TAŞ İŞÇİLİĞİ;
Ben bir su damlası gibi sabırla taşı yontan ustanın nasırlı eliyim. Doğayla kayalarla inatlaştım hep... Dağların göbek bağı taşlarından şaheserler yarattım... Ben sevdanın üzüm salkımı, sabrın asma yaprağı, güvercinlerin takasıyım... Ben taşın ruhuyum... Ona hayat veren... Ben Mardin'im.
Güvercin motiflerinin özgürce kanat çırptığı bir sütun başlığıyım. Ben ulu bir mitosun arta kalan mağrur iddiasıyım. Atalarımızın yaşayışlarındaki gönül genişliğini nargile dumanı sinmiş yorgun nakışlarımla izledim... Ben oymalarımdan çok çocuklu geçmişin ful kokan avlu diplerini gözledim.
Yıldızlar altında devasa şatoları kıskandıran kasırlarda dinlendim... Evlerim, sırtlarını kaleye yapıştırıp avluya yaslanarak Mezopotamya denizini izlerler... Ben Mardin'im. Kuyulardaki gizemli su, eyvanlardaki serinlik... Taş güzelliğinin heybetli tanığıyım ben. Keşke hep taşlardan ibaret kalsaydım...
Mardin tarihte bir çiçek bahçesi evler eyvanlarla süslenmiş en güzel çini...



draculu45 23.04.09 01:53

TELKARi SANATI
Kumaşın ve altının sihirbazı derler Süryaniler için, oysa ki ben Mardin'de telkariyim. En eski kelebek kanadı, yiğitlerin asası...Benim göz zevkim, el emeğim, maharetle nakış olur gümüş üzerinde dansla. Ben Mardin'im. En güzel gümüş işlemeciliğin yurdu yani. Mezopotamya ilhamım, medeniyetler benim desen kaynağım. Ben, tel halindeki gümüşü diriltir, altını şahlandırırım. Basit bir el çekiciyle ve ayak körüğüyle sevda yakısını gümüşe yansıtırım. Ben en güzel kol düğmesiyim. Taşları nakşetmiş atalarımla, gümüşü yonttum. Ben bir zevk tüneliyim. Ben telkariyim. Bir çocuğunun gelecek düşü, Mardin'de bir sevgi motifiyim. Ben telkariyim, dünden bu güne incecik zevkleri bulutlara işleyen, çiçeklere kazıyan...Ben su berraklığında gümüş, sevda acısında yürek, Mardin'de telkariyim.




BAKIRCILIK VE KALAYCILIK
Bakırcılık ve Kalaycılık, Mardin merkezinde, önemli diğer sanat dalları gibi ayrı bir ihtimamla şehrin özel dokusunda yer bulan kendi adıyla anılan çarşısında yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir. Bakırcılıkta ürünlerin ortaya çıkması son derece ağır şartlarda gerçekleşmekte ve işin tamamı el gücüne dayanmaktadır. Burada bir çok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, güğümlü ibrik denilen ibrikler, su güğümü vb. mutfak eşyaları üretilmektedir.
Bakır eşyalar yılda en az bir kez kalaylanırdı. Günümüzde bu sanatı sürdürenlerin sayısı oldukça azdır



İĞNE OYALARI, MİDYAT NAKIŞI, OYACILIK, BASMACILIK
Çok eski bir geçmişe sahip olan iğne oyası, göz nurunun el maharetiyle bütünsel bir güzellik sergilendiği bazen masa örtülerinde veya oda takımlarında, kırlent, yazma çevrelerinde, yaka ve benzeri aksesuarda motiflenen ayrı bir sanat dokusudur.
Basmacılık, kök boya ile elle yapılmış tahta kalıpları kullanmak suretiyle şekillenmektedir. Bu sanat daha çok nevresim, perde, masa örtüsü, bohça ve tablo gibi ürünlerin yapılmasında kullanılır.

TESTİCİLİK-ÇANAK VE ÇÖMLEKÇİLİK
Testicilik, Çanak ve Çömlekçilik(bardak, çömlek, küp, saksı vb. ürünler) Merkez ve Midyat ilçelerinde çok eski yıllardan beri devam eden bir sanat dalıdır. Yörenin kırmızı toprağı, küp yapımcılığına uygun olduğu için bu sanat dalı bu ilçelerde gelişme göstermiştir. Testiler aynı zamanda evlerin kubbeli tavanlarında da kullanılmıştır.

SEMERCİLİK - NALBURCULUK
Atı evcilleştiren Mezopotamya medeniyetinin, İpek Yol güzergahında sürekli değerini artırarak sürdüren Mardin'in doğal dokusu gereği binek hayvanlarına ihtiyacı hep olmuştur. Nice kervanların gelip geçtiği, konakladığı bu topraklarda binek hayvanları ile ilgili gelişkin bir sektör oluşmuştur. İşte semercilik de bu sektörlerden biridir. Değişen zaman şartları bu sanatı günümüzde neredeyse atıl duruma sokmuştur

draculu45 23.04.09 01:53

Mardin KIZILTEPE ilcesi
KIZILTEPE

Mardin KIZILTEPE ilcesi

Mezopotamya’da sarı taşların egemen rengiyle, güneşin yansıttığı tonların buğday başaklarındaki zengin coşkusuyla gülümser Kızıltepe...

İlçenin en eski adı Dunaysır'dır. Daha sonra Koçhisar adını almıştır. Artukoğulları Döneminde gelişme gösteren kasaba bu dönemde Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkeziydi.. 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuştur.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin kesin nüfusu 121.302'dir. Kasaba belediyeleri ve köylerin nüfusu 75.819'dur. Mevcut nüfusun %62’si şehir merkezinde geriye kalan %38'i kırsal kesimde yaşamaktadır.

İlçede, biri merkez ilçe olmak üzere Dikmen, Gökçe, Şenyurt ve Yüceli kasabalarında beş belediye idaresi vardır.

Topraklarının %94'ü tarıma elverişli olan Kızıltepe ilçesinin başlıca geçim kaynağı tarım ve ticarettir. Özellikle son yıllarda pamuk tarımı önemli bir sıçrama göstermiştir. Tarıma dayalı sanayinin beklenen gelişmeyi GAP'ın ilçeye ulaşması ile sağlayacağı bilinmektedir. İlçenin E-24 Karayolu güzergahında olması nedeni ile ticaret sektörü günden güne büyümektedir. İl genelinde bulunan tarıma dayalı sanayi işletmeleri ile diğer fabrikalar Merkez ilçe ile Kızıltepe arasında bulunmaktadır. İlçe yolu güzergâhında havaalanının faaliyete geçmesi ile ekonomik yaşam biraz daha ivme kazanmıştır. Kızıltepe, merkez ilçe dahil olmak üzere bütün ilçeler içerisinde gelişme potansiyeline sahip en büyük ilçedir. İç göçleri kendine çeken özelliği ile bugün merkez ilçe nüfusunu ikiye katlamıştır.

draculu45 23.04.09 01:53

Mardin MAZIDAGI ilcesi
MAZIDAGI

Mardin MAZIDAGI ilcesi

Mazıdağı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümünde Mardin ilinin 47Km kuzeybatısında, 1030-1090 metre yükseklikte ve adını aldığı dairevi dağlar serisinin orta yerindeki düzlükte kurulmuştur. Daha önceleri Savur ve Derik ilçelerine bağlı bir bucak iken 9 Haziran 1937 tarihinde ilçe statüsünü almıştır. İlçe 869 Km’lik bir alana sahip olup, 50 köy ve 14 mezrası bulunmaktadır.

İlçede genel olarak halkın geçin kaynağı tarım ve hayvancılık faaliyetle-ridir. Ancak ilçe merkezinin 17 Km kuzeybatısındaki fosfat yataklarının 1976 yılından sonra işletilmeye başlanması ile önemli bir çalışma alanı durumunu almıştır.

İlçe, Ulaşım koşulları bakı-mından yetersiz bir durum göstermektedir. İlçeyi köy-lerine bağlayan yollar mevcutsa da yolların büyük kısmı toprak tesviye ve ham yol olduğundan kış aylarında ulaşım güçleşmek-tedir. Derik; ilçesine 24 Km ,Mardin iline 47 Km ve Diyarbakır iline ise 72 Km'lik asfalt bir yolla bağlanmıştır.

Mazıdağı ilçesinin tarihi özel olarak araştırılmamış ancak yakın çevresindeki büyük yerleşim yerlerinin tarihinden elde edilen bilgiler ışığında açıklanabilmektedir. Buna göre ilçe merkezinin bir yerleşim yeri olması Bizanslılara kadar uzanmaktadır.İlçenin eski adı ' Şamrah " olup yerleşim yerinin Çam yolu üzerinde olması nedeni ile bu ismi almıştır. İlçenin 3 Km güneybatısındaki sarp bir tepenin üzerinde kalıntılarına rastlanan Safran Kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre,Bizanslılar döneminde Diyarbakır’ı Şam’a bağlayan yol üzerinde kurulma olan bu yerleşim yerinin halkı Süryani dinine mensup idi. V. ve VI. yüzyılda Sasaniler ile Bizanslılar arasındaki savaşlarda Mardin ile birlikte bu iki kavim arasında bir kaç kez el değiştirmiş olan Şamrah VII. yüzyılda Arapların eline geçmiş Hıristiyan Halkın büyük bir kısmı .Müslümanlığı kabul etmiştir. Süryani olarak kalan kesimi se 1392' de Timur'un istilasından sonra Mardin’e göç etmiştir.

Yavuz Sultan Selim 1514’de Şah İsmail'e karşı kazandığı Çaldıran savaşından kısa bir süre sonra D.Bakır ve Mardin illerini ele geçirmek ile bu yerleşim yerlerini de Osmanlı Devletine katmış oluyordu.

Ayrıca şu anda harabe durumunda bulunan Derametinan kalesi çok eski bir yapı olduğu,Timurlenk tarafından Mardin ve Diyarbakır’ın alınışı sırasında bölgeye yaptığı keşifte ve kendisine geçit vermeyen Derametinan kalesinin fethini istemişti. Kale 150 Metre yüksekliğinde bir tepenin üzerinde kartal yuvası gibi kurulmuş güneyden kuzeye doğru uzanan vadiye ve kervan yoluna hakim durumda idi. Timur’un orduları kaleyi ancak 20 günde zaptederek geçit sağlayabilmişlerdir.Kalede 150 kişilik bir kuvvet bulunmakta ve saldırılara karşı koyabilecek bir tarzda inşaa edilmiştir.Bir Bizans eseri olan bu kale günümüzde bir harabe durumunda bulunmaktadır.

İlçe sakinlerinin daha önceleri Hıristiyan olduğu ve burada çeşitli aile guruplarının yaşamış oldukları bilinmektedir. Bunlar Cançoyi, Yakupli, Bileçki ve Hani ile Kulptan gelenler ile birlikte dört ayrı aile gurubu olarak günümüz kadar bu sosyal yapıyı sürdüregelmislerdir.

Mazıdağı ilçesi daha önce Savur ilçesine ,ardından da Derik ilçesine bağlı bir nahiye iken 9 Haziran 1937 yılında ilçe statüsüne getirtilmiştir. İlçe "Şamrah" ismini Diyarbakır dan Şam'a giden kervan yolu üzerinde oluşu nedeni ile almıştır. " Şamrah " Kelimesi Şam’a giden yol anlamındadır. Mazıdağı ismi ise ,etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçları ile kaplı oluşundan almıştır.

2000 Yılında yapılan Nüfus tespitine göre ilçemizin toplam nüfusu 32.443 'tür.13.102 'i ilçe Merkezinde,19.341 'i Köylerimizde yaşamaktadır.

draculu45 23.04.09 01:54

Mardin DARGECIT ilcesi
DARGECIT


Mardin DARGECIT ilcesi

Dargeçit ilçesi, ülkemizde eski ve yeni uygarlıkların iç içe yaşadığı nadir ilçelerden biridir. Yukarı Mezopotamya uygarlığının merkezlerinden olan Dargeçit, kuruluş yeri ve mimari özellikleri olarak dünyada eşine çok az rastlanan bir yapıya sahiptir.

Hıristiyanlık öncesi ve sonrası çağlara ait uygarlık eserlerin, Türk İslam kültürü ile kaynaşarak günümüze kadar gelmesi,güzel bir sentezin ifadesi olarak görülebilir.

Dargeçit ve havalisine ait elde mevcut tarihi belgelerden en eskileri Asur Kralı I.Adad Nirari ve oğlu I.Salmanasır zamanlarına rastlar. Bu iki hükümdar devrinden kalma "Kaşairi Dağları " adı ile anılan mıntıkanın Tur Abidin, yani Mardin-Dargeçit bölgesi olduğu bilinmektedir. Bu havali ile ilgili diğer bir coğrafi deyim "İzala" dır. Bölgede bulunan çivi yazılı tabletlerde ve Bizans, Roma kaynaklarında Mardin-Dargeçit eşiğinin güney yamaçları İzala olarak tabir edilir. Milattan sonra II.yüzyılda Yunan yazarlarından Arrianus ve Ptolemaevs bahsedilen Masios dağı da Mardin-Dargeçit arasındaki coğrafi bölgeden bahsetmektedir.Milatan sonra IV.yy tarihçilerinden Antakyalı Ammianus Mercellinus eserlerinde Mardin-Dargeçit arasındaki coğrafi bölgeden bahsetmektedir.Bu da Dargeçit tarihinin çok eskilere dayandığını göstermektedir.

Dargeçit ilçesinin tarihi, Türklerin Ortaasya'dan göçüp Anadolu'ya gelmeleri ile başlar. Orta Asya'dan göç eden Türklerin bir kısmı Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan yere yerleşmişlerdir. Anadolu'ya gelen Türkler "Eti" Türkleridir. Etiler(Hititler) Orta Asya'da iken çobanlık ve tarımla uğraştıklarından gittikleri yerlerde de bu işle uğraşmak için verimli toprakları ve su boylarında kendine yurt edinirler. Eti devletini kuran Mitanni'ler bölgeden geçerlerken, hayvanlarına barınak yeri yapmışlardır. Daha sonra Orta Asya Türklerinin öncü göçebeleri olan konuk Türkler bölgeyi ele geçirmişlerdir. Konuklar asırlar boyunca hakim olmayı başarmışlardır.

Milattan önce 500-1000 yılları arasında bölge bir çok kavimlerin istilasına uğramıştır.Makedonyalılar, Persler, Romalılar, bölgeden gelip geçmişlerdir. Dargeçit ilçesinin asıl meskun bir hale yani bölge olarak kuruluşu bu devreye ve özellikle "Selefkuslar" devrinden başlar. Milattan sonra 5.yy kadar Hıristiyanlığın bölgeye hakim olduğu görülür. Ancak İslamiyet'in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış, VII.yy' da Halit İbn-i Velid komutasındaki Arap orduları bu bölgeyi ele geçirmişlerdir. Abbasilerin bölgeye hakim olmalarıyla imar hareketine başlamış, Harun Reşit zamanında Dargeçit ve köylerinin çoğu kurulmuştur.

Milattan sonra X.yy'da Büyük Selçuklu devletinin yıkılışı ile birlikte bölgeye Artuk'lular hakim olur. Melik Sökmen devrinde (II.yy) Artuklu devleti gelişerek batıda Halep, doğuda Musul ve Bitlis, kuzeyde Harput (Elazığ), güneyde Darzoru'ya kadar hakim olur.

1401 yılında Timur'un Mardin'i istila edip Artuklu hükümdarı Sultan İsa'yı esir alıp Semarkant' a ***ürmesinden sonra Artuklu devletinin bölgedeki hakimiyeti sona erer. Timur, Sultan İsa'yı vergi ödemek şartıyla bırakmıştır.

Dargeçit ilçesi 1986 yılına kadar Mardin ilinin Midyat ilçesine bağlı bir nahiye iken 1987 yılında çıkarılan 3392 sayılı kanunla Midyat ilçesinden ayrılarak ilçe statüsünü kazanmıştır.

Dargeçit, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güneyindeki Mardin iline bağlı şirin bir ilçe merkezidir. Yüzölçümü yaklaşık olarak 550 km2'dir.Ortalama rakım 900m civarındadır.Doğusunda Şırnak ilinin Güçlükonak ilçesi, batısında Midyat, Kuzeyinde Batman iline bağlı Gerçüş, güneyinde ise Şırnak iline bağlı İdil ilçesi bulunmaktadır.

2000 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre Dargeçit ilçesi genel nüfusu 26.240 'dır. 1990 yılından sonra göç eden köylerin ilçe merkezine yerleşmesiyle ilçe merkezinin nüfusu artmıştır

draculu45 23.04.09 01:54

Mardin SAVUR ilcesi
SAVUR


Mardin SAVUR ilcesi

Savur İlçesi tarihi bir dokuya sahip, Mardin’e benzeyen şirin bir ilçedir. Dağ yamacına kurulu hükümran konumu ve binalardaki taş işçiliğinin mükemmelliğiyle dikkat çeker. Mezopotamya’ya hakim olan kavimler burayı da etkilemişlerdir. İlçenin tarihi Etiler’e kadar uzanmaktadır. Roma ve Bizans İmparatorluğu hakimiyetinin, Sasani ve Melikşah dönemlerini yaşamış olan ilçemiz il merkezine 47 km. uzaklıktadır. Savur ilçesinin merkezi, Kalesi, Kaya evleri, Eski Ulu Camii, Romaniye ve Mor Yuhanın(Dereiçi Köyü) Kiliseleri, Türbeler ve Başkavak Köprüsü ile adeda usta bir el tarafından işlenmiş tarihi bir site görünümündedir.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin nüfusu 11.240'tır. İlçeye bağlı kasaba belediyeleri ve köylerin nüfusu 29.866'dır. Mevcut nüfusun %27'si şehir merkezinde geriye kalan %73'ü ise kırsal kesimde yaşamaktadır.

İlçede, biri merkez ilçe olmak üzere Pınardere, Sürgücü, Yeşilalan kasabalarında dört belediye idaresi vardır.

Kavakçılık, tahıl ekimi, bağcılık, sebzecilik önemli gelir kaynaklarıdır. Fıstık ve kiraz yetiştiriciliği gelecek vaadetmektedir. Yörenin tek Şarap Fabrikası atıl durumdadır. Savur, dünyaca ünlü üzümler diyar

draculu45 23.04.09 01:54

Din ve kültürlerin buluştuğu kent MARDİN



Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Mardin artık turizmden hak ettiği payı almayı bekliyor

Yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Süryani ve Yezidiler'in bir arada yaşadığı Mardin sokakları canlanmaya başladı. Tarihi yapıları, geleneksel el sanatları ve kültürüyle bu kenti keşfedin.

***

Keşfedilmeyi bekleyen şehir MARDİN

Dünyanın en eski yerleşim birimi olmasına rağmen tarihi ve kültürel dokusunu korumayı başaran Mardin, turizmden hak ettiği payı alacağı günleri bekliyor
Hıncal Uluç geçtiğimiz hafta Mardin'le ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı köşesinde. Uluç'un her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği, İspanya'nın en eski şehri Toledo ile karşılaştırıp "On Toledo edecek Mardin'den, benim Mardinimden dünyanın haberi yok" sözlerinin ardından kente gittik. İstedik ki Mardin'in tarihini, dokusunu bir kez daha anlatalım. Güneydoğu'da terörün sona ermesiyle birlikte gözler dünyanın en zengin tarih ve kültür hazinelerine çevrildi. 1990'ların sonuna doğru bu potansiyeli fark eden turizmciler, çok az da olsa Güneydoğu'ya turlar düzenlemeye başladılar. 2000 yılından itibaren ise bölgede turizm ivme kazandı. 2000 yılı aynı zamanda Güneydoğu'nun, Türkiye'nin, hatta dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan Mardin'in keşfedilmeye başladığı yıl oldu. Mardin'e beş yıldır turlar düzenleniyor ve şehre gelen turist sayısı giderek artıyor. Ama dünyanın en eski yerleşim birimlerinden biri olan, ilginç mimari yapısıyla tam bir müzekent konumundaki Mardin'e gelen turist sayısı yine de çok az. Hele yabancı turist açısından bakıldığında içler acısı bir tablo ortaya çıkıyor. Fakat gerek devletin gerekse turizm yatırımcılarının üzerine düşeni yapması durumunda bu tablonun yakın zamanda değişmesi, kente her yıl milyonlarca yabancı turistin gelmesi bekleniyor. Geçen yıl 220 bin civarında turistin geldiği Mardin'e bu yıl 300 bin turist bekleniyor. Turistlerin yüzde 90'ı Türk. Bodrum'a bir sezonda bir milyon turist geldiğini düşünürseniz, dünyanın en özel şehirlerinden biri olan Mardin'e gelen turist sayısının azlığı ortaya çıkıyor. Bunun en büyük sebebi de Hıncal Uluç'un dediği gibi Mardin'i tanımamamız ve dünyaya da tanıtamamamız. Beş yıldır kişisel çabalarla yürütülen Mardin turizmine mutlaka devletin el atması gerektiği söyleyen Mardinliler, "Biz turizmi bilmiyoruz ve imkanımız da yok. Devlet gelsin buraya turistik tesisler yapsın ve bizleri de eğitsin" diyor

draculu45 23.04.09 01:54

ŞİMDİ GİTMENİN TAM ZAMANI
Henüz kavurucu sıcaklar başlamadığı için bu aylarda Mardin'e gitmenin tam zamanı. Mardin, Mezopotamya'nın yanıbaşındaki Mazı Dağı'nın eteğinde 12. yüzyılın başlarında kurulmuş. Yüzyıllar boyunca Türk, Kürt ve Araplar'ın, Süryani, Hıristiyan ve Yezidiler'in bir arada yaşadıkları bir merkez olmuş. Bugün de bir kültürler ve dinler mozaiği özelliğini koruyan Mardin, Süryaniler'in dini merkezi durumunda. Ancak Avrupa ülkelerine göçler nedeniyle günümüzde Mardin'de 70 Süryani aile (340 kişi) kalmış. Kendine özgü bir konut mimarisi geliştiren şehir bu özelliğini kaybetmeden günümüze kadar gelmiş. Karşıdan bakıldığında birbiri üstüne yığılmış gibi bir görüntüsü olan evler aslında büyük bir düzen içinde. Hiçbiri diğerini gölgelemiyor, birbirinin penceresini kapatmıyor ve hepsi güneye, Mezopotamya'ya bakıyor. Şehire araçların geçebileceği tek cadde olan Cumhuriyet Caddesi'nden giriyorsunuz. Bu caddenin üst tarafında evler, altında ise çarşılar yer alıyor. Kentte önce kendinizi gelişigüzel evlerin oldu- Şerif Ercan ğu sokakların içine atın. Merdivenlerden çıkın, dik yokuşlardan yürüyün. Ama başınız her zaman sağınızda solunuzda olsun. Böylelikle tipik Mardin evlerini daha yakından tanıma şansını yakalarsınız. Şimdi sıra Mardin'in çarşılarının bulunduğu kısmında. Bu bölümde yanyana veya aşağı yukarı birbiri sıra devam eden birçok çarşı var. Biz önce Bakırcılar Çarşısı'na girdik. 70 yaşında bakırcı ustasıyla biraz sohbet ettik. "Bakırcılık da artık bitiyor. Eskiden burada 150'ye yakın bakırcı vardı. Şimdi beş dükkan kaldık" diyor usta. Sonra yandaki bakırcıya giriyoruz. Burada daha çok hediyelik eşya yapılıyor. Fiyatlarını soruyoruz; bakırdan cezve 3 milyon, hamam tası 1.5 milyon, kildan (sabunluk) 25-30 milyon, çerezlik 1.5 milyon liradan satılıyor. Sağlı sollu dükkanların bulunduğu daracık sokaklardan devam ederken karşımıza bir leblebici çıkıyor. 68 yaşındaki Hacı Davut Aba ile konuşuyoruz. 8 yaşında çırak olarak lebleciliğe başlamış. Kilosu 2 milyon lira olan Mardin leblebisinden mutlaka tadın. 18. yüzyılın ticaret yaşamını yansıtan çarşılardan devam ederken bir semercinin yanında duruyoruz. Ustadan 60 yıldır bu işi yaptığını öğreniyoruz. Eskiden taşımacılık sadece eşeklerle yapıldığı için burada semercilik çok geçerli bir meslekmiş. Şimdi ise dört semerci kalmış. Sırada Kuyumcular Çarşısı var.

draculu45 23.04.09 01:54

TELKARİ USTASI KALMADI
Mardin'deki kuyumcular çok özel. Çünkü altın ve gümüş takılar "telkari" diye adlandırılan Mardin'e özel bir işlemecilik sanatıyla yapılıyor. Tamamen Süryani ustaların yaptığı telkari takılar ve hediyelik eşyalardaki işleme sanatı gerçekten çok etkileyici. Çarşının arka sokaklarındaki bir altın atölyesindeki Süryani usta Hilal Coşkun bizi bilgilendiriyor. 28 yaşında olan Hilal Bey, 7 yaşında ağabeyinin yanında çırak olarak başlamış. 21 yıldır altınla takı yapıyor. "Biz herhalde son nesil oluruz. Çünkü eskiden burada gördüğünüz bütün kuyumcular telkari ustasıydı. Kendileri yapar dükkanlarında satardı. Şimdi 4-5 atölye kaldık" diyor Hilal Coşkun. Telkari el sanatıyla yapılmış gümüş ve takı ve hediyelik eşyaların fiyatlarını da sorduk. Gümüş takıların gramı 800 bin ile 1.5 milyon arasında değişiyor. Çanta, şekerlik, peçetelik, mücevher kutusu gibi hediyelik eşyaların gramı ise 1.5 milyon liradan başlayıp 3 milyon liraya kadar çıkıyor. Mardin'e gidip de Nasra Şimmeshindi Hanım'a uğramadan geri dönülmez. Evine, şehrin girişindeki Güven Eczanesi'nin yanından giriliyor. Süryani olan Nasra Hanım basma boyama sanatının son temsilcisi. Evinde dini motifli basma süslemeleri yapıyor. Babasından öğrendiği el sanatını 80'i aşkın yaşına rağmen devam ettiriyor. Kök boyadan yaptığı melek, aziz, haç, Meryem Ana resimleriyle süslü basmalar kilise perdesi, masa örtüsü, duvar süsü olarak kullanılıyor. Kilise perdesini 1 milyar 200 milyon, masa örtüsü ve duvar süsleri ise boyutlarına göre 25 milyon ile 100 milyon lira arasında değişiyor. Süryani bir aile ile tanışmak ve onların ev yaşamlarına şahit olmak istiyorsanız Nasra Şimmeshindi'ye mutlaka gidin. (Tel: 0482 212 17 65)

draculu45 23.04.09 01:55

ÇOK ETKİLEYİCİ
Mimarlık doktorasını Mardin evlerinin yapı teknolojisi üzerine yapan Sabah Gaztesi'nin ünlü karikatüristi Salih Memecan'a Mardin evlerini sorduk. İlk kez 1974'de öğrenciyken Mardin'e giden Memecan, "Mardin'deki evleri görünce bir başka dünyaya geçiyorsunuz. Penceresi işlemesiz olan bir evde oturmam diyen bir halk ve taşları oya gibi işleyen ustalar yaşamış burada. Dağın yamacına yapılan evler uzaktan bakıldığında tek bir bina gibi görünüyor. İklime son derece duyarlı yapılarak sıcak ve soğuğa karşı dayanıklılık sağlanmış. Orada yaşayan insanların bilgilerini aktara aktara ve biriktirerek en ideal noktaya getirdiklerini gördüm. Ama sonra şunu merak ettim; 19. yüzyıldan sonra ne oldu da bu teknolojiden vazgeçtiler, o taş ustalarına ne oldu, o süslemeye düşkün insanlara ne oldu?" diyor. "O zamandan beri resmine bakmaya bile korkuyorum. Çünkü o evlerin yıkılıp yerine yenilerinin yapılmış olmasından korkuyorum" diyerek devam eden Doktor Salih Memecan, Mardin'in herkesin etkilenebileceği hatta mimarların bile çok etkileneceği bir şehir olduğunu vurguluyor

draculu45 23.04.09 01:55

Mardin Müzesi


Mardin Merkez 1. Cadde Cumhuriyet Alanı Atatürk heykeli yanındadır. Binanın doğu tarafına bitişik olan Meryem Ana Kilisesi'nin müzeye bakan kapalı portalindeki kitabeye göre bina, 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından Süryani katolik patrikhanesi olarak yaptırılmıştır.

Daha sonraları askeri garnizon, M.S.P. İl teşkilatı, kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu olarak kullanılmıştır.

Binayı Süryani Katolik Vakfı'ndan satın alan Kültür Bakanlığı 1988 yılında bunu restore etmeye karar vermiş ve 1995 yılında da bina müze olarak hizmete açılmıştır. Bu ana kadar eski müze Artuklu sultanlarından Sultan İsa tarafından, 14. yüzyıl başlarında yaptırılan Zinciriye Medresesinde faaliyet gösteriyordu.

Yeni müze binası tamamen kesme kalker taşından yapılmıştır. İç ve dıştaki tonoz, kemer, korkuluk ve sütun başlıklarında eşsiz süslemeler mevcuttur.


Müze üç katlıdır:

Birinci katta; danışma yeri, konferans, sergi ve dinlenme salonları,

İkinci katta; etnografya sergi salonu, kütüphane ve eser depoları;

Üçüncü katta ise Girnevas Höyük kazısında çıkarılan kimi eserlerle, satın alınarak müzeye kazandırılan arkeolojik eserlerin sergilendiği salonlar ve idari bölümler yer almaktadır.

Müzedeki eserler; M.Ö. 4000'den, M.Ö. 7. yüzyıla kadar olan döneme ait eserlerdir. Arkeolojik salonlarda Eski Tunç, Asur, Urartu, Grek, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans, Büyük Selçuklu, Artuklular ve Osmanlı devirlerine ait tabletler, silindir ve damga mühürler, kült kapları, figürinler, ****lden bızlar, takılar, keramikler, altın, gümüş ve bakır sikkeler, gözyaşı şişeleri ve kandiller sergilenmektedir.

Etnografya salonunda ise Mardin ve çevresine, bilhassa Midyat İlçesi'ne özgü gümüş işlemeciliğinin seçkin örnekleri olan kolyeler, küpe, bilezik, halhal, alınlık, saçlığın yanı sıra, eski giysiler, kılıçlar, kahve (mırra) takımları, hamam eşyaları, tespihler, ısınma araçları ve bakır eşyalar da sergilenmektedir.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:28 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist