![]() |
HAKKARİ tanıtım videosu ve tarihi
HAKKARİ tanıtım videosu
|
HAKKARİ
30 HAKKARİ ( Kod : 438 ) Vali Ayhan NASUHBEYOĞLU Valilik 211 52 51 İl Emn. Md. 211 60 30 İl Jn. Kom. 211 65 24 Bld. Bşk. 211 66 67 İlçe Sayısı 3 Belediye Sayısı 8 Köy Sayısı 123 Yüzölçümü 7.121 Nüfusu 236.581 |
GENEL BİLGİLER
Derin ve uzun Zap Vadisi'nin güney yamacına kurulu ve dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkari; Anadolu'nun en ırak illerinden biridir. Türkiye haritasının güneydoğu köşesinde en uçtaki konumuyla ve İran - Irak sınırındaki 343 km. sınır şeridi ile ülkemizin en stratejik ili olduğu söylenebilir. İLÇELER Hakkari ilinin ilçeleri; Çukurca, Şemdinli ve Yüksekova'dır |
NASIL GİDİLİR?
Karayolu: Van-Hakkari arası 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile aşılabilmektedir. Bu güzergâh üzerinden karayolu ile büyük kentlerimize otobüs seferleri vardır. Otogar Tel : (+90-348) 351 24 76 Havayolu: Hakkari'nin havayolu ile ulaşımı Van ilinden sağlanmaktadır. Aynı zamanda Van-Hakkari arasındaki mesafe düzgün asfalt yol ile sağlanmakta 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Hakkari'ye ulaşılmaktadır |
GEZİLECEK YERLER
Kiliseler Halil Kilisesi Hakkari'ye 10. km mesafede yol kenarındaki Halil mevkiinde bulunmaktadır. Medreseler Meydan Medresesi Hakkari merkez Biçer Mahallesi'nde bulunmaktadır. Medrese, giriş kapısı üzerindeki kitabesinde , M.S.1700-1701 tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.Meydan Medresesi, anıtsal yapısı düzgün kesme taş işçiliği içteki revaklı avlusu kapısındaki süslemeleriyle Hakkari'nin en önemli anıtsal yapısıdır |
|
|
|
|
Valto deresi
|
Hakkari ili coğrafi bilgileri
Yörenin %87,6 sı dağlık %10,3 ü platoluk %2,1 ovalıktır. Hakkari Muhteşem dağları ve vadileriyle ünlüdür. Ünlü amerikan filmlerinin çekildiği dağ ve vadi manzaralarının aynısını Hakkari'ye gelirken yol boyunca görebilirsiniz. Üstte ünlü Sat-Cilo dağlarından bir bölüm görülmektedir. Güneydogu Anadolu Bölgesinde , Hakkari bölümünde dag kütlesi . Günümüzde Türkiye ' de buzullarin en çok gelistigi bölge olan (Türkiye'nin en uzun buzulu Uludoruk buzulunun uzunlugu 4 km dir.)Buzul Dagi (Eski Cilo Daglari) , Türkiye'nin ikinci yüksek dorugu olan Uludoruk 'u (4.136) tasir.Yaklasik 30 km boyunca uzanir.Güneydogu Toroslar'in Türkiye sinirlari içindeki en dogu uzantisi olan Hakkari daglarina baglidir. Cilo dağı Diğer İsimleri Buzul Dağı Yükselti (metre) 4,136 İklim Dağ (ılıman) En iyi tırmanma ayları Yaz:Haziran-Eylül arası Kış:Şubat-Mart Volkanik Durumu Yok 1971'den Beri Haber Alınamayan Leoparlar 2005 yılında ortaya çıktı Hakkari dağlarında Leopar yaşadığını duymuş muydunuz? Evet duyun. Hakkari dağlarında sayıları 10 civarında olan leopar bulunduğu ve bunları 1971'den beri gören olmadığı bildiriliyor. Son rapor edilen tarih ise 1966. Ben nerden mi biliyorum? Yabancı bir siteden. İngilizce metni ise şu: Akin says that he has an official letter stating that leopard still exist in Dilek (Priene) National Park, southwest of the town of Aydin in western Turkey, in the area of the Dilek Peninsula mentioned in CAT NEWS 10 (Jan. 1989). But he challenges the report that 8-10 leopards exist in the Hakkari mountains in eastern Turkey. He says that have been no reports of tigers or leopards in the area since 1971, when a tiger Panthera tigris virgata as shot. The last records of leopard were in 1966 in Semdinli and the Ozalp region. |
Ve Ocak 2005
Hakkari'nin Cilo-Sat Dağları'nda uzun yıllardır görünmeyen leoparın bu yıl köylüler tarafından Ağaşdibi köyü yakınlarında göründüğü bildirildi. Bir zamanlar 4 bin 166 metre yükseklikteki Cilo-Sat Dağları'nda yaşadığı bilinen ve sayıları 10'a yakın olan leoparın 34 yıldır görülmediği belirtildi. Yörede "Plınk" ismi ile bilinen leoparların bu yıl sonbahar aylarında Cilo Dağları'nın uzantısı olan Ağaçdibi köyü dağlarında göründüğü iddia edildi. Ahmet Adıyaman isimli vatandaş, "Sonbahar aylarında dağlara çıkarken mahalli ismi "Plınk" olan leoparı uzaktan gördüm. Ancak bana saldıracağı düşüncesiyle yanına yaklaşamadım. Değişik tarihlerde izini takip ettiğim de yaban hayvanlara tuzak kurduğunu anladım. Sürekli aynı noktada avlanan leoparın kaldığı yerde dağ keçisi ve tavşan kalıntıları bolca bulunmaktadır. Köyümüzde ava çıkanlar tarafından da leopar görülmüştür" dedi. Yabani Hayatı Koruma Derneği Hakkari Şubesi üyesi Halil Kurşun, Ağaşdibi köyü dağlarında olduğu belirtilen leoparı görüntülemek için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Kurşun, "Uzun yıllardır görünmeyen leopar nihayet ortaya çıktı. Görüntülemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Köylülerin söylediği noktaya daha önce gittik. Ancak yer değiştirdiği için görüntü alamadık. Ancak mutlaka bulacağız" dedi. Halil Kurşun, Çevre ve Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü Av ve Yaban Hayatı Koruma Daire Başkanlığı'nın resmi yazısı üzerine Hakkari yöresinde bulunduğu varsayılan ve bilimsel adı (Panther Tigris) olan dağ kaplanı araştırmak için de çalışmalara başladıklarını söyledi. HAKKARİ ILI MADEN VE ENERJI KAYNAKLARI KROM ( Cr ) İl genelinde: iki adet zuhur, bir adette terk edilmiş ocak vardır. Tenor : % 10-20 Cr2O3 (Ocakta) % 33-48 Cr2O3 (zuhurda) Rezerv: 5 830 ton görünür+muhtemel KÜKÜRT ( S ) Singusir (Yumrukkaya) Yatağı: Tenori :- Rezerv : 10 cm kalınlığında sublume kükürt olup 0.8-1.70 metrelik zon içinde dağılmaktadır. 1967 yılında 3 adet sondaj yapılmıştır. TITANYUM ( Ti ) Çukurca-Taşbaşı Yatağı: Tenor : % 5 TiO2 Rezerv: 1 620 ton muhtemel, 5 112 ton mümkün TURBA ( Turb ) Yüksekova Yatağı: Kalite: Havada kuru AID değeri= 2923 Kcal/ kg dır. Rezerv: 74 507 800 ton görünür |
Hakkari Dağları
Üçüncü zaman yereyleri Alp-Himalayalar'ın ülkemizdeki bağlantı kuşağı durumundaki Torosların en heybetli bölümünü oluşturur Dış doğu Toroslar Bitlis sınırından sonra Hakkari dağları ismini alır. İran sınırına kadar devam eder. Dağlar Doğu-Batı doğrultulu uzanır. Ancak bu uzantılar, Kuzey-Güney doğrultulu derin vadilerle parçalanır.Ulaşım Bu Akarsu yatakları durumundaki vadi yamaçlarında, yer yer ise dağların zirvelerindeki geçişlerden Sağlanır. Yükseltinin 1500 ile 2000 metre arasında yoğunluk kazandığı bu bölümde 30 'un üzerinde doruk 3000 metreyi aşar. Bunların en önemlilerinin ilçelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir. Bilim adamları, Hakkari ilimizin, henüz keşfedilmemiş bir bölge olduğunu söylerler. Son yıllarda, Hakkari bölgesindeki Sat dağları ile Yüksekova vadisinde yapılan bilimsel araştırmalar, çok ilginç sonuçlar vermiş, bu bölgedeki mağaralar ve mağara girişlerinde ilk çağlara ait kaya resimlerine rastlanmıştır. Resimler, daha çok bu bölgede sık sık görülen dağ keçilerini temsil ediyordu. Tarih öncesi insanlarının sert taslarla kayalara oyduğu bu resimler, av hayvanlarının kolayca yakalanabilmesi için yapılmıştı. Mağara devri insaninin inancına göre, resmi yapılan hayvan, kurulan tuzağa kolayca düşüyor ve avlanıyordu. Ayrıca, burada yetişen dağ keçilerinin midelerinde sert bir tas meydana geliyordu. Söylentilere göre bu tas, çeşitli hastalıklara, özellikle zehirlenmelere karşı ilaç olarak kullanılıyordu. Bugün de, bu inanç Hakkari bölgesinde yaşamaktadır. Hakkari, Anadolu'nun vahşi görünümler içinde gerçekten görülmeğe değer doğa güzellikleriyle bezeli dağlık bir bölgesidir. Bu dağ silsileleri içinde Cilo dağları, en yüksek doruğu olan Reşko Tepesiyle 4710 metreye ulaşır. Cilo dağlarını görüp de insanin ürpermemesi, bu ürperti içinde anılarıyla birlikte kendini yitirmemesi mümkün değil. |
|
Şair Ali Rıdvan Bülbül, "Cilo dağlarına dilekçemdir" baslıklı uzun şiirinde söyle seslenir:
Yitik anılar içinde Ben kendimi yitirdim. Bu dağlar Cilo dağları Alin size kalbimi getirdim, Benim paramparça kalbimi. Yüksek mi yüksek Cilo dağları Dumanlı efkârlı dağlar. Ben yakın çağın Keremiyim Düşmüşüm elinize bir kez Sizcileyin yeşilim, maviyim Rüzgârınız ne rüzgâr, bir haber vermez Ben Aslı 'mı yitirdim... Sairin de söylediği gibi Aşik Kerem, yavuklusu Aslı 'yi diyar diyar ararken bir gün onu Çölemerik'te bulmuş, Kerem 'in Çölemeriğe geldiğini işiten Aslı 'nın babası kesiş, kızını buradan da kaçırarak Cilo dağlarında kaybolmus, Kerem yıllarca, Aslı 'sını bu dağlarda aramış, durmuş. Cilo ve Sat dağlarında 25 kadar buzul olduğunu söylerler. Dar vadilerde, çoğu zaman masmavi göller bu vahşî güzelliğe renk verir. Dağ keçileri, geyikler, hele hikayeleri dillerden düşmeyen ayılar, yabani koyunlar, çeşitli türlerde kuşlar bu dağların ezeli sakinleridir. Zap suyu, yeşil, buzlu sularıyla vadileri sık sık Zoma'lar görülür. Zoma, keçi kılı ve yünden örülen su geçmez çadır örtüsüdür. Yazın sıcağında, şehirlerden vadilere dökülen halk, küme küme zomalarını kurar, sürülerini otlatırlar. İLÇE DAĞIN ADI YÜKSEKLİĞİ Yüksekova Cilo(Reşko) 4168 Mordağ 3810 Koran 3396 Dramar 3302 Satdağı 3300 Dezeli 3250 Vadinasur 3250 Serrazi 3112 Kelimeri 3084 Şemdinli Sandil 3818 Geveruki 3680 Medlize 3554 Karadağ 3219 Eledir 3200 Ermira 3000 Çukurca Gönherç 3335 Samur 3245 Sergeli 3000 DOĞAL YAPI Hakkâri İli, Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneydoğu ucunda 42 10've 44 50' doğu boylamları ile 36 57 ve 37 48' kuzey enlemleri arasında yer alan bir sınır ilidir . İl merkezinin denizden yüksekliği 1.720 m' dır. 9.521 km2'lik il alanı , güneyden Irak, doğudan İran toprakları ; kuzeyden Van'ın Başkale, Gürpınar ve Çatak, batıdan Siirt'in Pervari ve Şirnak, güneybatıdan Mardin'in Silopi ilçeleriyle çevrilidir . İl topraklarını, doğudan İran sınır dağları; kuzeyden Başkale ovaları , Karadağ, Nordüz Platosu, Terma Dağı; batısında ise Tanin dağları gibi doğal sınırlar kuşatır. İlin güneyindeki doğal sınırı eski Arabistan kütlesinin kuzeye doğru sokulan oldukça dalgalı uçları oluşturur. Yeryüzü şekillerinin yaklaşık %88'ini dağların oluşturduğu Hakkâri illinde toprakların %86'sı tarıma elverişlidir .Bununla birlikte ekili - dikili alanın il alanı içindeki payı ancak %1.4'tür . Türkiye topraklarının %1.2'sini kaplayan ve 1980'de 155 000 kişinin yaşadığı ilde km2'ye 16 kişi düşmekteydi . Bu önemsiz nüfus varlığıyla ülke nüfusu içinde binde 3.5 gibi bir paya sahip olan Hakkâri Türkiye illeri arasında sondan bir önceki sırada bulunuyordu |
YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
Van Gölü'nün güneydoğusuna düşen ve doğuda İran, Irak sınırına dek uzanan Hakkâri il alanı , Türkiye'nin en sarp ve dağlık yörelerinden biridir . 1941'de yapılan Birinci Coğrafya Kongresi'nde , "Hakkâri Bölgesi" olarak adlandırılan Doğu Anadolu'nun güneyindeki bu yöre Asya ve Avrupa dağlarının birbirine yaklaşması ve sıkışmasıyla yükselmiştir. Yüksek plato ve dağlar, genellikle kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanan havzalarla parçalanmış olmakla birlikte, vadilerin çok der , dik ve genç olması nedeniyle, ovalık alanlar son derece sınırlıdır. DAĞLAR Doğu Toroslar'ın İç-Doğu Toroslar ve Orta-Doğı Toroslar'dan en güneydeki üçüncü sırası olan Dış-Doğu Toroslar, batıdaki Amanus Sağları ve Misis Tepelikleri'yle başlayarak, Malatya'nın güneyindeki Ergani ve Bitlis'in çevresinde sıra dağlar sürer. Dış-Doğu Toroslar, buradan İran sınırına dek Hakkâri Dağları'nı oluşturdu . Hakkâri dağları genellikle batı-doğu yönünde uzanır ve Orta İran Çöküntü Alanı'nı güneyden çevreler . Hakkâri Dağlarının il alanı içinde kalan kesimleri Habur, Zap, Avarobaşin vadileri ve Yüksekova Çöküntü Havası ile parçalanmıştır. Botan, Habur ve Zap sularının su bölümü çizgisi boyunca , batı-doğu yönünde uzanan dağlar, çok yüksek bir kabartı oluşturur . Bu sıradağ doğuya doğru gidildikçe genişler. Deniz düzeyinden yüksek bir temel üzerinde yükselen dağların kimi kolları, kuzeye ve güneye uzanır. Sıradağın Botan Havzası'na bakan bölümleri, il sınırları dışında kalmaktadır ve akarsuların oluşturduğu derin vadilerle parçalanmıştır. Bu çok yüksek yaylalarda, kışlar uzun ve sert geçtiğinden, yerleşik yaşam yok denecek denli azdır. Sıradağın il alanı içinde kalan güney kesimleri ise , çok deha yüksektir. Dağların çoğunluğu 3.000m geçer. Habur ve Zap suları ile kolları, bol yağış alan bu yüksek dağlardan beslenmektedir. Sulara karşı direnci az olan şistler ve eosen kalkerleri içinde, eşine Türkiye'nin hiçbir yerinde rastlanmayan derinlikte ve sarplıkta, vadiler oyulmuştur. Derin, bazen bir duvar gibi dik ve sarp yamaçlı vadilerin arasında kalan dağ kolları, ilin Zap Suyu'nun batısında kalan kesimini, kuzey-güney yönünde bölümlere ayırır. Bu dağ gruplarının en önemlileri, Habur Suyu ve Siirt il sınırı arasındaki 3.725m yükseltili Karadağ (Terma Dağı ),3.019m yükseltili İncebel Dağı, 3.752m yükseltili Karadağ, 3.264m yükseltili Türemiş Dağı, 3.253m yükseltili Altın Dağları ve 3.000m üzerindeki Konaklı Dağı'dır. Bu dağların üzerinde , yaşam olanakları son derece kısıtlıdır . Dağların yamaçlarında yer alan platolar fazla engebeli olmamakla birlikte, yükselti nedeniyle yerleşik yaşam çok sınırlı olmaktadır. Vadiler dar ve derin olduğundan, tarım alanlarının genişliği, genellikle birkaç dönümü geçmemektedir. Hakkâri Dağları'nın bu kesiminde iklim, yükseltiye bağlı olarak büyük değişimler göstermektedir. Yüksek bölümlerde kış hazirana denk sürerken, yamaçlarda iklim yumuşak, yazlar serin geçer, Vadi oluklarında, özelikle güneyde Irak sınırına yakın yerlerde sıcak iklim özellikle görünmeye başlar. Yükselti ve iklim çeşitliğine bağlı olarak, çok çeşitli, kültür bitkileri yetiştirme olanağı doğar. Güney deki vadi tabanlarında çeltik yetiştirilirken , daha kuzeyde mısır , buğday ,arpa ekilebilmektedir. Doğal örtü, vadi tabanından dağları doruklarına iklim ve yükseltiye bağlı olarak, bağlı olarak, birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. Vadi tabanları, sınırlı tarım alanları dışında , genellikle ceviz ve dut ağaçlarıyla örtülüdür . Vadi yamaçlarında başlayarak yaklaşık, 2.000m yükseltiye dek yer, yer meşenin egemen olduğu ormanlar vardır. 2.000m yükseltiye kuşağından sonra, bodur ağaçlar ve otsu bitkilerle kaplı bir kuşak gelir. Bunu karla örtülü kuşak izler. Hakkâri il topraklarını ortadan bölen Zap Suyu Vadisi'nin doğusunda, Hakkâri Toroslarının ana kütlesi olan kuzeydoğu ve güneydoğu yönünde açılarak İran ve Irak sınırlarına dek uzanır. Yörenin en yüksek tepesi, ülkenin de en yüksek dağlarından olan Cilo (buzul)Dağı'nda dır. Hakkâri il merkezi doğusunda, Zap Suyundan sonra, Sümbül(3.467 m ) ve Mere (3.200 m) Dağları ile birden bire yükselen Cilo kütlesinin temelini, kalkerli ve volkanik kayalar oluşturur. Batı-doğu yönünde uzanan bir kıvrım dağı olan bu kütle, doğuya gidildikçe yükselmektedir .Ana kütle, 3.000 m yüksekliğinde bir kabartı durumundadır. Sırtın sağında ve solunda genellikle çıplak, dik ve sarp çok sayıda doruk yükselir. Bunlar sırasıyla 3.500m yükseltili Kisara Dağı, 4.060m yükseltili Suppa Durek Dağı,3.700m yükseltili Köşedireği Dağı ve bütün Cilo kütlesinin en yüksek noktası olan 4.135m yükseltili Reşko(Gelyaşin ya da Uludoruk ) tepesidir, 3.850m yükseltili Maunseli Sivrisi ve 3.650m yükseltili Gelyano tepesi asıl kütleden ayrılarak kuzey yönünden uzanan bir kol üzerindedir. Zap suyunun doğusunda Sümbül dağı ile başlayıp Gevar ovasının Güneyi boyunca İran sınırına dek uzanan bu yüksek sıra dağla, güneydeki Irak sınırı arasında kalan alan Şemdinli yöresinin en sarp kesimidir.Cilo ve Şemdinli yörelerindeki yüksek dağlardan çıkan ve güney yönünde akan akar sular , kalkerler ve volkanik kayaçlardan oluşan toprakların zamanla oymuş ve birtakım sarp bölmelere ayırmıştır. Cilo dağından güney batı yönünde Zap suyu dirseği içine doğru uzanan geniş dağ kütlesi, bu şekilde yontulmuş ve parçalanmıştır.Bu engebeli kütle üzerinde 3.000m'yi geçen çok sayıda doruk vardır.3.250m yükseltili Beridalo ve Yekboy dağları ,3.250m yükseltili Samur dağı,3.460m yükseltili Gare Dağı bunların başlıcalarıdır. Avarobaşın Çayı (Rubareşin) ile Şemdinli Çayı arasında ,geniş ölçüde volkanik kayalardan oluşan Sat Dağları (İkiyaka Dağları) uzanır.Kütlenin üzerinde 3.540m yükseltili Sat Dağı ile 3.356m yükseltili Gevaroki Dağı önemli doruklardır. Şemdinli Çayı ile Hacıbey Dersi arasında uzanan Karadağ , doğuya doğru yönelerek İran-Türkiye sınır dağları ile birleşir. Hakkari İli'nde, Nehil Vadisi ile Şemdinli'nin doğusunu kaplayan dağlar, Zap, Nehil, Avarobaşin, Şemdinli ve Hacıbey sularının havzaları ile İran'daki Urmiye kapalı göl havzasının su bölümü çizgisini oluşturur. Türkiye-İran sınırı bu ara üzerinde geçmektedir. Güneyden kuzeye doğru 3.150m yükseltili Çimen Dağı , 2.954m yükseltili Karacadağı 3.008m yükseltili Beyazdağ ve 3.807m yükseltili Mordağ, en önemli doruklardandır. Cilo Dağı'yla, Şemdinli yöresinin yüksek dorukları ve sınır dağlarının yüksek bölümleri ,derin çukurlar, irili ufaklı taşlar ve buzullarla kaplıdır. Genellikle, çıplak olan bu dağların, yalnızca güneye bakan bölümlerinde ve yer yer vadi yamaçlarında meşe ve ceviz ağaçlarına rastlanır. Yüksek kesimler karlarla kaplıdır |
Hakkari'de turizm
İlimiz gökyüzüne uzanan yüksek ve haşmetli dağları, derin vadileri, buzullu göl ve dorukları, yüksek şelaleleri, rengarenk ot ve çiçeklerle bezenmiş Alpin çayırları , devamlı karlarla kaplı yüksek zirveleri, yazın koyun ve kuzu sürülerinin meleştiği soğuk sulu serin yaylaları ile dağcılık, su ve kara avcılığı, kış sporları, doğa yürüyüşü ve raftingin rahatlıkla yağılabileceği turizm açısından zengin doğal kaynaklara sahiptir. İnsanoğluna adeta meydan okuyan bütün bu manzaraya başka yerde rastlamak mümkün değildir. Bunun yanında M.Ö. 7000'li yıllara kadar uzanan tarihi geçmişe sahip çeşitli kültür ve medeniyet izlerini taşıyan tarihi eserlerin varlığı turizm açısından ayrı bir potansiyel oluşturmaktadır. Bugüne kadar ulaşım, tesis, alt yapı ve tanıtım yetersizliği gibi nedenlerle yeterince değerlendirilmeyen bu bakir kaynaklar rasyonel bir şekilde ele alınıp turizme kazandırıldığı takdirde bölgenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır. Hakkari taşıdığı doğal değerler açısından özel bir konuma sahiptir. bu nedenle Hakkari'de ağırlıklı olarak doğaya yönelik turizm türleri önem kazanmaktadır YAYLA TURİZMİ: Berçelan yaylası ve çevresi dağcılık, kayakçılık, doğa yürüyüşü imkanlarına, güzel floraya sahip bir alandır. Berçelan yaylası diğer yaylalar gibi yöre halkının yazın hayvanlarını otlatmak ve ürünlerini değerlendirmek için göç ettikleri, geleneksel kara çadırları ile yaşadıkları bir yayladır. Hakkari 18 km uzaklıkta bulunmaktadır. Yayla civarında yer alan Seyithan buzul gölü çevreye ayrı bir özellik ve güzellik katmaktadır. Dağcılık ve kayak sporları için uygun alanların bulunduğu bölgede kara avcılığı da rahatlıkla yapılabilmektedir Berçelan yaylasının batısında bulunan Golan yaylası yörenin en önemli kayak merkezi olabilecek bir konumdadır. Golan yaylasına 15 km'lik yolla ulaşılmaktadır. Cilo-Sat dağlarındaki yaylalar diğer yaylaların sahip oldukları özelliklerin yanı sıra dağcılık sporu açısından Türkiye'nin en önemli bölgeleridir. Sürekli karlı tepeleri, krater gölleri ve hırçın doğası ile olağanüstü güzelliklere sahiptir. Cilo-Sat dağlarına Hakkari 37 km uzaklıktadır DAĞ TURİZMİ: Hakkari doğal yapısı nedeniyle Kış sporları ve Dağcılık açısından Türkiye'nin en önemli bölgesi olma potansiyelini taşımaktadır. Hatta tanıtım ve tesis eksikliğinin giderilmesi halinde iç turizmin yanı sıra dış turizminden de talep olacaktır. Hakkari'nin kuzey batısındaki Karadağ, orta kesimindeki Cilo Buzul dağları ve Güneyindeki Sat dağları Dağ turizmi için en önemli bölgelerdir. Bu dağlarda bulunan krater (Buzul gölleri) gölleri de ayrı bir çekim unsuru olmaktadır. Cilo ve Sat dağlarında yazın gezi ve tırmanış yapacaklar için en uygun zaman Haziran başı ve Eylül sonu arasıdır.Kış tırmanışları içinse en uygun aylar Şubat ve Marttır. Diğer aylarda çığ düşme tehlikesi vardır |
Kuzu Kırpma şenliği
Hayvanların otlatmak, daha iyi ve bol ürün elde etmek için çıkılan zomada temmuz ayı sonunda “kuzu kırpma” şenliği düzenlenir. Bu senlik zomada maratonun en zevkli ve renkli yanını oluşturur. Kuzuların kırpıldığı bu günü zoma sakinleri bir senlik havası içinde geçirir. Bu günün anısına zoma sakinleri köy ve yakın yerleşim yerlerindeki yakınlarını senliklere katılmak gayesiyle davet ederler. Senlikler büyük katılımlarla gerçekleştirilir. Senlikler iki gün buyunca devam eder. Birinci gün kuzular yıkanır ve kurutulur yıkama işlemi dere yataklarındaki göletlerde veya krater göllerinde yüzme esliğinde piknik havasında gerçekleştirilir. İkinci gün kuzuların kırpılması gerçekleştirilir. Kuzular kırpılırken davetliler bir yandan izler, bir taraftandı uzun süredir görüşemedikleri, senlik vesilesiyle görüşme fırsatı bulabildikleri ahbaplarıyla söyleşirler. Kuzu kırpmanın en hareketli kısmı, kuzu kırpma yarışıdır. Yarışmada esas olan kuzuyu incitmeden, yününü en kısa sürede kırpmaktır. Adaylar kendi besledikleri kuzular üzerinde yeteneklerini gösterirler ve bu yarışma sonunda basarili olanlara ödüller verilir. Bu esnada oğlaklar kesilir, közde kebaplar yapılır. Yaylaya has en güzel yemekler pişirilir. Yemek ikramından sonra halaylar tutulur, oyun şarkıları esliğinde oyunlar oynanır. Kuzu kırpma senlikleri yöredeki hayvan yetiştiricileri için bir anlamda mali yılbaşıdır. Hayvan yetiştiricileri birbirlerine olan burç ve alacaklarını tahsil ederler; çoban ücretlerini öderler. Koyun ve kuzu piyasası açılarak satışlara başlanır. Böylece yörede ekonomik bir canlanmayana vesile olur. |
Hakkari'de sosyal yapı
SOSYAL YAPI Sosyal yapı,yöreden yöreye,tarihi, coğrafi, ekonomik yapı ve eğitim durumuna bağlı olarak farklıklar gösterir. Yöremiz M.Ö. 700 yıllarına uzanan tarihi geçmesine rağmen coğrafi yapısından kaynaklanan başka kültürlerle ciddi bir alış verişi olmayan kendine kapanık bir sosyal yapı görüntüsü vermektedir. İl topraklarının büyük bir kısmının bozkır ve dağlarla kaplı olması, dağlarında yükseltilerinin fazla olması yöre insanini ekonomik bakımdan hayvancılığa bağımlı hale getirmiştir. Tarıma elverişli kültür arazisinin azlığı, iklimin karasal olması da bunda önemli rol oynamıştır. Bunun tabii sonucu olarak yöre halkı sabit ve toplu yerleşme yerine bağlı kalmamış, hayvanlarını otlamak için yari göçebe hayati diğer bir değişle hayvancılık eksenli bir hayati yasamak zorunda kalmıştır. Eğitim ve ulaşım hizmetlerinin yetersizliği yukarıdaki olumsuzluklara eklenince ; Türkiye’nin diğer yörelerinden farklı, mesken durumundan, zoma yaşantısına,evlenme adetlerinden doğum ve ölüm adetlerine aile yapısından aşiretsel yapıya, mahalli kıyafetlerden beslenme çeşitlerine kadar alışılmadık bir sosyal yapı profili çıkıyor karşımıza Bu sosyal yapı içerisinde çok otantik güzellikler bulunur. |
Hakkari'ye ulaşım ve konaklama
Hakkari'ye ilk defa geleceksiniz ama nasıl geleceğinizi bilmiyorsanız bu sayfa sizin için: 1- Uçakla Gelecekler İçin Uçak Van havaalanına kadar gelecektir. Havaalanına indikten sonra Van otobüs terminaline gidin. Hakkari Van arası seyahat eden Van Gölü, Star Van Tur, Van Seyahat, Erciş İtimat firmalarından biriyle Hakkari'ye gelebilirsiniz. Bu firmaların otobüsleri sabah 8,13 ve akşam 16'da Van'dan hareket etmektedir. Van'a saat 16'dan önce gelmeye çalışın. Aksi takdirde otobüs bulamayabilirsiniz. Hakkari-Van arası 205 kilo metredir ve otobüsle yaklaşık 4 saat sürmektedir. 2- Otobüsle Gelecekler İçin Geleceğiniz ilden muhtemelen direk Hakkari aracı bulunmayacaktır. Van aktarmalı geleceksiniz. Hakkari Van arası seyahat eden Van Gölü, Star Van Tur, Van Seyahat firmalarından biriyle Hakkari'ye gelebilirsiniz. Bu firmaların otobüsleri sabah 8,13 ve akşam 16'da Van'dan hareket etmektedir. Van'a saat 16'dan önce gelmeye çalışın. Aksi takdirde otobüs bulamayabilirsiniz. Hakkari-Van arası 205 kilo metredir ve otobüsle yaklaşık 4 saat sürmektedir. 3- Özel Otomobille Gelecekler İçin Erzurum-Ağrı istikametinden geliyorsanız Van'dan geçeceksiniz. Van üzeri gelirken iki alternatif yolunuz bulunur: Bunlardan biri Edremit üzerinden geçer ve diğerinden 20km daha uzaktır. Ancak diğer yola göre daha düz bir yoldur ve kışın karlı-buzlu havalarda en uygun yol bu istikamettir. Diğer yol 20 km daha kısadır fakat dağdan geçmeniz gerekir. Bu yolu kullanabilmek için Van şehir merkezine girin ve ana caddeyi takip edin. Kışın karlı ve buzlu havalar için tavsiye edemem ancak yaz ayları için uygun bir yoldur. Muş-Tatvan veya Bitlis-Tatvan istikametinden gelecekseniz Tatvan-Gevaş güzergahını takip edin. Bu güzergahtan gelirken Van'a uğramanız gerekmiyor. Van'a yaklaşık 20km kala Hakkari yol ayrımına gireceksiniz. Hakkari yol ayrımına girdikten kısa bir süre sonra Gürpınar ilçesinden geçeceksiniz. Aşırı kar ve buzlanma varsa bu yol yerine 70 km daha uzak olan ikinci yolu tercih edebilirsiniz. İkinci yol Tatvan-Ahlat-Adilcevaz-Erciş-Van üzerinden geçer ve diğer yola göre daha düzdür. Ama dediğim gibi aşırı kar ve buzlanma yoksa bu yolu tercih etmeniz gerekmez. Hakkari yolu üzerinde Hoşap ilçesine uğrayacaksınız. Hoşap'tan sonra 33 virajlı sert bir dağ yolu sizi bekliyor. Ama korkmayın yol oldukça iyi. Eğer karlı bir havada geliyorsanız mutlaka zincir bulundurun. Ardından uğrayacağınız ilçe Başkale. Başkale'den sonra herhangi bir ilçeye uğramayacaksınız. Kalan yolunuz 90km. Yol üzerinde bir kaç köy içinden ve iki küçük tünelden geçeceksiniz. Hakkari'ye girişte yine bir dağ yolu var ama ilki kadar uzun değil bu. Hakkari'ye yaklaştıkça Zap suyu size rehberlik edecektir. Hakkari'ye gelirken çok güzel dağ manzaraları göreceksiniz. Fotoğraf makinenizi hazır bulundurun ve bu manzaraları resmedin. Güney illerimizden birinden gelecekseniz Şırnak üzeri gelmek kilometre açısından cazip görünebilir. O yolu kullanmanızı hiç tavsiye etmem. Cizre'den sonra yol inanılmaz derecede kötü. 2003 yazında o yoldan gelme gafletinde bulunup, 200 km yolu 5 saatten daha uzun sürede gelebildik. Hele gece gelecekseniz asla düşünmeyin bile. Bunu terör nedeniyle söylemiyorum. O tür bir sıkıntınız olmaz, yol çok kötü ve çok keskin virajlar var ama bu virajları belirtecek doğru düzgün tabelalar yok. |
4-Trenle Gelecekler İçin
Hakkari'ye direk trenle gelemezsiniz. Ancak Van'a kadar trenle geldikten sonra kalan yolu Otobüsle gelebilirsiniz. 5-Vapurla Gelecekler İçin Hakkari'ye Vapurla gelemezsiniz 6-Otostopla Gelecekler İçin Van'a geç saatlerde gelirseniz muhtemelen Hakkari'ye otobüs veya minibüs bulamayacaksınız. Ertesi güne kalmadan otostopla Hakkari'ye gelmeyi düşünüyorsanız duracağınız en iyi yer Van'ın Hakkari'ye olan çıkışlarıdır. Van'dan Hakkari'ye iki alternatif yol bulunur ve her ikisinin çıkışında da trafik kontrol noktası vardır. Bu noktalarda beklerseniz trafik memurları size yardımcı olacaklardır |
ZOMA (YAYLA) YASANTISI
Zoma yaşantısı Hakkari de yaşamın en güzel halkalarından birini oluşturur. Yayla denince tatil ve dinlenme tesisleri ile kurulur. Yüksek rakımlı yaylalar akla gelir. Hakkari de yayla denince hayvancılık akla gelir. Rençperlik akla gelir, göçebe hayati akla gelir. Yörenin iklim ve coğrafi yapısının zorlamasıyla hayvancılıkla uğrasan insanlar ilk baharın gelmesiyle hayvanlarına daha iyi bir otlak ve sulu alanlar bulabilmek ve neticede daha bol süt, peynir, yün vb. ürünler alabilmek maksadıyla yaylalara çıkmaktadırlar. Bu bakımdan Hakkari de yayla yaşantısı denilince tatil ve dinlenme değil de is ve as akla gelir. Kavram karşılığına meydan vermemek için aslında buna zoma yaşantısı demek daha doğru bir tanımlama olur. Yörede ilk baharın gelmesiyle zoma ya çıkılır. Sonbaharın soğuk günlerinin başlamasıyla tekrar yerleşim yerlerine dönülür. Bu zaman zarfında üç ayrı mekan da zoma kurulur. Mayıs ayinin başında haziran ayinin ortalarına kadar süren kısmına ilkbahar yaylası, haziran ortasında eylül ortalarına kadar süren yaylaya yaz yaylası, eylül ortalarında ekim sonuna kadar süren yaylaya da sonbahar yaylası denir. İlkbahar yaylası yerleşim yerine yakın mezralarda veya otlak meralarda kurulur. Yayla yaşamının bu bölümünün en belirgin vasfı otlu peynir üretimine ağırlık verilmesidir. Yaz yaylası köyden uzak dorukları karla kaplı dağ eteklerine veya yine yer yer karla kaplı yüksek platolara kurulur. Yaz yaylasın da kara çadırlar kar birikintileri içindedir. Yaz ortasında ilkbahar serinliği yaşanır. Buralarda güzelliği veya renkliliği itibari ile diğer iki yayla yerinde daha canlı ve coşkuludur. Kuzu kırpma senliği bu yaylada gerçekleştirilir. Tereyağı üretimi ile yün yapağı ve keçi kili yine yaz yaylasında kırpılır. Yüksek kesimler soğumaya başlayınca zoma da kiler tekrar göç yolunu tutar. Köye yakın mezralar da vadi yataklarına konarlar. Konan yeni yere sonbahar yaylası denir. Bu nevi köye dönüş hazırlığıdır. Sonbahar yaylasında “teremast” denilen kışlık yoğurt yapılır.”koç katimi” şenliği de bu yaylada gerçekleştirilir. Zoma, yukarıda da bahis edildiği gibi sürekli kalınan değil hayvanların bakimi ve görünümünü sağlamak ve daha fazla ürün elde etmek gayesiyle insanimizin kurduğu geçici yerleşim yeridir. Zomada tatil yaylalarında olduğu gibi yazlık evler yoktur. Yöre insaninin elemeği göz nuruyla keçi kılından dokunmuş kara çadırlar vardır. Çadır ağaçtan yapılmış dikmelere oturtulmakta ve kenarlarından da kazıklara bağlanmaktadır. Çadırın kenarlarına ”çit” denilen veya ağaçtan yapılmış örgüler konur. Çadırın içi yine çit ve sicimle ortadan ikiye bölünür. Bir bölümü misafirler ve normal zamanlarda oturma yeri olarak kollanılırken ikinci yerde mutfak ve duşluk yer olarak kullanılır. Mutfak bölümünün ön tarafı ağaç dalları ve taslarla kapatılırken oturma bölümünün önü “çit” ve sicimle kapatılır. Kim zamanda havadar olsun diye açık bırakılır. Zomalarda elektrik yoktur. Çadırlar gaz feneriyle aydınlatılır. Yakacak olarak da tezek kollanılır. Aile fertlerinden koyun ve diğer hayvanların bakımını yapacak genç kadın ve genç delikanlılar zomaya çıkarken,bağ ve bahçelerin bakım ve görünümünü yapan yaşlılar ile kışlık ot biçen yetişkin erkekler köyde kalır. Zoma yaşantısında kadının görevleri çok ağırdır. Koyun sağmak peynir, tereyağı yapmak,yoğurt yapmak ,mutat ev islerini yapmak hep kadının görevleri arasındadır. Erkeklerde çadırların kurulup sökülmesi,koyun otlama, yönlerin kırpılması kışlık otun biçilmesi ve köye taşınması, hayvan ürünlerinin nakil ve satılması zomanin emniyet ve güvenliğinin sağlanması görevleri arasındadır. Zoma yaşantısı otantik yanını kullanılan deri tulumlar oluşturur. Sağılan sütün taşınmasında ve yapılan tereyağı saklanmasında, tutulan peynirin saklanmasında, kuru gıda ve bakliyatın saklanmasında kullanılan tulumlar bunun en güzel örnekleridir. Bilindiği tulumlar önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş koyun, keçi veya büyük bas hayvan derisinden yapılır. Yörede tulumlar işlevlerine göre halk arasında değişik isimler alırlar. Keçi derisinden yapılan ve sağılan sütlerin zomaya taşınmasında kullanılanlara “mesk”, koyun derisinden yapılan ve tereyağı, peynir gibi ürünlerinin saklanmasında kullanılanlara da “pist”, bakliyat ve kuru gıdanın saklanmasında kullanılanlara da “hinban” adi verilir. Büyükbaş hayvanların derisinden yapılan ve içinde yoğurdun çırpılarak tereyağı elde edilmesin de kullanılanlara da “mesk”(yayik) adi verilir. Tulumların belirgin vasfı hayvansal ürünlerin içinde uzun süre bozulmadan saklanabilmesi ve özelliğinden hiç bir şey kaybetmemesidir. Bunun yanında tulumların hazırlanış sekli başlı başına bir sanat harikasıdır. |
Hakkari gelenek ve görenekler
DOĞUM VE SÜNNET ADETLERİ Doğum hayata atılan ilk adimdir. Her doğum ailenin akrabaların ve soyun sayısını artırır. Akraba ilişkilerinin çok siki olduğu ve aşiretsel yapının egemen olduğu ilimizde sayı artışı çok önemlidir. Bu nedenle her aile mutlak çocuk sahibi olma arzusu taşır. Ailelerin çok çocuklu olması bunun en güzel belirtisidir. Her anne babanın en büyük arzusu erkek çocuklarının olmasıdır. Erkek çocuğu olmayan aileler bu arzularını gerçekleştirmek için birden çok evlilik yapabilirler. Bunda ‘baba suyunun devam etmesi ‘ düşüncesi yatar. Kısmen de ‘hayvan gütme bağ, bahçe islerinde babaya yardim etme baba yaşlanınca da ona bakma ‘ fikri yatar. Çocuğu olmayan aileler, çocukları olsun diye türbelere yatırlara gider adak adarlar. Halk arasında ‘kari koca ilacı’ denilen ilaçlar kollanılır. Doğu köy yerinde yaşlı kadınlar nezaretinde gerçekleştirilmekle birlikte doğum evlerinde de gerçekleştirenler vardır. Doğum işaretlerinin başlamasıyla beraber doğum kolay olsun diye cami damındaki lor tas denilen silindir seklindeki tas dikine kaldırılır. Doğum sonrasında aile ve akrabalar çocuğu ve anneyi ziyarete gelirler. Geldiklerinde ‘pirsiyar ‘ denilen hediyeler getirilir. Doğum evinde bankut da denilen (dam dövme ) denilen haşlanmış buğday, nohut kuru üzüm ve ceviz içi karışımından oluşan eğlencelik yiyecek istenir. Evin damına çıkılır ve hediye verilinceye dek dama vurulur. Doğum sonrası kırkı çıkıncaya kadar anne ve bebek, cin ve al basmasına karşı yalnız bırakılmaz bununla birlikte yatağın etrafı kalın iple çevrilir. Lohusalık döneminde anne ya hiç yada dışarı çıkınca biri eslik eder. Ayni günlerde doğum yapan kadınlar saçları karışmasın diye birbirine iğne vererek görüşebilir. Bebeğin kesilen göbek bağı yastığın içine konur bu şekilde çocuğun uyuyacağına inanılır. Kimi zamanda cami duvarına konur. Bu şekilde de okumuş adam olacağına inanılır. Çocuğa ad konulurken ailede ölmüş birinin adi verilir. O ad yaşatılmaya çalışılır. Ayrıca çocuğun doğduğu ay ve gün belirli ay ve gün ise o ad ve gün ile adlandırılır. Bunların dışında peygamber isimleri Allah'ın sıfatları ve dini büyükleri isimleri ile de adlandırılabilirler. Bebek beşikte yatırılır. Erkek çocuk çoğu zaman doğar doğmaz sünnet ettirilir. Sünnetler çok sade çoğu zaman sesiz sedasız yapılır. TÜRBE ZİYARETLERİ Hakkari de türbe ziyaretleri halkın yaşantısında büyük yer tutar. Günlük yasam içerisinde lüzum görüldükçe ziyaretler gerçekleştirilebildiği gibi yılın belli bir bölümün gerçekleştirilen umumi ziyaretlerde vardır. Ziyaretler kimi zaman ruhi ve amansız bir hastalığı olan şifa bulması düşüncesiyle kimi zaman değişik doğa ve dileklerde bulunmak gayesiyle yapılır. Ziyaret esnasında türbede yatanın ruhuna fatiha ve kurandan sureler okunur. Ziyaretçiler yatır hürmetine dua ve dileklerinin kabulünü yüce Allah’tan dilerler. Yatırın hayrına adak keserek dağıtılır yada hayır denilen bisküvi gibi tüketim maddeleri dağıtılır. Umumi ziyaretler her yılın yerel takvimle “nivi timeh” (28 temmuz) denilen güne rast gelen gün gerçekleştirilir bu ziyaretler diğer ziyaretlerden farklı olarak bir piknik ve senlik havasında yapılır. Türbe ziyaretlerine uzak köylerden ve yerleşme mahallelerinden de yoğun bir katilim olur. Ziyaret sırasında mum yakılması görülmemekle birlikte, bez bağlama dilek taşı yapıştırma gibi inançlar da mevcuttur |
MESKEN DURUMU
Hakkari de geleneksel yapı sekli olan yığma tas kerpiç ve toprak damlı evlerden oluşmaktadır. Yörenin ekonomik yapısı ve iklim özelliklerinden kaynaklanan bu geleneksel yapı seklinde duvarlar en az 60 cm genişliğinde çamurdan harç kullanılarak tas veya toprak kerpiçten yapılır. Evin damı mertek denilen kalın ve uzunca ağaçlar ile döşendikten sonra üzeri söğüt ve çalılarla daha sonrada kamış ile örtülür. Bundan sonra çamur ve toprak ile üstü kapatılır. Lor taşı denilen silindir seklindeki tas ile iyice gezdirilerek sıkıştırılır. Bu şekilde karlı ve yağmurlu günlerde damın damlaması önlenmiş olur. Daha sonrada duvarlar içine saman katılmış çamur ile sıvanır. Ekonomik bakımdan dar gelirli olan yöre insani için en ideal yapı tipini oluşturur. İklim açısından da ele alındığında kisin sıcak, yazları da serin çok ferah bir oturma imkanı sağlar. Meskenler soba veya şömine türü ocaklarla ısıtılmaktadır. Köy yerinde soba veya şömine ayni amanda yemek pişirilme aracı olarak ta kullanılır. Geleneksel yapı şekli toprak damlı evler olmakla birlikte eğitim düzeyinin gelişmesi ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak son yıllarda basta il ve ilçe merkezleri olmak özere modern yapılar inşa edilmektedir. Özellikle il merkezin de toplu konut idaresince yapımı gerçekleştirilen 300 konutun yapımı tamamlanmış ve sahiplerine dağıtılmıştır. Kamu sektöründe de memur lojmanları bölgenin iklim özellikleri göz önünde tutularak kaloriferli ve her türlü konfora haiz bir şekilde inşa edilmektedir. GÖRGÜ KURALLARI İNSAN İLİŞKİLERİ Muhafazakar bir aile yapısının hakim olduğu ilimizde, insanlar arası ilişkiler karşılıklı saygı-sevgi ve iyi niyet esasına dayanır. Aile içinde yaşlılar büyük hürmet ve saygı görürler. Yaşlılar yetişkin çocuklarının yanında, sıcacık aile ortamında torunlarıyla oynaşarak günlerini geçirirler. Yaşlıların huzur evine verilmesi Hakkari aile yapısında şiddetle karşı çıkılan bir olaydır, örf ve adetlerde böyle bir şeye rastlanılmamıştır. Yaşlılar küçüklere karşı şefkat yaşlılarda sevgi gösterisinde bulunur ayni şekilde saygı görürler. Küçükler büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmazlar, onların sözünü kesmezler. Bir toplulukta otururlarken büyüklere bas kösede bir yer ayrılır. Toplulukta yaşlılar konuşurken küçükler dinler. Yaslıların bulunduğu yerde çocuklar konuşmaya hayta ederler. Yeni birisi içeri girerken selam eder oturur, yaşlı birisi ise ayağa kalkılır ve gelen kimseye yer gösterilir. Oturduktan sonra herkes teker teker hoş geldiniz der. Birisi su istenildiğinde gelen suyu önce çevresindekilere ikram eder. Sonra kendisi içer. Toplulukta oturulurken ayak ayak üstüne atılmaz bu da bir saygı gereğidir, oturanlara doğru ayak uzatılmaz. Küçükler büyüklerin yanında sigara içmezler. Yol veya herhangi bir toplulukta karsılaştıkların da öncelikle büyükler küçüklerin hal hatırlarını sorarlar. İnsanlar yolda karşılaştıklarında tanısın tanımasın herkese selam verirler. Dul ve yetimlere ayrı bir şefkat ve himaye duygusuyla yaklaşılır. Yetim malini yemek ateşe atmak gibi kerih görülür. Ramazan ayında akrabalara, yetimlere ve komşulara iftar yemekleri verilir, muhtaçlar daha çok görülüp gözetilir, zenginler bu ayda zekatlarını verirler, ölmüşlere hatimler okunur. |
Hakkari Türküleri
TİYAR DERESİ Aman bu dere tiyar deresi Kızlar geliyor elinde testi, Testiler yerde kızlar halayda, Çeker halayı a canım Tiyar Efesi, Aman amanım, canım cananım, Aman amanım a canım serhat zozanım Gelin a dostlar dere boyuna İçinde bakın tatlı suyuna Elde testi ile sallanan yarim YAR GÜZEL Yar güzel, can güzel, Gül bahçesi sarı gül, Yar güzel can güzel, Her gül bir güzel bülbül Yar güzel can güzel O güzel benim yarim, Yar güzel can güzel, Söyle yarime gelsin, Yar güzel can güzel, Söyle gelsin o bekler, Yar güzel can güzel, Oynayalım beraber Yar güzel can güzel, Çal oynasın yiğitler Yar güzel can güzel, Oynayalım beraber. BERÇELAN TÜRKÜSÜ-(Kürtçe) Heyran dê rabe biçin zozana Keprokê çêkin şaxên berana Qifla ser memika vedikin didana Heyran dê rabe biçin kêrîya Keprokê çêkin şaxên nêrîya Qifla ser memika vedikin tilîya BERÇELAN TÜRKÜSÜ Hayran haydi kalk yaylaya gidelim Evimizi koç boynuzlarından yapalım Göğsün kilidini dişimizle açalım Hayran haydi kalk yamaçlara gidelim Evimizi teke boynuzlarından yapalım Göğsün kilidini parmakla açalım MEMO Hay Hay Hay Memo Memo aslan abbasî Canım lo Memo Memo aslan abbasî Hay Hay hay Memo Memo giymiş kirasi, Canım lo Memo Hay hay hay Memo Kör olası annesi, Canım lo Memo Kör olası annesi Hay hay hay Memo Sendin Serhadın Beyi Canım lo Memo |
Harap ettin kaleyi.
Esme Seher Yeli Esme Esme seher yeli esme Değer tellere tellere Bozulsun düşmanın fendi Düştüm ellere ellere Yardan ayrılan (y)üz gülmez Sarhoş olan sözün bilmez Yar adını desem olmaz Düşer dillere dillere Irak yollar yakın olsa Her güzelde hakkım olsa Dostum Lokman Hekim olsa Baksa hallere hallere Emrah'ım da okur yazar Hak kelamın kimler bozar Ayna almış perçem düzer Benzer güllere güllere (Kervan) Sabahın uykusu derin uyku Hayırdır baba,kimin hışmı üzerimizdeki Kervan yolda,yüreğim yanıyor nine Gurbetin soğuğu üzerimizdeki Yaram derin Haydi, fistanını giy üstüne Masallar anlat Yurdumuz ve gurbet üzerine Söyle, yolumuz nereye bu yıl Gözümün önüne gelir Çocukluğum, arkadaşlarım O yıldızlı gece Dağlar öyle gidiyorlar Zamanın kaderi bu Kervan,sahipsiz kervan Masalları koynunuza koyun Yolda kervan Tarihimiz, yüreğimiz Yalnız değilsin arkadaş Hani nerede yaşlıların ninnisi Nerede arkadaşların şen gülüşü Orası yuvamız bizim Rüyalarımızın yıldızı Gudi (TürkçeYayık) Yayığı sallamaktan Kollarım yoruldu Yayığı sallıyorum Ammo için yağ hazırlıyorum (Deli Elo) Deli Elo Elo Ağa Bıyıkları kaytan sıcakkanlı Elo Ağa Elo'nun kasrı tekmil mermer Tekmil mermer Elo'nun burcu Kuşanmıştı kılıcını vurdular gariban Elo'yo oracıkta Elo'nun kasrı yol ortasında Yol ortasında Elo'nun burcu İçinde kükrüyor iki aslan Yürüyor Elo kılıçla Üstüne gelenlere doğru Kükrüyor iki aslan saldırıyor Elo kılıç elinde vuruluyor oracıkta Haydi Gelsin Gökyüzü gökyüzü Rüzgar vursun uçsun mendil Issızlığın içinde bir gülüm Kaldım kışın ortasında Ey dağbaşındaki genç Garipliğin ne olduğunu bir sen bilirsin Kaldım buralarda biçareyim Kimseler yok nerede bekleyenlerim Ey dağbaşındaki genç Sen bilirsin sıcak yelin ne olduğunu Hey, haydi aksın pınar Kimse gelmedi gitmedi Yaşlı dedi: "Delikanlı hoşgeldin" Delikanlı dedi: "Ben yolcuyum rüzgarın peşine düştüm geldim." Bir Ay Doğdu Odadan Yar Zeynep Bir Ay doğdu odadan Yar Zeynep Şavkı vurdu bacadan Yar Zeynep Bu kaş bu göz sendedir Yar Zeynep Esirgesin yaradan Yar Zeynep Ekin ektim çöllere Yar Zeynep Biçtirmedim ellere Yar Zeynep İşte ben gidiyorum Yar Zeynep Bura kalsın ellere Yar Zeynep Ekin ektim gül bitti Yar Zeynep Dalında bülbül öttü Yar Zeynep Ötme bülbülüm ötme Yar Zeynep Yarim elimden gitti Ayvana Serdim Kilim Ayvana serdim kilim Gel otur benim gülüm Ne dedim de darıldın Lal olsun ağzım dilim Ayvan evimdir benim Ayvan meskenim benim Ayvana serdim keçe Yar gele burdan geçe Hak yoluna üç kurban Yar gele burdan geçe Ayvan evimdir benim Ayvan meskenim benim SİZ GELİN GÜL EKELİM Siz gelin gül ekelim, He gûlê he gûlê he gûlamın Güllere su verelim Esmerim gülüm benim Üç güzel sudan gelir, He gûlê he gûlê gûlamın Ortadaki yar benim, Esmerim cananım Gül sümbül benim yarim He gûlê he gûlê he gûlamın Kalmadı ahuzarım Esmeramın gûlamın O nergis benim olsun, He gûlê he gûlê he gûlamın Fistanı yeşil olsun, Esmerim gülüm benim |
Hakkari Tarihi Yapısı
Hakkari adı, eskiden Van gölünün güneyinde ve bir bölümü de İran’a doğru uzanan yörelere yerleşmiş “Hakkar” kabilesinin isminden gelmektedir. Arap dili, coğrafyası ve tarihlerinde bölge adı “Hakkariye” olarak geçmekte olup, “Hakkarlar’ın Şehri” anlamına gelmektedir. Yörede yapılan araştırmalarda ele geçen belgelerden ve çevrede bulunan kaya isimlerinden bölgenin tarih öncesi çağlarda yerleşim yeri olduğu, sırayla Sümerler, Akadlar, Urartular ve Asurluların uzun süre yaşadıkları tespit olunmuştur. İlk çağlarda müstahkem bir kale gözüyle bakılan ve bu yüzden uzun savaşlara sahne olan Hakkari 1514’de Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Birinci dünya savaşı sonrasında 24.04.1915’de Rusların işgaline uğrayan Hakkari 22.04.1918. tarihinde kurtarılmıştır. 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile Musul dahil beş bölgesi ulusal hududlar dışında kalan Hakkari aynı yıl il statüsü kazanmıştır. 1933 yılında Van İline bağlanmış, 1936 yılında yeniden il statüsü kazanmıştır. |
Hakkari Dağları
Üçüncü zaman yereyleri Alp-Himalayalar'ın ülkemizdeki bağlantı kuşağı durumundaki Torosların en heybetli bölümünü oluşturur Dış doğu Toroslar Bitlis sınırından sonra Hakkari dağları ismini alır. İran sınırına kadar devam eder. Dağlar Doğu-Batı doğrultulu uzanır. Ancak bu uzantılar, Kuzey-Güney doğrultulu derin vadilerle parçalanır.Ulaşım Bu Akarsu yatakları durumundaki vadi yamaçlarında, yer yer ise dağların zirvelerindeki geçişlerden Sağlanır. Yükseltinin 1500 ile 2000 metre arasında yoğunluk kazandığı bu bölümde 30 'un üzerinde doruk 3000 metreyi aşar. Bunların en önemlilerinin ilçelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir. Bilim adamları, Hakkari ilimizin, henüz keşfedilmemiş bir bölge olduğunu söylerler. Son yıllarda, Hakkari bölgesindeki Sat dağları ile Yüksekova vadisinde yapılan bilimsel araştırmalar, çok ilginç sonuçlar vermiş, bu bölgedeki mağaralar ve mağara girişlerinde ilk çağlara ait kaya resimlerine rastlanmıştır. Resimler, daha çok bu bölgede sık sık görülen dağ keçilerini temsil ediyordu. Tarih öncesi insanlarının sert taslarla kayalara oyduğu bu resimler, av hayvanlarının kolayca yakalanabilmesi için yapılmıştı. Mağara devri insaninin inancına göre, resmi yapılan hayvan, kurulan tuzağa kolayca düşüyor ve avlanıyordu. Ayrıca, burada yetişen dağ keçilerinin midelerinde sert bir tas meydana geliyordu. Söylentilere göre bu tas, çeşitli hastalıklara, özellikle zehirlenmelere karşı ilaç olarak kullanılıyordu. Bugün de, bu inanç Hakkari bölgesinde yaşamaktadır. Doğu Toroslar'ın İç-Doğu Toroslar ve Orta-Dağı Toroslar'dan en güneydeki üçüncü sırası olan Dış-Doğu Toroslar, batıdaki Amanus Sağları ve Misis Tepelikleri'yle başlayarak, Malatya'nın güneyindeki Ergani ve Bitlis'in çevresinde sıra dağlar sürer. Dış-Doğu Toroslar, buradan İran sınırına dek Hakkâri Dağları'nı oluşturdu . Hakkâri dağları genellikle batı-doğu yönünde uzanır ve Orta İran Çöküntü Alanı'nı güneyden çevreler . Hakkâri Dağlarının il alanı içinde kalan kesimleri Habur, Zap, Avarobaşin vadileri ve Yüksekova Çöküntü Havası ile parçalanmıştır. Botan, Habur ve Zap sularının su bölümü çizgisi boyunca , batı-doğu yönünde uzanan dağlar, çok yüksek bir kabartı oluşturur . Bu sıradağ doğuya doğru gidildikçe genişler. Deniz düzeyinden yüksek bir temel üzerinde yükselen dağların kimi kolları, kuzeye ve güneye uzanır. Sıradağın Botan Havzası'na bakan bölümleri, il sınırları dışında kalmaktadır ve akarsuların oluşturduğu derin vadilerle parçalanmıştır. Bu çok yüksek yaylalarda, kışlar uzun ve sert geçtiğinden, yerleşik yaşam yok denecek denli azdır. Sıradağın il alanı içinde kalan güney kesimleri ise , çok deha yüksektir. Dağların çoğunluğu 3.000m geçer. Habur ve Zap suları ile kolları, bol yağış alan bu yüksek dağlardan beslenmektedir. Sulara karşı direnci az olan şistler ve eosen kalkerleri içinde, eşine Türkiye'nin hiçbir yerinde rastlanmayan derinlikte ve sarplıkta, vadiler oyulmuştur. |
Derin, bazen bir duvar gibi dik ve sarp yamaçlı vadilerin arasında kalan dağ kolları, ilin Zap Suyu'nun batısında kalan kesimini, kuzey-güney yönünde bölümlere ayırır. Bu dağ gruplarının en önemlileri, Habur Suyu ve Siirt il sınırı arasındaki 3.725m yükseltili Karadağ (Terma Dağı ),3.019m yükseltili İncebel Dağı, 3.752m yükseltili Karadağ, 3.264m yükseltili Türemiş Dağı, 3.253m yükseltili Altın Dağları ve 3.000m üzerindeki Konaklı Dağı'dır.
Bu dağların üzerinde , yaşam olanakları son derece kısıtlıdır . Dağların yamaçlarında yer alan platolar fazla engebeli olmamakla birlikte, yükselti nedeniyle yerleşik yaşam çok sınırlı olmaktadır. Vadiler dar ve derin olduğundan, tarım alanlarının genişliği, genellikle birkaç dönümü geçmemektedir. Hakkâri Dağları'nın bu kesiminde iklim, yükseltiye bağlı olarak büyük değişimler göstermektedir. Yüksek bölümlerde kış hazirana denk sürerken, yamaçlarda iklim yumuşak, yazlar serin geçer, Vadi oluklarında, özelikle güneyde Irak sınırına yakın yerlerde sıcak iklim özellikle görünmeye başlar. Yükselti ve iklim çeşitliğine bağlı olarak, çok çeşitli, kültür bitkileri yetiştirme olanağı doğar. Güney deki vadi tabanlarında çeltik yetiştirilirken , daha kuzeyde mısır , buğday ,arpa ekilebilmektedir. Doğal örtü, vadi tabanından dağları doruklarına iklim ve yükseltiye bağlı olarak, bağlı olarak, birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. Vadi tabanları, sınırlı tarım alanları dışında , genellikle ceviz ve dut ağaçlarıyla örtülüdür . Vadi yamaçlarında başlayarak yaklaşık, 2.000m yükseltiye dek yer, yer meşenin egemen olduğu ormanlar vardır. 2.000m yükseltiye kuşağından sonra, bodur ağaçlar ve otsu bitkilerle kaplı bir kuşak gelir. Bunu karla örtülü kuşak izler. Hakkâri il topraklarını ortadan bölen Zap Suyu Vadisi'nin doğusunda, Hakkâri Toroslarının ana kütlesi olan kuzeydoğu ve güneydoğu yönünde açılarak İran ve Irak sınırlarına dek uzanır. Yörenin en yüksek tepesi, ülkenin de en yüksek dağlarından olan Cilo (buzul)Dağı'nda dır. Hakkâri il merkezi doğusunda, Zap Suyundan sonra, Sümbül(3.467 m ) ve Mere (3.200 m) Dağları ile birden bire yükselen Cilo kütlesinin temelini, kalkerli ve volkanik kayalar oluşturur. Batı-doğu yönünde uzanan bir kıvrım dağı olan bu kütle, doğuya gidildikçe yükselmektedir .Ana kütle, 3.000 m yüksekliğinde bir kabartı durumundadır. Sırtın sağında ve solunda genellikle çıplak, dik ve sarp çok sayıda doruk yükselir. Bunlar sırasıyla 3.500m yükseltili Kisara Dağı, 4.060m yükseltili Suppa Durek Dağı,3.700m yükseltili Köşedireği Dağı ve bütün Cilo kütlesinin en yüksek noktası olan 4.135m yükseltili Reşko(Gelyaşin ya da Uludoruk ) tepesidir, 3.850m yükseltili Maunseli Sivrisi ve 3.650m yükseltili Gelyano tepesi asıl kütleden ayrılarak kuzey yönünden uzanan bir kol üzerindedir. Zap suyunun doğusunda Sümbül dağı ile başlayıp Gevar ovasının Güneyi boyunca İran sınırına dek uzanan bu yüksek sıra dağla, güneydeki Irak sınırı arasında kalan alan Şemdinli yöresinin en sarp kesimidir.Cilo ve Şemdinli yörelerindeki yüksek dağlardan çıkan ve güney yönünde akan akar sular , kalkerler ve volkanik kayaçlardan oluşan toprakların zamanla oymuş ve birtakım sarp bölmelere ayırmıştır. Cilo dağından güney batı yönünde Zap suyu dirseği içine doğru uzanan geniş dağ kütlesi, bu şekilde yontulmuş ve parçalanmıştır.Bu engebeli kütle üzerinde 3.000m'yi geçen çok sayıda doruk vardır.3.250m yükseltili Beridalo ve Yekboy dağları ,3.250m yükseltili Samur dağı,3.460m yükseltili Gare Dağı bunların başlıcalarıdır. Avarobaşın Çayı (Rubareşin) ile Şemdinli Çayı arasında ,geniş ölçüde volkanik kayalardan oluşan Sat Dağları (İkiyaka Dağları) uzanır.Kütlenin üzerinde 3.540m yükseltili Sat Dağı ile 3.356m yükseltili Gevaroki Dağı önemli doruklardır. Şemdinli Çayı ile Hacıbey Dersi arasında uzanan Karadağ , doğuya doğru yönelerek İran-Türkiye sınır dağları ile birleşir.Hakkari İli'nde, Nehil Vadisi ile Şemdinli'nin doğusunu kaplayan dağlar, Zap, Nehil, Avarobaşin, Şemdinli ve Hacıbey sularının havzaları ile İran'daki Urmiye kapalı göl havzasının su bölümü çizgisini oluşturur. Türkiye-İran sınırı bu ara üzerinde geçmektedir.Güneyden kuzeye doğru 3.150m yükseltili Çimen Dağı , 2.954m yükseltili Karacadağı 3.008m yükseltili Beyazdağ ve 3.807m yükseltili Mordağ, en önemli doruklardandır. Cilo Dağı'yla, Şemdinli yöresinin yüksek dorukları ve sınır dağlarının yüksek bölümleri ,derin çukurlar, irili ufaklı taşlar ve buzullarla kaplıdır. Genellikle, çıplak olan bu dağların, yalnızca güneye bakan bölümlerinde ve yer yer vadi yamaçlarında meşe ve ceviz ağaçlarına rastlanır. Yüksek kesimler karlarla kaplıdır. |
Hakkari de Vadiler ve Ovalar
Hakkâri il alanı,Dicle Irmağı'nın kolları olan Zap ve Habur Suları havzaları üzerinde yer alır. Hakkâri yöresini örten Doğu Torosların yayı, neojen otlarından aşınmış, daha sonra şiddetli yükselmelere uğramış ve kubbeleşmiştir dağlardır. Yüksek yerlerde buzul oyma ve birikintileri ortaya çıkmıştır. Buzulların gerilmesinden sonra, akarsu oymaları sonucu, derin karstik vadiler oluşmuştur. Zap Vadisi Havaril Dağları'nın güney yamaçlarından başlayan, Zap Vadisinin başlangıçta fazla dar değildir. Başkale yakınlarında vadi daha da genişler. Bu geniş taban üzerinde Başkale Vadileri oluşmuştur. Daha sonra Hakkâri il sınırları içine giren vadide bu düzlüklerdir, Vadi, Nehil Vadisi ile birleşinceye dek sınırda da olsa sürer. Zap Vadisi Cilo Dağı'nın kuzeyinde Nehil Vadisiyle birleştikten sonra güneybatıya döner. Genişçe bir yay çizerek Altın Dağlarıyla Samur Dağları arasında geçer ve Çukurca yöresinde Irak topraklarına girer. Zap Vadisi, ülkenin en derin ve dar vadilerden biridir. Bunun iki nedeni vardır, Hakkâri Toroslarının temelinde, kretase ve neojen kalkerleri büyük bir yer tutmaktadır. Kalkerlerin suya karşı dirençleri az olduğundan, derin vadiler oluşmuştur. Ayrıca, neojen sonlarında yörede olan şiddetli yükselmelerden dolayı yapılanmada etkisi büyük olmuştur. Zap Vadisi, yer yer yarma vadi, yer yer de henüz gelişim tamamlanmamış(u) vadi şeklindedir.Bu nedenle, vadinin hiçbir yerinde geniş tarım alanları yoktur. Vadi yamaçlarında, bölgenin yükseltme hareketleriyle uyumlu olarak şekiller oluşmuş ise de buralar çoğunlukla yüzeyin yontulması sonucu birikmiş taş ve molozlarla kaplıdır. Bu düzlüklerde tarım yapma olasılığı yoktur. Vadi yamaçlarının genişledikleri yerlerde, az da olsa küçük tarım alanları vardır. Tarım toprakları çok yetersiz kaldığından vadi tabanına yakın yamaçlarda, yapay taraçalar oluşturulmuştur. Zap Vadisi'nde sınırlı tarım alanlarında, kuzeyde daha çok olmak üzere, buğday ve arpa ekilmektedir. Ayrıca elma ve dut üreticiliği başta olmak üzere, bağcılık yapılır. Nehil Vadisi Yüksekova'nın doğusundaki dağların güney yamaçlarından başlayan Nehil Vadisi, önce güneybatı, sonrada batı yönünden uzayarak geniş bir yay çizer.Başlangıçtan hemen sonra tabanı genişler ve geniş bir düzlük ortaya çıkar. Bu düzlüğe Gevar Ovası adı verilir. Ovanın, batı ucunda, vadi, yeniden daralır ve bir boğaz şeklini alarak Zap Vadisiyle birleşir. |
Gever Ovası
Nehil Vadisi'nin geniş düzlüğünü oluşturduğu ovadır.Burası eskiden kapalı bir ova iken Nehil Suyu Vadisi'nin yatağı derinleşerek zamanla Zap Suyu Vadisi ile birleşmiştir. Çöküntü oluğu olması nedeniyle, Doğu Toroslar'ın en büyük düzlüğüdür. Nehil Suyu boyunca uzanan ovanın uzunluğu, yaklaşık30km'dir. Genişliği ise 5ile10km arası değişmektedir. Ova genellikle düzdür, ama ortasından geçen Nehil Suyu'na yakın yerlerde eğim çok düzensizdir. Alüvyal topraklarla kaplı olan, ova, çok verimlidir. Nehil Suyu'nda. ovada katılan derenin suyu çok fazladır. Mart sonlarında çevre dağlarının karlarının erimesiyle, ovanın büyük bir kesimi göl olur.Kısa bir süre sonra sular çekilir. Sular kesilince çok büyük çayırlar yetişir. Suların çekilmediği bazı bölgelerde yaz boyunca kalan sular bataklık oluşturur. Yaklaşık 1.900m yükseltili Gevar Ovası'nda kışlar çok sert ve uzun geçmektedir. Yüksek dağlarla çevrili olduğundan ova üzerinde yoğun atmosfer hareketleri görülmez. Ağır soğuk hava, ova üstüne çöker Yükselti ve iklim koşullarının elverişsizliği, dolayısıyla Gevar Ovasında bütünüyle tarım yapılmaz. Büyük bir bölümü çayır ve mera durumundadır. Gevar Ovasında, hayvancılık bitkisel üretiminden daha yatkındır. Koyun, sığır, manda ve keçi beslenmektedir. Avarobaşin Vadisi İl sınırları içinde uzunluğu fazla olmayan bu vadi, çok dar ve derindir. Salt Dağı ile Cilo Dağı arasındaki kalkerli ve volkanik alanda, genellikle boğaz şeklinde uzanan bir yağma vadidir. Salt Dağı ile Cilo Dağı'nın birleştiği sırtın batı yamaçlarında başlayan vadi, çok geniş bir yay çizerek dağları aşar ve Irak topraklarına girer. Dağlıca yöresi ile sınıra yakın yerlerde, küçük tarım alanları vardır. Burada biraz arpa, buğday,mısır ekilmekteyse de, daha çok hayvancılık yapılmaktadır. Şemdinli Vadisi Şemdinli yöresi, Hakkâri'nin en engebeli kesimlerinden biridir. Türkiye-İran sınır dağlarının batı yamaçlarından başlayan Şemdinli Vadisi gerçek bir yarma vadidir. Çok dar ve diktir. Yer yer vadi tabanı ile vadi yamacının en üst noktası arasında ki farkı 1.000m'yi bulur. Vadide, düşeye yakın diklikler gösteren uçurumlar az değildir. Hem yamaçlar hem de vadi, kopan ve yuvarlanan kayalarla, taş parçaları doludur. Bu kesemin volkanik ve kalkerli yapısı nedeniyle, vadide bir çok mağara oluşmuştur. Mağaralarının içlerinden, "kapan"adı verilen patikalar geçer. Şemdinli Vadisi'nin, il sınırlarında dek olan bölümünde tarım alanı yoktur. Hacıbey Vadisi Irak,İran ve Türkiye sınırların9ıjn birleştiği noktadan başlayan Hacıbey Vadisi, Karadağ'ın güneyinde Irak'la sınır oluşturacak şekilde, güney batı yönünde uzanır. Hacıbey Vadisinin oluşturduğu havzaya, Gerdi adı verilir Bu yöre, Hakkâri bölgesinin en alçak kesimidir.İklim özellikleri öbür yörelerden oldukça farklıdır. Yazlar daha sıcak, kışlar daha yumuşak geçer. Bu nedenle, Hacıbey Vadisi'nin il sınırları içindeki bölümde bulunan tarım alanlarında, buğday, arpa, mısır ekimi yanında yaz sebzeciliği ve meyvecilik de yapılmaktadır |
Hakkari Akarsuları ve Göller
Akarsular Hakkari il toprakları, Dicle Havzası içersinde kalır. Dicle Irmağına katılan Büyük Zap ve Habur suları ile Büyük'a Zap karışan Avarobaşin, Şemdinli ve Hacıbey sularının havzaları da bu ana havza içinde kalmaktadır. Dicle Havzası Hakkari beylerinden Zahid Bey, beyliğini iki oğlu arasında paylaştırmıştı. Oğullarından Seyyid Mehmed, Vastan(Gevaş), Melik Dicle havzası, sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu 'unda en büyük havzalarından biridir. Havzanın ülke sınırları içinde, yaklaşık , 5.500km'lik su toplama alanı vardır. Yıllık ortalama su hacmi 18 milyar metre küpe ulaşmaktadır Dicle havzasının kuzey kenarını oluşturan Hakkâri yöresi engebeli ve yüksektir.Akarsular bol sulu olmalarına karşın, geniş tabanlı vadiler oluşturamamaktadır. Bu nedenle, bölge havzasının genellikle görülen olumlu gelişmelerden, genellikle yoksun kalmıştır. Dicle Havzası Van il topraklarında Haravil Dağı'nın kuzey yamaçlarından olan Büyük Zap Suyu güney batı yönünden akarak Albayrak İlçesi'nin doğusuna gelir. Albayraktan sonra güneye dönerek Başkale'nin doğusundan Hakkâri il sınırlarına girer. Mordağ'ın batı ucunda Nehil Suyu ile birleşmeye dek yatağı pek derin değildir. Başkale'ye dek vadisi de fazla geniş değildir. Hakkâri iline girinceye dek, çok geniş düzlükler oluşturan Başkale Ovaları'nın ortasından akar. Bu ovala il topraklarında, Bağışlı yöresine dek uzanır. Büyük Zap Suyu Mordağ'ın batısından geldiğinde çok derin, dar, bir yarma vadiye sokulur ve yeniden güneybatıya yönelir. Yüksekova'nın kuzeydoğusundaki sınır dağlarından kaynaklanan Nehil Suyu ile birleşir. Karadağ ile Cilo Dağı arasındaki dar vadi olduğundan akan Büyük Zap Suyu, Hakkâri il merkezinden sonra geniş bir yay çizerek Samur Dağı'nın çevresini, batı-güneydoğu yönünden geçer ve Çukurca yöresinden Irak sınırlarına girer. Büyük Zap Suyu'nun ülke sınırları içindeki uzunluğu 180-190 km'dir. Bunun, yaklaşık 100km'lik bölümü Hakkâri il alanında kalmaktadır. Besleme alanı, karlarla örtülü yüksek dağlarla çevrili olduğundan suyu her mevsim boldur. Hakkâri'nin Şemdinli ve Dağlıca yörelerinin sularını toplayan Avarobaşin ve Şemdinli suları ile Hacıbey Deresi de Büyük Zap Suyu'nun kollarıdır. Harbur Suyu Nordüz ve Feraşin platolarından doğan Habur Suyu, önce güneybatı yönünden akarak Beytüşşebap'tan geçerek; sonra güneye dönerek Tanin ve Altın dağları arasındaki çöküntü oluğundan geçip, Irak topraklarına girer. Irak'tan Zaho'yu geçtikten sonra ,yeniden, Türkiye il sınırlarını oluşturacak şekilde akar ve Siirt il sınırında Dicle'yle birleşir. Dicle ile birleşmeden önce Uludere yöresinden kaynağı alan ve Siirt'in Irak il sınırını oluşturacak şekilde akan Hezil Suyu'nu alır. Habur Suyu'nun Hakkâri il topraklarındaki bölümünün uzunluğu, yaklaşık 60km'dir. |
Hakkari Platolar ve Yaylalar
Hakkari il alanının, %10,3'ü platolarla kaplıdır III. Zamanının sonlarında Avrupa ve Asya dağlarının birbirlerine yaklaşmasıyla yükselen bölgede kalkerli ana yapı ,iklim ve suyun etkisiyle kubbeleşmeye başlamıştır. Kubbeleşmenin başlamasıyla ,toprakların, suya buzul ve ısı farkına dayanıksız yerleri ,vadi ve çöküntü olukları şeklinde oyulmuştur.Böylece ,dar boğaz ve çöküntü alanlarıyla parçalanmış geniş plato düzlükleri ortaya çıkmıştır.Bunların en önemlileri Nordüz , Feraşin ,Mirgezer ve Mendin platolarıdır |
Nürdüz Platolasu
Botan Suyu'nun yayı içinde kalan ,çok geniş ve yüksek bir platosudur.Nordüz Platosu'nun çok küçük bölümü , Hakkâri İlinde kalmaktadır.Van'nın Çatak yöresinde başlayan plato Hakkari İl merkezinin kuzeyindeki Karadağ'a dek uzanır.Güneybatıda , Beytüşşebap yöresindeki Feraşin platosuyla birleşir. Nordüz Platosunun , en alçak yeri 2.100m en yüksek yeri 2.750m dolayındadır.Çok yüksek olan platoda kışlar çok uzun ve sert geçer .Bazı kesimlerde kar örtüsü yedi ay kalır kimi kesimlerse ise on iki ay hiç kalkmaz.. Orman ağaçlarından tümünden yoksun olan platoda , bitki örtüsü açısında genellikle bir tek düzelik görülür |
Feraşin Platolasu
Botan Suyu ile Habur Suyu'nun su bölümü çizgisini oluşturan dağların güneye bakan bölümünde yer alan Feraşin Platosu çayır ve otlaklar bakımından Nordüz Platosu kadar zengin değildir. Beytüşşebap'a doğru eğilim olan platonun yüksekliği 2.000m'nin üstündedir. Bu platonun, çayırlarla kaplı yaylalık alanlarında , hayvancılık yapılmaktadır |
Mendin Platolasu
Mordağ'ın kuzey doğusunda yer alan Mendin Platosu, yükseltisi genellikle 2.000m üzerinde olan bir düzlüktür. İran topraklarına doğru eğimli olan bu platonun yüksek kesimlerinde kışlar çok sert geçmektedir. Bodur ağaç ve ağaçlıkları dışında önemli olan bir doğal örtüsü yoktur. Yükseltinin 2.000m'reye düştüğü yerlerde, çaylılarla kaplı yaylalık alanlar bulunur. Buralarda daha çok hayvancılık yapılır. Yer yer arpa ve buğday ekilmekte ise de, yazların çok kısa olması nedeniyle pek önemli boyutlarda değildir. Bu önemli platoların dışında ha 'de özelikle Yüksekova yöresinde bulunan Gevar Platosu ekonomik etkinlikler açısından önemlidir. Bu platoda zengin çayırlarla kapalı, geniş yaylalara "Zoma " adı verilir. Bu kesimler ilde hayvancılık yapılan önemli yerlerdir |
Hakkari Şemdinli ilçesi
Eski bir yerleşim birimi olan Şemdinli'de Sümerler, Urartular ve Asurlar 'ın uzun süre yaşadıkları anlaşılmıştır. Bölge, daha sonra Med'ler, Babil'ler,Pers'ler, Makedonya'lılar ve Silveskoslar 'ın eline geçti. Hz. Ömer döneminde Müslüman birliğine katılan Şemdinli, Yavuz Sultan Selimin 1514 Çaldıran Seferi'nden sonra Osmanlı egemenliğine girmiştir. l.Dünya savaş ’ında defalarca Rus işgaline uğrayan ilçemiz, 1917 tarihinde keşif kolları kuvvetlerimiz tarafından kurtarılmıştır. 1926'da yapılan Ankara Antlaşması'yla Musul ve Hakkari'nin beş bölgesi sınır dışı kaldı. Nihayet Çölemerik, Çal (Çukurca). Gever. (Yüksekova), Şemdinan (Şemdinli) ilçelerinden meydana gelen Hakkari vilayeti kuruldu. Cumhuriyet Döneminde bir süre Van vilayet içinde kaldı. 4 Ocak 1936 tarihinde Hakkari tekrar vilayet olunca Şemdinli ilçesi de Hakkari'ye bağlanmıştır. Şemdinli'nin toplam nüfusu 1997 sayımına göre 39.447'dir toplam nüfusun 12.133' ü ilçe merkezinde.27.314' ü köylerde yaşamaktadır. Şemdinli 'nin 22 köyü ve 77 mezrası bulunmaktadır. Derecik 'ten başka beldesi yoktur. Şemdinli'nin yüz ölçümü 1652 Km2 olup rakımı 1406 'dir. İlçenin doğusunda İran, güneyinde Irak ve kuzeyinde de Yüksekova ilçesi vardır. Kuytu ve ormanlık bir derede bulunan Şemdinli tamamıyla dağlıktır. İklim bakımından yazları sıcak, kışları kar yağışlı ve ılımandır. Şemdinli, sanayi bakımından gelişmemiştir. En önemli geçim kaynağı hayvancılıktır. Ayrıca Şemdinli, balı, ceviz ve tütünüyle meşhurdur. Şemdinli tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Tarihi Yerleri 1-Kayme sarayı 2-Kelat sarayı 3-Taş köprü Tarihi Mezar Ve Türbeler 1-Seyit Abdullah-ı Şemdinli Türbesi 2-Seyit Taha-i Hakkari Mezarlığı Kilise Ve Konaklar 1-Darareş (kara kilise) kilisesi 2-Yıkık Konak Şemdinli Balı İlimize has Şemdinli balı diğer kesimlerde olduğu gibi insan bünyesini rahatsız edici hiç bir özelliği taşımamaktadır. Antiseptik ve antitoksin özelliği vardır. saf çiçek tozundan alındığı ve katkısız olduğu için mide, kalp, karaciğer, Şeker hastalığı, kemik hastalıkları ve hatta kanseri iyi edici özellikleri, bulunmaktadır. Arı için gerekli olan polen ve nektar kaynakları oldukça fazladır. Ormanlık alanda bulunan söğüt, yabani yonca, elma, armut, alıç, erik, geven, kır çiçekleri ile ekilen yonca ve tütün çiçeklerinde fazla miktarda bulunan nektarda bulunan nektar. Balın kalitesini daha da yükseltmektedir. Öncelikle Şemdinli ilçesinde kara kovan ile yapılan arıcılık 1968 yılında sonra yerini fenni arıcılığa bırakmıştır.1970 yılında 40 ton olan bal üretimi en verimli yılını 1986 yılında yaşamıştır 1986 yılında sonra bal üretimi ile kovan sayısında düşüş görülmüştür |
Şemdinli Tütünü
Şemdinli ilçemizde tütün akim tarihçesi bilinmemekle birlikte ilk ekim 19.yüzyılın başlarında yörede yaşayan Nasturiler zamanında yapılmıştır. Bu ekim dar alanı kapsamaktaydı. Yapılan tütün ekimi kapalı ekonomi kapsamında ancak ekicinin ihtiyacını karşılayacak düzeydeydi. Daha sonra 1936 yılında Şemdinli ilçe olduktan sonra tüm köy ve mezralarda geniş kapsamlı ekime başlandı. Ayrıca tütün üretimi de ticari amaçla yapılmaya başlandı. Yıllarca yöre halkının tek geçim kaynağı olma özelliğini korudu Ancak tütün ekiminde 1976 yılından sonra düşüş görülmeye başlandı. 1986 yılına kadar bu yörede üretilen tütün Tekelce alınıp bitlis ilindeki sigara fabrikasında işlenmekteydi. Şemdinli tütünü özellikle kireç ve azotça orta potasyon ca zengin killi,kumlu,tınlı,hafif veya nötr topraklarda iyi yetişir, bitki boyu 60-100 cm kadardır.Yapraklar gövde üzerinde dik durumdadır. Dik Yapraklar karınlı çap oranları artar. Dir Yapraklar(Dipaltı) küçük orta yapraklar(analar) büyük uç yaprakları ise küçüktür. Şemdinli tütünü belirgin özelliklerden dolayı Osmanlı padişahları ve saray halkının tütün ihtiyacı büyük miktarda Şemdinli ilçesinde üretim tütünlerden karşılanmaktaydı |
Hakkari yüksekova ilçesi
TARİHİ: Tarihi bir kent olan Yüksekova'nın tarihi M.Ö 7000'lere değin uzandığı kesin olarak bilinmektedir. GEVEROK vadisinde CİE HANDEV ADE Tepesinde kayalara kazılmış bini aşkın resim bulunmuştur. Bu resirnler yapısal özellikleri nedeniyle NEOLOTİK dönemle tarihlenmektedir. M.Ö lOOO'de ise yörede URARTU uygarlığı yaşanmıştır. Bu uygarlığın en kalıcı izleri ise İlçe sınırları içindeki ünlü ORDU yoludur. Bu yol, URARTU krallığının Van Gölü kıyısındaki merkezi TUŞBA'dan (Van İlinin eski ismi)başlayıp CİLO Dağlarına değin uzanmaktadır. GELYAŞİN ve TOPUZAVA anıtları üzerinde URARTU dili ile yazılmış yazıtlar vardır ki; bu uygarlıkla ilgili en doğrudan bilgiler bu yazıtlardan elde edilmiştir. COĞRAFİ KONUMU: Yüksekova ilçesi doğuda İran devleti ve Şemdinli ilçesi, güneyde Irak devleti, batıda Çukurca ilçesi ve Hakkari ili, kuzeyde Van ilinin Başkale ilçesi ve İran devleti ile çevrili ülkemizin bir serhat ilçesidir.Yüz ölçümü 2291 kilometrekare olup Hakkari iline uzaklığı 80 km’dir Etrafı dağlarla çevrili olan ilçemizin rakımı 1950 m'dir. Batısında Cilo dağı, kuzeyde Mor dağı doğusunda İran sınır dağları güneyinde Cilo dağlarının uzantısı olan Sipiriz sıra dağlarıyla çevrilidir. Yüksekova ilçesi bir çöküntü alanıdır. Ovanın kenarında büyük Zap nehrinin bir kolu olan Nehil çayı akmaktadır. Yüksekova’nın yüksek dağlarında bazı buzul ve sirk gölleri vardır. Bu göller daha çok Cilo ve Sat dağlarındadır. TARİHİ VE TURİSTİK YERLER:Türk tarih Kurumu Uzmanlarının adım adım dolaşarak 1938’de Cilo ve Sat Dağları’nın Geveruk Vadisi’nde rastladıkları “Kaya resimleri” Yüksekova yöresinin tarihi değerini arttırmıştır. Yüksekova ilçesinin batı ucunda Büyükçiftlik köyünün doğu istikametinde Büyükçiftlik-Kadıköy yolu üzerinde Derav (Melik) köyünde büyük bir şehir harabesi ve kale kalıntısı vardır. Burasının Urartu’lara ait Kadim Musaşir şehri olduğu kuvvetle muhtemeldir. Yüksekova’da Dara köyü gibi daha başka önemli yerler vardır. Musaşir, Urartu tarihinde mühim bir merkez olduğundan şehir kalıntılarının yapılacak kazılar sonucunda bulunması mümkündür. Köprücük Köyünün ortasındaki tepede uzun diktörtgen planlı iki bölümlü bir kilise kalıntısı vardır. Duvarlar düzgün, koyu renkli taştandır. Yan duvarlardaki yarım payeler tonuz örtüyü taşımaktadır. Kapının üstünde bezemeli bir taş vardır. |
Hakkari yemekleri
hekerun 2 yumurta kişilik yemek tarifi Malzeme yağ ve yumurta Yapılışı: bir yemek kaşığı yağı iyice kızartın sonra yumurtaları(aman karıştırmayın) tavanın sağ tarafına vurarak kırın ve dökmeden ikiye bölünmüş kabukların arasından tavaya atın.yumurtanın beyazı şişinceye kadar bekleyin.afiyet olsun kürt usülü kısır tarifi 6 kişilik kişilik yemek tarifi Malzeme 2 su bardağı kalın bulgurt 1 demet maydanoz1 demet yeşil soğan 2 yemek kaşığı tukaş salça 2 adet domates 2adet salatalık bir çay kaşığı pul biber 1 fiske tuz 5/6 yaprak marol iki subardağı sıcak su 1 çay bardağı sıvı yağ Yapılışı: ilk ,bulguru yıkadıktan sonra üzerine su ilave ederk demlenmesini bekleyin bir yandanda eldeki malzemeleri ince ince doğrayın bulgur demlendikten sonra önce salçayı ve tuzu ilave ederek iyice karıştırın daha sonra diyer malzemeleri ilave ederek dolapta soğmasını bekleyin limonla servis yapın afiyet olsun mesur yuksekova adana kebabı 5 kışilik kişilik yemek tarifi Malzeme kıyma kuyruk yagı maydanos tuz bıber Yapılışı: sınırsız 500 gram etımızı satırla dograyıp kıyma halınew getırıyoruz ve icine 100 gram satırla dogranmış kuyruk yagını vurup maydanosla zıg cekıldıkten sonra ktuz pulbıberı katılıp iyice yogrulduktan sonra sışleere saplarız bu kebabı tavadada yapabılırız kozde 7yada tavada pıştık ten sonnra servıse sunulur cimilig 8 kişilik kişilik yemek tarifi Malzeme pekmez,yag ve tandır ekmeği Yapılışı: önce tandır ekmeğini parça parça dograyacan sonra pekmezle yagı kaynatacan sonra bu dogradıgın ekmek parçalarını içine atacan bir güzel karıştırıp afiyetle sıcag sıcag servis edeceksiniz parmak kebap Malzeme 1/2 patlıcan 1/2 kg yeşil biber 1/2 kuşbaşı et pul biber kara biber salça tuz kızartmak için sıvı yağ Yapılışı: biberler ve patlıcanlar parmak şeklinde kesilip yağda hafif kızartılır. Kağıt havlu üzerine bırakılıp fazla yağın çekilmesi beklenir.Diğer taraftan kuşbaşı etimizi kendi suyunda iyice haşlarız.iyice pişen etimizin içine arzuya göre pul ve kara bibertuz bir miktar da yağla iyice kızartırız.bütün malzemelerimizi fırın tepsimizde harmanlarız.Yarım su bardağı sıcak suyun içinde yarım yemek kaşığı domates salçası eritilip yemeğimizin üzerine dökeriz.Daha sonra üzeri kızarana dek fırında pişiririz |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:47 . |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist