![]() |
Adana Sözlü Tarih
BİR ADANA EFSANESİ ŞAHMERAN VE LOKMAN HEKİM EFSANESİ Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran'a ***ürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehli***e atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran'la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran'dan izin ister. Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder. Yeryüzünde normal hayatına dönen adam, Şah-meran'ı gördüğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir, bütün büyücüleri toplayarak, bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi, Şahmeran'm bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler. Şahmeran'ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama ***ürüp soydurarak, Şahmeran'ı gören kişiyi bulur. Adam, Şahmeran'ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran'a bütün gerçekleri anlattıktan sonra, ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: "Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum" diyerek kendisini öldürmesini, ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa, dünyadaki bütün yılanlar, insanlardan öç almaya kalkacaklardır. Daha sonra: "Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. iç ki Lokman Hekim olasın" diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara, adamın misafiri olarak gideceğini, çok uzun yıllar dönmeyeceğini, kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran'm dediklerini yapar. Vezir ölür, kız iyileşir, kendisi de Lokman Hekim olur KAYNAK:Yrd.Doç.D r. Refıye Şenesen Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi. |
GÜLEK BOĞAZI'NDAKİ EJDERHA İLE KRAL KIZININ EFSANESİ
Toros Dağlan'nda bulunan Gülek Geçidi'nde, bir kızla ejderhaya benzetilen şekillerle ilgili olarak şu efsane anlatılır: Çok eski çağlarda Toros Dağları'nın tepesinde bir kral kızı yaşarmış. Dağların çevresi çok sık bir ormanla çevrili olduğu için buralarda dolaşmak tehlikeliymiş. Çünkü ormanda büyük bir ejderhanın yaşadığı söylenirmiş. Kral da kızma sık sık çevreyi tek başına dolaşmamasını söylermiş. Günlerden bir gün, kızın canı çok sıkılmış ve ormanda dolaşmaya karar vermiş. Bir süre gezdikten sonra dik ve sarp bir kayalığın üzerine oturarak Gülek Boğazı'nı seyretmeye başlamış. Birden büyük bir gürültü duymuş. Aşağı baktığında kayalıklardan ejderhanın geldiğini görmüş. Ne yapacağını şaşırmış. Kurtulamayacağını anlayınca: "Allah'ım, beni ejderhaya yem yapacağına burada taş yap daha iyi." diyerek Tanrıya dua etmiş. Kızın duasını kabul eden Tanrı hem kızı hem ejderhayı orada taşa çevirmiş. KAYNAK:Yrd.Doç.D r. Refıye Şenesen Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi |
TAŞKÖPRÜ'NÜN KURULUŞ EFSANESİ
Adana'da, Seyhan Nehri üzerinde bulunan tarihi Taşköprü'nün kurulması ile ilgili olarak birçok söylenti vardır. Bunlardan bir tanesi de şöyledir: Adana'da bir padişah yaşarmış. Padişahın kızı bir yılanın ölümüne sebep olmuş. Bu yılanın eşi, kızı öldürmek için peşine düşmüş. Padişah bunun farkına varmış. Kızını tanıdığı birisinin evine saklamış. Evden çıkması yasak olan kız, bir gün dayanamayarak bahçeye çıkmış ve elma toplamaya başlamış. Bunu gören yılan, kızı sokarak öldürmüş. Padişah da kızının anısına Taşköprü'yü yaptırmış. Halk bugün bile padişahın, yıkıldığında yeniden yaptırılabilsin diye köprünün altına para ve altın koyduğuna inanır KAYNAK:Yrd. Doç. Dr. Refiye Şenesen Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. TDE Bölümü |
ULUCAMİ EFSANESİ
Adana'nın tarihi camilerinden Ulucami, Ramazanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Caminin yapımı ile ilgili olarak şöyle bir efsane anlatılır: Ramazanoğlu'na bir gece düşünde, cami yaptırmasını söylerler. O da bu günkü Ulucami'yi yaptırmaya karar verir. Caminin temeli atılır. Bir gece yine düş görür. Kendisinden çocuğunun kanını caminin temeline akıtması istenir. Ramazanoğlu'nun bir tek erkek çocuğu vardır ama, "Allah bir tane daha verir." Diyerek O'nu kurban etmeye karar verir. Temeli atan ustalara: "Çocuğumun kanını temele akıtın ama ben görmeyeyim. Kanlı gömleğini getirin yeter" der. Ustalar "Bey'in bir tane çocuğu var o da kesilmez" diyerek, yoldan geçen garip, bir çocuğu keserler. Kanlı gömleğini Bey'e ***ürürler. Aradan zaman geçer. Bey, çocuğunun ölmediğini anlar. Temel atan ustaları çağırır ve hangi çocuğun kanını akıttıklarını sorar. Oradan geçen garip bir çocuğun kesildiğini öğrenince ustalara |
Adana Cami ve Mescitleri
Ulu Cami (Seyhan) Ulu Cami, Ramazanoğullarından Halil Bey tarafından 1527’de yapımına başlanmış, 1544’de de oğlu Piri Mehmet Bey tarafından tamamlanmıştır. Adana’nın Ziya Paşa Parkı’nda bulunan bu caminin yanında türbesi, medresesi ve meşruta evleri bulunmaktadır. XVI.yüzyılda yapılan bir Osmanlı eseri olmasına rağmen mimari yapısında Emevi, Selçuklu, Memluklu etkileri de görülmektedir. Caminin duvarları siyah ve beyaz renkli mermer taş bloklarından yapılmıştır. 32.50x34.50 m. ölçüsündeki camiye doğu ve batısındaki iki ayrı kapıdan girilmektedir. Siyah ve beyaz renkli mermer taş blokları ile yapılmış olan her iki giriş kapısında da Ramazanoğlu Halil Bey’in temellerini attığını belirten h.913 (1513) ve h.948 (1541) tarihli kitabeleri bulunmaktadır. Bunlardan Selçuklu üslubunda yapılmış olan batı kapısında iki yılan kabartmasının bulunduğu bir kubbesi ile bir yazıt daha dikkati çekmektedir. Caminin ibadet mekanını örten büyük kubbe 12 köşeli bir kasnağa oturmuştur. Kıble duvarı XVI.yüzyılın İznik çinileri ile süslü olup, buradaki mihrabın üstü yine aynı şekilde İznik çinileri ile bezenmiştir. Oldukça sade beyaz mermerden minberinde h.916 (1520) tarihi ile Piri Mehmet Paşa’nın ismi okunmaktadır. Doğu kapısının yanında tek şerefeli, üzeri saçakla örtülü minaresinin gövdesi dört köşe bir kaide üzerine, sekiz köşeli renkli taşlardan yapılmıştır. Caminin doğu bitişiğinde 29x30 m. Ölçüsündeki medrese 1540 yılında güneydoğusundaki Ramazanoğlu türbesi 1541 tarihinde yapılmıştır. Caminin yanında Vakıf Sarayı ve Tuzhanı bulunmaktadır. Kaynaklarda Vakıf Sarayı’nın harem dairesi, Tuzhanının da selamlık olduğu yazılıdır. Yapı topluluğunun güneyindeki Ziya Paşa Parkı’nda Ziya Paşa’nın mezarı bulunmaktadır |
Eski Cami (Yağ Camisi) (Seyhan)
Ramazanoğulları döneminde XV.yüzyılda şehrin merkezinde, eski Belediye Caddesi’nde Büyük Çarşı denilen semttedir. Bertrandon da la Brokiel bu caminin olduğu yerde St.Jean Kilisesi’nin bulunduğunu belirtmiştir. Evliya Çelebi de bu camiden söz ederken aynı yerde eski bir kilisenin olduğunu yazmıştır. Bugünkü cami Selçuklu mimarisi özelliğini göstermektedir. Eski kilisenin temelleri ve kalıntıları üzerine oturtulan bu caminin mihrabının eski apsisden kaldığı sanılmaktadır. Selçuklu üslubunu yansıtan sarı taştan son derece görkemli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin medrese kapısındaki yazıta göre Ramazanoğlu Halil Bey’in isteği ile 1501’de, kiliseden camiye dönüştürüldüğü, 1525’te minaresi, 1558’de Piri Mehmet paşa tarafından medresesinin yaptırıldığı öğrenilmektedir. Selçuklu Ulu Cami plân düzeninde olup, ibadet mekânı dikdörtgen biçiminde dört sıra sütunla beş nefe ayrılmıştır. Yeni Cami (Seyhan) Adana Özeller Caddesi’nde bulunan bu caminin avlu kapısı üzerindeki iki yazıttan 1724’te Adana’nın zenginlerinden Abdülrezzak Antaki’nin camiyi, 1729’da Abdullah bin Ali Paşa’nın da minaresini yaptırdığını öğreniyoruz. Halk arasında Antaki ismiyle de tanınan bu camide Memluklu mimarisinin etkileri açıkça görülmektedir. Dikdörtgen plân düzeninde, kesme taştan caminin güney duvarı taş işçiliği ile dikkati çekmektedir. İbadet mekânı iki paye ve dört sütunun taşıdığı 10 küçük kubbe ile örtülüdür. Yakın tarihlerde de caminin önüne oldukça geniş bir son cemaat yeri eklenmiştir.Güneybatı yönünde şerefesi saçakla örtülü, gövdesi zikzak süslemeli minaresi bulunmaktadır. |
Akça Mescit (Seyhan)
Ramazanoğulları’ndan Akça Ağa tarafından 1409 yılında yaptırılmıştır. Cami 1770, 1830, 1867 ve 1959 yıllarında önemli onarımlar geçirmiştir. Selçuklu mimari özelliklerinin açıkça görüldüğü bu camide, giriş kapısı çevresini kuşatan bordürler tam bir Selçuklu eseridir. Ayrıca buradaki taş süslemeler ile geometrik şekiller arasına yerleştirilmiş kuş figürlerinin de dini bir yapıda kullanılmış olması oldukça dikkat çekicidir. Büyük ölçüde köfeki taşından yapılan bu cami, dış görünüşü itibarı ile aynı zamanda bir türbeyi andırmaktadır. İbadet mekânı 7.30x7.30 m. ölçüsünde kare plânlıdır. İbadet mekânının üzeri yüksek bir kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı üzerinde dört satırlık h.1184 (1770) tarihli onarım kitabesinde Hasan Ağa tarafından yeniden onarıldığı yazılıdır. |
Hasan Ağa (Hasan Kethüda) Camisi ( Seyhan)
Ali Ağa Mahallesi’nde Yağ Camisi’nin arkasındadır. Ramazanoğlu Halil Bey’in kölesi Hasan Kethüda ile diğer azatlı köle Atike tarafından 1558 yılında yaptırılmıştır. Yapının mimarı bilinmemekle beraber bazı kaynaklarda Mimar Sinan’ın eseri olduğu belirtilmişse de, bu konu açıklık kazanamamıştır. Cami 1813 yılında büyük bir onarım görmüştür. Kesme taştan yapılmış olan cami, dört yuvarlak sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülü iki bölüm halindedir. Bunlardan camiyi örten büyük kubbe dört duvar üzerine oturmaktadır. Son cemaat yeri iki bölüm halindedir. İbadet mekânı 10.70x10.70 m. ölçüsündedir. Müezzin mahfili ve mihrabı ağaçtan olup, siyah ve beyaz mermerlerle bezenmiştir. Tek şerefeli minaresi kesme taştan klasik üslupta olup, 1730’da yapılmıştır. Giriş kapısının kuzey duvarı bitişiğinde Lale Devri’nde yapılmış bezemeleri andıran oymalı süsler dikkati çekmektedir. Caminin ilk kitabesi yerinde bulunmamaktadır. Adana’dan 1671’de geçen Evliya Çelebi’nin imzalı bir yazıtı caminin güney duvarındadır. Caminin bahçesinde Piri Mehmet Paşa tarafından öldürülen Hasan Ağa’nın mezarı bulunmaktadır. Ulu Caminin yapımını yöneten Hasan Kethüda buradan arttırdığı malzemeyle, ondan daha güzel olduğu söylenen bu camiyi yaptırmıştır. Söylentiye göre buna kızan Piri Mehmet Paşa Onun başını kestirmiştir |
Hoşkadem Cami (Kozan)
Kozan İlçesi’nde çarşı içerisindedir. Memluklu Emiri Abdullah Hoşkadem tarafından 1448’de yaptırılmıştır. Ulu Cami plân düzeninde olan bu yapı Memluk mimarisi üslubundadır. Kesme taştan dikdörtgen plânlı caminin giriş kapısı renkli mermerlerle süslü olup, içerisi çok az sayıda pencere ile aydınlatılmıştır. Zeminden yüksek olan camiye on bir basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Tek şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır. Kurtkulağı Camisi (Ceyhan) Adana ili Ceyhan İlçesi’ne 30 km. uzaklıkta, Eski Halep kervan yolu üzerinde bulunan Kurtkulağı Camisi, kuzey duvarındaki kitabesinden öğrenildiğine göre h.1010 ( 1601) yılında Haydar Ağa tarafından yaptırılmıştır. H.1070 (1659) yılında yanına bir de kervansaray eklenmiştir. Kesme taştan yapılmış olan cami iki bölümden meydana gelmiş olup, dikdörtgen planlıdır. Önünde duvarlarla çevrilmiş olan küçük avlunun kıble yönünün üzeri de kapatılmış ve eyvanlı yazlık bir bölüm haline getirilmiştir. Caminin ikinci bölümünü oluşturan dikdörtgen planlı bölümün üzerini iki büyük sekizgen kasnaklı kubbe örtmektedir. İbadet mekânında iki sıra halinde altışar sütun bulunmaktadır. Caminin dikkat çeken bölümü ilk yapılışına ait olan minaresidir. Kuzeydoğu köşesinde, avlu giriş kapısı üzerinde küçük ölçüdeki bu minare bugün yeni yapılmış olan minare ile büyük bir tezat oluşturmaktadır. Minarenin boyu öylesine kısadır ki şerefe çıkıntısı caminin beden duvarları ile aynı düzeydedir. Caminin kuzeybatı köşesinde 1960’lı yıllarda yapılmış olan briket minare bulunmaktadır. |
Ulu Cami (Ceyhan)
Camiyi Koban göçmenlerinden Abdülkadir Ağa 1868’de yaptırmıştır. Mimari yönden önemi olmayan bu cami, 1946 yılında genişletilmiştir. Duvarları tuğla ile örülü olup, son eklemelerle kubbe sayısı 15’ten 25’e çıkarılmıştır. Cuma Fakih Mescidi (Seyhan) Ulu Cami Mahallesi’nde Kale Kapısı semtindedir. Cuma Fakih tarafından 1541’de yapılan camiyi, Mehmet Zabit ve Mehmet Arif kardeşler 1891’de onarmışlardır. Küçük ve basit bir yapı olup, duvarlarında yuvarlak kemerli ikişer penceresi bulunmaktadır. Alemdar Mescidi (Seyhan) Başocak Mahallesi’nde Alemdar Hacı Mustafa Hasan Ağa tarafından 1748’de yaptırılmıştır. Üzeri kubbe ile örtülü, kare plânlı küçük bir camidir. Duvarlarında ikişer penceresi vardır. Mihrabındaki zikzak bordür dışında herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır. Ali Dede Mescidi (Seyhan) Ali dede Mahallesi’ndedir. Urfa Valisi Mehmet Paşa tarafından 1704’te, Ali Dede’nin adına yaptırılmıştır. Kare biçiminde tek kubbeli, küçük bir cami olup, 1952 yılında batı duvarı yıkılarak yanına kemerli bir yapı eklenmiş ve cami büyütülmüştür. Son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlanmış sütunlar üzerine oturtulmuş küçük kubbelerle örtülüdür. Hasır Pazarı Mescidi (Seyhan) Yağ Camisinin yakınında Hasır Pazarı Sokağı’ndadır. XVII.yüzyıldan kalan bu caminin banisi bilinmemektedir. Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda kare plânlı, küçük kubbeli bir camidir. Memiş Paşa Camisi (Seyhan) Sofubahçe Mahallesi’nde Valilik binasının yakınındadır. Adana Valisi Memiş Paşa tarafından 1825’te yaptırılmıştır. Bu caminin bulunduğu yerde eskiden Havutoğlu Mescidi bulunuyordu. Mimari yönden önem taşımamaktadır |
Mestanzade Camisi (Seyhan)
Mestanzade Mahallesi’ndedir. Ramazanoğulları’ndan Mestanzade Hacı Mahmut Ağa tarafından 1682’de yaptırılmıştır. Kesme taştan kare planlı bir cami olup, üzerini küçük bir kubbe örter. Duvarlarında sivri kemerli ikişer pencere bulunmaktadır. Helvacı Musaoğlu İsmail (Çankaya) 1948 yılında minaresini yenilemiştir. Ayrıca Pazar Caddesi’ndeki Mestanzade Hamamı da bu caminin vakfıdır. Şeyh Zülfa Camisi (Seyhan) Hürriyet Mahallesi, Depo Caddesi’ndedir. Şeyh Zülfa (Zilo) tarafından 1844’te yaptırılmıştır. Kesme taştan kare plânlı olup, küçük bir kubbe ile üzeri örtülüdür. Mihrap ve minberi oldukça sadedir. Şeyh Zülfa’nın mezarı da mescidin bahçesindedir. Yeşil Mescit (Seyhan) Tepebağ Mahallesi’ndedir. Gencizade Hacı Mahmut tarafından 1751’de yaptırılmıştır. Kubbesini örten yeşil kiremitlerden ötürü de halk arasında Yeşil Mescit olarak tanınmaktadır. Sarı renkli kesme köfeki taşından olan cami, kare plânlıdır ve üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Adana Müzesi’nce 1941’de, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından da 1965 yılında onarılmıştır. Caminin yuvarlak kemerli giriş kapısı üzerindeki h.1165 (1751) tarihli iki satırlı yazıtta ismi geçen medreseden bugün hiçbir iz kalmamıştır. Ayrıca caminin kıble duvarı üzerinde de iki yazıt daha bulunmaktadır. |
Sabancı Merkez Camisi (Seyhan)
Adanalı olan Hacı Sabancı, il merkezindeki meydanda 1988 yılında Sabancı Merkez Camisi’nin temellerini atmış, caminin yapımı sürerken Hacı Sabancı’nın ölümü üzerine ailesi tarafından tamamlanmıştır. Caminin 65.000 m2’lik arsası Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmiş, Adanalı hayırseverlerin de maddi katkıları ile cami 1998’de tamamlanmıştır. Klasik Osmanlı mimari üslubunda inşa edilen cami Sultanahmet Camisi ile Selimiye Camisi’nin özelliklerini yansıtmaktadır. İbadet mekânını 32 m. çapında 54 m. yüksekliğinde bir kubbe örtmektedir. 6 minareli olup, 16 şerefelidir. İbadet mekânını örten kubbe, yarım ve çeyrek kubbelerle desteklenmiştir. Ayrıca çevre duvarlarındaki vitraylı pencerelerle içerisinin aydınlatılması sağlanmıştır. Kemeraltı Camisi (Seyhan) Adana ağabeydin paşa Caddesi’nde Tarsus Kapısı denilen yerde bulunan Kemeraltı Camisi, Savcıoğlu Hacı Mustafa isminde bir kişi tarafından 1599 yılında yaptırılmıştır. Caminin yapıldığı dönem Ramazanoğlu Piri Paşa’nın emirliği zamanına rastlamaktadır. Bugün Adana Müzesinde bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre caminin yanında bir de medrese vardı. Ancak bu medrese günümüze ulaşamamıştır. Kemeraltı Camisi oldukça sade bir yapı olup, kesme taştan kare planlıdır. Caminin kuzey ve doğu cephelerinde üzerleri kubbeli son cemaat yeri bulunuyordu. Son derece sade olan bu caminin içerisinde önemli bir bezemesi olmadığı gibi minaresi de yanında, kesme taş kaide üzerinde tek şerefeli ve yuvarlak gövdeli idi. Tuz Hanı Mescidi (Seyhan) Adana Ulu Camisi’nin bulunduğu yerde olan Tuz Hanı’nın günümüze yalnızca avlusu ile mescide bitişik hamamı gelebilmiştir. Mescit XV.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Cami kare planlı olup, üzerini yüksek kasnaklı sivri külahı andıran bir kubbe örtmekted |
Adana Türbeleri
Ramazanoğlu Türbesi (Seyhan) Ulu Caminin güneydoğusuna bitişik olan Ramazanoğulları türbesini Piri Mehmet Paşa 1541 yılında, Ramazanoğulları beyleri için yaptırmıştır. Türbe, 5.50x6.30 m. ölçüsünde olup, biri cami içerisinden, diğeri de dışarıdan olmak üzere iki kapıdan girilmektedir. Türbenin iç duvarları yarısına kadar XVI.-XVII.yüzyılın İznik ve Kütahya çinileri ile kaplıdır. Türbenin üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Türbe içerisinde üç sanduka bulunmaktadır. Bunlar: Ramazanoğlu Davut’un oğlu Emin Halil Bey (ö.1510) Emin Halil oğlu Piri Paşa’nın oğlu Mehmet Bey (ö.1534) Piri Mehmet Paşa’nın oğlu Mustafa Bey (ö.1552 |
Şehit Duran Mezarı (Seyhan)
Adana, Seyhan Nehri set duvarı boyunda Papaz’ın bahçesi yolu üzerindedir. Adana’nın ilk İstiklâl Savaşı şehitlerinden Duran, 1920 yılında Fransızlara karşı savaşırken şehit olduğu yere gömülmüştür. Adana Mücahitler Derneği ve halkın yardımı ile mermer mezarı üzerine şu kitabe konulmuştur: “Ey son deminde son kurşunuyla şehit olduktan sonra eli tetikte duran, Bu hür ovanın, hür beldenin aslan çocuğu Duran, Yazılsın destanın ve hatırana okunsun, Mevlütlar ve okunsun Kur’an” d.1315-1336 Ziya Paşa Mezarı (Seyhan) Ulu Cami yanında, Ziya Paşa Parkı’ndadır. Şair Ziya Paşa (1825-1880) Adana Valisi iken ölmüş ve buraya gömülmüştür. Adana Valisi Abidin Paşa 1881 yılında bu mezarı yaptırmıştır. Çevresi 1961 yılında park haline getirilmiştir. Adana Valisi Mukadder Öztekin 1962’de bu mezarı onarmış ve Ziya Paşa’nın bir büstünü de parka koydurmuştur. Dur Hasan Dede Türbesi (Ceyhan) Ceyhan İlçesi’nin Durhasan Köyü’ndedir. XVIII.yüzyıl başında yapılan bu türbeyi 1870’de Yanyatıroğullarından Abidin Efendi onarmıştır. Bu türbede Tahtacı Türkmenlerinin piri sayılan Dur Hasan Dede’nin mezarı bulunmak |
Adana Köprüleri
Misis Köprüsü (Yüreğir) Ceyhan Irmağı üzerinde, Roma döneminde yapılmış bir köprüsür. IV.yüzyılda İmparator Constantinius'un ortanca oğlu Roma İmparatoru II.Flavius Julius Constantinus tarafından yaptırılmıştır. VI.yüzyılın ortalarında Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından onarılmıştır. Eski Adana-Halep kervan yolu bu köprünün üzerinden geçmektedir. Dokuz gözlü olup, kesme taştan yapılmış bir köprüsür. Günümüze iyi durumda gelmiş olp, kullanılabilir durumdadır. |
Taş Köprü (Eski Köprü) (Seyhan)
Adana Kalesi'nin doğusunda, Seyhan Irmağı üzerindedir. Bu köprüye Seyhan Köprüsü veya Eski Köprü ismi de verilmiştir. Tarih boyunca kervan yollarının önemli bir noktasıdır. Aynı zamanda askeri yönden de yararlanılmıştır. Roma İmparatoru Hadrianus (117-138) tarafından yaptırılmıştır. Adana Arkeoloji Müzesindeki mermer bir yazıttan, köprünün Mimar Aujaentios tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir. Köprü VI.yüzyılın ortalarında onarılmıştır. Bunun ardından Abbasi halifeleri Harun ül Reşit ve Memun, Osmanlı döneminde Sultan III.Ahmet, Sultan Abdülmecit ve Sultan II.Abdülhamit tarafından onarılmıştır. Köprünün son onarımı 1949'da yaptırılmıştır. Abbasi Halifesi Memun köprünün giriş ve çıkışına kapı ve mazgal gibi ilaveler yaptırmış ve köprüden geçenlerden para alındığı Evliya Çelebi'den öğrenilmektedir. Abbasi Halifesi Harun Reşit köprüyü kale ile birleştirmiştir. Evliya Çelebi'nin değindiği kapı ve mazgallar günümüze gelememişse de kale duvarı ile bazı kalıntıların izleri dikkati çekmektedir. Köprü 319 m. uzunluğunda ve 13 m. yüksekliğindedir. yanlardan ortaya doğru yükselen 21 kemeri bulunmaktadır. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması görülmektedir. |
Adana Saat Kulesi
Saat Kulesi (Seyhan) Adana Ulu Cami mahallesi'nde Hükümet Caddesi uzerindedir. Saat Kulesi'nin üzerinde kitabesi olmamakla beraber Adana Valisi Abidin Paşa tarafından 1882 yılında yaptırıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda, Belediye Reisi Hacı Yunus Ağa'nın da Saat Kulesi'nin yapımında emeği geçmiştir. Adana'nın Fransızların işgali sırasında, Saat Kulesi Ermeniler tarafından tahrip edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 1925'te saatinin makinaları Almanya'dan getirtilerek yerine yerleştirilmiştir. Saat Kulesi kre prizma şeklinde olup 35 m. yüksekliğindedir. Halk arasındaki söylentiye göre bir o kadar yüksekliği de toprağın altındadır. Kulenin içerisinde hem yukarıya, hem de toprak altına inen bir merdiveni bulunmaktadır. Kulenin üzerinde baldaken şeklinde bir köşk olup, bunun dört tarafına saatin kadranları yerleştirilmiştir. yapıldığı dönemin şairlerinden fani Efendi bu kule ile ilgili bir dörtlük düşürmüştür: "Bir muazzam eserdir ki misli yok, naziri yok Zahiren saat çalar, manen hükümet seslenir. Ol Abidine eyler dua; Çünkü, andan ruz-u şeb vakt-i ibadet seslenir". Fani Efendi bu dörtlük ile her yarım saat ve tam saatte çalan saate göre, dairelerin ve resmi görevlilerin işe başlayıp bitirdiklerini anlatmak istemiştir. |
Adana Kervansarayları
Havraniye (Misis) Kervansarayı (Ceyhan) Misis’in 1 km. güneyinde Ceyhan Nehri kıyısında, Ceyhan İlçesi’ne bağlı Havraniye (Geçitli) Köyü’ndeki Selçuklu dönemine ait bir kervansarayın yerine, Sultan IV.Mehmet’in isteği üzerine Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından 1660 yılında yaptırılmıştır. Kesme taştan duvarları ve giriş kapısı ayakta durmakta olup, diğer bölümleri yıkılmıştır. Yanında bir de mescidi bulunmaktadır. Batısındaki mescit, kare plânlı tek kubbeli bir yapıdır. Kervansarayın kitabesi Adana Arkeoloji Müzesi’ndedir. Kurtkulağı Kervansarayı (Ceyhan) Adana ili Ceyhan ilçesinin 12 km. güneydoğusunda, Kurtkulağı Köyü’nün 1 km. kuzeyindedir. Eski Halep kervan yolu üzerindeki bu kervansarayı Sultan III. Ahmet döneminde h. 1116 (1704) yılında Hüseyin Paşa bir menzil hanı olarak yaptırmıştır. Mimarı Mehmet Ağa’dır. Selçuklu kervansaraylarına benzeyen kale görünümündeki bu yapı 23.60x45.75 m. ölçüsündedir. Kervansaray enine uzanan, birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmış payelerle üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzeri boydan boya beşik tonozlarla örtülmüştür. Büyük kesme taşlardan yapılmış olan duvarları muntazam bir taş işçiliği göstermektedir. Doğusundaki giriş kapısından içerisine girilen kervansarayın çevresindeki odalar, sivri kemerli, ikişer pencereli olup, üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Ayrıca avlusunda çeşmesi ve büyük bir de havuzu bulunmaktadır. Kervansarayın kitabesi Adana Arkeoloji Müzesi’ndedir. Soluhan Kervansarayı (Kozan) Adana ili Kozan ile Feke ilçeleri arasında, Torosların Horzum yaylası yakınındadır. Eski Kayseri-Kozan kervan yolu üzerinde olan bu kervansaray, Orta Çağdan kalma bir eserdir. Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Ancak günümüze çok harap bir durumda gelebilmişt |
Adana Kaleleri
Adana Kalesi (Seyhan) Seyhan Irmağının ve Taşköprü’nün batı bitişiğindeki höyüğün üzerinde bulunmaktadır. Abbasi Halifesi Mehdi ile oğlu Halife Harun-ür Reşid (764-809) bu kaleyi 781’de bir İlkçağ kalesinin üzerine yapılmıştır. Adana’yı 1836’da ele geçiren Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa kaleyi yıktırmıştır. Savunma hendekleri ile çevrili surlar 300 m. Uzunluğunda idi. Bugüne sadece kule ile sur yıkıntıları gelebilmiştir. Yontma taştan yapılmış olan kale, Abidin Paşa Caddesine Tarsus Kapısı, Taşköprüy’e de kale kapısı ile bağlı bulunuyordu. Anavarza (Anazarba) Kalesi (Kozan) Kozan İlçesi’nin 22 km. güneydoğusunda, Dilekkaya (Anazarba) Köyü’nün 2 km. uzağındadır. Sombaz Çayının Ceyhan’la birleştiği yerin 8 km. kuzeyinde, bir ada gibi yükselen tepe üzerindedir. MÖ.IX.yüzyılda Asurlular tarafından yaptırılan kale, Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanılmıştır. MS.17 yılında kalenin Romalıların eline geçmesinden sonra Anavarza’da tanrılar ve imparatorlar onuruna Tarsus’taki kadar gösterişli ve görkemli oyunlar düzenlenmiştir. Roma İmparatoru Caracalla bu kente yakınlık duymuş ve kent paralarına Metropolis (başkent) damgasını bastırtmıştır. Kale, çeşitli dönemlerdeki yer sarsıntıları ile dört kez yıkılmıştır. VI.yüzyıldaki bir depremde yıkılan kale, Bizans İmparatoru Iustinianus zamanında onarılmış ve Araplara karşı bir sınır kalesi olarak kullanılmıştır. Abbasi Halifesi Harun-ür Reşid burayı 795’de ele geçirmiş, 797’de onartmış ve içine Horasan’dan gelen halkı yerleştirmiştir. Kale 963’te Bizans saldırıları sonucu yıkılmış, XI.yüzyılda Ermenilerin, sonra da Bizanslıların eline geçmiştir. Bizans İmparatoru Ioannes Kommenos 1143’te burada ölmüştür. Anavarza Kalesi ilk defa Ramazanoğulları Beyliği zamanında Türklerin eline geçmiş, XIV.yüzyıldan sonra kullanılmamış, kendi haline bırakılmıştır. |
Annaşa Kalesi (Pozantı)
Annaşa Kalesi Torosların en büyük geçiti olan Gülek Boğazı’nın girişindedir. 1671’de kaleyi gören Evliya Çelebi bu kaleden “mamur bir kale” diye söz etmiştir. Araplar ise “Hüsnûs-Sekalibe” demişlerdir. Bu isim, kaleyi yaptıranların büyük ihtimalle Azarbeycan’dan Çukurova’ya gelen İskitler olduğunu düşündürmektedir.Annaşa kalesi birkaç kez onarım geçirmiştir. Ayas (Kestanbol) Kalesi (Yumurtalık) Yumurtalık İlçesi’nin güneyinde, İskenderun körfezinde yer alan antik bir kentte yer almaktadır. Ortaçağ’a tarihlendirilmektedir. Kale ile küçük kule, XVI.yüzyılda, 1323’te memluklular, kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat seferi sırasında da Osmanlılar tarafından onarılmıştır. Günümüze kalenin yalnızca bazı burçları ayakta gelebilmiştir. Bucak Kalesi (Kozan) Kozan’ın 10 km. güneyinde Hamamköy’ün doğusunda yer almaktadır. Ortaçağ’a tarihlendirilen kaleden günümüze sadece bazı kısımları harap durumda gelebilmiştir. Dumlu (Ademondana) Kalesi (Ceyhan) Ceyhan’ın 17 km. kuzeybatısında Sağkaya bucağının Dumlu Köyü batısında, 70 m.-80 m. Yüksekliğindeki kalkerli bir tepe üzerindedir. Kalenin XII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Bu kale Adana-Kozan kervan yolunu gözetlemek amacıyla kurulmuştur. 800 m. Çevresi olan kale, sekiz burçludur. Ayrıca ovaya bakan doğu köşesinde bir de gözetleme kulesi bulunmaktadır. Kalenin tek kapısı doğu yönündedir. İçerisinde bazı yapı kalıntıları ile sarnıçlar bulunmaktadır. Kale çevresinde savunma hendeği ve sur kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca tepenin etrafında da bir takım kaya mezarları vardır. |
Yılanlı Kale (Ceyhan)
Ceyhan İlçesi’nin 8 km. batısında sarp kayalık bir tepe üzerinde eski kervan yolunu kontrol altında tutmak için yapılmıştır. Aynı zamanda bu kale Dumulu, Anavarza ve Kozan (Sis) dağ kaleleri zincirinin ilk kalesidir. Bu kale Gülek Boğazı’ndan Çukurova’ya yönelecek saldırıları ilk önleyecek savunma tesisidir. Orta Çağdan kalma bir Bizans kalesinin yerine kurulduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Bouillon komutasındaki Haçlı ordularının 1097’deki seferinde yapıldığı da ileri sürülmektedir. Günümüze oldukça iyi bir durumda gelebilen bu kale halk arasında Şahmeran Kalesi olarak da isimlendirilmiştir. Çevresi 700 m. Uzunluğunda olup dört cephelidir. Mazgallı burçlarla takviye edilmiş ikişer katlı sekiz burçla takviye edilmiş bir kaledir. Adana-Ceyhan yoluna bakan güney yönünde demirden tek kapısı vardır. İç kısımda her iki yöne çıkışı sağlayan merdivenler iyi bir durumdadır. Kale içerisindeki bölümleri yıkılmıştır |
Feke Kalesi (Feke)
Feke İlçesi’nin kuzeydoğusundaki bir tepe üzerindedir.Buradan geçen kervan yolunu kontrol etmek amacıyla XII.yüzyılda yapılmıştır. İlk kez Bizanslıların yaptırdığı, sonra da Selçukluların kullandığı kaledir. Dikdörtgen bir plân düzeni gösterir. Sekiz burcu ve bir gözetleme kulesi vardır. Günümüzde bu burçların yarıdan fazlası toprağa gömülmüş durumdadır. Kale içerisinde yapı kalıntılarının izleri bulunmaktadır. Tek giriş kapısı güney yönündedir. Haçin Kalesi (Saimbeyli) Saimbeyli İlçesi’ndeki Haçin Kalesi Orta Çağda kervan yolunun korunması için yapılmış bir karakol niteliğindedir. İlk ismi Badimon olan kaleden yalnızca iki burç günümüze ulaşabilmiştir. Bunun da nedeni çevresinde taş ocağının bulunuşundandır. Kalenin doğusundaki kayalıklarda mermer ev kalıntılarına ve çevrede de mermer sütun ve başlıklara rastlanması, burada bir yerleşim yerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Kazankaya Kalesi (Ceyhan) Ceyhan’ın Kurtkulağı Köyü’nün 1 km. kuzeyindeki bir tepe üzerindedir. Bu kale de Halep’e uzanan kervan yolunun korunması için karakol niteliğinde yaptırılmıştır. Kale, 250-300 m. Genişliğinde bir alana yayılmış olup, Asur, Pers, Roma ve Abbasi dönemine ait kalıntılarla karşılaşıldığından bu dönemlerde kullanıldığı sanılmaktadır. Ayrıca tepenin kuzeydoğu eteklerinde Abbasilere ait mezarlar, Asur ve Romalılara ait kaya mezarları ile çeşmeler bulunmaktadır. Kozan (Sis) Kalesi (Kozan) Kozan İlçesi’nin 1 km. batısındaki Tavşantepe üzerindedir. Buradaki kaleler zincirinin dördüncü kalesidir. Asurlular tarafından yaptırılmış, Romalılar tarafından da onarılmıştır. Bir ara Ermenilerin de kullandığı bu kaleye Sis Kalesi ismi verilmiştir. Adana’yı işgal eden Fransızlar buraya yerleştirdikleri toplarla Tufanlı Köyü’ne ateş açmışlardır. Kuzey ve güneyde birbirlerine surlarla bağlanan kale iki guruptan oluşmaktadır. Çevresi 6 km. ye kadar uzanan kaleler gurubunun, güney kesimindeki bir tepeye de iç kale yapılmıştır. Bu kalenin dört burcu, 20-30 basamakla inilen yer altı odaları, cephanelikleri ve yiyecek depoları bulunmaktadır. Ayrıca büyük ölçüde sarnıçlar da iç kısımlarda yapılmıştır. Kale duvarları üzerinde Asur, Pers, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış yazıtlar bulunmaktadır. Surların içerisinde Ermeni döneminde yapılmış manastırda ise, eski tarihlerde Pelesek Törenleri yapılmıştır. |
Kızıltabya Kalesi (Pozantı)
Gülek Boğazı ile Tekir Yaylası arasındaki Kızıl Tabya Kalesi’ni Mısırlı Hidiv İbrahim Paşa, güneyden gelebilecek saldırılara karşı gözetleme ve karakol niteliğinde yaptırmıştır. Aktabya Kalesi (Pozantı) Gülek Boğazı ile Tekir Yaylası arasındaki Kızıl Tabya Kalesi’ni Mısırlı Hidiv İbrahim Paşa, kuzeyden gelebilecek saldırılara karşı gözetleme ve karakol niteliğinde yaptırmıştır. Magargos Kalesi (Karataş) Karataş İlçesi’nin 5 km. güneybatısında bulunan, tarihte Dört Direkli ve Magargos isimleri ile tanınan eski bir liman kentini korumak amacıyla yapılmıştır. Hitit döneminde yapıldığı sanılan bu kale Orta Çağda yıkılmış, daha sonra Harun-ür Reşit’in oğlu Kasım Bey tarafından onarılmıştır. Bu kale aynı zamanda Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye (1517) isimli eserinde Od Kalesi olarak geçmektedir. Milvan Kalesi (Karaisalı) Karaisalı İlçesi’nin 8 km. kuzeybatısında Milvan Kale (Kara Kılıç) Köyü’nün yakınındadır. Orta Çağda yapılmış olan bu kale, karakol niteliğinde olup, günümüze ulaşamamıştır. Mabsuhestia (Misis) Kalesi (Yüreğir) Adana’nın 27 km. doğusunda Yakapınar’da (Misis) ve Misis Köprüsü’nün 200 m. Kuzeybatısındaki bir tepe üzerindedir. Bu kale de Hititler zamanında yapılmıştır. Bulunduğu yer bir akropol niteliğinde olup, Romalılar tarafından da kullanılmıştır. Abbasi Halifesi Mansur, 758’de kalenin surlarını onarmıştır. Ancak günümüze kalıntıları yıkık halde gelebilmiştir. Kastabala Kalesi (Bodrum Kalesi) (Ceyhan) Ceyhan Nehri kıyısında yapılmış olan Kastabala Kalesi, büyük olasılıkla Orta Çağ'dan günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kalenin eteklerinde Hierapolis Castabala antik kentinin bulunduğu sanılmaktadır. Günümüze harap durumda gelebilen kalede, Hitit, Asur ve Roma dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır. Buradaki antik kentin taşlarından yapılmış olan kalenin 8 burcu ve bir de gözetleme kulesi bulunmaktadır. Kale içerisinde Bizans dönemine ait bir kilise ile bir de su sarnıcı vardır. |
Adana Medreseleri
Ulu Cami Medresesi (Seyhan) Adana, Ulu Cami Mahallesi’ndeki Ulu Cami külliyesinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Ramazanoğlu Piri Mehmet paşa tarafından 1540 yılında yaptırılmıştır. Batı yönündeki portalden büyük bir avluya girilir. Avlu çevresinde medrese odaları ile birbirine bitişik iki büyük hücreden oluşan dershane bulunmaktadır. Avlunun doğu ve batı yönlerinde sıralanan medrese odaları dıştan düz bir çatı ile örtülmüşse de içeriden tonoz örtülü küçük kare hücreler şeklindedir. Medrese odalarının her birisi avluya birer pencere ve kapı ile açılmaktadır. Bu hücreler avlu zemininden biraz daha yüksekçe bir kaide üzerinde inşa edilmiş olup, üç kenarda U şeklinde sıralanmışlardır.Yapı topluluğu değişik dönemlerde onarılmış ve öğrenci yurdu olarak kullanılmıştır. Yağ Cami Medresesi (Seyhan) Adana Büyük Çarşıdaki Yağ Camisi’nin avlusu içerisindedir. Ramazanoğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 1558 yılında yaptırılmıştır. Medrese, dershane, medrese odaları, mutfaktan oluşmaktadır. Dershane kubbe ile, medrese hücreleri ise beşik tonozlarla örtülü olup, hücrelerin önündeki revaklar ahşap işçiliğinin en güzel örnekleridir |
Adana Pelesek Manastırı
Kozan (Sis) Kalesi’nin kuzey eteğinde Ermeni manastırıdır. Günümüze harap bir durumda gelebilen manastır, Vaftiz yağı törenleri ile eski dönemlerde tanınmıştır. Çevredeki çiçeklerden toplanan çiçek özleri ve yağlar bu manastırdaki altın kazanlarda kaynatılarak elde edilirdi. Buradan Türkiye dışındaki kiliselere de dağıtılırdı |
Adana Hanları
Gün Hanı (Seyhan) Ramazanoğlu Piri Mehmet paşa tarafından 1530 yılında yaptırılmıştır. 360 dükkânlı ve bedesteni olan bu han, tümüyle yıkılmış günümüze yalnızca giriş kapısı gelebilmiştir. Bu hanın yerine Vakıflar Çarşısı yaptırılmış, eski kapısı da 1960 yılında restore edilmiştir. Büyük sivri kemerli olan bu kapı kesme taştan olup, kemerinin her iki üst köşesinde birer Mührü Süleyman motifi bulunmaktadır. Tuz Hanı (Seyhan) Ulu Cami Mahallesi’nde bulunan bu hanın günümüze gelen yazıtından 1497’de Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir. Yapıldığı tarihlerden itibaren bu han içerisinde tuz satılmasından ötürü Tuz Hanı ismi verilmiştir. Hanın duvarları düzgün blok taşlardan yapılmış olup, yapının bir bölümü yıkılmış, sonraki yıllarda garaj olarak kullanılan hanın batı köşesinde de küçük bir mescidi bulunuyordu. Karataş Hanı (Karataş) Osmanlı menzil hamlarından bir örnek olup, giriş kapısı üzerindeki yazıtından 1782’de Mir Ali tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir. Günümüze harap bir şekilde gelmiş olup, kuzeydeki giriş kapısı ile doğu yönündeki duvarları tamamen yıkık bir durumdadır |
Adana Hamamları
Çarşı Hamamı (Seyhan) Adana Eski Belediye Caddesi’nde, Saat Kulesi’nin karşısında yer alan bu hamam, Adana’nın en eski ve en büyük hamamıdır. Ramazanoğlu Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 1529’da yaptırılmıştır. Yapıldığı tarihten itibaren yalnızca hamam ismi ile tanınmıştır. Çeşitli dönemlerde onarım geçirmiş, 1945 yılında ise Nuri Has tarafından restore ettirilmiştir. Hamam düzgün taşlarla örülmüş mermerlerle kaplanmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesi taş oymacılığının en güzel örneklerindendir. Hamam, 16.00x43.00 m. ölçüsünde olup, üzeri beş kubbe ile örtülmüştür. Yapıldığı dönemlerde suyu büyük dolaplarla ve oluklarla Seyhan Irmağı’ndan getirilmiştir. Irmak Hamamı (Yalı Hamamı) (Seyhan) Adana Hükümet Konağı yakınındaki bu hamamı Ramazanoğlu Halil Bey 1494 yılında eski bir Roma hamamı temelleri üzerine yaptırmıştır. Ramazanoğulları döneminde Paşa Hamamı ismiyle tanınan bu hamam suyunu Seyhan Irmağı’ndan almaktadır. Bu yüzden de Irmak Hamamı veya Yalı Hamamı isimleri ile de tanınmıştır. Hamam soyunmalık, soğukluk, sıcaklık ve külhan olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Mestan Hamamı (Seyhan) Mestanzade Hacı Mahmut Ağa tarafından Pazarlar Caddesi’nde Mestanzade Camisi’nin vakfı olarak 1682’de yaptırılmıştır. Kare planlı hamamın soyunma ve sıcaklık bölümleri birer büyük kubbe ile örtülmüştür. Soğukluk bölümü ise üç küçük kubbelidir. Hamamın çevresindeki su sarnıçlarından suyu sağlanmaktadır. Yeni Hamam (Seyhan) Sarı Yakup Mahallesi’nde bulunan bu hamamı, Musa Halıoğlu Mustafa 1720 yılında yaptırmıştır. Kubbeli olan hamam mimari yönden fazla bir özellik göstermemektedir. |
Adana Anıtları
Atatürk Anıtı (Seyhan) Adana Atatürk Parkı'nda, Heykeltraş Ali Hadi Bara tarafından 1935'te yapılmıştır. Yüksek bir mermer kaide üzerinde Atatürk, üniformalı ve elinde kılıcı ile tasvir edilmiştir. Heykelin çevresinde Adana'nın Milli Mücadelede'ki durumunu tanımlayan ve Kurtuluş Savaşı Adana'sını canlandıran küçük heykel grupları sıralanmıştır. Bu heykel gruplarından birisinde Adana'nın kurtuluşu sırasında nişanlısı şehit düşen bir kızın er olarak savaşa katılması yansıtılmıştır. Bir başka grupta ise, Türk ordusunun Adana'ya girişinde bir genç kız bayrağı öperken tasvir edilmiştir |
Adana Bedesteni
Bedesten (Arasta) (Seyhan) Adana, eski belediye Caddesi'nde XVI.yüzyılın başlarında yapılmıştır. Ramazanoğlu Halil Bey ile oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından yaptırılan bu bedesten, Adana'daki Ramazanoğulları dönemi yapılarındandır. Kapalı Çarşı veya Büyük Çarşı isimleriyle de tanınmaktadır. Adana Valisi Kel Hasan paşa tarafından 1850 yılında onarılmıştır. Günümüzde çarşı olarak kullanılmaktadır |
Adana Kaya Kabartmaları
Anavarza Kalesi Yakınındaki Kaya Kabartması (Kozan) Kozan İlçesi'nde Anavarza Kalesi'nin doğusundaki kayalara oyulmuş mezarlar üzerinde dinsel törenleri gösteren kabartmalar bulunmaktadır. Gezbeli Kaya Kabartmaları (Tufanbeyli) Tufanbeyli İlçesi'ne bağlı Hanyeri Köyü'nün yakınındadır. Buradaki kaya kabartmasını 1939 yılında Adana Müzesi Müdürü Ali Rıza Yalkın bulmuştur. Hitit Kralının tasvir edildiği bu kabartmada kral omuzunda yayı, sol eliyle de oğlunu tutar durumda tasvir edilmiştir. kabartmanın yüksekliği 2.10 metredir. Sirkeli kaya Kabartması (Ceyhan) Ceyhan İlçesi'ne bağlı Sirkeli Köyü'ndeki Hitit döneminden kalma bir höyüğün kuzey yönündeki kayalıklara işlenmiştir. Burada Hitit Kralı Muvattali ayakta tasvir edilmiştir. Ceyhan İlçesi'ne bağlı Sirkeli Köyü'ndeki Hitit döneminden kalma bir höyüğün kuzey yönündeki kayalıklara işlenmiştir. Burada Hitit Kralı Muvattali ayakta tasvir edilmiştir |
Adana Müzeleri
Adana Arkeoloji Müzesi (Seyhan) Adana’nın ve bütün Çukurova’nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında kurulması için çalışmalara başlanmıştır. Bunun için Alyanakçızade Halil Kamil Bey görevlendirilmiş ve çevredeki eserleri toplamıştır. Türkiye’nin en eski on müzesinden birisidir. İlk olarak çevredeki sütun, sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesinde toplanmış sonra da , 1928’de Taşköprü’nün başındaki şimdi yıkılmış olan Cafer Paşa Camisi’nin Medresesi’nde ziyarete açılmıştır. 1950 yılında, Kuruköprü’de şimdiki Etnografya Müzesi’ne taşınmıştır. Özellikle Tarsus/Gözlükule (1934), İçel/Yumuktepe (1936), Ceyhan/Sirkeli (1938) ve Yüreğir/Misis (1958) höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova’nın ilk çağlarına ait eserler müzede toplanmıştır. Müzenin etnografik eser açısından zenginleşmesine Müze Müdürü Ali Rıza Yalman’ın (Yalkın) büyük katkıları olmuştur. 1950-1972 yıllarında Kuruköprü semtindeki eski kiliseyi kullanan müze, 1972 yılında inşa edilen bugünkü Arkeoloji müzesine taşınmıştır. Müze girişinde Hitit dönemine ait Kapı Arslanı, Silifke/Taşucu’ndan ve Uzuncaburç’tan getirilen iki adet Augustus heykeli ile girlantlı lahitler, küpler, mancınık gülleleri, yazıtlar, sunaklar ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir. Müzenin giriş katı Taş Eserler salonu olarak düzenlenmiştir. Burada, Troya Savaşlarını yüksek kabartma biçiminde betimleyen ve Tarsus’tan getirilen mermer "Akhilleus Lahti" lahdi, Seyhan Baraj gölünde kalan Augusta antik kentinden getirilen Medusalı Lahit ile Karataş/Magarsus antik kentinden getirilen insan boyutundaki bronz Karataş heykeli sergilenmektedir. Kronolojik Eserler Salonu, İlk çağlardan Osmanlı dönemine kadar Çukurova’da kurulan uygarlıklara ait eserleri bir araya getirmiştir. Bunların arasında; adak eşyaları, kap, kandil, tanrı, tanrıça, insan ve hayvan figürleri de bulunmaktadır. Ayrıca Adana/Tepebağ’da bulunan "Lir Çalan Orpheus Mozaği" de bu salondadır. Bölgesel Eserler Salonunda Adana Müzesi’nin yapmış olduğu kazılarda ortaya çıkan eserler ile, satın alma yoluyla müzeye kazandırılan eserler sergilenmektedir. Zengin formlu cam örnekler, Selçuklu çinileri ve çeşitli uygarlıklara ait mühürler de bunların arasındadır. Sikke, Mühür ve Mücevher Eserler Salonunda, Lydia döneminden başlayarak çeşitli tarihlere ait sikkeler, takılar ve Adana’nın ilçelerinde bulunan defineler sergilenmektedir. Müzedeki eserler arasında Hitit İmparatorluk dönemine ait "Dağ Kristali Heykelciliği" çok ilgi gören bir heykeldir. Seyhan Caddesi, Adana Tel. 0322 454 38 55 Fax.0322 454 38 56 |
Adana Etnoğrafya Müzesi (Seyhan)
İl merkezinde, Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Müzenin bahçesinde kûfi, sülüs ve nesih hatla yazılmış kitabe ve mezar taşları teşhir edilmektedir. Ayrıca sade, sikkeli, mecidiye tipi, kavuklu, fesli ve barok başlıklı, XVII.yüzyıldan kalma Osmanlı kadın ve erkek mezar taşları yer almaktadır. Bunlar arasında yörenin ileri gelenlerinden Adana Valisi Süleyman Paşazade Ahmet Paşa, Karaisalı Kaymakamı Hasan Fevzi Bey, Adana Askeri Alaybeyi Miratizade İbrahim Bey, Adana Defterdarı Sofyalı Mustafa Bey, Orman Başmüfettişi Akif Efendi’nin mezar taşları da bulunmaktadır. Bahçenin batı kısmında Türk-İslâm eserlerine ait kitabeler sergilenmektedir. Bunlar arasında Misis Hanı, Adana Vilayet Konağı, Bahripaşa Çeşmesi, Taşköprü ve Misis köprüsü tamir kitabeleriyle Osmanlı devlet armaları bulunmaktadır. Müzenin etnoğrafik eserler bölümünde; ham deriden çarıklar, zemzem takımları, bakır kahve ibrikleri, ahşap kahve değirmenleri, mangallar, hedik, ellik, körük, kirkit, keserler, gelin takunyaları, usturlaplar, neyler, kavallar, aşiret zurnaları, altın küpe, kolye ve bilezikler, gümüş kemerler ve kemer tokaları, gümüş hamaylı kolyeler, tespihler, gümüş halhallar, yüzükler, tepelikler, bilezikler, ağızlıklar, sürmedanlar, köstekli saatler, yaylı kabak kemane, yaylı tanbur, kemençe, kılıç ve kalkanlar, cepken, sırmalı kadın giysileri ile mankenler üzerinde simle dokunmuş kadın kıyafetleri, iki adet bindallı ve cepken bulunmaktadır. Ayrıca müzenin İstar bölümünde, el dokuma tezgâhları, ıstar, mekik, kirkit, yay, ılkıdır, kirmen, çıkrık ve duvarda kilim örnekleri yer almaktadır. Yörük Çadırı ile Şark Odası ayrı bir bölümde yer almaktadır. Ziya Paşa Bulvarı No:114 Adana Tel. 0322 352 24 17 |
Adana Misis Mozaik Müzesi (Yüreğir)
Adana Ceyhan arasındaki tarihi İpek yolu üzerinde, Adana’ya 26 km. uzaklıkta bulunan müzede, Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bir Bazilika’ya ait zemin mozaikleri sergilenmektedir. MS.IV.yüzyıla tarihlenen bu mozaikler 1956 yılında Misis Höyüğü’nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır. Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber’in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Müzede; Misis Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucu elde edilen bazı eserler de sergilenmektedir. Yakapınar Beldesi Yüreğir Tel: 0322 554 38 55 Fax:0322 554 38 56 Adana Atatürk Müzesi (Seyhan) Adana Atatürk Müzesi, Seyhan Caddesi üzerinde, XIX.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 15 Mart 1923’te Atatürk eşi ile birlikte Adana’ya geldiğinde, Ramazanoğulları’ndan Suphi Paşa’ya ait olan bu binada ağırlanmışlardır. Bina Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği’nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel’in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılmış ve 1981 yılında Adana Arkeoloji Müze Müdürlüğü’ne bağlı bir müze olarak hizmete açılmıştır. Atatürk’ün Adana’ya gelişi her yılın 15 Mart’ında resmî törenle bu binada kutlanmaktadır. Müzede Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonraki yıllarda çıkan yerel gazetelerden Yeni Adana, Türk Sözü, Çukurova, Dirlik gazetelerinin yer aldığı bölümler, kitapların çoğu bağış yoluyla sağlanan kütüphanesinde Osmanlıca ve Türkçe (Latin harfleriyle) yazılı 2000’e yakın kitap vardır. Müzenin üst katında, Emekli Subay Nevzat Duruak tarafından yapılmış olan Atatürk’ün mumdan heykeli, pirinç karyola, sim işlemeli yatak, masa örtüsü, ayrıca Maraş işi iki koltuk ve elbise dolabı bulunmaktadır. Ayrıca, Atatürk’ün portresi, vitrin içerisinde Yeni Adana Gazetesi’nin ciltlenmiş Pozantı nüshaları ve çalışanlarının çerçeveli resimleri vardır. Müzenin Mücahitler Odası’nda Gani Girici’nin ve bazı mücahitlerin portreleri, Gani Girici’ ye ait madalya ve Atatürk’ün ölüm anına, 9:05’e ayarlanarak durdurulmuş bir saat bulunmaktadır. Hatay Odası’nda ise, Atatürk Adana’ya geldiğinde, Ayşe Fıtnat Hanım’ın başkanlığında bir grup Fransız işgalindeki Hatay’dan gelerek Atatürk’ ün huzuruna çıkmış ve ona siyah gül hediye etmiştir. Buna karşılık, Atatürk de "Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz." demiştir. Bu olayı anlatmak için mankenler konmuştur. Ayrıca ceviz oymalı sehpa, Türk bayrağı ve Hatay’dan gelen heyetin çeşitli boylarda fotoğrafları bulunmaktadır. Müzenin silah odasında çeşitli tüfekler, tabancalar, paşa apoleti, Atatürk’ ün doğduğu evin maketi, Anıtkabir’e Osmaniye’den giden taşın örneği ve vitrin içerisinde çeşitli yıllara ait madeni paralar yer almaktadır. Atatürk’ün yaverinin kaldığı odada pirinç karyola, sim ve gümüş işlemeli yatak örtüsü, ceviz kaplamalı elbise dolabı, madeni ibrik ve leğen bulunmaktadır. Kuva-yi Milliye Odasında da Atatürk, İsmet İnönü ve Kuva-yi Milliye döneminde emeği geçen ve Kuva-yi Milliye hareketini başlatanların büstleri bulunmaktadır. Kayalıbağ Mahallesi, Seyhan Caddesi No:59 Tel: 0322 359 78 66 Fax: 0322 454 38 56 |
Adana Vakıf Sarayı
Seyhan ilçesinde, Adana Ulu Camisi’nin güneyinde Ziya Paşa Parkının doğusunda bulunan bu sarayı, kitabesinden öğrenildiğine göre; Ramazanoğlu Halil Bey 1494 yılında yaptırmıştır. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine, Sultan IV.Murat’da Bağdat seferine gidrken burada üçer gece kalmışlardır. Yapının harem dairesi, 16.00x10.00 m. ölçüsünde olup, mimari düzeni oldukça karışık bir şekil göstermekle beraber Osmanlı Sivil Mimarisinin önemli örneklerindendir. Katların yanlarına ayrıca asma katlar da eklenmiştir. Harem dairesinin alt kısmı taş, üst kısmı tuğladan inşa edilmiş ve bu da yapıya farklı bir görünüm kazandırmıştır. Çeşitli dönemlerde yapılan onarımlarla orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Harem dairesinin kuzeyinde yer alan selamlık bölümü, sonradan değişikliğe uğrayarak Tuzhanı’na dönüştürülmüştür. Muntazam kesme taşlardan yapılan selamlığın bir çok bölümleri yıkılmıştır |
Basında Adana
Kozan kültür ve tarih turizmine açılıyor Yumuşak iklimi, yaylaları, tarihi evleri ve milattan önce kurulan medeniyetlere ev sahipliği yapmış kaleleriyle Adana’nın Kozan İlçesi, önümüzdeki yıllarda Çukurova bölgesinde yıldızı parlayacak bir turizm bölgesi olmaya aday. Lezzetli balı ve narenciye ürünleriyle ünlü Kozan, sahip olduğu kültür, tarih ve turizm potansiyeliyle de ön plana çıkmak istiyor. Belediye öncülüğünde ilçede kentsel dönüşüm projeleri başlatıldı. Kozan’a 8 kilometre mesafedeki Karasis Kalesi’nde kazı çalışmaları sürüyor. Kozan ve Anavarza kaleleri yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Adana’ya 68 kilometre uzaklıkta, nüfusu hızla büyüyen ilçelerden biri Kozan. Narenciye bahçelerinde her türlü meyvenin yetiştiği Kozan, narı ve balıyla da ünlü. Türkiye genelinde marka haline gelmiş Binboğa balı Kozan’da üretiliyor. İlçe, narenciye ve baldaki iddiasını artık kültür ve tarih turizminde de sürdürmek istiyor. Bu amaçla geçen yıl Kozan’da ilk kez geniş katılımlı bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma Türkiye’nin farklı bölgelerinde, tarihi mirası koruma altına almayı başarmış ilçelerin yöneticileriyle, çeşitli üniversitelerden akademisyenler katıldı. İki gün süren sempozyum sonucunda kentin tarihi ve kültürel mirasının yeniden canlandırılması yönünde kararlar alındı. Kozan gezimizin ilk durağı Yaverin Konağı. Bölgenin en eski sivil mimari örneklerinden biri. Belediye öncülüğünde başlatılan çalışmalar meyvesini vermeye başlamış. Yaverin Konağı da restorasyon programına alınmış. Çalışmalar bitince Yaverin Konağı misafirhane ve restoran olarak turistlere hizmet verecek. Kozan’da Yaverin Konağı gibi ilgi bekleyen onlarca ev var. Kozan Belediyesi, Yaverin Konağı’nın restorasyonunu üstlenerek, her geçen gün sayıları azalan tarihi evlerin dönüşümüne öncülük yapmak istiyor. Sonraki durağımız tarihi Bedesten. Osmanlı’nın son dönemlerinde yapılan bedesten de ilgisizlik ve bakımsızlıktan ciddi hasar görmüş durumda. Restorasyon projesini Gazi Üniversitesi üstlenmiş, yakın zamanda eski görünümüne kavuşacak. Birinci derecede SİT alanı ilan edilen kent merkezindeki dükkanlar tek tek elden geçirilerek, ortak bir görünüme kavuşturulacak. Belediye, kent merkezindeki diğer yapıların da ortak bir görünüm kazanması için ayrı bir proje hazırlıyor. Bu arada, kentin en büyük ve en eski camii olan Hoş Kadem Camii’ni de görmeyi ihmal etmeyin. Bedesten’den sonraki durak Kozan Kalesi. Yapımı milattan önceye uzanan kalenin dört bir yanından Çukurova’yı ve Kozan’ı seyretmek mümkün. Kaleye tırmanış biraz zahmetli ancak yukarı çıkınca karşılaştığınız manzara yorgunluğunuzu unutturuyor. Bu arada, Hıristiyan dünyasının en önemli manastırlarından biri olan Meryem Ana Manastırı’na ait kalıntıların kalenin içinde olduğunu hatırlatalım. Kozan gezimizin en önemli duraklarından biri Anavarza Kalesi. Anavarza’yla Kozan arası 25 kilometre. Seyhan yolu üzerinden ulaşılıyor. Kalenin altındaki Dilekkaya Köyü, o dönemlere ait kalıntıların arasında kurulmuş bir köy. Binlerce yıllık kalıntılar ve parçalanmış sütun başları ve süslemeler köyün farklı noktalarında duruyor. Anavarza Kalesi, Kozan Ovası’nın tam ortasında. Yüksek kayalıkların üzerinde duran bir kartal yuvasını andırıyor. Yirmi dakika süren hafif tempolu bir yürüyüşten sonra kaleye ulaşılıyor. Kaleye tırmanmak için 330 basamak çıkmak zorundasınız. Merdivenler yorucu olur diyorsanız kaya mezarların arasından çıkmanız da mümkün. Kalenin dört bir yanı lahit mezarlarla çevrili. Hiçbir koruma önleminin bulunmadığı antik kent ve kale, hazine avcıları tarafından didik didik edilmiş. |
ANAVARZA’NIN HÜZÜNLÜ EFSANESİ
Anavarza’nın bir efsanesi var. Anavarza krallarından birinin güzel kızına, hem yakındaki bir Ermeni kralının oğlu hem de bir Türk beyinin oğlu aşık olur. Kral kızını hangisiyle evlendireceğine karar veremez. Hangi prens en kısa zamanda Anavarza’ya içme suyu getirirse, kızını onunla evlendireceğini söyler. İki aşık kalenin farklı yönlerinde işe koyulurlar. Küçük bir bölümü bugüne kadar ayakta kalan su kemerlerini yaparlar. Ermeni prens elini çabuk tutar, yarışı kazanır ve kralın kızıyla evlenmeye hak kazanır. Ancak prensesin gönlü Türk gencindedir. Babasının kararı karşısında çaresiz kalan prenses Anavarza kalesinin en sarp yerinden kendini boşluğa bırakır ve ölür. Anavarza kadar önemli bir bölge de Karasis Kalesi. Torasların uzantısı olan Dağılcak mevkiindeki kaleye 8 kilometrelik bir yoldan ulaşılıyor. Karasis yamaçlarında biten yolun kalan kısmı yürüyerek katediliyor. Karasis’in tarihi çok eski. Yapılan arkeolojik kazılarda Kartacalılar ve Büyük İskender’e ait nişanlar bulunmuş. Karasis’teki kazı çalışmaları Prof. Dr. Mustafa Sayar gözetiminde sürüyor. Ulaşımı kolaylaştırmak için yeni bir yol inşaatına başlanmış. Yol çalışması bittikten sonra ziyaretçi trafiğinin artması bekleniyor. Kozan’da Akdeniz iklimi hakim. Her mevsim gezmeye elverişli bir havası var. Yaylaları da görülmeye değer. Kentin yakınındaki Horzum, Suluhan, Savruk ve Çumluuşağı yayları bunlardan birkaçı. Kozan barajının etrafı ve Dağılcak bölgesi mesire yeri olarak düzenlenmiş. NASIL GİDİLİR Kozan Adana’ya 68 kilometre uzaklıkta. Adana-Kozan arasında ulaşımı sağlayan otobüs ve minibüsler var. Çevre illerden ve ilçelerden Kozan’a gitmek için alternatif yollar mevcut. İstanbul’dan hem THY’nin hem de özel havayolu şirketlerinin Adana’ya tarifeli seferleri bulunuyor. NEREDE KALINIR Tarihi ve kültürel zenginliklerinin çokluğuna rağmen Kozan yoğun turist olan bir bölge değil. Bu nedenle otellerin sayısı sınırlı. Yerli ve yabancı turistler konaklamak için Adana’yı tercih ediyorlar. Adana, beş yıldızlı otellerinden küçük pansiyonlara kadar farklı alternatifler sunuyor. Kozan’da küçük otellerin yanısıra tercih edilen büyük tek otel Avşaroğlu Oteli. Tel: 0322 515 16 75 NEREDE NE YENİR Adana denilince akla ilk gelen yemek tabii ki kebap. Kozan’da da böyle. Adım başı bir kebapçıyla karşılaşıyorsunuz. Büyük, küçük onlarca ocakbaşından dumanlar yükseliyor. Izgara et çeşitlerini, farklı kebapları ve dürümleri Kozan’daki her lokantada yemek mümkün. Bu arada kebabın yanısıra içli köfte, mantı ve sarma yapan restoranlar da var. Kebap çeşitlerinin ve Kozan’a özgü lezzetlerin yenilebileceği lokantalar şunlar: Devecioğlu Restoran, Sağmenler Restoran, Özkanlar Restoran ve Ali Ustanın Yeri. Metin YÜKSEL - Hürriyet |
Adana Şehitlikleri
Adana Yeşiloba Şehitliği (Seyhan) Milli Mücadele sırasında, 1920 yılının Haziran ayında büyük çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu yüz kadar Türk’ün yolu Sarıhamzalı ve Yolgeçen köyleri civarında Ermeniler tarafından kesilmiştir. Bu gurup Ermenilerce Kahyaoğlu çiftliğine ***ürülmüş ve orada öldürülmüşlerdir. Bu katliamdan sadece bir kadın ile iki çocuk kurtulabilmiştir. Bu katliamın yapıldığı yere 1955 yılında Türkiye Kuva-i Milliye Mücahit ve Gaziler Cemiyeti’nce bir anıt yaptırılmıştır. Küçükdikili Köyü Şehitliği (Seyhan) Milli Mücadele sırasında 1920 yılının Haziran ayında Karahan’daki milli kuvvetlere ulaşabilmek için yola çıkan bir Türk gurubu Yeşiloba yakınındaki Ermeni çiftliğinde öldürülmüşlerdir. Çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu bu şehitler Küçükdikili Köyü’ne gömülmüşlerdir. Sonraki yıllarda bu olayı simgeleyen bir anıt buraya dikilmiştir. Saimbeyli Şehitliği (Saimbeyli) Milli Mücadele sırasında Saimbeyli’yi Fransızlardan kurtarmak için yapılan çarpışmalarda şehit olan 80 kişinin mezarı Saimbeyli’de bulunmuştur. Bu nedenle de buraya 1946 yılında bir anıt dikilmiş ve bu anıt 1968’de Milli Savunma Bakanlığı’nca onarılmıştır. Şehit Duran Mezarı (Seyhan) Milli Mücadele sırasında Adana’nın güneyindeki bahçelerde, Köşkler Duran Kalfa Fransızlarla yapılan çarpışmalarda şehit olmuştur. Duran Kalfa’nın şehit olduğu, bugünkü Şehit Duran Mahallesi, Manisalı Ali Bey Caddesi’nde Mücahitler Derneği ve halkın yardımı ile mermerden bir mezar yaptırılmıştır. Adana’nın ilk şehitlerinden olan Duran Kalfa’nın mezar kitabesi: En son deminde son kurşunu ile attığını vuran Ey şehit olduktan sonra da eli tetikte duran Bu hür ovanın hür beldesinin arslan çocuğu Duran Yazılan destanın ve hatıran Okunsun mevlûtlar okunsun Kur’an 1315-1336 (1920) |
Adana İçmeleri ve Kaplıcaları
Kurttepe İçmesi (Seyhan) Adana Kurttepe Köyü’nün 1.km. kuzeybatısında bulunan Kurttepe İçmesi, genellikle bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. Ali Hocalı İçmesi Adana’nın 12 km. batısında Ali Hocalı Köyü yakınında bulunan bu içme on kaynaktan oluşmaktadır. Çeşitli bağırsak hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Acıdere İçmesi (Misis) Adana’nın 20 km. doğusundaki Misis ilçesinin 5 km. batısındaki Acıdere İçmesi halk arasında Kürkçüler veya Samuca Dere İçmesi diye de tanınmaktadır. Bu kaplıcanın suyu bağırsak kurtlarına iyi geldiği gibi böbrek taşlarını da dökmektedir. Tahtalıköy Kükürtlü kaynağı (Ceyhan) Ceyhan’ın 6 km. güneyinde Tahtalıköy yakınlarında sıcaklığı 20 C olan bir su kaynağıdır. Sudan kabarcıklar halinde kükürtlü hidrojen gazı çıkar ve bu suyun cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. Kokarpınar İçmesi (Ceyhan) Ceyhan’a 10 km. uzaklıktaki bir tepenin eteğinden kaynaklanan bu suyun kokusu geniş bir alana yayıldığından Kokar Pınar olarak tanınmıştır. Çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılır. Ilıca İçmesi (Kozan) Adana Kozan ilçesinin 5 km. batısında Ilıca Köyü’ndedir. Kükürtlü suyunun ağrılı hastalıklara iyi geldiğine inanılmaktadır. Bağözü İçmesi (Kozan) Adana Kozan ilçesinde Bağözü Köyü’nde bulunan bu içme de müsil niteliği taşımaktadır. Düziçi Haruniye Kaplıcası (Ceyhan) Adana Haruniye’ye 15 km. uzaklıkta Bülbül Dağı eteğinde bulunan bu kaplıcanın suyu kaynadığı yerden 10 m. yükseklikten aşağıya dökülmektedir. Bu kaplıcanın suyu içerisinde sarkıtlar bulunan bir mağaradan kaynamakta olup, 33 C sıcaklığındadır. Bu suyun romatizmaya, cilt yaralarına ve mide rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılmıştır |
Seyhan
-------------------------------------------------------------------------------- 1990 sayımına göre toplam nüfusu 672.121 olup, 642.321'i ilçe merkezinde, 29.800’ü köylerde yaşamaktadır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden biridir. Toroslardan inip güneye akan Seyhan’ın batı kıyısında kurulmuştur. Adana'nın merkez ilçesiyken, 5 Haziran 1986 tarihinde 3306 sayılı kanunla ayrı bir ilçe haline gelmiştir. Yüzölçümü 420 km2 olup nüfus yoğunluğu 1600'dür. Yüreğir -------------------------------------------------------------------------- 1990 sayımına göre toplam nüfusu 369.529 olup, 273.829'u ilçe merkezinde, 95.700'ü köylerde yaşamaktadır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden biridir. Seyhan Nehrinin doğu kısmında kurulmuştur. Adana'nın merkez ilçesiyken 5 Haziran 1986 tarihinde 3306 sayılı kanunla ayrı bir ilçe haline gelmiştir. İlçe Yüreğir Ovasında kurulduğu için bu adı almıştır. Yüzölçümü 1532 km2 olup, nüfus yoğunluğu 241'dir |
Adana
-------------------------------------------------------------------------------- Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da mümkündür. Bu kültür sentezini oluşturan etkenler içinde Hitit kültürü ağırlıklı bir yer tutmakla birlikte, diğer ulusların verdiği katkılarla da tarih boyunca zenginleşmiştir. Burada hüküm sürmüş 10 medeniyetin etkileri Adana'nın kültür yaşamında, hala görülmekte ve hissedilmektedir. Adana ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle göçebe, Türkmen ve yörük aşiretleridir. 7-11.yy. arası Bizanslılar, Araplar ve aradaki küçük bir çok siyasi toplulukların kültür etkileri altında gelişen Anadolu, 11,yy. dan itibaren tamamen Selçuklu kültürü etkisi altına girmiştir. Selçukluların ve onları takiben beylik devrinin etkileri Çukurova'da çok belirgindir. Beylik devrine damgasını vuran Ramazanoğlu Beyliğinin zengin kültür varlıkları bugün de hala görülmektedir. Beylikler sonrası Osmanlı devrinden kalma yazılı kaynaklar (Şeri/mahkeme Sicilleri veya Ziya Paşa devri kayıtları) zamanın gelişimine ışık tutmaktadır. Ovadan çok Toroslarda yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri uzun yüzyıllar dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk Müslüman kültürünü pek fazla değişmeden muhafaza etmeyi başarmışlardır. Adana'nın daha ovalık kesimlere yerleşmesi 19.yy. (Osmanlı devrine, Cevdet ve Derviş Paşalar dönemine ) rastlamaktadır. Özellikle 19.ve20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin artmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir. Çeşitli Kültürlerin Yörede Bıraktığı İzler İlde çeşitli uygarlıklara ait toplam 65 adet büyük boyutlu sit alanı bulunmaktadır. Bu sit alanları içinde Kozan merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza gibi arkeolojik sitler, Ağyatan, Akyatan, Yumurtalık Lagünü gibi doğal sitler, ayrıca anıtsal nitelikli kültür varlıkları da bulunmaktadır. Bunlar Misis ve Adana Taşköprüsü, Ulucami, Arasta, han-hamam gibi dini, askeri ve resmi yapılardır. |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:24 . |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist