..:: BİLGİ VADİSİ ::..

..:: BİLGİ VADİSİ ::.. (http://www.bilgivadisi.biz/index.php)
-   Akdeniz Bölgesi (http://www.bilgivadisi.biz/forumdisplay.php?f=315)
-   -   tarsus tanıtım videosu ve tarihi (http://www.bilgivadisi.biz/showthread.php?t=5940)

draculu45 07.04.09 01:11

tarsus tanıtım videosu ve tarihi
 
tarsus tanıtım videosu ve tarihi


draculu45 07.04.09 01:11

İÇEL (MERSİN)

33 MERSİN ( Kod : 324 )
Vali Hüseyin AKSOY
Valilik 231 11 55
İl Emn. Md. 231 11 43
İl Jn. Kom. 231 15 00
Bld. Bşk. 238 16 20
İlçe Sayısı 9
Belediye Sayısı 70
Köy Sayısı 512
Yüzölçümü 15.853
Nüfusu 1.651.400

draculu45 07.04.09 01:11

GENEL BİLGİLER

Doğu Akdeniz sahilinde, önemli bir liman kenti olan İçel , palmiye ağaçlarıyla gölgelenen yolları, şehir parkı, modern otelleri, yakınlarındaki tarihi kalıntıları ve sayısız kumsalları gezenlere her türlü olanağı sağlamaktadır. Diğer taraftan Mersin, tarihte, Tarsuslu Aziz Paul adı ile ve Mark Antuan'ın Kleopatra'ya evlenme hediyesi olarak Alanya ile Mersin arasındaki toprakları vermesi ile hatırlanır

draculu45 07.04.09 01:12

Mersin tanıtım videosu




.

draculu45 07.04.09 01:13

Mersin

Mersin
, Türkiye'nin güneyinde Akdeniz'e kıyısı bulunan Antalya ve Adana'nın ortasında yer alan il.
Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapar ve adını da bu aşiretten alır. Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması, Mersin'in kaderini değiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir.
Türkiye'nin en yüksek gökdeleninin bulunduğu Mersin, 3 büyük kentten sonra Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu 4 üncü kenttir.
Uzun yıllar İçel adıyla bilinen il son yıllarda merkez ilçesi olan Mersin'in adını almıştır.
Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ve Tarsus'tur. Mersin ve çevresinde, tipik Akdeniz sıcak ve ılıman iklimi hakimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, kış ayları ise ılık ve yağışlıdır.
Kendine özgü yemeği olan tantuni ile tatlıları cezerye ve kerebiç çok meşhurdur. Ayrıca, kuş gözü, telatür, eğe (kaburga) dolması, bandırma, yüzük çorbası, keşkek, övelemeç ve batırık özel yöresel yemeklerdendir

draculu45 07.04.09 01:13

Coğrafya
Coğrafi Durumu : İl yüzölçümünün % 87'si dağlıktır.
En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.584 m)
Önemli geçişleri : Sertavul, Gülek Boğazları
Belli Başlı Akarsuları : Berdan Çayı (268 km) Göksu (90 km)
İl'de bulunan belli başlı ovalar ve yüzölçümleri şu şekildedir. Tarsus Ovası 85.000 hektar, Berdan Ovası 40.000 hektar, Anamur Ovası 5.660 hektar.
Mersin ili 36-37° kuzey enlemleri ve 33-35° doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlin kara sınırı 608 km, deniz sınırı 321 km olup, yüzölçümü 15.953 km2’dir. Mersin ilinin büyük bir kısmını oldukça yüksek, engebeli ve kayalık Batı ve Orta Toros Dağları oluşturmaktadır. Ovalık ve hafif eğimli alanlar ise bu dağların denize doğru uzandığı il merkezi, Tarsus, Silifke gibi alanlarda gelişmiştir. Bunun dışında kalan düzlük veya hafif eğimli alanlar, kuzeyde dağların arasında veya yüksek kesimlerinde görülmektedir.
Orta Toros dağları Mersin ilini İç Anadolu Bölgesi'nden ayırmaktadır. Mersin il sınırları içinde kalan en yüksek kesim Bolkar Dağları’ndaki Medetsiz Tepesi’dir(3585 m.) Kuzeydoğudan, kuzeybatıya ve güneye doğru yükseklikler azalmaktadır. Bolkar Dağları’ndan batıya doğru, Kümpet Dağı (2473 m.), Elmadağı(2160 m.), Alamusa Dağı(2013 m.), Büyük Eğri Dağı (2025 m.), Kızıldağ (2260 m.), Naldöken Dağı (1754 m.), Kabaklı Dağı (l675 m.) önemli yükseltilerdir. Ayrıca Karaziyaret Dağı, Tol Dağı, Sunturas Dağı, Balkalesi, Ayvagediği, Makam Tepesi ve Kaşkaya Tepesi güneye doğru uzanan diğer önemli yükseklikleridir. Mersin’i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1050 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1610 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır.
Toros Dağları’nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700-1500 m. arasında değişmektedir. Belli başlı yaylalık alanlar; Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla Tarsus: Namrun(Çamlıyayla), Gülek ve Sebil;Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk; Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası; Anamur: Abanoz, Kaş ve Beşoluk; Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç; Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran; Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.
Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları’nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı İlimizdedir. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı’nın etkisiyle gelişmiştir.
Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. Bunun dışında Akdeniz’e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır. Bunlardan bazıları; Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Müftü (Efrenk) Deresi, Deliçay Deresi; Anamur’da: Anamur Çayı, Sultan Çayı, Melleç Deresi; Aydıncık’da: Menekşe, Gözsüzce Deresi; Bozyazı’da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi; Erdemli’de: Alata Çayı, Lamas Çayı’dır.
Mersin ilinde yer alan doğal göller; Silifke’de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü; Gülnar’da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür. Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır. Kıyılar: Mersin ilinde yerleşim genelde Mersin körfezi çevresinde gelişmiştir. Burası doğuda Karataş burnundan başlayarak batıda İncekum burnuna kadar uzanır . Arada kalan kısımlarda, kayaç türlerine ve akarsulara bağlı olarak çok sayıda irili ufaklı koy gelişmiştir.

draculu45 07.04.09 01:14

Tarih
Antik Çağlar'da Kilikya olarak bilinen bölge için gezgin Coğrafyacı Strabon: "Coracesion'dan (Alanya) Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyılarına verilen bir bölgedir" diye sözeder.
Herodot; bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Age-nor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez, "Chilakka" şeklinde Asurca yazıtlar üzerinde görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan "Chilakka" kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır.
(Kilikya kapıları) ile Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve SertavulBelen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin, doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adlarını vermişlerdi. Dağlık Kilikya kabaca bugün Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukurova olarak adlandırılır.
İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi Hz.İsa'nın Havarilerinden St. Paul'un Tarsus'ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Taşucu'nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashabı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır.
Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; Kızkalesi , Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri , Viranşehir ( Soli), Tarsus- Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu,Zeus(Jupiter) tapınağı,Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar,Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir.
Mersin kıyılarının yaklaşık 108 km.lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır. Bu plajlar kumsallarının ince ve temiz oluşu ve sualtı avcılığına uygun oluşundan dolayı tercih edilmektedir. Kızkalesi, Taşucu, Susanoğlu, Ayaş, Yemişkumu, Çeşmeli, Ören, Balıkova, İskele, Yenikaş, Ovacık, Büyükeceli ve Anamur Plajları bunlardan bazılarıdır.
Yaz aylarında aşırı nemden ötürü insanlar Toroslardaki çeşitli yaylalara göç etmektedirler. Mersin'de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican, Çamlıyayla, Namrun, Sebil, Tarsus'ta, Gülek, Erdemli'de, Sorgun, Güzeloluk, Küçükfındık,Silifke'de, Balandız, Gökbelen, Kırobası,Mut`ta Sertavul ve Kozlar,Gülnar'da Bardat, Tersakan ve Kozağaç Yaylaları, Mersin nüfusunun büyük bir bölümünün yaz aylarında konakladığı yerlerdir.

draculu45 07.04.09 01:14

Ekonomi
Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Limanı, Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük limanı olma özelliğini taşımaktadır.
Kentin ticari açıdan önemi göz önüne alınarak, Türkiye’nin dört serbest bölgesinden birisi burada kurulmuş. 785.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulan Mersin Serbest Bölgesi, başta tekstil firmaları olmak üzere yaklaşık 250 şirkete ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Mersin–Adana karayolu üzerinde cam, soda, gübre, tekstil, meyve suyu gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok önemli fabrika da bulunmaktadır.
Yat turizminin Doğu Akdenize kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı inşaatının altyapısı tamamlanmış olup yap-işlet-devret ihalesi yapılma aşamasına gelmiştir. Şehrin kendi adıyla anılan üniversitesi,Mersin Üniversitesi,1992 yılında açılmıştır. Şu an bünyesinde 11 adet fakülte ve 11 adet meslek yüksekokulu barındırmakta olup, gelişmekte olan bir üniversitemizdir

draculu45 07.04.09 01:18

Ulusal Bağımsızlık Savaşı

Mersin'in İngiliz ve Fransızlar Tarafından işgali
Ünlü bir iktisat tarihçisi:"Ekonomik çıkarlar neredeyse, asker ve savaş oradadır" diyor. 1 .Dünya Savaşı ekonomik nedenlerle çıkmıştı. Savaş sonucunda yenik düşen ülkelerin öncelikle ekonomik alan-larına ve kaynaklarına el konuldu.
30 Ekim 1918, yer, Limni adasının Mondros limanında demirli İngiliz Agamemnon zırhlısı. 1.Dünya Savaşı sonlarında yenik düşen Osmanlı İmparatorluğu heyetine, İtilaf Devletleri adına Ferik Amiral Sir S.A.G. Calthrope, 25 maddelik bir Mun'akit Mütâreke-Nâme imzalatmaya zorluyordu.
Tarih kitaplarımızda "Mondros Mütarekesi" olarak geçen bu sözde ateşkes anlaşması gerçekte 600 yıllık bir imparatorluğun siyasi ve ekonomik egemenliğini sona erdiren acı bir belgeydi. Sömürge imparatorlukları bu belgeyle yetinmediler. Şubat 1919'da Paris'de toplanarak Batı Anadolu'yu Yunanistan'a vermeyi kararlaştırdılar. Bundan böyle tükenmiş imparatorluğun kalbi olan Anadolu, dört bir yandan işgale başlanacaktı.
17.12.1918 günü sabahı İngilizler Mersin'i işgale başladılar. Ş.Develi bu işgali şöyle anlatır: "Saat 9'da Mersin iskelesine yaklaşan bir filikadan çıkan İngiliz Subayı, iskele komiser muavi*nine bir zarf vererek gemisine dönmüştür. Mutasarrıf Galip Bey, Hükümet Konağı'nda Jandarma Bnb. Hüseyin Hüsnü, Emniyet Komiseri Hüsnü ile toplantı halindeydi. Tercüme edilen ingiliz subayının getir*diği mektupda "Ateşkesin 7. maddesi uyarınca ve son anlaşmaya göre asayişi sağlamak amacı ile Kilikya'nın işgaline Mersin'den başlanacağını, çıkarmanın istasyon yakınlarındaki iskeleden yapılacağını, Osmanlı idaresine ve memurlarına karışılmayacağı, işgalin geçici olduğu, halkın heyecana kapılmaması ve herhangi bir karşı koyma sorumluluğunun idare amirlerine ait olacağı bildiriliyordu ve "iskele civarı meydanlığı, İngiliz fabrikaları, istasyon binası ve Amerikan Kolejinin işgal edileceği, gerekli tedbirlerin alınması" isteniyordu.
Saat 10 sularında Yzb.Mehmet Selahittin Han'ın Müslüman Hint bölüğü Alman iskelesinden çıkarak İngiliz fabrikasına yerleşmişlerdi. İşgalin ilk günleri olaysız geçmiştir. İşgalin başında bulunan Bnb.Bak, Mutassarrıf Galip Bey ile irtibat kurmuş ve yönetime karışmamıştır. İşgalci İngilizler karar*gahlarını Amerikan Koleji binasına kurmuşlar ve Üstg.Arthur komutasında istasyonda bir kontrollük tesis etmişlerdir. Olaysız geçen 16 günden sonra 2.1.1918 günü Yrb.Romieu komutasında Fransız işgal askerleri ve Ermeni Lejyon alayı Gümrük iskelesinden çıkarak Taşhan'a yerleşmiş ve işgale katılmışlardır. Fransız işgal kuvvetlerini Ermeni gönüllüleri; Taşhan, Araplar köyü, Hristiyan köyü ile Zeytinlibahçe'de çadırlara, Tunuslu ve Cezayirli askerler de askeri kışlaya ve Müftü Medresesi'ne yerleşmişlerdir.
12.11.1919 tarihinde İngiliz kuvvetlen çekilmiş ve işgalci olarak Fransızlar kalmıştır. Fransız işgal komutanlığı 19.1.1919 tarihinde yayınladıkları emirname ile Baş Administratör olarak Alb. Bremon'un Adana'ya ve Guvarnör olarak Bnb. Anfre'nin Mersin'e atandığını bildirmiştir. Anfre, hükümet konağının salonunu çalışma yeri olarak kendisine ayırmıştır. Fransız konsolosluk memurlarından Mardiros Dellalyan'ı tercüman. Deniz Subayı Tilçer'i Gümrük Kontrolörü, Üstg.Salandrı Belediye sorum*lusu, Başçavuş Patini'yi Komiserliğe, Yd.Tgm.Yakupyan'ı Jandarmaya ve Hapet Tulumcuyan'ı Maliyeye atamıştır.
Guvarnör Antre, Mutasarrıf Galip Beyden idare amirleri ile çeşitli cemaat mümessilleri ile tanıştırılmasını istemiş ve Tahrirat Müdürü Salim, Muhasebeci Kanbur Cemal, Tapu Müdürü Lazkiyeli Şükrü, Tahsilat Müdürü Mehmet Latif, Nüfus Müdürü Ziya, Evkaf Müdürü Hulisi, Ceza Mahkemesi Reisi Osman, Bidayet Mahkemesi Reisi ve Kadı Tahsin, Gümrük Müdürü İhsan, Jandarma Komutanı Bnb.Zühtü, Emniyet Komiseri Hüsnü Beyle tanıştırılmıştır. Guvarnör Anfrei'nin önerisi üzerine hayır • cemiyetlerinin kurulmasına başlanmış, ancak "Türk" adına tahammül edemediği için kurulmak istenilen Türk Hayır Cemiyetinin adı evvela Cemiyetül islamiyetül Hayriye ve sonradan değiştirilerek İslam Hayır cemiyeti ismini almıştır. Cemiyet başkanlığına Müftü Abdullah, ikinci başkanlığına Ahmet-Ergelen ve Galip Hasip ve üyeliklere Ziya - Yalaz, Dr.Hayri - Tolunay - Ömer Lütfü - Kutay, Niyazi - Develi, Hacı Yusuf Ağazade Tahsin, Hıdıroğlu Ali Beyler seçilmişlerdir. Cemiyetin bilinen toplantı yeri Yeni Camii odasıydı. Bu arada Jandarma Komutanı vekili Yzb.Haydar, Bl.Komutanı Galip, Jandarma Katipi Ali Rıza, Ziya, Dr.Hayri beylerden müteşekkil gizli bir cemiyet daha kurulmuş ve Tarsuslu Palancı Mahmut Ağa'nın evinde toplanarak işgale karşı koyacak çalışmalarda bulunuyorlardı.
Başka cemiyetlerde kurulmuştu. Cemiyetül islamiyetül Arabiyetül Hayriye, Cemiyetül İslamiyetül Hayriyetül Şiiye ve lslami cemiyetlerin dışında; Birleşik Ermeni cemiyeti, Rum cemiyeti, Ortodoks ve Marunilerin Arap Hristiyan cemiyetleri, Musevi cemiyeti, Kürt yardım cemiyeti."
Mersin'de Kuvayi Milliye Hareketinin Kuruluşu
A. Demirtaş bu olayı şöyle anlatır: "Sivas Kongresi'nde (4-12 Eylül 1919), Mustafa Kemal'in Heyeti Temsiliye Başkanı sıfatıyla, yerel örgüt temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda yerel örgüt*lerin tümü, Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplanması ve milli güçlerin birleştirilmesi kararlaştırılmıştı.
Bu karardan sonra yurdun her yerinde olduğu gibi İçel'de de milli örgütler, çalışmalarını bu büyük kuruluşun birer şubesi olarak devam ettirmeye başladılar. Böylece tüm askeri güçler ve halk milisleri (çeteleri) Milli Kuvvetler adıyla birleştirilerek, düzenli bir ordu disipliniyle görev yapmaya başladı.
Mustafa Kemal, Kolordulara gönderdiği gizli emirde hangi Kolordunun hangi bölgelere, nasıl yardımda bulunabileceği bildirilmişti. Buna göre işgal altındaki Doğu Kilikya bölgesine Ankara'daki 20.Kolordu'nun kuzeyden, Konya'da bulunan 12.Kolordu'nun batıdan yaklaşım yaparak yöredeki Milli Kuvvetleri hazırlayacaklar ve gereken desteği vereceklerdir.
Bu talimata göre Konya'daki 12. Kolordunun Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey başkanlığındaki subay grubu Gülnar, Ermenek ve Anamur ilçelerini dolaşarak halkla temaslar kurdular ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Gülnar, Mut, Mağara, Silifke ve Kelolukyöre şubelerini açtılar. Milli Kuvvetlerin oluşmasını sağladılar, hareket planını hazırladılar. Bu çalışma ve hazırlıkların bitirilmesinden sonra mağara bucağından hareket edilerek, İçel'in doğusuna doğru ilerlemeye başladılar (20 Şubat 1920). Kaza merkezi Erçel idi.
Mersin ve Tarsus'un kıyı va ova bölgeleri tamamen işgal altında bulunduğundan, Batı İçel'den sağlanan Milli Kuvvetler, bir düzen içerisinde İçel'in dağlık kesiminden doğuya doğru ilerleme ortamı bulabiliyorlardı. Mağara, Silifke, Güzeloluk, Yağda, Sorkun ve Tepeköy güzergahından Efrenk'e (Arslanköy) ulaşılabildi. 1 Mart 1920'de burası işgalden kurtarıldı.
Mersin - Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri
Arslanköy işgalden kurtarıldıktan sonra Teğmen Nail Bey burada Arslanköy Müdafaa-i Hukuk Heyeti'ni oluşturdu. Başkanlığa Ali Yıldırım (Çolak Ali) getirildi. 20 Mart 1920'de Belenkeşlik'de Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Başkanlığına da Hacı İshak Ağa getirilmişti.
25 Mart 1920'de Mersin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Çavuşlu köyünden Hıdır oğlu Ali Efendi başkanlığında bir heyet seçilmiştir.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Çavuşlu köyünden Hıdır oğlu Ali Efendi başkanlığında bir heyet seçilmiştir.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Mersin Sancağı'nın da Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilmesi için 5 milletvekilliği için 4 aday gönder*miş, birisini de Mersin halkının seçmesini ve sonucunun acilen, 23 Nisan 1920 tarihine kadar ulaştırılmasını istemiştir. Mersin işgal altında olduğu için, aday seçiminin Elvanlı'da olması, hazır bulu*nan 40 kusur kişinin oyu ile Ziya (Eraydın) Bey seçilmiştir (3 Nisan 1920).
Daha sonra Kurtuluş Savaşı için hazırlıklar yapılmaya başlanmıştır. Müdafaa-i Hukuk Üyeleri Gözne'ye gelerek ve Muhtar Maraşlı Ali Efendi'nin de fikri alınarak, sonradan vali konağı olan bina 10 yataklı bir hastane şekline getirilmiştir. İçel'deki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'nden istenen yardımlar da gelmeye başlamıştır. İlk kez 1 Haziran 1920'de Silifke'den 1.350 liralık yardım ulaşmıştır. Bu yardımlarla sağlanabilen silah, cephane, giyecekler dağ köylerinin belirli merkezlerinde depolanmıştır.
Mersin - Tarsus Cephelerinde Yapılan Savaşlar
Savaş düzeni olarak Mersin - Tarsus bölgesi üç bölüme ayrılmıştır. Alata deresiyle Deliçay arası Mersin grubunu; Deliçay ile Tarsus Çayı arası Tarsus grubunu; Tarsus Çayı ile doğusu da Kavaklıhan grubunu teşkil ediyordu. Milli Müfrezeler (birlikler) bu alanlarda yerleşerek savaş düzenini alacaklardı.
Heyeti Temsiliye'nin talimatı üzerine Tarsus grubundaki müfrezeler şunlardır:Bozkurd Müfrezesi, Tarsus Gençler Müfrezesi, Selçuk Müfrezesi, Demirbaş Müfrezesi, Tozkoparan Müfrezesi, Gökbayrak Müfrezesi, Süvari Müfrezesi, Göçüklü Karahacı Müfrezesi, Polat Ağa Müfrezesi, Incirgedikli Derviş Ağa Müfrezesi, Kamberlihöyüklü Veysel Çavuş Müfrezesi, Eminlik'den Molla Nasuh Müfrezesi, Karayaylalı Müfrezesi, Berdan Müfrezesi, Semil Çavuş Müfrezesi, Efeler Müfrezesi, Karafaki-Arslanyürek Müfrezesi, Urfalı Mehmet Müfrezesi, Kurbanlı Akış Ağa Müfrezesi.
İşgal kuvvetleriyle Kuvayi Milliye arasında Mersin grubunda Başnalar, İçmeler, Subendi, Emirler, Kızılyar, Mezitli ve Arpaçsakarlar savaşları yapılmıştır.
Tarsus gurubunda ise Eshabıkehf, Hacıtalip, Bağlar ve Karadırlik Kavaklıhan grubunda da Karboğazı ve Kavaklıhan savaşları yapılmıştır.
20 Aralık 1921 Ankara Antlaşması İmzalanıyor
Asker ve silah bakımından Milli kuvvetlerimizden kat kat üstün olan Fransızlar, Mersin, Adana, Urfa, Antep ve Maraş gibi geniş bir cephede tutunarak Ermenilerle ortak bir devlet hayali içindeydiler. Fakat Milli kuvvetlerimizden beklemedikleri çetin bir gerilla savaşı karşısında umutsuzluğa kapılarak verdikleri ağır kaybı daha da büyütmek istemediler. Fransa'daki iç siyasi çekişmelerde savaşı bırakıp çekilmeyi gerektirdiğinden, önce Ankara'da kurulan yeni Türkiye devletini tanıdılar.
Fransızlarla başlayan temaslar ve görüşmeler sonucu 20 Aralık 1921 tarihinde Ankara'da Franklin Bouillon ile Fethi Okyar arasında Ankara Antlaşması adıyla bilinen bir antlaşma imzalandı. Ankara Antlaşması, özerk bir yönetime sahip olmasını öngördüğü İskenderun Sancağı dışında, bütün Kilikya'nın, bu arada Mersin ve İçel'in Türkiye'ye bırakılmasını öngörüyordu."
Mersin ve Tarsus'un Kurtuluşu
Ankara antlaşmasının taraflarca onaylanmasından sonra, Fransızlar işgal altında tuttukları Kilikya kentlerini kısa süre içinde boşalttılar. Fransızlar'ın Tarsus'u boşalttıkları gün 27 Aralık 1921'de, Adana'daki Türk alayının bir taburu ve bir süvari bölüğü Tarsus'a, 3 Ocak 1922'de de Mersin'e girdi, böylece Mersin ve Tarsus'un kurtuluşu sağlanmış oldu

draculu45 07.04.09 01:18

Atatürk'ün Mersin Ziyaretleri





Atatürk yurdun birçok yerini olduğu gibi, Mersin'i de birçok defa ziyaret etmiştir. Mersin'e ilk zi*yareti Cumhuriyetten önce 5 Kasım 1918'de olmuştur. Atatürk, bu ziyaretinde Silifke sınırları ve Toros eteklerinde, karakolların artırılmasını ve dağ köylerine depolardaki yeni silah ve cephanelerden bol mik*tarda dağıtılmasını yetkililere tavsiye etmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, 17 Şubat-4 Mart 1923 arasında İzmir'de toplanan "Türkiye iktisat Kongresi"nden sonra ilk yurt gezisini Adana ve Mersin'e yapmıştır. Mersin ve Tarsus'u ziyaret etmek üzere Gazi ve yanındakiler, 17 Mart 1923 Cumartesi sabahı 9.45'de Adana'dan trenle hareket etmiş*lerdir. Yenice istasyonunda Mersin ve Tarsus'dan gelen heyetlerin karşıladığı tren, Tarsus'dan halkın coş*kun sevgi gösterileri ve alkışları arasında yavaşça geçerken, Gazi, pencereden Tarsusluları selamlıyordu.





Saat 11.30'da murt dallarıyla süslenmiş Mersin tren istasyonuna halkın coşkun tezahüratlarıyla girdi. Gazi, eşi Latife Hanımla trenden indikten sonra istasyon önündeki merasim kıtasını teftiş etti. Ön*ce hükümet binasına, daha sonra da Belediye binasına gelen Gazi, başkandan belediye hizmetleriyle il*gili bilgi aldı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Gençler Yurdu'nu ziyaretinde, gençlere çok çalışmalarını tav*siye ederek, Türk Ocağı'na katılmalarını önerdi.
Belediyenin şereflerine verdiği ziyafete katılmak üzere hep birlikte Mersin Palas Oteline (Günü*müzde Mersin Oteli), daha sonra Askeri Mıntıka Kumandanlığına gidildi (Yandığı yerde şimdi Özgür Ço*cuk Parkı vardır.). Burada Askeri törenle karşılanan Gazi ve yanındakiler, bir süre dinlendiler. Binanın bir bölümünde öğretim yapılan Mersin Ticaret Rüştiyesi'ne geçildi. Girdikleri sınıfta dersi dinleyen ve öğrencilere sorular yönelten Gazi, alkışlar arasında binadan ayrıldı.





Program gereğince Millet Bahçesi'nde çay içilecek, kent adına Hükümet Tabibi ve Türk Ocağı Baş kanı Dr.Reşit Galip Bey konuşacaktı. Bahçede murt dalları, çiçeklerle süslenmiş ve bayraklar asılmış yüksekçe bir yer hazırlanmış; yaldızlı büyük iki koltuk konulmuştu. Ancak, Gazi bahçeye girdiğinde iki tah*ta sandalye çekti, eşiyle birlikte oturdular, çaylar içildi. Reşit Galip Beyin heyecanlı bir ses tonuyla söy*lediği, anlamlı, ve samimi hitabını dinlerken ve özellikle "senin büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmak*la iktifa ve iftihar etmendir" sözlerinden çok duygulandı. Sonra kürsü olarak hazırlanan masanın üze*rine çıkarak "Mersinliler, memleketiniz, beldeniz Türkiye'nin çok mühim bir noktasında bulunuyor. Çok mühim ticaret noktasıdır. Memleketiniz bütün Dünya ile Türkiye'nin irtibat noktasının en mühim yerin*dedir. Bunu sizler benden iyi biliyorsunuz.... Aziz Arkadaşlar, bu memleketin hakiki sahibi olunuz" de*diği hitabesini söyledi.





Sürekli alkışlar ve övgü sözleri arasında kürsüden indi ve halkın "Yine bekleriz Paşam" tezahüra-tıyla istasyona uğurlandı. 16.30'da Tarsus'a hareket ederken pencereden uğurlayanlar, selamlıyordu.
Atatürk 20.1.1925 tarihinde yine Eşi Latife Hanımla birlikte Mersin'e gelmiş ve günümüzde Ata*türk evi olarak müzeye dönüştürülen Christmann Köşkü'nde misafir edilmiştir. Bu ziyaretinde Mersin'de ık, gun kalmıştır. Atatürk Hac, Beyden, güneyde bir çiftlik almak istediğini ve tavsiye edecekleri bir yer olup olmadığını sormuştu. Hacı Bey, Silifke'de bir yer olduğunu söylemiş ve Atatürk 29.1.1925 günü satın almak istediği Tekir-Olukbaşı çiftliğine gitmiştir. Bu çiftlik Abidin Paşa'dan Bodasakiye, kurtuluş*tan sonrada hazineye geçmişti. Atatürk çiftliği hazineden satın almıştır. Burası modern bir çiftlik haline getirilmiş, bağış üzerine yine hazineye devredilmiştir.
Atatürk, 10.5.1926 tarihinde Konya üzerinden trenle Mersin'e gelmiş ve doğruca limandaki Er- tuğrul yatına binerek Taşucuna gitmiştir.
Atatürk, bundan sonra üç defa daha Mersin'e gelmişse de kentte kalmamıştır.
Atatürk, 19.11.1936 tarihinde yine tren yoluyla Mersin'e gelmiştir. Bu gelişinde Vali Konağı'nda kalmıştır. Mersin Valisi olan Rüknettin Nasihioğlu'na:"Vali Bey, konağı çabuk düzenle ve noksanlarını ta*mamlayın. Her sene Nisan ayını burada geçirmek istiyorum" demiştir.
Atatürk'ün Mersin'e son gelişi ise 20.5.1938 Cuma günü 13.30'dur. Bu ziyaretinde de Vali Ko*nağı'nda kalmıştır. Konağın balkonunda oturduğu sürece halk karşı kaldırımda, oradan ayrılıncaya ka*dar, uzun süre sevgi ve ilgi ile büyük kurtarıcıyı izlemiştir.
Atatürk'ün Tarsus Ziyareti
17 Mart 1923 günü Gazi, Eşi Latife Hanım ile beraber Mersini ziyaret ettikten sonra akşam üze*ri Tarsus'a geldiler. Akşam yemeğini yemek üzere Mehmet Rasim (Dokur) Bey'in evine gidildi. Mehmet Rasim Bey, İstiklal Savaşı'nda, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun tüm bez ihtiyacını kendi fabri*kasında dokuyup göndermişti. Gazi, akşam yemeğinde Rasim Bey'e:"Kurtuluş Savaşımızda bize fabri*kanız ile büyük destek sağladınız. Ordunun bez ihtiyacının büyük bir kısmını temin ettiniz. Size borcu*muz oldukça çoğalmıştır. Size olan borcumuz nedir ve nasıl öderiz?" diyen minnet dolu sözlerine Rasim Bey'in yanıtı şöyle olmuştur:"Paşam, Türk Ordusuna fabrikam feda olsun. Hükümetimizin bana hiç bir borcu yok."
17 Mart gecesi Atatürk ve eşi, eski belediye binasının bulunduğu yerde (Bu bina 1958 yılında yı*kıldı.) kaldılar. Binanın etrafı çepeçevre Tarsuslu insanlarla dolup taşmıştı. Etrafda meşaleler, ateşler ya*kılmış, adeta tüm Tarsuslular nöbet tutmuşlardı. Gazi, arada bir kaldığı binanın balkonuna çıkıp Tarsus*luları selamlıyordu Gazi, balkondan:"Vakit geç oldu. Lütfen istirahat edin. Evlerinize çekilin" diye ses*lenmesine rağmen, Tarsuslular Gazi'nin kaldığı evin etrafında sabaha kadar oturdular.




8 Mart 1923 günü, Şelale civarında bulunan Sadık Paşa'nın un fabrikasına giden Gazi ve eşi, burada sabah kahvaltılarını yaptıktan sonra, Şeyh Sünusi'nin evini ziyaret ettiler. Gazi, buradan Türk Ocağı'na giderek gençlere seslendi. Hatıra defterine de şunları yazdi:"Tarsus Türk Derneği altında bir*leşen ve Türklük harsını (kültürünü) yükseltmek gibi kıymetli vazife ifa eden Türk Gençliği'ni takdir ederim. Temenni ederim ki; dernek bu dakikadan itibaren Tarsus'da Türk'ün sönmez ocağının yandığı*nı ismi ile de ilan etsin. 18-19 Mart 1923 Gazi" Aynı gün çiftçilere hitaben de bir konuşma yapan Ga*zi, Tarsus'un birçok tarihi ve dini yerlerini de gezdi. Paşayı izleyen
Tarsuslular arasında bulunan kadın mücahit Adile Çavuş: "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam" diyerek Gazi'nin ayaklarına kapanmıştır. Atatürk, Adile Çavuş'u elinden tutarak kaldırmış:"Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürüklenmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın" diyerek o ünlü sözlerinden birini söylemiştir.
Daha sonra İttihat ve Terakki Mektebini (Eski Türk Ocağı İlkokulu) ziyaret eden Gazi Paşa, bu*rada öğrencilerle jimnastik dersi yapmış, sınıfta ise tarih dersi vermiştir. Atatürk, 27 Ocak 1925'de Silifke'yi de ziyaret etmiştir

draculu45 07.04.09 01:19

TURİZM
Binlerce yıldan buyana verimli topraklarıyla yaşanılan, insanlarını besleyen, doğası ve şifalı sularıyla hayat veren, doğa ile dağın ölmez sevgilerini barındıran İçel ili, birçok uygarlığın kurulduğu önemli bir yerleşim bölgesidir. İçel, tarihi ve arkeolojik değerleri, Akdeniz kıyılarında bol güneşli günlerinin ilkbaharda başlayıp sonbahara kadar uzaması, 108 km'ye varan doğal koylarla , çam ormanlarıyla süslenmiş kıyı bandı, Toros dağları ile deniz arasında bulunan sayısız doğal güzelliklerin yanında; yöresel ve uluslararası şenlikleri, efsaneleri, Türkmen ve Yörük kültürü, yayla yaşantısı, yöresel el sanatları bakımından çok zengin bir bölge olarak , turizm sektörü için önemli bir konumu ve potansiyele sahiptir.
Tatil turizminin de belirli bir yeri olmasına karşın, İçel turizmi 1970'lerin sonunda daha çok iş turizmi yönünde önem kazanmıştır. Özellikle, 1980'de limanın Ortadoğu çapında önem taşıyan bir niteliğe kavuşması ve yine aynı yıllarda, Türkiye'deki transit karayolu taşımacılığının İçel'de yoğunlaşmasına koşut olarak "iş turizmi" çok canlanmıştır.
İldeki tatil turizmi, daha çok iç turizme yöneliktir. 1960'larda Silifke-Anamur yöresinde başlayan ve 1980'lerden itibaren Silifke-Mersin kıyı bandında narenciye bahçelerinin yok olması pahasına sürdürülen yazlık ev ve site yapımı, iç turizmi canlandırmıştır.
Hıristiyanlığın önemli bir haç yeri olan St. Paulus'un doğduğu evin ve kutsal bir yer olan Eshab-ı Kehf'in mağarasının ve Tarsus'da Şeyh Ali Semerkandi'nin türbesinin Gülnar yakınında bulunması, ilk kadın Azize Thekla'nın Silifke'de Meryemlik denilen dini bir alanda yaşamış olması, Mut Alahan Manastırı, İncil'in burada kaleme alınması, konsül toplantılarının buralarda yapılması gibi özellikleri nedeniyle, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için çok sayıda dinsel amaçlı ziyaret yerleri bulunmaktadır.
Bilinen klasik tanımını çoktan aşmış bulunan turizm, tarihi yerler görmenin de dışına taşırmak önemlidir. Kongre turizmi, yayla turizmi, kış turizmi, termal turizmi, üçüncü kuşak yaş turizmi ve inanç turizminin fonksiyonel ve kurumsal boyutta yapılması gündemdedir. Mersin ve çevresinde bu potansiyel fazlasıyla bulunmaktadır.
Mevcut potansiyeller değerlendirildiğinde daha başka turizm alanları yaratılabilecektir. Son yıllarda, turistik ürün bileşimini zenginleştirmek ve çeşitlendirmeye dönük çalışmalar sistematik bir yoğunluğa ulaşmıştır Böylece turizm hareketlerinde faaliyet tüm yıla yayılarak, yaz sezonu gibi klasik kalıpların dışına çıkılmış olacaktır Bu bağlamda, yaz turizminden çok az pay alan yöreler ve tesisler de sisteme dahil olacak, ulaştırma faaliyetleri, istihdam, eğitim ve araştırma gibi diğer alanlarda da yıl boyunca bir hareketlilik ve canlanma sağlanacaktır.
İçel'de Turizm Altyapı Proje ve Çalışmaları
Turizm Bakanlığı, son yıllarda bölgede turistik planlama çalışmaları yaparak, İçel'i de Antalya-İzmir kıyı bandında olduğu gibi turistik bir yoğunluğa ulaştırmak için bazı önemli çalışmalarda bulunmaktadır. Yaklaşık 4 yıl önce yürürlüğe konulan ve İçel ilinin batı bölgesini içeren Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı ve plan içinde yer alan turizm merkezleri ile Erdemli-Mersin kıyı bandının turizm alanı olarak ilan edilmesi, bu çalışmaların en önemlileridir.
Turizm Bakanlığı' tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca 26.12.1988 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı Erdemli-Limonlu Belediye sınırlarından başlamakta, Anamur-Kaladran'a kadar uzanan sahil bandını kapsamaktadır. Bu plan içinde toplam 1.933.000 hektar turizm alanı, günübirlik turizm için ayrılmış bulunmaktadır. Ayrıca, 9.4.1989 tarih ve 20144 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 89/13900 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Mersin-Melleç, Mersin-Orta burun, Mersin-Ovacık, Mersin-Kargıcık turizm merkezleri olarak bu plan içerisinde kalmaktadır.
Bölgede Taşucu limanının bulunması ve bu limanın dışa açılan bir kapı olması nedeni ile Taşucu-Girne, Mersin-Magosa feribot seferleri yerli ve yabancı turizmin gelişmesi açısından önemli bir avantajdır

draculu45 07.04.09 01:19

Turizm Merkezleri
İçel sınırları içerisinde Kargıcık, Melleç, Orta burun, Ovacık ve yeni ilan edilen Kaledıran, Anamur Mamure Kalesi, Tarsus kıyı kesimi turizm merkezleridir.
Kargıcık Turizm Merkezi : Silifke ilçesinin 2 km güneybatısında yer almakta olup. 1/25000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım imar Planında tatil köyü kullanımındadır. Planlanan alanda 7.200 yatak kapasitesi hedeflenmektedir.
Melleç Turizm Merkezi : Anamur ilçesinin 1.5 km batısında yer almakta olup, i/25000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı'nda turizm kullanım alanlarını kapsamaktadır. Bu alanda 2.800yatak kapasitesi hedeflenmektedir.
Orta burun Tepesi Mevki Turizm Merkezi : Aydıncık ilçesinin 1.5 km doğusunda yer almaktadır. 1/25000 ölçekli Nazım imar Planı'nda turizm tesis alanı kullanımındadır. 10.000 yatak kapasitesi hedeflenmektedir.
Ovacık Turizm Merkezi : Silifke'nin 2.9 km güneydoğusunda yer almaktadır. Nazım İmar Planı'nda turizm tesis alanı kullanımında olup, 9.500 yatak kapasitesi hedeflenmektedir.
İçel Kaledıran Turizm Merkezi : Anamur'a 45 km mesafede Antalya il sınırlarında yer almaktadır. 1/25000 ölçekli Batı İçel Nazım imar Planı 26.12.1998 tarihinde Bayındırlık ve iskan Müdürlüğü'nce onaylanmış olup, yaklaşık 6.200 yatak kapasitesi hedeflenmektedir.
İçel-Tarsus Kıyı Kesimi Turizm Merkezi olarak ilan edilmiş, yaklaşık 30.000 dönümlük alana sahip olan turizm merkezinde 60.000 yatak kapasiteli olarak planlanmış, bölgede ortalama 100.000 istihdam yaratacağı düşünülmektedir. İmar planları yapılmaktadır:
İçel İlindeki Plajlar
Mersin'in 15 km batısında Gümüşkum Orman işletmesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Orman işletmesi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Tece Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Tömük Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, YS.E. Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Kocahasanlı Belediyesi Plaj Tesisleri, Kumkuyu Petrol Ofisi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Limonlu Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Beden Terbiyesi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Kız kalesi Turizm Geliştirme Plaj ve Kamping Tesisleri, Ak kum Turizm Geliştirme Plaj ve Kamping Tesisleri, izcilik ve Eğitim Tesisleri Akkum, Atakent Belediyesi Plaj Kamp Tesisleri (Susanoğlu), Ata yurt Belediyesi Plaj Kamp Tesisleri Kapızlı (Silifke), Boğsak Turizm Geliştirme Kooperatifi Plaj ve Kamping Tesisleri, Taşucu Belediyesi Motel Tesisleri ve Plajı (Taşucu), Aydıncık Belediyesi Plaj Kamping Motel Tesisleri, Bozyazı Belediyesi Plaj Kamping Motel Tesisleri, Anamur Belediyesi Plaj Tesisleri.

draculu45 07.04.09 01:20

Konaklama Tesisleri
TesisAdetOdaYatak5 yıldızlı243910664 yıldızlı53907853 yıldızlı755811392 yıldızlı1969813941 yıldızlı231622.sınıf motel3137212Pansiyon470139Mocamp13672TOPLAM4323594 869
Seyahat Acentaları
İçel ilinde faaliyet gösteren seyahat acentaları toplam 21 adettir. Bunlardan 3'ü A Grubu Seyahat Acentası, 2'si A Grubu Şube Seyahat Acentası, 1 1'i AG Grubu Seyahat Acentası, 1'i AG Grubu Şube Seyahat Acentası, 3'ü B Grubu Seyahat Acentası, 1'i B Grubu Şube Seyahat Acentasıdır.
Kültür Turizmi
İçel, özellikle kıyı bandında yoğunlaşmış çok sayıda antik yerleşime sahiptir. Ayrıca Türk dönemlerine ait kültür ve gelenekleri yaşatan otantik yerleşimlere, yaşam biçimi ve el sanatları yönüyle de yaygın ve zengin yerel kültüre sahiptir. Kitabın tarihçe, ilçeler,ve kültür bölümlerinde tanıtılan bu özellikleriyle büyük bir turizm potansiyeline sahip olan İçel ili, bu potansiyelini geliştirmek yönünde gerekli çaba ve girişimleri göstermektedir. Mersin, Tarsus, Silifke, Anamur ve Taşucu Müzeleri'nde yöresel kültürlere ait eserler sergilenmektedir.
Sağlık Turizmi
Mersin Güneysu-Güney yolu içmesi : Eski Gözne yolu üzerinde ve 12 km uzaklıktadır. 3 çeşmeden akan 38° sıcaklığındaki su, müshil etkilidir.
Tarsus Akçakoca içmesi : Tarsus'un 10 km kuzeyinden çıkan suyun sıcaklığı 16° olup, acı ve iyotludur. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.
Tarsus Keş bükü içmesi : Ulaş köyü Kes bükü mevkiindeki içme, Tarsus'a 20 km uzaklıktadır. Çam ormanı içinde kaynayan suyun sıcaklığı 16° olup, acı ve iyotludur. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.
Silifke Saparca Ilıcası : Silifke'ye 27 km, Mut yoluna 1 km uzaklıkta, Göksu ırmağı kıyısındadır. Granit kayalar arasından çıkan su 37° sıcaklıktadır ve romatizma, mide, deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Mut-Hocantı Kaplıcası : Mut'un 15 km batısındaki Hocantı köyünün 1 km güneyindedir. Deniz seviyesinin 360m üzerinde iki noktadan çıkmakta olan su, deri hastalıklarına ve romatizmaya iyi gelmektedir.
Yat Turizmi
Yat turizminin Doğu Akdeniz'e kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. Bu nedenle 1994 yılında ihale edilmiş olan 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat limanı inşaatı sürmektedir. Ayrıca 250 yat kapasiteli Erdemli-Kumkuyu Yat limanı ile Bozyazı-Yoğunduvar ve Hacıishaklı balıkçı barınaklarının inşaatları devam etmektedir.
Mersin-Çamlıbel mevkiinde faaliyet gösteren Yat Baseni ise 300-350 yat kapasiteli olup, yatlara içme suyu, 220 Volt i 6 Amp. elektrik ve 20 saat temizlik ve güvenlik hizmetleri vermektedir.
Yat turizminin Doğu Akdeniz'e kaydırılmasına öncülük etmek amacıyla 8 yıldan buyana geleneksel olarak düzenlenen Doğu Akdeniz yat rallisi, Antalya/Kemer-Alanya/Bozyazı, Mağosa etabına, son iki yıldır Silifike Taşucu limanı ile Mersin yat baseni güzergah olarak alınmıştır Yat baseninde mavi tur, günlük tur ve mehtap turları da yapılmaktadır.
Yayla Turizmi
Mersin'de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican; Çamlıyayla(Namrun), Sebil; Tarsus'da Gülek; Erdemli'de Sorgun, Güzeloluk, Küçük Fındık; Silifke'de Balandız, Gökbelen, Kırobası; Gülnar'da Bardat, Tersakan ve Kozağaç yaylaları yazın İçel nüfusunun büyük bir bölümünün konakladığı yerlerdir.
Av Turizmi
Çamlıyayla/Cocak-Cehennem Deresi, Dağ Keçisi Koruma alanı olarak av turizmine hizmet vermektedir.
1 ) Her zaman vurulabilen hayvanlar; yaban domuzu, kurt, çakal.
2 ) Belirli zamanlarda avlanabilen hayvanlar; keklik, tavşan, bıldırcın (1Kasım-28 Aralık); ördek, kaz, çulluk (1 Kasım-28 Şubat).
Dağ Turizmi ve Tracking
Mersin ve çevresinde kış turizmi ve kış sporlarına uygun yer olarak Bolkar dağı belirlenmiştir. Orta Toros dağlarının bir bölümünü oluşturan Bolkar dağı, Niğde ve İçel arasında yer alır. Bolkar dağının kuzey yamaçları, kayak yapmaya uygun olduğu gibi, yüksek zirvelerine tırmanışlar için kulvarları bulunmaktadır. Mersin'de Arslanköy, Tarsus'da Çamlıyayla kayak turizmi açısından elverişli yapısı ile turizm alanında hizmet verebilir.
Pozantı'dan doğuya doğru 50 km uzaklıkta Aladağlar (Çamardı) grubuna ulaşılır. Demirkazık, Alaca, Güveller ve Cebel gölü, 3700 m, zirveler ise dağcılık için birer cennettir.
Mersin Ayvagediği'ndeki Çandır Kalesi'nin bulunduğu bölgede, görkemli bir kaya kütlesinin doğu tarafındaki antik oyma merdivenlerden yukarı çıkılır. Ayvagediği'nden kıyıya doğru gidilince Değirmendere ve Alaiye yoluyla Cehennemdere gidiş parkuru, ayrıca Fındık Pınarı ve Çağlarca arası, Lamas deresi Kanyonu boyunca Kızıl geçite kadar olan bölge yürümek için ideal bir yerlerdir.
Su Sporları ve Yamaç Paraşütü
Dağcılık ve tracking sporlarının yanı sıra akarsularda rafting, plajlarda ise yelken, sörf, bot,paraşüt, su kayağı gibi su sporları yapmak mümkündün.
THK, yamaç paraşütü ve yelken kanat eğitimi yapmaktadır. Usta atlayıcılar için Emirler köyünde2675 m yükseklikteki Gelincik Tepesi, acemiler için ise Mersin Üniversitesi Çiftlik Köyü Kampüsü'nde150 m yüksekliğindeki tepe, Tarsus'da şelalenin kuzeyindeki Karatepe ve Çanaktepe elverişlidir

draculu45 07.04.09 01:20


draculu45 07.04.09 01:20


draculu45 07.04.09 01:20


draculu45 07.04.09 01:21


draculu45 07.04.09 01:21


draculu45 07.04.09 01:21

MAĞARA TURİZMİ
İçel Mağaraları

Yalan Dünya Mağarası

Yeri: İçel
Anamur-Silifke yolunda Aydıncıktan sonra Gülnar yol ayrımından itibaren 13 km. mesafede Sele Mahallesinin yaklaşık olarak 1 km. mesafede, kuzeybatısında Yalandünya tepesi mevkiindedir.
Özellikleri: Kısmen yatay, kısmen dikey tipindedir. Mağaranın içinde güzel görünümlü sarkıt, dikit ve kolonlar vardır. Bol miktarda mağara incileri de gözlenmektedir. Giriş kısmındaki büyük salonda dağınık biçimde seramik parçaları bulunmuştur.
Mağara karstik kalkerlerde açılmış olup iki giriş ağzı vardır. Giriş ağızları arasında mesafe yaklaşık 100 m. kadardır. Giriş ağızlarından biri kubbe şeklindeki bir örtünün üzerinde 8x6 m. ebadında büyükçe pencere gibi bir açıklık olup içeriye 17 m.lik iniş ancak özel merdivenle yapılabilmektedir.
İniş doğrudan doğruya, kalınlığı 30 m. kadar olan ebuli üzerine olmaktadır. Ebulinin eğimi yaklaşık olarak 40 derece kadardır. Buradaki büyük salon 92 m. uzunluğunda 67 m. genişliğindedir. 10 m. yükseldikten sonra küçük bir salona girilir. Bu salon 30 m. derinliğindeki kuyunun dibine kadar ulaşılmaktadır.
Cennet Obruk Mağarası
Yeri: İçel
İçel'in 63 km. güneybatısında Silifke ilçesine 22 km. uzaklıktadır. Obruka İçel-Silifke sahil yolu üzerindeki Narlıkuyu koyuna 1800 m.lik asfalt yolla ulaşılır.
Özellikleri: Çeşitli jeolojik hareketler ve yeraltı sularının aşınması sonucu ortaya çıkan obru İçel'de en ilgi çeken doğal oluşumlardan biridir.
Miyosen devrine ait kalkerler içinde alttan bir yeraltı deresine yaptığı erozyonla tavanın çökmesi sonucu oluşmuştur. Takriben 275x125 m. çapında ve en derin noktası kenarlarından itibaren 135 m. dir. Cennet obruğu güneye doğru meyilli bir kuyu halinde alçalır ve en aşağıda mağara şeklini alarak son bulur. Bu kusumda yeraltı suy seviyesinin yüksek olduğu sıralarda ortaya çıkan geçici göl yazın kurur.
Cennet ve Cehennem Obrukları aynı yeraltı mağara sisteminin üst kısmının çökmesiyle meydana gelmiş iki bacaya tekabül eder. Obruğa Romalılar döneminden kalma merdivenli bir patika ile inilir. Batı uçta Bizanslılara ait kilise kalıntıları vardır.
Cehennem Obruk Mağarası
Yeri: İçel
İçel'in 63 km. güneybatısında, Silifke İlçesine de 22 km. uzaklıktadır. Cennet Obruğunun 75 m. kadar doğusundadır.
Özellikleri: Miyosen devrine ait kalkerler içinde attan bir yeraltı deresinin yaptığı erozyonla tavanın göçmesi sonucu oluşmuştur. 50x75 m. boyutlarında, elips biçimindedir. Cennet Obruğuna nazaran daha dar ve diktir. Tavanın göçmesi sonucu Obruğun dibine yığılan molozlar, batıdan doğuya doğru yaklaşık 30 derecelik bir eğimle alçalmaktadır.
Cennet ve Cehennem Obrukları aynı yeraltı mağara sisteminin üst kısmının çökmesiyle meydana gelmiş iki bacaya tekabül eder.
Narlıkuyu Mağarası Yeri: İçel Silifke-İçel karayolunun Narlıkuyu Köyü içinden ayrılan asfalt yolla mağaraya ulaşılır. Özellikleri: Miyosen kireçtaşları içinde gelişmiş bir mağaradır. Cennet mağarasının 300 m. kadar batısında olup, giriş ağzı denizden 160 m. yükseklikte bulunmaktadır. 20 m. kadar yer yer dikey kısımları ihtiva eden dar bir girişten sonra mağara doğu-batı istikametinde devam eden geniş salonları ihtiva eder. Bu salonlarda çok miktarda sarkıt ve dikitler, kolonlar bulunmaktadır.
Mağara dışında otopark ve bekçi kulubeleri vardır. Mağara 1987 yılında turizme açılmıştır.

draculu45 07.04.09 01:22

Mağara Turizmi
Mağara Araştırmaları
MTA Jeoloji Etütleri Dairesi bünyesinde kurulan Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi, ekonomik potansiyele sahip mağaraların, bölge koşullarında kullanım alanlarını tespit etmek üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar; Turizm Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Tarım
Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Orman Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Üniversiteler, Valilik, Belediyeler ve özel şahıslar tarafından desteklenmektedir. Bazı mağara araştırmaları Mağaracılıkla İlgili yurtiçi ve yurtdışı Kulüp ve Dernekler tarafından da yapılmaktadır.
Bu çalışmalarda mağaralar jeolojik, jeomorfolojik, hidrolojik-hidrojeolojik, meteorolojik ve biyolojik özellikleri ile incelenerek önemlerine göre 1/100 - 1/2500 ölçekli haritaları (plan ve kesitleri) çizilerek ekonomik olarak kullanım alanları belirlenmektedir. Daha sonraki aşamada ise turizme açılacak mağaraların mimari, elektrik ve çevre düzenlemelerinden oluşan Koruma ve Uygulama Projesi hazırlanmaktadır. Ayrıca mağaralardan geçen yeraltı nehirleri, hareket yönleri ilişkili oldukları yeraltı ve yerüstü akarsu havzaları, kirlenme odakları ile koruma yöntemlerine yönelik çalışma yapılmaktadır.


Mağara Turizmi
Mağaraların her biri farklı oluşumlara sahip. Durum böyle olunca her mağara size farklı bir dünya sunuyor. Zaman zaman sarkıt ve dikitler, zaman zaman göletler ve yer altı nehirleri, insanı heyecanlandıran derinlikler, on binlerce yıl önce insanlığa barınak olmuş ve bugünde izlerini bulabileceğiniz geçmişin izleriyle tanışabileceğiniz mağaralar... Bugün ise hala yarasalara ev sahipliği yapıyor bu insanı şaşırtan olağanüstü oluşumlar. Sizi yeryüzünün karanlık derinlikleri ile tanıştıran mağaralar açısından ülkemiz "Mağara Cenneti Ülke" durumunda.
TÜRKİYE'DE ÖNEMLİ BATIKLAR VE SU ALTI MAĞARALARI KEŞFEDİLMEYİ BEKLİYOR
Türkiye sularındaki önemli batıklar ve su altı mağaraları dalgıçlar tarafından keşfedilmeyi bekliyor

draculu45 07.04.09 01:22

Mersin İlimizin Nesi Meşhur

Tantunisi tabiki!!! SIkma Borek Kelebiç tatlısı

draculu45 07.04.09 01:22

Anamur Ilçesi



Adını rüzgarlı burun demek olan ANEMURIUM antik kentinden alan Anamur ilçesi Akdeniz Bölgesinde Mersin iline bağlı şirin bir ilçedir. Anem=Burun, urium=Rüzgar demektir.Anemurium antik kenti tarihe meydan okurcasına dimdik ayakta durmaktadır.İlçe Antalya-Mersin E-24 karayolu üzerinde yer alır. Nüfusu son sayıma göre 50.000 dir.





Halk, turizmin pek gelişmemiş olması nedeniyle genellikle tarımla uğraşır. Bilindiği üzere Türkiye'nin en kaliteli muzları da ilçe de yetişir. Bunun yanında çilek üretiminde de epeyi ilerleme sağlanmış ve halkın geçim kaynağı haline gelmiştir.Aynı zamanda tropikal bitkilerin de yetiştirilmesine başlanılmıştır. Sözgelimi,Papaya,Avakado,Kahve,Ananas bunlardan birkaç tanesidir.
İlçede bellibaşlı turistik tesisler bulunmaktadır. Turizm açısından pek gelişememiştir. İlçeye ulaşımın karayolu ile yapılması ve karayolunun da çok virajlı olması ilçeye gelen



yabancı turist sayısını azaltmaktadır.
Deniz ulaşımı şu anda bulunmamaktadır. Sadece Akdeniz'den geçen özel yatlar limana uğramaktadırlar.
Sakin bir yer olması, tertemiz bir denizin olması, sayısız tarihi eserlerin olması ve en önemlisi de diğer turistik bölgeler gibi sahillerin birtakım kişilerin elinde olmamasından dolayı tercih edilen bir tatil beldesidir.Anamur ilçesi pek tanınmasa da görülmeye değer bir ilçedir.



İlçeye ulaşım çok kolaydır. İstanbul ve Ankara'dan direk olarak her gün karşılıklı otobüs seferleri bulunmaktadır. Bunun yanında Antalya'dan 4.5 saat mesafede, Mersin'den yine 4.5 saat mesafede olup, her iki ilden her gün sayısız otobüs ile ilçeye ulaşmak mümkündür.

Kısacası Anamur virajlı yolları da olsa(bu yollarda manzaraya doyamayacaksınız,) kendini pek tanıtamasa da bakir güzellikleri ile, tarihi eserleri ile, alabalık çiftlikleri ile, eşsiz denizi ve sahilleri ile görülmeye değer şirin bir ilçedir. Eğer yolunuz Akdeniz' e düşerse üşenmeyin Anamur'a da bir uğrayın deriz.... İnanın pişman olmayacaksınız

draculu45 07.04.09 01:22


draculu45 07.04.09 01:23

TAŞUCU BELEDİYESİ
ATATÜRK EVİ
AÇILIŞ TARİHİ : 12 MAYIS 2005



draculu45 07.04.09 01:24

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ ÜN
SELANİK’ TE DOĞDUĞU EVİN İKİZİ


draculu45 07.04.09 01:24

TAŞUCU KİRLETİLMEYECEK KADAR KÜÇÜK,
TEMİZLENMEYECEK KADAR BÜYÜKTÜR.

Toros Dağları’nın yeşili ile Akdeniz’in mavisinin kucaklaştığı bir noktada kurulmuş;iklimi, doğal güzellikleri,tarihi kalıntıları ile yerli yabancı herkesin beğenisini kazanan, bu nedenle dünyanın her yerinden insanların gelip yerleştiği, tatilini geçirdiği, gün geçtikçe büyüyen şirin bir tatil ve turizm beldesidir.

draculu45 07.04.09 01:24

Taşucu ve yöresinin iklim ve arazi durumunun önemi daha ilk çağda insanların dikkatini çekmiş;M.Ö.VII. yüzyılda şimdi taşucu’ nun bulunduğu yerde Grekler “Holmi” Kolonisini kurmuşlardır. Korsanların devamlı baskın ve talanlarından dolayı gelişme ortamı bulamayan Holmi,M.Ö.IV.yüzyıldan itibaren zayıflamaya ve çökmeye başlamıştır.
Büyük İskender’in komutanlarından ve Suriye Krallığı’nın kurucusu olan selefkos Nikator, Holmi Şehrinin Zayıf durumunu fırsat bilerek kolayca ele geçirmiş; halkını da kıyıdaki Holmi ‘den 12 Km. içeriye bugünkü Silifke’nin bulunduğu yere yerleştirerek “Selefkosun Şehri” anlamına gelen “Seleukia” sehrini kurmuştur.
M.Ö.I. yüzyılda Romalıların yönetimine giren yöre, Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle M.S.IV.yüzyılda Emevilerin, daha sonra Abbasilerin eline geçmiş;XIII.yüzyılda Selçukluların ;XIV. Yüzyılda Karaman oğullarının yönetiminde kalmış; 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı Topraklarına katılmıştır.
Tarihi geçmişi M.Ö.VII. yüzyıla kadar uzanan Taşucu’ nun Holmi Şehrinden kalan ve aralarında Gius Octavianus’un2,5 metre boyundaki mermer heykelininde bulunduğu birçok eser , Adana arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Tescilli Arkeolojik Antik Yapı Kalıntısı

draculu45 07.04.09 01:25

KİLİKYA APHRODİSİASİ( TİSAN )



Halk arasında Ovacık adası olarak bilinen , arkeoloji literatüründe Kilikya Aphrodisias denilen yerleşim yerine Taşucu Antalya yolu üzerinde 25.Km.den sonra 14 Km.lik stabilize bir yolla ulaşılır. Burada 1891-1892 yıllarında Avusturyalı araştırmacılar tarafından incelemeler yapılmış yarımadanın doğu kıyılarında yer alan tabanı mozaikle kaplı,IV.yy.ait ST.Pantaleon adlı kilise bulunmaktadır.Prof.Dr.Ludvig Budde tarafından burada araştırmalar yapılmış. Antik yerleşim yerinde bulunan diğer kalıntılar ise yarımadanın güneyinde ve ortalarında M.Ö.XII.yy.dan kalma devasa sur duvarının kalıntıları batı yönünde Şövalye evleri, adanın kuzey yamaçlarında yer alan Nekropol ve kumsaldaki sarnıçlardır.
Aphrodisias’ın doğusunda bu günkü adıyla Dana Adası olarak bilinen Antik Pithyussa kenti yer almaktadır. Ovacı Yarımadasında olduğu gibi buradaki yerleşim de daha çok güney yönde olmuştur. Burası ortaçağ kaynaklarına göre Güney Fransalı tüccarların ticaret yeri olarak kullandıkları bir liman kenti olarak bilinmektedir. Dana adasındaki antik kalıntılar arasında kiliseler, mezarlar ve lahitler bulunmaktadır.

HOLMİ HARABELERİNDEN GÖRÜNÜM

draculu45 07.04.09 01:25


HOLMİ HARABELERİNDEN GÖRÜNÜM

HOLMİ HARABELERİ HAVA GÖRÜNÜŞÜ

draculu45 07.04.09 01:26

HOLMİ HARABELERİ



Taşucu-Antalya yolunun 2 Km.sinde yerli halk tarafından “manastır” diye anılan yerdeki Holmi harabelerinde görülebilen kalıntılar genç roma ve erken Bizans dönemine aittir.

BOĞSAK ADASINDAN GÖRÜNÜM



BOĞSAK ADASI HAVA GÖRÜNÜMÜ

draculu45 07.04.09 01:26

BOĞSAK ADASI



Taşucu’nun 10 Km batısında, üzerinde geç Roma ve erken Bizans dönemine ait kalıntılar bulunan ada Boğsak Koyu’nun girişindedir.


LİMAN KALESİNDEN GÖRÜNÜŞÜ





LİMAN KALESİ HAVA GÖRÜNÜŞÜ

draculu45 07.04.09 01:26

LİMAN KALESİ


TAŞUCU’NA 7 Km. mesafede ve Taşucu-Antalya yolu üzerindedir. Osmanlı Devri Eseri Olup, 1471 Yılında yapılmıştır. Oldukça büyük boyutlu olarak inşa edilen kalenin ana giriş kapısı doğu tarafındadır.
Genelde az tahrip görmüş tarihi kalıntılardan biridir



Click this bar to view the full image.
TARİHİ İNCEKUM SARNICI :


Adı geçen su sarnıcı tahminimizce Bizans yapısı zaman içinde su sarnıcı olarak kullanıldığı Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet döneminde tam olarak kullanılmıştır.
Bizans ve erken Roma dönemine aittir.

Click this bar to view the full image.

Click this bar to view the full image.
TOKMAR KALESİ

draculu45 07.04.09 01:27

Taşucu-Antalya Karayolunun 15.Km.sinden ayrılan 4 Km’lik stabilize bir yolla ulaşılan Tokmar kalesi XII.yy. Bizans yapısıdır. Kuletepe denilen alanda inşa edilen kalenin güney duvarları yalçın kayalıklara oturur. Kuzeyinde savunma burçları vardır. Denize,Taşucu ve Akdere’ ye tamamen hakim bir konumdadır.
Click this bar to view the full image.

AYA TEKLA BAZİKİLASI (MERYEMLİK)
Taşucu-Silifke Karayolunun 6 Km.sinden sola ayrılan bir Km’lik bir yolla ulaşılır.
Sanat tarihine meraklı turistlerin ve özellikle dindar Hıristiyanların uğrak yeri olan bu sit alanında AYA TEKLA BAZİLİKASI yer almaktadır.St.Paul’un kıymetli öğrencilerinden biri olan Aya Tekla, Hıristiyanlığı yaymak için Konya ve Yalvaç’ta propaganda yaparken ölüme mahkum edilince kaçıp buraya gelmiş, sonradan kiliseye çevrilen bir mağarada yaşamaya başlamıştır. Bu ünlü azizenin şehri “Meryemlik” V.yy.da bir ziyaretgah olmuş ve onun adına , yaşayıp öldüğü mağaranın üzerine bir kilise inşa edilmiştir. Bu kilisenin sadece bir parçası ayakta durmaktadır. Aya Tekla’nın saklandığı mağara ziyarete açıktır. Mağara çevresinde su sarnıcı, hamam ve antik yol kalıntıları da görmek mümkündür.

Click this bar to view the full image.
Göksu Deltasından Görünüm

Click this bar to view the full image. Resim boyutu küçültülmüştür. Orjinalini görmek için tıklayınız!!
Göksu Deltası Haritası
GÖKSU DELTASI

draculu45 07.04.09 01:27

Goksu Deltasın da 332 çeşit kuş türü bulunmakta ve nesli tükenmekte olan bir çok sürüngenin yaşam, üreme ve barınma alanı olması nedeniyle 1990 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. Göksu Deltası ayrıca , Uluslar arası RAMSAR sözleşmesi ve Bern sözleşmesi ile de koruma altına alınmıştır. Bölge ayrıca Caretta Caretta Kaplumbağalarının üreme alanı olarak ilan edilmiştir.




Click this bar to view the full image.
Taşucu Kilisesi

Taşucu Kilisesi Taşucu Kilisesi iç görünümü
Click this bar to view the full image.
Taşucu Tarihi Gümrük Binası

Click this bar to view the full image.

draculu45 07.04.09 01:28

Taşucu Reşadiye Mahallesi Tarihi Hacı Paşa Konağı




Click this bar to view the full image.
Taşucu Reşadiye Mahallesinde Tarihi kalıntı.






Taşucu Arslan Eyce Amfora Müzesinden Görünüm

Taşucu Atatürk Evi
Mustafa Kemal Atatürk ‘ün Selanik’ te Doğduğu Evin Benzeri

draculu45 07.04.09 01:28

mersininimiz de iz bırakanlarrrr
Cumhuriyet Dönemi Mersin Belediye Başkanları (Mersin)
Mitat Toroğlu 1929-1942
Hakkı Deniz 1942-1944
Fırat Morel 1944-1947
Yusuf Kılınç 1947-1950
Müfide İlhan 1950-1951
Fahri Merzeci 1951-1954
Zeki Ayan 1954-1957
Turgut Türkalp 1957-1957
Zeki Ayan 1957-1960
Niyazi Bengisu 1960-1960
Avni Çırnaz 1960-1960
Aziz Avman 1960-1961
Bahri Erkmen 1961-1962
Lütfi Hancıoğlu 1962-1963
Zeki Ayan 1963-1968
Muhittin Uyar 1968-1974
Fahri Öztürk (Vali) 1980-1981
Ferruh Güven (Vali) 1981-1982
A.Nazif Demiröz (Vali) 1982

Cumhuriyet Dönemi Mersin Valileri (Mersin)
Fahri Bey 1925-1927
Ali Rıza (Ceylan) 1927-1930
Tevfik Sırrı (Gür) 1931-1932
M.Faik Üstün 1932-1934
Hakkı Haydar Berksun 1934-1935
Rüknettin Nasihioğlu 1936-1939
Burhanettin Teker 1930-1940
İbrahim Saip Örge 1940-1943
Tevfik Sırrı Gür 1943-1947
Şefik Bicioğlu 1947-1949
Eşref Erkut 1949-1950
Şahin Canalp 1950-1955
Cavit Okyayüz 1955-1959
Turgut Eğilmez 1959-1960
Ömer Lütfi Hancıoğlu 1961-1964
Muhlis Babaoğlu 1964-1966
Etem Recep Boysan 1966-1968
Nihat Oğuz Bor 1968-1970
İhsan Aras 1970-1971
Bayram Turan Çetin 1971-1975
Necmettin Karaduman 1975-1976
Muzaffer Erdem 1976-1977
Naim Cömertoğlu 1977-1979
Fahri Öztürk 1979-1981
Ferruh Güven 1981-1982
Nazif Demiröz 1982-

Mersinli) Ahmet Kireççi(Mersin)
(1914-1979)
Güreşçi. Mersin’de doğdu. Fırıncı çıraklığı yaptı. Spora boksla başladı. Atletizm yaptı, bir mukavemet koşusundan sonra hastalandı, atletizmi bıraktı. Mersin itfaiye Komutanı memduh bey’in desteği ile Tarsus’ta yapılan karakucak güreşlerine katıldı ve birinci oldu. Bir süre serbest güreşerek para kazandı. Daha sonra İstanbul’a gitti ve Kumkapı Güreş Kulübü’nde çalışmaya başladı. 1933’te İzmir’deki Balkan Şampiyonası seçmelerinde Nuri Boytorun ve Adnan Yurdaer gibi büyük güreş ustalarını yenerek, Milli Takıma girdi, balkan şampiyonu oldu. 1936 Berlin Olimpiyatlarında 79 kiloda üçüncülük kazandı. Olimpiyat tarihinde derece alan ilk Türk sporcudur. 1937-1940’ta iki kez daha Balkan Şampiyonluğu’nu elde etti. 1948 Londra Olimpiyatları’nda grokoromen dalında ağır sıklet şampiyonluğunu kazanarak ününün doruğuna ulaştı. Bir daha mindere çıkmadı. Önceleri İstanbul’da, sonra da Mersin’de kahvehane açarak yaşamını sürdürdü.

M.Sami Aşar(Mersin-Tarsus)
(1932- )
Şair.Tarsus’ta doğdu. Tarsus’ta bir tekstil fabrikasında personel memurluğu yaptı.Yeni Adam gazetesinin Ahmet Remzi Yüreğir Şiir Ödülü’nü kazandı (1954). Varlık dergisince her ay düzenlenen şiir yarışmalarında ikinci kez birinci oldu (1959).
Başlıca eserleri: Vatanım (1949), Kırık Uyku (1970), Ağzına Kuşlar Konmuş (1972), Birazcık (1974), Kim Daha Sen (1976).

draculu45 07.04.09 01:28

Behzat Ay(Mersin)
(1936- )
Roman ve öykü yazarı. Aslanköy’de doğdu. Düziçi Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra, bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. İlköğretim müfettişlik kursuna katıldı. 1965-1967 arasında Siirt’te ilköğretim müfettişi olarak çalıştı. Müfettişlikten alınıp Erzincan’a ilkokul öğretmeni olarak gönderildi. Ankara gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. İstanbul’a atanarak liselerde rehber-uzman öğretmen olarak görevini sürdürdü. 1953’ten sonra Varlık, İmece, Öncü, Yelken, Sosyal Adalet, Yön, Türk Solu, Ant, Vatan, Akşam, Yansıma gibi dergi ve gazetelerde makale, öykü, röportaj ve gezi notları yayınlandı.

Eserlerinden bazıları: Köyden Geliyorum (gezi notları, 1961), Başkanın Ankara Dönüşü (öyküler, 1061), Dor Ali (roman, 1966), Gündoğusu (gezi notları, 1970), Sis İçinde (roman, 1973), Sürgün (roman, 1975


Atıf Yılmaz Batıbeki(Mersin)
(1925- )
Film yönetmeni.Mersin’de doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul’da Şişli Terakki Lisesi’nde yaptı. İstanbul Hukuk fakültesi’ne girdi, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne ve Nuri İyem’in atölyesine devam etti. 1947’de birkaç arkadaşıyla “Tavanarası Ressamları Topluluğu”nu kurdu. Beş Sanat dergisinde sinema ve tiyatro üstüne eleştirileri yayınlandı. 1950’de Semih Evin’in yönettiği “Allah kerim” filminde yönetmen yardımcılığı ile sinemaya başladı. Bir yıl sonra “Mezarımı taştan Oyun” adlı filmle ilk yönetmenliğini yaptı ve öğrenimini yarıda bıraktı. O tarihten beri 110 filme imza atan Atıf Yılmaz’ın filmleri birçok ulusal ve uluslararası festivale katıldı ve pek çok ödül kazandı. Zeki Ökten, Yılmaz Güney, Şerif Gören, Ali Özgentürk, Halit Refiğ gibi ünlü yönetmenlerin yetişmesinde payı olan Atıf Yılmaz’a, 1991’de Hacettepe Üniversitesi tarafından "sanatta onursal doktora" payesi verilmiştir.
Piyasa romanlarını perdeye aktararak, bu uygulamayı başlatan ilk kişi oldu. Orhan Günşiray’la Yerli Film şirketini kurdu (1960).
Önemli filmlerinden bazıları: Gelinin Muradı (1957), Ah Güzel İstanbul (1966), Adak (1979),
Selvi Boylum Al Yazmalım (1977), Bir Yudum Sevgi (1984), Mine (1982), Adı
Vasfiye (1985), Aaahh Belinda (1985), Hayallerim Aşkım ve Sen (1987).


Saim Bugay(Mersin)
(1934- )
Heykeltıraş. Mersin’de doğdu.1967’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nden mezun oldu. 1969-1974’de Paris merkez olmak üzere Fransa’da ( İngiltere, Danimarka, Almanya, Belçika, Hollanda, ve İtalya’da incelemeleri ile birlikte ) çalışma ve araştırmalarını ahşap heykeller uzmanlık alanında sürdürdü. 1975 yılında getirildiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki öğretim üyeliğini halen sürdürmektedir. Birçok kişisel sergi açan ve karma sergilere katılan sanatçı yedi ödül sahibidir

draculu45 07.04.09 01:29

Abdülkadir Bulut(Mersin-Anamur)
(1943-1985 )
Şair. İçel’in Anamur ilçesine bağlı Akine köyünde doğdu.Ortaöğrenimini Akşehir İlköğretmen Okulu’nda tamamladı. İçel’in ilçelerinde öğretmenlik yaptı. Şiirleri 1960’tan itibaren dergilerde yayımlanmaya başlandı. Asıl kimliğini 1970’li yıllardan sonra yazdığı şiirleriyle kazandı.Milliyet Sanat dergisinin açtığı “1974’ün En başarılı Genç Şairi” yarışmasında derece aldı. İlk şiir kitabı Sen Tek başına Değilsin 1976’da yayınladı. Onu Acılar Yurdumdur (1982), Yakımlar (1981) izledi. Genç şiir kuşağımızın önde gelen isimleri arasındadır. 1985 yılında geçirdiği bir trafik kazasında öldü.


Ethem Çalışkan(Mersin-Tarsus)
(1928- )
Gazeteci, ressam, hattat. Tarsus’un Göçük Köyü’nde doğdu. İlk ve Ortaöğrenimini mersin’de tamamladı. Yükseköğrenimini İstanbul Güzel sanatlar Akademisi Afiş Bölümü’nde yaptı. Prof. Sabri Berkel’den desen, Prof.Emin Barın’dan yazı, Prof. Namık Bayık’dan afiş ve grafik dersleri aldı. Anıtkabir’deki yazıtların yazılmasında Prof.Barın’a yazrdımcı oldu. Gazeteciliğe 1954’te Yeni Sabah gazetesinde ressam-kaligraf olarak başladı. Zafer, Öncü, Dünya, Akşam, Milliyet, Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Kitap kapakları, afişler yaptı. Atatürk’ün 100.doğum yıl afişleri bastı. Yapıtları çeşitli kişisel ve karma sergilerde sergilendi.

Sabri Çoksolmaz(Mersin)
(1920- )
Şair, öykü yazarı. Tarsus’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini tarsus’ta yaptı. Balıkesir Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi (1947). Çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptı.
Başlıca eserleri: Âşıklar Dilinden, Kınalı Kuş, Annemi Unutamam, Şiir Demeti adlı şiir kitaplarıyla, İslam Hikayeleri, feleği Arayan Adam adlı öykü kitapları.

Haldun Dormen(Mersin)
(1928- )
Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni. Mersin’de doğdu.İlköğreniminden sonra girdiği Galatasaray Lisesi’nde ilkez sahneye çıktı. Robert Kolej’in lise bölümünde ortaöğrenimini tamamladı. Yale Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu (1952). Yurda dönüşünde Küçük Sahne’ye girdi, daha sonra burada yöneticilik yaptı. Bir süre sonra kendi adına Dormen Tiyatrosu’nu kurdu. Uzun süre burada oyunlar sahneye koydu. Tiyatroyu kapattıktan sonra, çeşitli basın organlarında sanat üzerine haberler yazdı.
TV için "Unutulanlar" adlı bir dizi hazırladı. 1966’da sinema yönetmenliği yaparak başarı kazandı. Yönettiği iki film de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödül kazandı. Son yıllarda çeşitli müzikaller sahneledi. "Bozuk Düzen", "Güzel Bir Gün İçin" gibi filmleri var.
Gazetelerde tiyatro üstüne yazılar da yazan Haldun Dormen, anılarını Sürç-ü Lisan Ettikse adlı bir kitapta topladı.

Musa Eroğlu(Mersin-Mut)
(1946- )

Saz ve söz sanatçısı.1946 yılında İçel’in Mut Kazası’nda doğdu. Ortaöğrenimini Mut’ta tamamladı.Kendi anlatımıyla özgeçmişi aşağıdadır:

Mut, 1953’lerde 2500 nüfuslu bir ilçeydi. Bizim köy Maçkuru Köyü. 1870’lerde Malatya’dan Adana’ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışcasına, buralara "üçbeylik, üçbeyler" derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. İki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana "Karacaoğlan"ı oynatmışlardı. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut’tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede "Karacaoğlan"la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O Karacaoğlan şenliğindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii eğitim temel zaruriyet. Mut’ta bir folklor gurubu oluşturuldu. Ben orada görev aldım. O Karacaoğlan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep.Gezebildiğim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu’nun birçok köyüne ulaştım. Sadece Çorum’da 340 köy gezdim. Anadolu’da gördüğüm şu; yaşamların inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu’daki kültür zamanla bir mozaiğe dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi "şehirli kalıbı" içine oturtmaya çalışmışız. Şehirle özdeşleştirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaşamı şehirli için garip gelebilir; ama şehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaşamından. Kırsal alandan şehre göçte, yozlaşma yaşamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan şehirdekiler gibi konuşamaz. Konuşması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Şehir bambaşka, şehircilik bambaşka bir şeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı’nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizliğini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok doğal ve rahat yapıyordu. O kültür şehre taşınmamış demek ki. Kültürel öğeler budanmaya başladığı zaman, o güzel türkülerle yoğrulan insanların ileriye doğru bakışları da törpülenmiştir. Bu yüzden boşluktadır. Köyde doğmuş, büyümüş, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Şimdi köyle şehir, şehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. Keşke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir.Anadolu’daki müzik formu incelenirse, Ege Bölgesi’nde geniş bir müzik formu olduğu görürüz. Mesela o zeybeklerdeki incelikler, etimolojik yapıdaki güzellik, estetik ne kadar hoş. Sözler çok az, müzik daha fazla. İç Anadolu’da sözler daha fazla, müzik daha az. Ege ve Karadeniz: Ege’de, ihtiyaçtan dolayı (sosyolojik nedenlerden taassuptan filan kaynaklanan) müzikli renklilik çeşitlilik var. Bunu çalıyor. Daha evvel ne yapıyor? Boğaz havası dediğimiz bir şey var. İlk önce havasıyla yüksek perdeden ihtiyaçlarını seslendiriyor. Bu ihtiyaç, bir alt yapıdan doğuyor. 30-40 bin kişilik konserler yapılıyordu, Ege’de. Müziklerin bu kadar çeşitli olmasının Grek Kültürü’yle mutlaka bir ilgisi var. Rodos’tan, Girit’ten derlenen türkülere baktığımız zaman, sadece sözleri farklı. Yunanca söylüyor, biz burada onun Türkçesi’ni söylüyoruz. Bu müzik, bu halkın alt yapısının rafineliğinin yansımasıdır. Doğu Anadolu’da ise, iki veya üç dört sesten oluşuyor melodiler. İç Anadolu’da da daha az. Karadeniz’de geçmişteki Pontusların torunları vardır. Ama bir kemençenin çalımı, hiç de küçümsenecek birşey değil. Tüm Anadolu’nun incelenmesi gerekiyor yani teker teker. 1965’te iki tane 45’lik yaptım. Dinsel motifli şeyler okumuştum. O günden bugüne 1979’de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım. 45’likleri sayamıyorum. Daha fazla. Ayrıca sanatçı kardeşlerimle yaptığım ortak çalışmalar da oldu. 8 kaset var. "Muhabbet" adını vermiştik adına. En son Arif Sağ’la resital şeklinde yapmıştık. Bir de en son UNESCO için bir çalışma yaptım. UNESCO’dan Henri le’Comte isimli bir Asya müzikleri araştırmacısı, sürekli gezilerle, incelemelerle müzik çalışmaları yapıyor. Bütün Türki Cumhuriyetler’inde çalınan müzik araçlarının çoğunun CD’lerini yapmış, kayıtları kendisi yapıyor. Benimle de bağlantıya geçti ve benimle de CD çalışması yaptı. 1980’li yıllardan itibaren müzik yönetmenliklerim var. Birçok müzisyenin yetişmesinde katkılarım vardır. Belkıs Akkale, Bedia Akartürk, Selda Bağcan, Ümit Tokçan.... Anadolu’daki semahların kaybolmaması için, "Bin Yıllık Yürüyüş" isimli 90 dakikalık 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı değildir bu. İleriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaşama geçirmek için, 1980’den(1983) sonra insanlara bağlama felsefesini öğretmek için de bir dershane açtım

draculu45 07.04.09 01:29

Hüseyin Gezer(Mersin)
(1920- )
Heykeltıraş. Ortaöğrenimini Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’nda tamamladı. Bir yıl öğretmenlik yaptı. Askerlik görevini sürdürürken, hasan Âli Yücel’in özel ilgisiyle izinli sayıldı. 1944’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. 1944-1948 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde eğitim gördü. 1948-1950 yıllarında Paris’de Ecole Nationale
Superieure des Beaux-Arts ve Academie Julian Ecole du Louvre’a devam etti. İkisi yurt
dışında olmak üzere 16 sergiye katıldı. 37 adet anıt ve büst yaptı. Yurt genelinde katıldığı
yarışmalardan 16 ödül kazanan sanatçı, 1966-1969 yılları arası Devlet Güzel Sanatlar
Akademisi başkanlığı görevinde bulunmuştur.
Yapıtlarından başlıcaları: Resim ve Heykel Müzesi’ndeki Türbanlı kadın (1946), Efenin Aşkı (1951), Çocuk ve Ana (1967) gibi kompozisyonları, Geyve’deki Atatürk Anıtı (1960), Karabük demir-Çelik fabrikalarındaki Atatürk Anıtı (1961), Akhisar ve Balıkesir’deki Atatürk Anıtları (1962-1963), Ankara Hacettepe Üniversitesi’ndeki Atatürk Anıtı (1970), Mersin Kurtuluş Savaşı Anıtı (1975).


Haşmet Zeybek(Mersin-Tarsus)
(1948- )
Oyun yazarı. Tarsus’un Gülek Köyü’nde doğdu. Karaisalı Yatılı Ortaokulu’nda, Adana, Tarsus liselerinde okudu, bitirmeden çalışmaya başladı. Tiyatro oyunculuğuna Tarsus’ta başladı. 1962’de “Meydan Oyuncuları” tiyatro topluluğunu kurdu. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ve Dostlar Tiyatrosu’nda oyunculuk, yazarlık, yönetmenlik yaptı. Ankara ve İstanbul’da sergilenen “Irgat” adlı oyunu ile adını duyurdu. TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda “Toprak, Balta, Düğün ya da Davul” adlı oyunuyla başarı ödülü aldı. Çorum’daki Alpagut Linyit İşletmesi’nde işçilerin başlattıkları bir işçi yönetimini konu alan “Alpagut Olayı” oyunu Dostlar Tiyatrosu’nca 1974’te sergilendi.
Kerim Yund(Mersin-Silifke)
(1912-1997 )
Şair, yazar. Silifke’de doğdu. İlköğrenimini çeşitli illerde, ortaöğrenimini İstanbul orman Okulu’nda ve Ankara Gazi Eğitim Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Orman Genel Müdürlüğü’nde çeşitli görevlerde bulundu. İstanbul Orman İşletmesi avukatlığına atandı. 1939’larda hece ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerini Çınaraltı dergisinde yayınladı (1941-1943). Yeşil Türkiye, Türk Folklor Araştırmaları, Köy Postası, Ziraat Dünyası, ormancılık ve Kadın, Hatay Tarih Mecmuası, Türk Dili dergilerinde şiir, inceleme ve folklor araştırmaları yayınlandı.
Eserlerinden bazıları: Kokulu Çam (şiirler, 1940), Ağaç, Orman Üzerine Atasözleri ve Açıklamaları (1944), Prehistorik ve İlkçağlarda Türklerde Ağaç Medeniyeti (1947), Çocuklara Tabiat Hikayeleri (1948), orman (şiirler, 1949), İçel Antolojisi (1952), Camkese Böceği (1952), ordu ve Orman (1954), İçel Dağlarından Şiirler (1954), Silifke Türküsü (1961).

draculu45 07.04.09 01:29

Turhan Oğuzbaş(Mersin)
(1933- )
Şair. İlköğrenimini Mersin İsmet Paşa İlkokulu’nda, ortaöğrenimini Mersin Lisesi’nde tamamladı (1955). İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1960). ABC, Yeni Vatan, Hey gazete ve dergilerinin sanat sayfalarını yönetti. Reklam şirketlerinde yönetici, prodüktör ve hukuk müşaviri olarak görev aldı. Serbest avukatlık yaptı. Akdeniz, Yelpaze, Varlık, Yeditepe, Hisar, Kaynak, Türk Dili gibi dergi ve gazetelerde şiirleri, yazıları yayınlandı.
Eserlerinden bazıları: İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım (1964), yaşanmamış Mektuplar (1965), Gözlerin İstanbul Senin (1966), Sonbahar Rüzgarları (1967), Beyaz Kasımpatılar (1969).

Ümit Yaşar Oğuzcan(Mersin-Tarsus)
(1926- )
Şair.Tarsus’ta doğdu.İlköğrenimini Eskişehir İnkılap İlkokulu’nda (1937), ortaöğrenimini Konya Askeri Ortaokulu (1940) ve Eskişehir Ticaret Lisesi’nde tamamladı(1946);Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası’nda çalıştı, 1961’den sonra İstanbul’a yerleşti, “Ümit Yaşar Yayınevi”ni kurdu.
Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairidir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.4 kasım 1984 tarihinde öldü.
1967’ye kadar ki hayatı, eserleri hakkında yazılanlardan seçmeler “Ümit Yaşar/25. Sanat Yılı Jübilesi” adlı bir kitaptadır.
Eserlerinden başlıcaları: İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982),
Acılar Denizi (1977) isimli kitabı, son kitabı dışında bütün şiirlerinden seçmeler kitabıdır. Diğer seçme şiirler kitabı Şiirle 40 Yıl (1982) adını taşıyor. Bütün Şiirleri Özgür Yayınları’nda basılıyor (4 cilt, 1982-1984


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:29 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist