![]() |
İldeki Kültür Kuruluşları
Adana Arkeoloji Müzesi 1924 yılında Alyanazade Halil Kamil Bey tarafından Taşköprü yakınındaki Cafer Paşa medresesinde açılmıştır. 1950 yılında bugünkü Etnoğrafya müzesine, 5 Ocak 1972 tarihinde de bugünkü yerine (Girne köprüsü yanı) taşınmıştır. Müzeye eserler kazı, hibe, el koyma ve satınalma yoluyla toplanmıştır. En önemlileri Aşi Lahdi, Antropoit Lahid, Bronz Senatör Heykeli, Urartu dönemine ait madeni eşyalardır. Etnoğrafya Müzesi İl merkezinde, Kuruköprü&'de 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılında müze haline getirilmiştir. Buranın Etnoğrafya müzesi olarak kullanılması 1983 yılındadır. Atatürk Bilim Kültür Merkezi Müze binası Seyhan caddesi üzerinde 19.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindedir. İki katlı çıkmalı, kırma çatılı, ahşap bir yapıdır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa'ya ait olan binada Atatürk, 15 Mart 1923'te Adana'ya geldiğinde eşiyle birlikte kalmıştır. Bina, Atatürk Kültür ve Bilim Merkezi Koruma ve Yaşatma Derneğince ve halkın katkılarıyla restore edilmiştir. 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı olarak hizmete açılmıştır. Misis Mozaik Müzesi 1959 yılında Misis höyüğünün batı yönündeki sırtında açılmıştır. Adana Arkeoloji müzesine bağlıdır. Müzede yer alan mozaikler bu sanatın en gelişmiş zamanı olan 4.yüzyılın sonlarına ait bazilika tipinde bir tapınağın zemin mozaikleridir. Müzenin duvarları ışığı geçirecek şekilde cam tuğlalardan oluşmuştur. Bu mozaiklerin ortaya çıkartılmasında Alman Arkeologları Prof.Bossert ve Dr.Sudwing Budde yardımcı olmuşlardır. Anıtlar Müdürlüğü 1984 yılında kurulan 1985 yılında faaliyete geçen Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü Kültür Bakanlığı'na ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile müzelerin bakım, onarım, inşaat restorasyon, müze ve çevre düzenlenmesine ait her türlü etüd, proje ve uygulama hizmetlerini yapmaktadır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gazintep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir. Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü 1987 yılında kurulmuş, 1988 yılında faaliyete başlamıştır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gaziantep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir. Çalışmalar beş akademik üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu kurul adı geçen İllerdeki korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıkları hakkında karar vermektedir. |
KÜLTÜR MERKEZLERİ
Adana İl Halk Kütüphanesi 1923 yılında Şeyh Ramazanoğlu kitaplıklarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. 1963 yılında İl Halk Kütüphanesi adını almıştır. 5 Ocak 1976 tarihinde de Kültür Sitesi'ne taşınmıştır. Çağdaş Çocuk Kütüphanesi Gazipaşa Bulvarı, Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu bahçesinde hizmet vermektedir. Mehmet Sabancı Çocuk Kütüphanesi Yavuzlar Mahallesinde Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından yaptırılan iki katlı binada hizmet vermektedir. 100. Yıl Çocuk Kütüphanesi İncirlik Kasabasında 1981 yılında Belediye tarafından verilen binada hizmete girmiştir. Ayrıca Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri ile Sağkaya ve Mercimek beldelerinde de Halk Kütüphaneleri bulunmaktadır. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Galeri 1978 tarihinde hizmete girmiştir. 1981 yılında Hacı Ömer Sabancı Kültür Mrkezine taşınmıştır. Galerinin amacı, topluma plastik sanat zevkini yaymak ve geliştirmek, sanatçılara eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak, dünyadaki plastik sanat eserlerini tanıtmak ve sevdirmektir. Tiyatrolar Adana'da ilk tiyatro 1880 yılında şair Ziya Paşa'nın Adana Valiliği sırasında kurulmuştur. Adana Büyükşehir Belediyesi binası içinde bulunan Şehir Tiyatrosu 1926-1938 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapmış olan Turhan Cemal Beriker tarafından halkevi olarak yapılmıştır. 1941-1948 yıllarında Halkevi Başkanı Gazeteci Nihat Oral, bu konuda ileri bir adım atmış ve tiyatronun gençlik kolunu kurmuştur. Tiyatro ara ara açılıp kapanmış, bu gün hala çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi'nde Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak 1990 yılında kurulmuştur. 5 Ocak 1991 yılında ilk konserini vermiştir. Konserlerinde yerli ve yabancı birçok şef ve solist sanatçıyı konuk etmekte, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında konserler vermektedir. Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali 1969 yılında günümüze kadar devam eden bu gelenek etkinliğini gittikçe artırarak Adana'nın ismini duyuran önemli bir sanat olayı haline gelmiştir. Türk sinemasının gelişmesinde de önemli katkıları olmaktadır. Halk Edebiyatı ve Aşıklar Geleneği Çukurova'da, halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan beri sürmektedir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda birçok masal, efsane, fıkra, ağıt v.b. derlenmiştir. Bunlardan en iyi korunanı aşıklık gelenrğidir. Adana'da aşıklar, sazlı(telden), sazsız(dilden) olmak üzere iki gruba ayrılır. Karacaoğlan, Dadaloğlu aşıkların en ünlülerindendir. Bunların dışında yörede Aşık Yusuf, Deli Boran, Feymani, Osman Eyyubi, Aşık Abdullah, Gündeşlioğlu, İlbeylioğlu, Kara Osman, Kul Halil, Kul Seydi İçgözoğlu, Aşık Karalı, Hacı Karakılçık, Abdulvahab Kocaman, Aşık Fidani, Aık Ömer, Aşık Ali, Aşık Hüseyin, Derdiçek ve İnce Arap gibi birçok aşık yetişmiştir. Kadın halk şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri; Durdu, Nazlı Gelin, Sinem Kız, Hasibe Hatun ve Hasibe Ramazonoğlu'dur. Geleneksel El Sanatları Yörede teknoloji ne kadar gelişmiş olsa da yerel olarak el sanatları önemini korumaktadır. Özellikle kırsal kesimde daha yaygın. Yrtkililer geleneksel el sanatlarını geliştirmek için gayret göstermekte, bir çok yerde kooperatif yoluyla bu çalışmaları desteklemektedir. En fazla yapılan el sanatları halı, kilim, çul, çuval, heybe, seren ve benzerleridir. |
Kültürel Dokuya Katkıda Bulunanlar
Şair, Yazar, Ozan, Aşık, Bestekar, Eleştirmen ve Gazeteciler Sisi Abdi, Abdülnafi Üffer Efendi, Ahmet Ada, Ziya Adalı, Admi, Rıza Polat Akkoyunlu, Mahmut Akan, Selma Aktan, Kanuni Ali, Celal Arabacıoğlu, Turan Altıntaş, Mustafa Arif Arık, Hamit Salih Asyalı, Turan Aydın, Nuri Ayvalı, Arif Bilen, Ali Bilgili, Recep Bilginer, Salih Bolat, Ceyhun Can, Demirtaş Ceyhun, İbrahim Davutoğlu, Mehmet H.Doğan, Hakkı Dönmez, Kasım Ener, Mehmet Ali Ferrahi, Seyfi Güldağlı, Feyyaz Kadri Gül, Mehmet Refik Gülek, Asral Günşir, Ferit Celal Güven, Nevzat Güven, Nuri Hacı, Hakkı Bey (Yeğen Ağazade), Hoca Mehmet Hayrettin, Muzaffer İzgü, Suphi İdrisoğlu, Abdulkadir Kaçar, Karacaoğlan, Hacı Karakılçık, Reyhan Karataş, Cahit Kamışçı, Abdullah Kartal, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, A.Vahap Kocaman, Ahmet Köylügil, Salim Küçüktanış, Celal Şakir Muter, Talat Muter, Turan Oflazoğlu, İhsan Altay Orhon, Ümit Öcal, Abdulkadir Kemali Öğütcü, Arif Özbilen, Osman Özfidan, Ali Püskülloğlu, Hasibe Ramazonoğlu, Seyit Osman Suriri, Kamuran Şipal, Pekşen Tandoğan, Süleyman Şahin Tan, Osman Taşkaya, Eyyüp Todil, Mehmet Akif Tuncay, Taha Toros, Tuncer Uçarel, Nuer Uğurlu, Çetin Yiğenoğlu, Mahmut Yivli, Çoban Yurtçu, Cezmi Yurtsever, Ahmet Remzi Yüreğir, Çetin Remzi Yüreğir, Nihat Ziyalan. Sinema, Tiyatro Sanatçıları, Müzisyenler, Ressam ve Hatatlar Nedim Adanalı, Şadan Adanalı, Ahmet Akata, Aytaç Arman, İrfan Atasoy, Halil Atılgan, Erol Büyükburç, Mustafa Ceylanlı, Etem Çalışkan, Nurhan Damcıoğlu, Mahmut Dinle, Perihan Doygun, Yılmaz Duru, Coşkun Erdal, Fatih Erenler, Yusuf Erkişi, Can Etili, Nazife Güleryüz, Salih Güney, Hatat Hacı, Mahmut Hekimoğlu, Hüseyin İleri, Celal İnce, Bilal İnci, Suna Kan, Gani Karaca, Demir Karahan, Abdurrahman Keskiner, Arif Keskiner, Ercan Kont, Yılmaz Köksal, Barışmanço, Sadettin Öktenay, Hasan Özel, Hasan Özçivi, Ali Hbibp Özgentürk, İsmail Polat, Mustafa Sağyaşar, Suavi Soney, Erkan Sürmen, Ali Şen, Şener Şen, Necmi Şenel, Güven Şengil, Ali Şenozan, Aziz Şenses, Ferdi Tayfur, Faruk Tınaz, Tolgahan, Danyal Topatan, Seyhan Tütün, Abdurrahman Yağdıran, Meral Zeren. Bilim Alanında Ünlüler Abdullah Sisi, Abdurrahman Efendi, Remzi Oğuz Arık, İbrahim Ağah Çubukçu, Hamza Eroğlu, Ahmet Ramazanoğlu, Ali Sevim. Folklor Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne olan Çukurova'da Folklor'un da zengin olması doğaldır. Tarihin çok eski çağlarında yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak yoktur. Yöre Türk folklorunun tarihi başlangıcını da 7.yüzyıl olarak söylemek doğru olur. Anadolu folklorunun genel karekteristiği yöre folklorün de, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir. İklim, iş bölümü, gelenek ve görenekler, folklorun bölge içinde diğer bölgelere göre başkalaşmasına önemli ölçüde etken olmuştur. Şölen, av folkloru ile bu yaşam biçimine uygun giyim, özgür yaşam tavrı bu etkilerle oluşmuş önemli folklor özelliklerindendir. Adana köylerinin bir kısmında hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir. Halk Ozonları İlin Yetiştirdiği halk ozanlarının başında Karacaoğlan ve Dadalloğlu gelir. Bunların yanısıra ünü çevresini aşmayan sayısıs halk ozanı da vardır. Geleneksel Yiyecek ve İçecekler Adana yöresinin zengin bir yemek kültürü bulunmaktadır. Bu yemek kültürünün bu kadar zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde kalması ve onların yemekleri ile kendi yemeklerini damak zevkine uygun olarak birleştirmesidir. Adana yemeklerinin en önemli özelliği un, bulgur, et sebze ile çeşitli baharatların çok kullanılmasıdır. Aynı zamanda süt, yoğurt, peynir, çökelekte bol miktarda kullanılmaktadır. Özellikle etli yemekler sebze ile birleştirilerek yapılır. Bakliyat türleri ile sebze yemekleri ve çorbalarda bol miktarda kullanılmaktadır. En Ünlü Yemekler Adana kıyma kebabı, Adana kuşbaşı, içli köfte, kısır, işkembe dolması vb. Ünlü İçecekler Şalgam suyu, aşlama(meyan kökü), ayran. En Ünlü Tatlılar Taş kadayıf, karakuş tatlısı, nemse tatlısı, halka tatlısı ve bici-bici'dir |
İmamoğlu
-------------------------------------------------------------------------------- 1990 sayımına göre toplam nüfusu 33.565 olup, 21.484'ü ilçe merkezinde 12.081’i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 14 köyü vardır. Yüzölçümü 341 km2 olup, nüfus yoğunluğu 98'dir. Kozan’a bağlı bir bucak iken, Hocalar köyü ile birleşerek 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. İlin ortasında Çukurova’da yer alır. İlçe toprakları genelde düzdür. Topraklarını Ceyhan ve kolları sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, pamuk, arpa, narenciye, üzüm ve yerfıstığıdır. İlçe merkezi Cerpece Deresi kıyısında kurulmuştur |
AdAnAnIn eSkİ rEsİmLeRi
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Adana İlimizin Nesi Meşhur
1. kebabı 2. şalgamı 3. olarakta pamuk bitkisi meşhurdur |
Kozan
1990 sayımına göre toplam nüfusu 117.704 olup, 54.451'i ilçe merkezinde, 63.253'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 74, Tepecikören bucağına bağlı 10 köyü vardır. Yüzölçümü 1772 km2 olup, nüfus yoğunluğu 66'dır. İlin kuzeyinde yer alır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde Orta Toroslar, güneyinde Çukurova’nın yukarı kesimleri yer alır. Dağlar ormanlarla kaplıdır. İlçe topraklarını sulayan başlıca akarsular; Kırıksu, Delice Suyu, Kilgen Çayı, Göksu ve Zamantı çaylarıdır. Kilgen çayı üzerinde sulama gayesiyle kurulmuş bir baraj vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, portakal, pamuk, ciğit, mandalina, arpa, üzüm ve yerfıstığıdır. Dağlık kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe topraklarında kurşun-çinko ve demir yatakları vardır. İlçe merkezi Çukurova’nın kuzey kesiminde Sarıağaç Tepesi eteklerinde kurulmuştur. İl merkezine 72 km mesafededir. Eski ve zengin bir tarihe sahiptir. Eski ismi Sis’tir |
|
İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir.
Saimbeyli ile ilgili ilk bilgileri, İlçeyi ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılardan öğrenmekteyiz: V.Langlois (1852 -1853), Rahip Alishan (1800’lü yılların sonu), W. M.Ramsay (1800’lü yılların sonu), F.X.Schaffer (1900’lü yılların başı), C.Texier (19. y.y ilk yarısı) gibi seyyahlar Saimbeyli’yi ziyaret etmiş ve ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısının yanısıra tarihsel dokusu ile ilgili bilgiler de vermişlerdir. İlçe 1800’lü yıllardan itibaren bu seyyahlarca Hadchin, Hadjine, Hacın, Hadschin ve Haçin olarak adlandırılmıştır. W. M. Ramsay ise ilçenin Roma ve Bizans Dönemleri’ndeki adının Badimon olduğunu yazmaktadır.Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Y.Doç.Dr.K.Serdar Girginer tarafından yürütülen “Adana İli ve Çevresi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında ilçenin 2003 yılında çok kapsamlı ve titiz bir çalışmayla arkeolojik kültür envanteri çıkarılmış ve ilçeyle ilgili ilk bilimsel sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmadan elde edilen veriler ışığında İlçe tarihinin Roma Dönemi’ne kadar uzandığı tespit edilmiştir.Bu çalışmada İlçede Roma, Bizans ve Ermeni Dönemi yerleşmelerine ait pek çok anıtsal eser tespit edilmiş ve İlçenin zengin kültürü Arkeolojik literatüre kazandırılmıştır. |
Saimbeyli Kale Kilise
Arkeolojik veriler, ülkemiz genelinin uzun geçmişli yerleşim yerlerinin beşiği olduğu gösteriyor. Her taş her kalıntı geçmişe ilişkin bir ipucu veriyor. İp uculu yerlerden birisi de Saimbeyli oluyor. Münih Üniversitesiyle Hititoluğu prof Ahmet Ünal, antik adanın Rodandos olduğunu söylüyor. Kimi kaynaklarda da Badimon deniliyor. Onca eskiliğine, onca arkeolojik kalıntılarına karşın yöreyle yeterince ilgilenemeyişi üzüntü veriyor. Manastır Kurulduğu ver vadi olduğundan, doğal bir yol görevini görmektedir. Özellikle Anadolu’dan Arabistan’a gidenlerle Arabistan’dan Anadolu’ya gelenlerin önemli yollarından biri durumundandır. Bu niteliği taşıyan yöreye 1830’lu yıllarda gelen Fransız Hititoğlu Charles texier sonrasında herhangi bir arkeloğun geldiği bilinmiyor. Oysa yolu, hayvanlı döneminin işlek yollarından sayılırdı. Kizzuwatlılar döneminde komana adlı ile dinsel merkez Şar’daki ayinlere gidip dönen Çukurovalıların da değişmez yoluydu. Mısırlılarla kardeş savaşı’nda savaşan Hititler de o yolu izlemişlerdi. Hititler sonrasında Akdeniz’den Toroslar’a uzanan alana Kilikya adı konuldu. Saimbeyli, Dağlık Kilikya olarak anıldı. Bu ad, arkeloglar aracılığıyla günümüze taşındı. Ancak, geniş alanın elden ele geçmesi durdurulamadı. kizzuwatnalılar’dan beriye değişik egemenlikler kuruldu. Asur, Kilikya, İran, Makedonya, selefkos derken, roma egemenliğine girildi. Arkasından Bizans geldi. Saimbeyli (Hacın) kalesinin birinci yüzyılda Romalılarca yapıldığı ortaya kondu. Roma-Bizans dönemlerinde Arap saldırıları görüldü. İslamlığı yaymak amacı ile Kafkaslarda da saldıran Arapların sıkıştırıldığı Ermeniler’den, dindaşları Bizans’a sığınanlar oldu. Kayseri’ye sığınan Bağraf soyu, Kavgalaştırdıkları Rumların başpiskoposunu öldürünce, Bizans imparatoru’nun buyruğu ile kendilerinin de başkanı öldürüldü. bu olaylar üzerine oradan göçmeyi, kendi dilleriyle, diaspora etmeyi yeğleyen bagrat Ermenilerinin Rupen kolu Feke sınırları içindeki Partzerbert kalesine, Oşin kolu Çamlıyayla (Namrun) kalesine yerleştiler. Böylece, Çukurova yöresi Ermenilerinin ağırlığını bagrat soyu oluşturdu. Rupenlerin yerleştikleri partzerbert kalesi, yüksek kale anlamına geliyorsa, hangi kale olduğu bilinmiyor. Ancak, aldığımız bilgilerin dışında, Gedikli-Güzpınarı (kisenit) yakınlarında keher kalesi olabilir, diyoruz. Ne var ki, orada da duramıyorlar. On birinci yüzyılda kimileri Feke, kimileri Saimbeyli(Hacın)kalesine taşınıyorlar. Hacın adını da onlar koyuyorlar. Ermenistan’da Newhacın var. Kum kapı ermeni patrikhanesi belgelerinde de Hacın gemcesine karşın, kimileri Haçın, kimileri Haçin, kimileride Hacin diyerek, bize göre yanlış yapıyorlar. Anlamlarına ilişkin de uzun araştırmalar-soruşturmalar yaptıksa da, doyurucu bilgi aldığımızı söyleyemeyiz. Ermenistan kültür Bakanlığı ile Beyrut katoligoslugu yanıt vermedi. Özel ilişki kurduğumuz Tataristan başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer, Ermenice dönüş anlamına gelen “hedgun” sözcüğünden, ya da kara bağ derebeyi Asan’ın olgunun adı saygın kişi anlamına gelen ”hacen “den türemiş olabileceğini saptadığını; Ekber Menemencioglu da Ahmet rıza Demirerin ikinci saptamasına yaklaşarak ”efendi”,onurlu”, ”saygın” anlamlarını içerdiğini bildirdi. Ancak, adından çok diasporoları ilgimizi çekmeye başladı. Örneğin Rupen kolunun Ermenistan’dan kayseri’ ye, Kayseri’den partzerbert kalesine, oradan Feke’ye, Saimbeyli’ye görüşlerine karşın, uzun geçmişten yakın geçmişe bütün diasporoları Türklere yüklemeye çalışıyorlar. Prenslik kurdukları Feke’de bile durmuyorlar. Haçlılardan da yardım olarak Kozan’a taşıyorlar. Bundan da Türklerin hiçbir etkisi bulunmuyor. Kozan’da prensliyi krallığa dönüştürüyorlar. Kilikya Ermenistan devletini kuruyorlar. Silifke’den Maraş’a sınır oluşturuyorlar. memluklar,1375’te devletlerini yıkınca, bu kez de ovadan dağlara diaspora ediyorlar. Bu aşamada Saimbeyli’nin nüfusunu da arttırıyorlar. Devletsizlikleri dönemde, gerek Selçuklu, gerek Osmanlı yönetiminde kendilerini incitici hiçbir belge göstermiyorlar. Öyle güvenli bir ortamdan bulundukları için sanatçı Saimbeyli Ermenileri Türk köylerine çıkıyor, onların yataklarında yatıp yemeklerini yiyerek, kazanç sağlıyorlardı. Manastırını da Kanuni Süleyman yönetimindeyken 1555 yılında yapıyorlar. Değişik dönemlerinde kilise sayısını da artırıyorlar. Yöre, 18. yüzyılı ortalarında güçlenen Kozanoğlu derebeyliğine girince kendileri de giriyor. Öteki derebeylerinde başta bulunana “bey” denilirken, Kozan oğulları’nda “ağa” deniliyor. Büyük Yusuf Ağa, 1810’lu yıllarında ağalığı iki oğluna pay ediyor. Belenköy Ağalığı’nı büyük oğlu Sarı Ali’ye, Gürleşen Ağalığı’nı onun küçük oğlu küçük Samur’a veriyor. |
Bu bölümden yararlanmak isteyen devlet, belen köyü sancak merkezi, sarı Ali’yi de sancak beyi ederek( o zaman kaymakam deniyordu Ankara iline, Hacın’ı ilçe merkezi samur Ağa’yı da ilçe yöneticisi ederek(o zaman müdür deniyordu) Maraş sancağına bağlıyor. Ne var ki, bu uygulama Kozan oğulları’nı hiç bağlamıyor. Ağalık düzenlerini bozmadan, eskisi gibi sürdürüyorlar. Burada, ağalık merkezi Gürleşen’in değil de Hacın’ın ilçe merkezi edilmesini anlamlı bulunuyor. Bize göre anlamı, oranın bütün Ermeni olması nedeni ile müftü, kadı gibi kamu görevlisi atayarak Türkleri yerleştirmek olduğuna dayanıyor. Bir ölçüde de başarıya ulaşıyor. Yerleşen Türklerle İslam Mahallesi adında bir yerleşim yeri oluşuyor. Ogün için bir anlamı, bir tutarlılığı olan bu adın bugün hiçbir Hıristiyan kalmamasına karşın, adını sürdürmesi anlamsız bulunuyor.
Bir İslam mahallesine karşı beş Hıristiyan Mahallesi vardı. Ama ilişkileri oldukça iyi, oldukça içtendi. Birbirlerine dostum demeden, seslenmiyorlardı. Gerçekten dosttular.19.yüzyıl ortalarında devlet topraklarının özelleştirilmesi başladığında, çoğunluğunu Ermeniler aldı, çoğu çiftlik sahibi olduklarından her yönüyle Türklere üstünlük sağladılar. Böyle bir gönenç içindeyken, batılıların kışkırtılmasına kapılarak, ilişkilerini bozdular.1909’da İstanbul’da çıkarılan ”31 Mart” olayının hükümet boşluğundan yararlanarak Adana merkezle ilçelerinde de “igtişaş” denilen anarşik olayları çıkardılar. Saimbeyli Türkleri kaymakamlıkla redif bölüğü kışlasına sığınarak canlarını kurtarabildiler. Sığınmayan 14 kişi de yakalanıp öldürüldü yaraladıkları da oldu. Birinci dünya savaşı başlayınca, Osmanlı’nın savaştıkları ile işbirliği kurdular. Onlara her türlü yardımı yapmaya çalıştılar. Belgelerle saptanan bu durumlarını önlemek için 28 Mayıs 1915 günü güvenliği sağlayıcı göçürme(tehcir) yasası çıkarıldı. Yasa uyarınca Deyrizor’da (Suriye) gözlem altına aldılar. Savaş sonrasında sağlıklı olarak geri döndüler. Yalnız, göçürme işlemi çok çalkantılı oldu. Avrupa’da da yankılandı. Gerçek dışı dedikodular üretildi. Dedikodulardan etkilenen kimi yazarlar da gerçek dışı yazılar yazıp, yayınlar yaptılar. Bu satırın yazarı, Saimbeyli’den göçürülen Ermenilerle ilgili yaptığı araştırmalarda, olağan ölümler dışında ölümler olmadığını, onların da 4–5 kişiyi geçmediğini saptadı. Dört yıl göçte kalan yaklaşık on bin kişiden beşinin değil onunun ölmesi bile olağan sayılır. Kaldı ki, savaşa katılan Türk ailelerinin her birinden dört-beş kişisi ölen ocakları sönenler oldu. Savaş sonrasında yöreyi işgallerine alan, Fransızlar, sömürgeciliğin değişmez yöntemi böl, parçala, yut”u uygulayarak, Ermenileri Türklere kışkırtarak saldırgan ettiler. Memlükler’in geçmişte yıktığı Kilikya Ermenistan Krallığı’nı geri kurtaracağız uydurması ile de umutlandırdılar.”Ermeni fedaisi” denilen kamavorları,”Kemalistlere ölüm” çığlıkları ile yolları tuttular. Yolcuları hem soydular, hem de öldürdüler.”Hacın Gâvuru” kavramı ile ünlendiler. Kasaba içinde engizisyonist uygulamalarla soykırımı yaptılar. Kendi soylarından kaymakam çalyan karabit’in belgelerine göre, kadın, çocuk, yaşlı 217 kişiyi acımasızca öldürdüler. Kuvayi Milliye Komutanlığı’nın uyarılarının, eski komşumuzu yeniden kuralım çağrısına hiç uymadılar. Soykırımı sürdürdüler Eylemlerini durdurmak amacı ile Kuvayi Milliye (Ulusal Kuvveler) komutanlığı’nca kuşatım altına alındı. Kuşatım savaşa dönüştü. Kışkırtıcı Fransızlardan tonlarca yiyecek, sayısız silah, mermi, para almışlardı. Ona dayanarak gene şehit verildi, yine ocaklar söndü. Çağ dışı olaylarla boşu boşuna kan dökülmesine Fransız kamuoyu da karşı çıkmaya başladı. Öncülüğünü de Pierre Loti, Claude Farrere, Berthe Georges Galis yaptı. Yedi ay süren kanlı savaşta yenilgiye uğradılar ama, Saimbeylilerce hem provokatör, hem anarşist bilinen Aram Çavuş gibileri kaçmayı başardılar. Olan, kaçmayı başaramayan suçsuz, sorumsuz kimselere oldu karşılıklı ateş içinde can verdiler. 18 Ekim 1920 günü kurtuluş kesinleşti, ulusal hükümet kuruldu. Ançak, uzun süren kanlı savaş nedeniyle, girilecek bir ev, büro edilecek bir oda kalmadığından, ilçe merkezi geçici olarak Gürleşen köyüne alındı. İlçe adı gene Hacın’dı.1 Nisan 1923 günü Rumlu köyüne taşındı. 30 Aralık 1923 günü, Vali Hilmi Uran’ın başkanlığında toplanan Adana İl Genel Meclisi kararı ile Hacın adı milis komutan olarak görev yapan Saim Bey’in adı verilerek Saimbeyli; Rumlu adı Kuvayi Milliye Komutanı Doğan Bey’in karargâhı olduğundan Doğanbeyli edildi. 1926 Ağustosunda geçici olarak geri Gürleşen’e geçirilen ilçe merkezi, 1929 Haziranında gerçek yeri Saimbeyli’ye taşındı. İlçe adı merkezlerinde de Hacın ya da Saimbeyli olarak sürdü. Köy sayısında da değişiklik oldu. Kimileri Kozanoğlu dağıtımında kalmaydı. Tapan yöresindeki sekiz köy Feke’ye, Yağıbasan yöresindeki altı köy Göksun’a, Gezbel’in batısındaki yedi köy Develi’ye bağlandı. Büyük bucaklardan Tufanbeyli ilçe olunca 30 köyü daha ayrıldı. Böylece 21 Köyle kaldı. Adana merkezine uzaklığı 157 km olup, yüzölçümü 1170 km2'dir. Denizden yüksekliği 1050 metre olup, 25 köyü bulunmaktadır. |
|
|
TUFANBEYLİ'DE KULLANILAN BAZI DEYİMLER
Ağız dadı yeme : Söz kesme,nişan Ağzına Çöp ölçmek : Ağzını yoklamak, sınamak, laf almaya çalışmak Ağzına kemçilmek : Taklit ederek dalga geçmek,öykünmek Boycağızı devrilmek : Ölmek Börke Çökmek : Hızlıca Kaçmak,uzaklaşmak Cip gökcek : Çok güzel Çekilip çükülüp : Geri geri çekilerek hızlıca Dabanı gara : Uğursuz Darabbenaya almak : Köşeye sıkıştırmak,kıstırmak Dışlığı gelmemek : Canı sıkılmak,neşesi kaçmak Dize Çökmek : Gayretle bir işe sarılmak El müslüm seyirine gitmek : Çoğunluğa göre hareket etmek,topluma uymak Elinin eti kalmak : Bir iş için çok çalısmak Emin sekin : Sukunetle,ağır başlılıkla Ere meke : Bayağı bayağı,şöyle böyle Gadasını alayım : Senin yerine ben öleyim Gapcıklı pakla : Kurutulmuş yeşil fasulye Ganı garrah olmak : Ganimete üşüşmek,çoğalıvermek Garnı gurtlanmak : Kıskanmak,çekememek,haset etmek Garnı yırtılmak : Kıskançlıktan çatlamak Gahirlenmek : Sitem etmek Gavur südüü : Hileci, her işe uyumlu Guburcuk kusmak : Hastalanmak, kan tükürmek Gevreğini içine dürmek : Azını çoğa saymak, ayıbını örtmek Gıçgırmıya : Topyekün,hep birden (evdekiler gıçgırmıya hastalanmış) Gişiye gitmek : Evlenmek,kocaya varmak Goltuk vermek : Doldurmak,dolduruşa getirmek Patetis elemek : Lüzümsuz konusmak Hampasına binmek : Üzerine yüklenmek,başına bela olmak Hırsıza kendir yakişmak : Uygun Hubbuğun gubbuğun okutmak : Oynatmak,uğraştırmak Mut vermek : Ücretsiz vermek Ondört etmek : Hile yapmak Su sulamak : Her türlü sulama yapmak Tazı bizim, çulu baskasının : Yeni giysi giymek Yaşları gara gelmek : Bir an önce ölmek |
TUFANBEYLİ'DE KULLANILAN BAZI YÖRESEL KELİMELER
Üssüzlük, hazınlık : Kiler Döölet : Devlet Gayfe : Kahve Belleme, dolama : Geniş entari Yuvantı : Dısarıdan gelen Vetsiz, veslek, tuzsuz : Lüzümsuz davraniş Cuvara : Sigara Culuk : Hindi Celfin : Piliç Dezze : Teyze Bibi : Hala Tiyare : Uçak Cenderme : Jandarma Ede : Arkadas, kardes Yüklük : Yatak konulan yer Gaplık : Mutfak rafı Sokak : Koridor Miktar : Muhtar Zabah : Sabah Hössün : Hüseyin Iramazan : Ramazan Pontil : Pantolon Aga : Baba Ebe : Nine Kırık, kürü : Sıpa Kenef : Tuvalet Halı, bor : Hic sürülmemiş arazi ***** : Taraf, yön Suyuk : Çatısız damın ucu Maa, mertek : Çatıdaki ince kiriş Hezen, daban : Büyük kiriş Idara : İdare lambası Çomça : Kepçe Gıylı : Ağız geniş tencere Irbık : İbrik Islık, köynek : Gömlek Patetis, petelek : Patates Alma : Elma Gıyı : Sınır Pakla : Fasulye Helke : Kova Naylon : Römork Cahal : Cahil Aşşa : Aşagı Bayak : Biraz önce Pambık : Pamuk Taka : Raf Banadura : Domates Keleş : Güzel Baldırcan : Patlıcan Esgere : Açık belli Gamıyon : Kamyon Motur : Traktörraktör Şoora : Çorba |
Tufanbeylİce ( YÖresel ) SÖzlÜk
A Abara Hayvanlara yem verilen tekne Abari-k- Hayret ve şaşma bildirir Abbak Tertemiz Aboo Şaşma ve hayret bildirir Acışmak Çok üzülmek(Zavallı çocuğa çok acıştım) Ağın Yeni doğuran hayvanın ilk sütü Ahaçıka İşte,işte burda Ahnıt Kötürüm,hasta (Ahnıt toklu gibi sümsüm ediyor) Alım Hastalık,dert (Alımını almak) Anadut Ekin ve ot toplamakta kullanılan ağzı üç çatallı alet Ansız Aksi ,ters,inat (nazal “n” ile ,”ansızlık yapma!) Apal Toy,küçük (İtin enikleri apal apal olmuş) Are Kağnılarda tekerleğin bir parçası Arek Koyun yada keçi yatağı Arısili Tertemiz,kıskıytı (Arısili yıkadım yudum) Aşgarsız Suratsız,şikletsiz Avil Avanak,bön B Bağcak İpten örülmüş kalınca bağ Banadura Domates Banı Yayla(Güz banısına gittiler) Bayak Az önce Bazlama Yağlı yada mayalı hamurdan yapılmış kalınca yufka,pide Beçik Keçi,keçi çağırma sözü Belik Saç örgüsü Beliime Keşke,inşallah( Gönenmiyesin beliime!) Belleme Kalın kumaştan dikilmiş maksi etek Berlemek Koyun yada keçi sürüsünü ağıla toplamak Berçin Burun şeklinde küçük toprak parçası Bıldır Geçen yıl Bılız Gayri müslüm çocuğu (Gavur bılızı) Bıngıldak Yumuşak ve sulu toprak parçası Bibi Hala Bisseal Birazdan,az sonra Boduk Manda yavrusu Bor Hali arazi Bouz Bu kez,bu sefer Boydak Yalın,çıplak (bos boydak yola düşmüş) Börk Külah Börkenek Keçeden yapılmış çoban külahı Buncali Bu sefer,bu kez Bure Kağnılarda tekerleğin bir parçası Buzalacı Hamile inek ve manda Buvalek İnek sineği(Haziranda sığır buvalek tutar) Buvasak Çifleşen inek ve boğaların biraraya toplanması |
C
Cabalamak Sudan yaya geçmek Cağlık Mutfaklarda bir köşeye betondan yapılmış temizlik tümseği Cakılı Bir tür kuş Cala Mısırın dal kısmı Camız Manda Ceç Samanından henüz ayrılmış tahıl yığını Celfin Piliç Cerek Kağnıların arka kısmında bulunan aygıt Cıbar Üzüm ezmesi Cıbıt Sırılsıklam ıslanmış(Yağmurda cıbıdım çıktı) Cıcamık Yabani meyveli maki Cıcık Yeni,cici Cıdal Kavga,niza,oyunbozarlık(Hep sen cıdal çıkarırsın) Cıdır Çalı çırpı(Odun bulamayınca cır cıdır topladım) Cılga Patika Cır Aman dileme,yalvarma (Cır gadanı alayım acık da bana ver) Cırık İnce,kötürüm,bir tür kuş Cızdan Döner tahtaravalli Cızmak Tırnakla yara açmak,çizmek Cibilik İnce,kötürüm Cimciklemek Tırnak uçlarıyla sıkmak Cimiz Sulu ve batak toprak Cip Pek,gayet (Cip gökçek olmuş) Cor Koyun sürüsü Corlavık Doğal şelale Culuk Hindi Cücük Civciv,küçük kuş Cüllük Bir tür çay kuşu Ç Çağşır Bir tür yabani ot Çalkamaç Ayran Çamrak Bataklık Çat Dik yamaç Çatırgaç Kavrulmuş nohut yada buğday Çatkı Yük hayvanları ile yük taşımaya yarayan kollu aygıt Çekik Bir tür kuş Çaltak Budak Çemremek Paçaları toplamak Çepel Bulaşık,kir Çevşiri Çapraz,değişken Çıkla Sade,katıksız,tıpkısı(Ekmeği çıkla yemiş,çıkla babasına benziyor) Çıngı Kıvılcım Çıpkı İnce çumuk Çıtlık Bir tür sütlü ot Çimil Başbaşa ve gizli yapılan dedikodu(Gel de iki çimil edek) Çingil Omuz(Çocuğu çingilime aldım) Çitil Küçük su kabı Çokmak Toplanmak,üşüşmek Çokuntu Toplantı,kalabalık Çomça Yemek kepçesi Çomu Kısa,yarım Çonmak Yağmurda pusmak Çotibik Küt,güdük Çöomek Ayakta durmak Çöte Balık takılan çubuk Çöttü Kısa boylu,ufak tefek |
D
Daani Kadar,denk (El dani sabi...) Dadanmak Alışmak,bağımlı olmak(Komşunun ineği bizim haymaya dadanmış) Dağ namazı Şafak vakti Dalap Çiftleşme dönemine girmiş dişi at yada eşek Dalıkmak Hararet basmak,aşırı susamak Darsıkmak Sıkışmak Debiyak Az önce,demin,şimdi Debire Devamlı,aralıksız Depmek İneğin çifleşmesi Dıbız Erkek soğan yaprağı Dıkılmak Girmek Dıkız Tıkabasa dolu-dar,ucu ucuna yada vakitsiz (Bu kap dıkız oldu,Dardıkız Geliverdi) Dışlık Neşe,sevinç,huzur Dikdiki Zayıf,kötürüm Diki Küçük et parçası,et lokması(Bir diki de bize ver) Dil Anahtar Dinelmek Ayakta durmak Dirgen Ot toplamada kullanılan parmaklı demir alet Dişlen Üst dişleri öne çıkık olan Diştir Dişleri büyükçe olan Diyadım Sürekli,devamlı Doğrambaç Yoğurda gevrek yufka doğranarak elde edilen yiyecek Domuşmak Soğuktan titremek,büzüşmek Dölek Düzlük,düz Dulda Siperli,kuytu Duluk Yanak, yan taraf Dümbül Kuru kalabalık,çokuntu(Başına dümbülü toplamış...) |
E
Ebe Nine Ebelik Geniş yapraklı bir tür ot Ehliyal Aile fertleri Eke Anaç,olgun,kurnaz Ekelenmek Övünmek,havaya girmek Ekişmek Yanaşmak Elbir Elçi,aracı Ellaham Herhalde,sanırım Emlik Yeni doğmuş kuzu Emmi Amca Erişte Bir tür hamurlu çorba Erikmek Şimarmak,aşırı gitmek,haddini aşmak Ertelik Sahur Esik Çukur,az Eşkere Açıkça,alenen (oğrun koğuşan eşkere buzalar) Eşli Yeterli sayıda olan,fazlaca Evlek Tarlanın bölümlere ayrılmış herbir parçası Ereaç Yufka ekmeği çevirmek için kullanılan yassı tahta F Fallik Oynak kadın Fırcalamak Fırlatmak,hızlıca atmak Fingirdemek Oynaşmak G Gabala ***ürü usulü(Bu işi gabala verdim) Gabara Hayvan nallarını çakmakta kullanılan büyük başlı çivi Gaçılmak Çekilmek,öte gitmek Gaklık Yagmur sularının biriktiği taş çukuru Gapcık Kabuk(Gapçık pakla) Gallangaç Dağ kırlangıcı,ebabil yada bir tür sığır hastalığı Galli İnce kuyruklu bir tür sincap Gapışmak Boğuşmak,dövüşmek Gaplık Mutfak rafı Gapsalık Küçük bahçe kapısı Garaçor Kağnıların ön kısmına kurulan düzenek Garık Bahçelerin parsellenmiş herbir bölümü Gaşanmak İşemek (kanlar gaşanasıca) Gatık Ayran Gatıl İnşaat kirişi Gavlak Kel,açık Gayel Razı olma(Ben bu işe gayel oldum) Gaymak Yakmak,tutuşturmak Gem Döven Genreşmek Esnemek Ger Kumaş üzerine sinmiş kalıcı meyve sütü,leke Geren Döş,göğüs Gever Tarla sulamak için yapılmış küçük ark Gımga Çok küçük ağaç kırıntısı Gımık Pek ufak, el kadar(bir gımık çocuk...) Gımılgımıl Yavaş yavaş Gınmak Köşeden dönmek,kaybolmak Gıvramak Birdenbire gayretlenmek,dört elle sarılmak(“ırgatın kötüsü ikindin gıvrar”) Gızan Çiftleşme dönemine girmiş dişi köpek yada kedi Gızınmak Ateşte ısınmak Gicişmek Kaşıntı Gijjoh Hayvanları tahrik etmek için kullanılır Giroozlanmak Efelenmek, diklenmek Gişi Koca,eş(ufacık çedene gişiye gitti) Goddişlenmek Efelenmek,öğünmek Gopçurmak At yada eşeği dörtnala koşturmak Gopmak Koşmak Göbelek Mantar Göcek Yeni filizlenmiş ekin Göde Şişman Gökçek Güzel Göo Mavi,gök Göonmek İçin için tutuşmak,yanmak Göp Kağnıların arka tarafı Gulundişi Teregillerden bir tür ot Gunnacı Hamile Gunnamak Doğurmak Gusgun Kılık kıyafet(Gusgunu düşmüş) Gücük Kısa,küt,yarım Gürbah Çiftleşme dönemine girmiş koyun Gürük Kısa kulaklı hayvan |
H
Haası Hangisi Hacana Bayan ahçıbaşı(genellikle düğün yemeklerinde) Halaka Yaylada herbir mahalle,oymak Halapa Pörsümüş,hırpalanmış (Halapası çıkmış) Halaza Bir önceki yıldan kalan tohumun yeşermesi Hameyli Büyük muska Hampa Sırt,omuz(Herkes hampasına binmiş ) Hasancık Bir tür köstemek Hatırıp Saban okunu öküzboyunluğu’na bağlayan ağaç çivi Haydan Ağaç dallarından yapılmış çadır Hayma Ot yığını Hazeren Hangibiri,hepsi Hazınlık Kiler Hedik Haşlanmış mısır yada buğday Heğrişmek Bağırıp çağrışmak Helke Su kovası Hellemek Koyun sürüsünü yürütmek Hemi Öylemi,tamammı Hengel Su böreği Hezen Evlerin tavanına atılan büyük ağaç kiriş Hıllangaç Salıncak Hınıt Kıskanç,fesat Him Bina temeli Hoccuruk Kötürüm,kötü Hodul Efe,cakalı(Hem kel,hem hodul) Holgu Uzun ve kalın sopa Horanta Aile efradı(Horanta baskını olduk) Hotsa Kısa boylu ,küçük yapılı Hopuç Sırt,omuz Hozan Terkedilmiş kullanılmayan hali arazi Höbek Yığın,birikinti Hubbalı Kazandan küçük tencere Hüğül Çuldan yapılma çadır |
I
Iğırcık karanısı Alaca karanlık Irbık İbrik Isdar Kilim dokunan düzenek İ İbik Köşe,uç kısım İbili Gusguk Çacuşkuşu İdara Gaz lambası İğ Kıl yada yünden iplik yapmakta kullanılan alet İlaançe Temizlikte kullanılan küçük leğen İlkmek Biriktirmek,toplamak İncikli Zayıf,sıska İşlik Gömlek İtburnu Kuşburnu İyaşmek İnada gitmek,yarışmak N Nadduyucun Orda ne yapacaksın Nanak Avanak,saf Navutuyon Ne yapıyorsun Niniyecin Ne yapacaksın,sana ne O Oba El,yabancı(Obanın bir gımık çocukları...) Oğrun Gizlice Oğursalık Bebelerin önüne takılan önlük Okra Hayvanların sırtına deri altına yerleşen bir tür a***** Okuntu Davet amaçlı ,düğün sahiplerince dağıtılan düğün hediyesi Omisilli O biçim,o denli(O misilli kızı beğenmemiş) Ö Önealeşmek İnatlaşmak Örklemek Sabit bir yere bağlamak Örü Gece yatısı(Koyunu örütüyor..) Öteaçe Karşı mahalle yada suyun öteki yakası Ötean Evvelki gün(Dün değil ötean geldiler...) P Palan Semer,eğer Pallo İri yapılı kontrolsüz perişan erkek Peltek Kekeme Pertlek Büyük gözlü Pıdısa Kısa boylu,cüce Pitni Ufak tefek yapılı Pöççü Çocuk oyununda kullanılan ucu sivri kısa değnek Purçalık Kökü yenen bir tür yabani ot Pürçüklü Havuç Pürtük Parça Püsük Kedi |
S
Sadana Avanak,saf Sakça Saksağan kuşu Samı Kağnıda öküzün boynunu boyunluğa sabitleştiren di*** değnek Satır Demir,bakır yada aliminyum su kovası Saykıla Sanki Seklem Yarım,eksik(Seklem helke süt aldık) Setik İnce bulgur Seyip Başıboş,serbest Siflenmek Amaçsızca avare dolaşmak(Ne dolaşıyon sifli batasıca) Siğ Dağın yamacında oluşan tepecik,kırgıbayır Siğmek İşemek Sikke Hayvanları bağlamak için toprağa çakılan sivri demir Sokranmak Söylenmek,kızmak Somak Mısır koçanı Söbe Oval Sömelek Kundak Susa Asvalt yol Süğük Yapılarda saçak Sümsüm Mızmız,sünepe Süsmek Hayvanın vurması( Süskün camız gibi bakma öyle) Sütlean Bir tür sütlü yabani ot |
Ş
Şaplak Tokat,sille Şapşak Büyük ****l kepçe Şaşmak Aşırı ilgilenmek,kül toprak olmak(Bir evine varsam adam şaşıyor) Şavırlanmak Haber almak,haber sormak Şayak Pembe Şelek Sırtta taşınan yük Şıhrana Üzümden pekmez yapımında kullanılan büyük tekne Şıllık Evlerin çatısına dökülen çamur,tabla Şıvara Lefçı,laf taşıyan Şinik Sekiz kiloğramlık tahıl ölçü birimi Şirnimek Şimarmak Şişek Bir yaşına girmiş koyun Şoğra Çorba Şor Laf,haber,sohpet(Gel de iki şor edek) T Talamak şüşmek,üzerini kaplamak Talatmak Koyun sürüsünü harekete geçirmek Tapaç Hantal,sünepe Taplak Düzlük,ova Taplı Acaip,zorlu,pek fena(Bu ağaçtan taplı kazma sapı olur) Taptap Topal,yürüme özürlü Tavatır Mükemmel,çok iyi Tekesemek Keçinin çiftleşmesi Teltik Telaffuzu zor(Adamın adı çok teltik,söyleyemiyorum) Temek Ahırlarda tahliye penceresi Tenelemek Hayvanların aşırı yem yemeden dolayı şişmesi Teşt Büyük leğen Tığ Saman yığını Tığlanmak Koyun sürüsünün sıcakta biraraya toplanması Tıkırdak Koyunların boynuna takılan yassı küçük çan Tıngır Hurda teneke parçası Tırıp Hadsiz,çok fazla,istemediğin kadar Tilbi Gözü açık,kurnaz Tohmalamak Aşırı yemeden dolayı hazımsızlık,şişmek Toht Dikenli köpek tasması Toklu Altı aylık kuzu Tongurdak Koyunların boynuna takılan yuvarlak çan Topak Koyunların boynuna takılan küçük yuvarlak çan Tor Toy,acemi ,eğitilmemiş Toruk Uzunca fidan,yaş kalas Tökesimek Ayağı sürçmek,takılmak |
U
Urup İki kiloğramlık tahıl ölçü birimi (şiniğin ¼’ü) Uluk Çürük Ü Ürmek Havlamak Üveç İki yaşlı koç V Vara Keşke(Vara ben de gelemidi...) Velhan Nadas bırakılmış tarla Varangelen Kilim tezgahında sürekli hareket eden düzenek Vetsiz Patavatsız(Vetsiz batasıca) Y Yadırkı Yabancı,el Yağlomaç Yağda kavrulmuş kevrek yufka Yanaz Aksi,ters (nazal “n” ile) Yapınmak Bir işe kendini iyice vermek,kaptırmak(Hoşuna gitti de yapınıyorsun) Yaprı Yassı,yaygan Yarpız Yabani nane otu Yayma Büyükçe tahıl çuvalı Yazı Toprak parçası,arazi Yelmek Serserice gezip durmak,amaçsızca dolaşmak(yele yele beni mi buldun) Yeygi Kışlık hayvan yiyeceği Yılık Şaşı Yılkı At sürüsü Yirik Yarık,yırtık Yoz Serbest olarak araziye bırakılmış kısır hayvan sürüsü,yabani Yörüyüncük Hadi ordan,hadi sen de Yumak Yıkamak Yumuş İş,emir,talimat(artık büyüdü yumuşumu tutuyor) Yuvantı Yabancı veya sonradan yerleşmiş Yüklük Yatak rafı Yülemek Kesici aletleri bilemek Yülük Traş olmuş,dazlak Yülümek Traş etmek,biçmek |
Z
Zağır Safkan olmayan kırma köpek Zahar Mutlaka,elbette,açıkça(Acele etme gelir zahar) Zahra Kışlık yiyecek,tahıl Zavara Öğütülmüş hayvan yemi Zavırlamak Kızmak Zıllıcı Mızıkcı,oyunbozar Zıllımak Caymak,vazgeçmek Zombo İri,hantal Zumzuk Yumruk |
TUFANBEYLİ NİN TARİHİ
Tufanbeyli ilçe olmadan önce Saimbeyli ilçesine bağlı bir bucak merkezi idi. Bu dönemde Höketçe adını taşıyordu. 1 Nisan 1958 tarihinde Saimbeyliden ayrılarak Mağara adı ile ilçe merkezi oldu. 30 Nisan 1958 de belediye teşkilatı kurulmuştur. Mağara adı 1967 yılına kadar devam etmiştir. Belediye meclisinin 15/02/1965 tarih ve 8 sayılı kararı ile Mağara adının değiştirilerek Cukurova Bölgesi Kuvayi Milliye Kumandalarından ve istiklal Harbi'nde bu çevreye büyük yararlıkları dokunan, Aydınoglu Osman Tufanbey'in adına izafeten Tufanbeyli olması teklif edilmiş. T.B.M.M’ce Tufanbeyli olarak değiştirilmiştir. İlçe bu safhaya gelinceye kadar üç isim değiştirmiş, bu isimlerin nereden geldiği araştırılmış ve aşağıdaki gibi açıklanmıştır. Magara adı için üç rivayet vardır. Birincisinin Şar kraliçesi Mariye'den geldiği söylenir. Bunun hakkında kesin bir kayıt yoktur. İkinci görüş bu yerleşim merkezinin etrafı dağlarla çevrili olduğu için mağaraya benzetildiğinden dolayı bu ismi aldığı rivayet edilir. Ama bu görüş çok zayıftır. Üçüncü rivayetin hikayesi daha farklıdır. İlçe halkı birkaç kabile halinde yaklaşık bundan 300 yıl kadar önce bir cinayet yüzünden Elbistan’ın Büyük Yapalak Köyü'nden gelmiştir. Bunlardan bir kabile şimdiki Çukurkışla Köyü yakınlarındaki mağaraya, diğer bir kabilede Şar Köyü yakınlarındaki bir mağaraya yerleşirler. Bu iki akraba kabile zaman zaman birbirlerine ziyarete gidip gelirlermiş. Bu gidiş ve dönüşlerde nereye gittin, mağaraya gittim, nereden geldin, mağaradan geldim derlermiş. Sonraları bu mağara kelimesi halkın dilinde şaka konusu bile olmaya başlamış. Şakaları arasında birbirlerine hadi ordan mağaralı derlermiş. Daha sonra bu kabileler bir arada yaşamaya başlamışlar. Yerleşim merkezlerine de Mağara adını vermişler. En kuvvetli rivayette budur. Daha sonra yukarıda anlatıldığı şekilde Tufanbeyl ismini almıştır. İlçe halkının nereden geldiği günümüzde kesin olarak bilen yoktur. Ancak dilden söylenerek gelen bilgilere göre bundan yaklaşık 300 yüz yıl kadar önce 30 kadar aile Bozdağından gelmiştir. Halkın bir kısmı ise önce gelenlerden tahminen 30 yıl sonra Elbistan'ın Büyük Yapalak köyünden gelmişlerdir. Bir cinayet yüzünden oradan ayrılan bu kabilenin bir kısmı şimdi Çukurkısla diye bilinen yerde bir kısmı ise Şar Köyü yakınlarında bulunan mağaralara yerleşmişlerdir. Daha sonra ilçenin şimdi bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Daha önce anlatılan üçüncü rivayette olduğu gibi buraya mağara adını vermişler. Büyük Yapalak'tan gelen ailelerde Sakar Süleyman adındaki bir şahısta bir kaç aile ile Yamanlı köyüne yerleşmişlerdir. Burada bir müddet kalıp çoğalmışlar. Önce Bozdağı'ndan gelenler biraz zayıf oldukları için Yamanlı'dakilerler birleşmek istemişler, görüşmelerden sonra Yamanlı'dan Hüseyin Ağa isimli ileri gelen birini getirip kendilerine bey yapmışlar. Yamanlı'da bulunan Büyük Yapalaklılar günün birinde salgın bir hastalığa yakalanmış, cok insan ölmüş. Bunun üzerine bu yerin uğursuz olduğunu ileri sürerek Yamanlı'yı terk etmişler ve kabile kabile gelip Mağara'ya yerleşmişler. Yamanlı’dan gelenlerle birlikte burayı büyük yerleşim merkezi haline getirmişler. |
Tufanbeylinin Coğrafi Durumu
Tufanbeyli, Adana ilinin kuzey doğusunda bulunur. Doğusunda K.Maraş (Göksun ilçesi), Kuzeyinde Kayseri (Sarız İlçesi), batısında Kayseri (Develi ve Tomarza ilçeleri) bulunmaktadır. Yüzölçümü 964 km2 olup km2 ye 25 kişi düşer. Coğrafi yapısı itibarıyla bağlı olduğu Adana ve komşu illere uzaktır. Adana'ya 196 km. Kayseri ye 178km. ve K.Maraş’a 160 km. mesafededir. Rakım 1474 m. civarındadır. Amanos dağlarının devamı olan Binboğa dağları, batı Torosların devamı olan Tahtalı dağlarının arasında kalmış engebeli ve kırık bir arazi yapısına sahip yüksek bir plato görünümündedir. 3000 metrenin uzerine cikan yukseklikler vardir. Tufanbeyli’ye ulaşım Güneyden Obrukbeli geçidi, doğudan Kan geçidi, batıdan Gezbeli geçidi ile sağlanır. Seyhan nehrinin bir kolu olan Göksun ırmagı ilçenin yakınında geçer ve ilçe topraklarını kuzeyden guneye ikiye böler. İlçe iklim bakımından karasal iklim yapısına sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Bitki örtüsü yönünden fakirdir. Ilçenin kuzeyinde kalan dağlik bölgelerde çam, sedir, koknar ve ardiç oranları bulunur. Halkın bilinçsiz kesim yapması nedeniyle orman alanı gün geçtikçe tükenmektedir. Ekilebilir arazi ilçenin güneydinde ve güneydogusunda daha çoktur. Ilçe Merkezi Cumhuriyet, Istiklal ve Yeni Cami olmak üzere üc mahalleden oluşur. Yerleşim genellikle topludur. Ilçey bağlı 30 köy ve 11 mahallesi vardır. Köylerde yerleşim topludur. Ilcede mezra ve oba yoktur. 7 köyün nufusu 150 nin altına düşmüştur. Yaz aylarında yaylaya çıkılmaktaysada bir yekün teşkil etmemektedir. Devlet yonetimi ile halk arasında ilişkiler iyidir. Köylerde ve ilçede halk uysal bir mizaca sahip olduğundan devlet ve kamu görevlilerine karşı saygılıdır |
TUFANBEYLİNİN SOSYAL DURUMU
Konut Konutlar ilçe merkezinde %40, köylerde %50 ahşap yapılır. Ancak kışları soğuk ve sert geçtiği için sağlam ve mümtazam yapılmıştır. Diğer konutlar betonarmedir. Son 15 yılda ilçede hızlı bir yerleşme başlamıstır. Bu sayede ilçede 4 katli evler bir hayli çoğalmıstır. Çatılar genelde galvanizli saç (cinko) ve kiremit kaplıdır. Halen toprak damlı evler mevcuttur. Ilçedeki dışarıya göç olmasına rağmen konut yetersizliği devam etmektedir. Sosyal Yaşam Tufanbeylide sosyal yaşantının yeni yeni gelişmeye başladığı söylenebilir. Örf ve adetlere bağlılık özellikle köylerde sıkı devam etmektedir. Dinlenme parkları, spor sahaları ve çoçuk oyun alanları bu zamana kadar yapılmamıştır. Eğlence yeri olarak tiyatro ve sinema salonu yoktur. Özel idare Işhanında Kaymakamlık tarafindan tefrişi yapılan bir kültür salonu vardır. Ilçede bulunan okullar yılda 4-5 defa bu salonda tiyatro ve diğer gösteriler yapmaktadır. 1997 yılından başlayarak Kaymakamlık tarafindan kurulan ilçe kültür komisyonu çalışmaları dahilinde bu salonda halkın eğitimi ve bilinçlendirilmesi için konferanslar düzenlenmektedir. Bu çalısmalar içinde çesitli tiyatro ve muzik toplulukları ilçeye getirilerek halka açık gösteri ve eğlenceler düzenlenmektedir Elektrik İlçe Merkezi ve bütün köylerinde elektrik vardir. Elektrik merkezi Adana'da bulunan Çukurova Elektrik tarafindan verilmektedir. Çetin geçen kış aylarında bazı köylere aylarca elektrik verilmemektedir. İlçe merkezinde de sık sık elektrik kesilmeleri olmaktadır. Bu kesilmelerin önlenmesi için ilçe merkezinin 25 km. doğusundan geçen entegre sistemine bağlanması gerekmektedir Su İlçe merkezinde su şebekesi vardır. 1996 yılı sonundan beri ilçe yeterli suya kavuşmustur. Altı köy içme suyu şebekesine sahiptir. Diğer köylerde çeşmeler mevcuttur. Ancak bir köy halen kuyu suyu kullanmaktadır. Köylerden 14 tanesinin içme suyu yeterli degildir. İlçe ve köylerin sulama suyu problemi %90 oranında çözümlenmiştir. İlçede 9 sulama göleti yapılmış. 2 göletin yapımı devam etmektedir. Ayrıca ırmak üzerinde 10 kadar sulama amaçlı bent bulunmaktadır. Kanalizasyon İlçe merkezinde 1970 yılında belediyenin kendi imkanlarıyla projesiz olarak yaptırdıgı eski bir kanalizasyon şebekesi mevcuttur. Bu şebeke hem çok eski hemde ihtiyaca cevap vermeyecek durumdadır. Köylerde ise Güzelim ve Akpınar Köylerinde kanalizasyon vardır. PTT Hizmetleri İlçenin haberleşme hizmetleri büyük ölçüde tamamlanmıstır. Bütün köylerde evlere telefon ***ürülmüştür. Merkez sayılan köylere ihtiyaca cevap verecek telefon santrali kurulmuştur. İlçe merkezinde bulunan santral doluluk nedeniyle ihtiyaca cevap verecek hale gelmiştir. İş ve Çalisma Hayatı İlçede sanayi kuruluşu yoktur. Bu nedenle işçi sınıfı yok denecek durumdadır. Nüfusun büyük bir çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmakta ve kendi işlerinde çalışmaktadır. Bir kısım vatandaşlar büyük kentlerde mevsimlik işçi olarak gitmektedir. İş hayatı yaz aylarında çok hareketli gecmesine ragmen kış aylarında çok sönüktür. TUFANBEYLİ NİN NÜFUSU 1997 nüfüs sayımında ilçenin nüfüsü 19.898 olarak tesbit edilmistir. Bu nüfüsün 5.129’u ilçe merkezinde 14.769’u ise köylerde yaşamaktadır. İlçe nüfüsunun büyük çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaktadır |
30 KASIM 1997 NÜFÜS SAYIMINA GÖRE NÜFÜS DURUMU
1 Tufanbeyli : 5129 2 Akçal köyü : 102 3 Akpınar köyü : 387 4 Ayvat köyü : 338 5 Bolatpınarı köyü : 205 6 Bozgüney köyü : 2010 7 Çatalçam köyü : 1427 8 Cukurkışla köyü : 224 9 Damlalı köyü : 455 10 Demiroluk köyü : 412 11 Doğanbeyli köyü : 979 12 Doğanlı köyü : 863 13 Elemanlı köyü : 450 14 Evci köyü : 339 15 Fatmakuyu köyü : 136 16 Güzelim köyü : 130 17 Hanyeri köyü : 100 18 Iğdebel köyü : 130 19 Karsavuran köyü : 505 20 Kayarcık köyü : 1109 21 Kayapınarı köyü : 194 22 Koçcagız köyü : 766 23 Kirazlıyurt köyü : 759 24 Ortaköy : 427 25 Pekmezli köyü : 1027 26 Pınarlar köyü : 258 27 Şarköy : 712 28 Taşpınar köyü : 36 29 Tozlu köyü : 167 30 Yamanlı köyü : 601 31 Yeşilova köyü : 221 TOPLAM : 19.898 Cinsiyete göre ilçe nüfüsunun %52'si erkek, %48'i kadındır. Nüfüsun tamamı Türkçe konuşmaktadır. İLÇEMİZİN ÖNEMLİ TELEFON NUMARALARI alan kodu: 0 322 TUFANBEYLİ KAYMAKAMLIĞI 781 80 10 TUFANBEYLİ BELEDİYESİ 781 83 91 TUFANBEYLİ JANDARMA KARAKOLU 781 92 84 TUFANBEYLİ DEVLET HASTANESİ 781 94 96 - 781 94 97 BOZGÜNEY BELEDİYESİ 791 74 10 ADLİYE 781 95 73 CUMHURİYET SAVCISI 781 84 09 İLÇE SEÇİM HAKİMİ 781 80 79 NOTER 781 85 13 KÖY HİZMETLERİ BAKIM EVİ 781 95 70 KAYMAKAMLIK SÜT BİRLİĞİ 781 80 70 T.C.ZİRAAT BANKASI 781 88 55 – 781 83 58 MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 781 80 20 NÜFÜS MÜDÜRLÜĞÜ 781 80 18 TAPU MÜDÜRLÜĞÜ 781 80 58 MALİYE 781 80 15 - 781 83 42 İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ 781 80 06 HALK EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 781 81 35 ÖZEL İDARE MÜDÜRÜ 781 80 14 İLÇE MÜFTÜSÜ 781 84 07 CEZA EVİ 781 82 00 TUFANBEYLİ LİSESİ 781 82 62 İMAMHATİP LİSESİ 781 92 00 – 781 81 34 CUMHURİYET İLK ÖĞRETİM O. 781 80 27 TUFANBEYLİ İLK ÖĞRETİM O 781 90 17 PANSİYONLU İLK ÖĞRETİM O. 781 87 08 TUFANPAŞA İLK ÖRETİM O 781 81 14 İSTİKLAL İLK ÖĞRETİM O 781 80 69 PANCAR ŞEFLİĞİ 781 80 55 MERKEZ SAĞLIK OCAĞI 781 80 13 TARIM KREDİ KOOPARATİFİ 781 81 66 ESNAF KEFALET KOOPARATİFİ 781 80 68 NAKLİYECİLER KOOP. 781 95 92 92 NOLU MİNİBÜSCÜLER KOOP 781 80 80 158 NOLU MİNİBÜSCÜLER KOOP. 781 97 97 İLÇE ZİRAAT ODASI BAŞKAN 781 90 24 |
AkÇaliuŞaĞi
Adana'nın kozan ilçesinde bulunan bir köydiür ve herkes bir birini uzaktan yakından akrabadır 1280 rakım vardır tarihin en hummalı savası bu köyde fransızlarla garga pazarı diye adlandırılan köy meydanında olmustur savas ve bu savasın başalmasının en ilginç olanı sudur o zamanlarda fransızlar bi kolordusunu ö***den geçirerek savas gitmek için yola çıkarlar ve köyün önde gelenlerinden halilagalar(hailağa) ve nuralar(nuri aga) adlı iki aga fransız ordusunun ordan geçeceni haber alır ve hazırlık yaparla ama bi bogaz vardır orda sıkıstırık savasacaklar ve fransız ordusu garaga pazarına girdinde ise bi avcı kusa bir el ates eder ve fransızlar saldırıya ugradıklarını sanıp atese baslarlar ve halk onları garagapazarında sıkıstırır ve savasta yenilirler fransız askerlerinin çogu ölür gerisi kaçmaya başlar tabiki cephane ve silahlar halka kalır ve ama ilginç olan savasın bir avcı tarafın olamsı... aykut |
pozantı adana ankara yolu üzerindeki bir yerleşim yeri. Tabelalarda 9650 olarak geçen nüfusu var fakat normalde 15000 i geçiyor
COGRAFİ DURUM Pozantı Akdeniz Bölgesinde Adana İline Bağlı bir ilçedir. Yüzölçümü 946 m2 dir. Doğuda Aladağ, Güneyde Karaisalı İlçeleri, Güneybatıda İçel(Tarsus), Batı ve Kuzeyinde Niğde(Ulukışla – Çamardı) illeri ile çevrilidir. Adana ili’ nin Batı kesiminde, orta Toroslar dan Ala dağlar ve Balkan dağlarının engebelendirdiği ilçe toprakları çakıt suyunun aktığı çakıt vadisi körkün suyunun aktığı kamışlı vadisiyle kuzey- güney doğrultusunda derinlemesine yarılmıştır. Bolkar dağları, batıda Niğde ili ile doğal bir sınır oluşturur. Sıra dağların ilçe sınırları içindeki doruları 3095 metreyi bulan karanfil dağı ile Ak dağ(2424 metre) Pozantı dağı (2703 metre) ve karınca dağı (1840 metre) dir. Bu dağ silsilelerinin arasındaki vadileri, ilçenin bütün oluşumlarını yer aldığı can damarları olarak nitelemek mümkündür. Zira ekilip dikilen araziler, ya bu vadilerde ya da bu vadilere bakan dağ eteklerinde oluşmuştur. Ekonomik ve sosyal yönden ilçeye hayat veren E-90 Karayolu, Haydarpaşa-Bağdat Demiryolu Pozantı- Çamardı devlet Karayolu bu vadilerin kucağında yer almıştır. Ayrıca Yumurtalık Orta Anadolu rafinerisine bağlayan BOTAŞ petrol boru hattı da çakıt vadisinden geçmektedir. Geçmişten bu güne Pozantı’yı Önemli kılan da bu doğal çeşitlerin oluşturduğu ulaşım hattında bir düğüm noktası olmasıdır. ARAZİ DURUMU Tarımda kullanılan Arazi 49.800 da Çayır Mera Arazisi 35.000 da Koruluk - Ormanlık 637.360 da Tarla Arazisi 29.550 da Bağ-Bahçe Arazisi 19.450 da Sebze arazisi 800 da HAYVAN VARLIĞI Değişik yaşama ortamlarının bulunduğu ilçe topraklarında farklı yaban türleri bulunur. Bunlar; tilki, tavşan, sincap, dağ keçisi, yaban domuzu, canavar,(kurt), sansar, vaşak, gelincik, atmaca, alaca kuş( kartal), karga, porsuk, köstebek ve kirpi gibi hayvanlarla keklik (kınalı keklik ve ur kekliği). Ur kekliği karanfil dağı gibi yüksek yarlerde yaşamaktadır. Ve bu keklik türünün eti 4-5 kg kadar gelmektedir. Güvercin, lap güvercini, dağ güvercini, ardıç kuşu, bülbül, serçe, karatavuk, üveyik, bıldırcın, cırrık, .......vb gibi kuşlar vardır. Yüksek kayalıklı dağlarda yaygın olarak geyikler yaşarken, yanında ırmak boylarında ördeklere rastlanılmaktadır. Ancak dağ keçisi, tavşan ve keklik aşırı , bilinçsiz avlanma sonucu yok olmayla yüz yüze gelmiştir. Bu yüzden dağ keçileri korumaya alınmış, ancak kaçak avlanmalar burada yaşayan bu hayvan türlerinin varlığını hala tehdit etmektedir. Çakıt ve Körkün Çaylarında bir miktar sazan balığı yaşamakta, Körkün çayında çoğu zaman alabalığa da rastlanılmaktadır. Körkün çayında bulunan Alabalıkların özelliği eti pembe Eti çiftlik balığından çok daha lezzetlidir. Balıklar da yanlış ve bilinçsiz avlanma sonucu (suya elektrik verme, dinamit atma ... vs.) yok olmakla karşı karşıyadır. AKARSULARIMIZ İlçe akarsularının rejimi düzensiz olup, suyu bol olan , sağlam kaynaklı olanların dışındaki bir çok derenin suları yaz ortalarında tamamen kurur. İlçede belli başlı akarsular şunlardır. KÖRKÜN ÇAYI: Niğde ili, Çamardı ilçesi sınırlarından doğan Körkün Çayı’na ilk doğduğu yerde Ecemiş adı verilir. Aşçıbekirli köyü yakınlarında Deli Çay , Kamışlı Köyünde ise Öz olarak anılır. İlçe sınırlarını terk ettikten sonra bu çay Seyhan Barajına dökülür. Ayrıca Körkün çayı Kamışlı Vadisinde ekip dikilen arazilerin büyük bir çoğunu sulama kanalları vasıtasıyla sular. Sulama kanallarından Hamidiye Köyü % 75 , Dağdibi köyü % 80, Kamışlı Köyü %50, Yazıcak köyü %30, Aşçıbekirli Köyü %80, alan olarak yararlanmaktadır. |
ÇAKIT ÇAYI:
Niğde ili sınırlarından gelen Çiftehan Çayına, daha önce Ömerli deresini kendisine katan Kırkgeçit deresiyle birleşmesinden oluşan Çakıt Çayı, Uzun Müddet E-90 Karayolu ile paralel aktıktan sonra Belemedik köyünde ilçe sınırlarını terk ederek Seyhan Barajına dökülür. Burada Niğde İli sınırında, Çıktığı yerde Çakıt Çayı’na birleşen, Alpu köyü sınırları içerisinde kurulan bir şişeleme fabrikasında bir miktarı şişelenip içme suyu olarak değerlendirilen ve Pozantı ismiyle özdeşleşen Şeker Pınarı kaynak suyunu da kaydetmek gerekir. BİTKİ YAPISI İlçe toprakları tabii bitki örtüsü yoğunluğu ve çeşitliliği bakımından pek çok değişiklilik arz eder. Doğu batı ve Güneyinde uzanan dağ sıralarının yüksek yamaçları kızıl çam, karaçam, köknar, sedir, katran, ladin, ardıç ve yağ ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarla kaplıdır. Yer yer meşe gürgen, dişbudak gibi geniş yapraklı ağaçlara da rastlanır. Dere yataklarında çınar, ılgın gibi ağaçlarla özellikle Kamışlı Vadisinde, Körkün Çayı kenarında kavak ve söğüt bol miktarda yetişir. İlçe genel olarak orman ve yeşilliklerle kaplıdır. Ancak ilçenin kuzeybatı kesimleri ( Yazıcak köyü, Yağlı taş Köyü, Yukarı Belemedik Köyü, Kara kışlakçı Köyü, Dağ dibi köyü sınırları) orman alanları bakımından oldukça fakirdir. Ancak Orman Bakanlığı yeni bir proje ile bu alanların tamamını teras yapıp fidan dikerek ağaçlandırmaya çalışmaktadır. Bu alanları bu hale gelmesinde bilinçsizce yapılan kesim ve kömür elde etmek amacıyla yakılmak suretiyle yakın tarihlerde insan eliyle yok edilmiştir. Bundan 70- 80 yıldan önceleri. İlçemiz dağlarında dağ çayı (ada çayı), kenger, çiğdem, altın otu, bayam( badem), alıç, çıtırmık, dağ armudu, kızılcık kirazı, sumak, nevruz çiçeği, keven otu gibi bitki ve ağaçlar, gelincik, papatya, sümbül, lale, gibi çiçekler görülürken, dere boylarında da böğürtleğen, kuşburnu gibi çalılıklara rastlanılmaktadır. İKLİM DURUMU Pozantı, İç Anadolu karasal iklim kuşağı ile Akdeniz geçiş dağ iklimi sınırında yer alır. Ancak, iklim İç Anadolu karasal iklim özelliklerine benzerlik gösterir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Nem oranı düşüktür. İlçenin coğrafi konumu nedeniyle kuzey yönden esen rüzgarlar etkilidir. Rüzgarların yönü vadiler doğrultusundadır. Kuvvetli esen poyraz yer yer erozyona sebep olmaktadır. Halk bu iklim özelliğini “ Yazın toz altı, kışın buz altı, olmaz olsun Pozantı” deyimiyle anlamlandırmaktadır. Güneyden esen rüzgarlar ise genellikle bahar aylarında esmektedir. Genellikle nem ve yağış getirir. İlçe her ne kadar Adana sınırlarında olmuş olsa da kışın kar yağışı eksik olmaz. Yüksek dağlarda kar kalınlığı bazı senelerde 3 metreye kadar ulaşmaktadır. Çığ kayması çok nadir görülür. Yıllık yağış miktarı 715,2 kg dir. 1964 yılından bu yana tespit edilen en yükseklik 1987 Ağustos ayında 39,8 c , en düşük sıcaklık ise 1991 şubat ayında –19,8 c dir. En yüksek sıcaklıklar Temmuz-ağustos aylarında (ortalama 25 c ) görülürken, buna paralel olarak, Temmuz-Ağustos aylarında yağış oranı iyice düşmektedir. En düşük sıcaklıklar Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında da en çok yağış görülür. İlçede karasal iklim hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak kışlar soğuk ve yağışlıdır |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:24 . |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist