..:: BİLGİ VADİSİ ::..

..:: BİLGİ VADİSİ ::.. (http://www.bilgivadisi.biz/index.php)
-   Akdeniz Bölgesi (http://www.bilgivadisi.biz/forumdisplay.php?f=315)
-   -   tarsus tanıtım videosu ve tarihi (http://www.bilgivadisi.biz/showthread.php?t=5940)

draculu45 07.04.09 01:30

Osman Şahin(Mersin)
(1938- )
Öykü yazarı. Mersin’in Aslanköyü’nde doğdu. İlk öğrenimini Aslanköyü’nde, orta öğrenimini Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü’nde tamamladı. Siverek çevresinde öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitin Enstitüsü’nü bitirdikten sonra öğretmenliğini Malatya, İzmir ve İstanbul ve Trabzon’da sürdürdü. 12 Eylülde emekli edildi. Bir kitabı yüzünden kovuşturma geçiren Osman Şahin, bir buçuk yıl hapse mahkum edildi. Sanat hayatına, Cumhuriyet gazetesinin Kültür-Sanat sayfası ekinde yayımlanan “Kırmızı Yel” adlı öyküsüyle başlayan Osman Şahin, bu öyküsüyle TRT Hikâye Büyük Ödülü’nü kazandı. “Ağız İçinde Dil Gibi” adlı yapıtıyla da 1980 Nevzat Üstün Hikâye Ödülü’nü aldı. Halen yazı faaliyetlerini çeşitli gazete ve dergilerde sürdürmektedir.

Eserlerinden başlıcaları:Hikaye Kitapları:Kırmızı Yel (1971), Acenta Mirza (1974), Ağız İçinde Dil Gibi (1980), Acı Duman (1983), Kolları Bağlı Doğan (1988) , Ay Bazan Mavidir (1989), Selam Ateşleri (1993), Bütün Öyküleri (I ve II, 1999)
Roman:Başaklar Gece Doğar (1991).


Mete Şamilgil(Mersin)
(1934- )
Şair. Mersin’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini çeşitli il ve ilçelerde yaptı. Ortaöğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı (1951). İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi (1955). Bir ilaç fabrikasında çalıştıktan sonra serbest eczacı olarak çalışmaya başladı.
İlk şiirleri 1955’te İstanbul dergisinde çıktı. Yelken, varlık, Hisar dergilerinde şiirleri yayınlandı.
Eserlerinden başlıcaları: Gücengil Ayna (şiirler 1960), Cumartesi Acıları (şiirler, 1969), Islak Çizgilerde (şiirler, 1969).


Osman Şahin(Mersin)
(1938- )
Öykü yazarı. Mersin’in Aslanköyü’nde doğdu. İlk öğrenimini Aslanköyü’nde, orta öğrenimini Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü’nde tamamladı. Siverek çevresinde öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitin Enstitüsü’nü bitirdikten sonra öğretmenliğini Malatya, İzmir ve İstanbul ve Trabzon’da sürdürdü. 12 Eylülde emekli edildi. Bir kitabı yüzünden kovuşturma geçiren Osman Şahin, bir buçuk yıl hapse mahkum edildi. Sanat hayatına, Cumhuriyet gazetesinin Kültür-Sanat sayfası ekinde yayımlanan “Kırmızı Yel” adlı öyküsüyle başlayan Osman Şahin, bu öyküsüyle TRT Hikâye Büyük Ödülü’nü kazandı. “Ağız İçinde Dil Gibi” adlı yapıtıyla da 1980 Nevzat Üstün Hikâye Ödülü’nü aldı. Halen yazı faaliyetlerini çeşitli gazete ve dergilerde sürdürmektedir.

Eserlerinden başlıcaları:Hikaye Kitapları:Kırmızı Yel (1971), Acenta Mirza (1974), Ağız İçinde Dil Gibi (1980), Acı Duman (1983), Kolları Bağlı Doğan (1988) , Ay Bazan Mavidir (1989), Selam Ateşleri (1993), Bütün Öyküleri (I ve II, 1999)
Roman:Başaklar Gece Doğar (1991).

draculu45 07.04.09 01:30

Cavit Orhan Tütengil(Mersin-Tarsus)
(1921-1979)
Bilim adamı, eğitimci, yazar. Tarsus’un Sebil Köyü’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Tarsus’ta okudu. Parasız yatılılık sınavını kazandığı İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ni 1940’da bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavını birincilikle kazandı, ancak Yüksek Öğretmen Okulu Felsefe Bölümü’ne girdi. Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak 1944’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü ve 1958’de aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’ni bitirdi.
1944-1953 yılları arasında Antalya ve Diyarbakır liselerinde felsefe, Kepirtepe ve Aksuköy enstitülerinde “meslek dersi” öğretmeni olarak bulundu. 1950-1951 öğretim yılını Milli Eğitim Bakanlığı’nca mesleki incelemelerde bulunmak üzere gönderildiği Fransa’da geçirdi. Askerliğini topçu subayı olarak Erzincan’da yaptı.
1953’te İktisat Fakültesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev aldı. 1956’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde savunduğu “Montequieu’nun Siyasi ve İktisadi Fikirleri” adlı doktora tezi ile Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü’nü kazandı 81957). 1960’ta “İçtimai ve İktisadi Bakımdan Türkiye’nin karayolları” adlı çalışmasıyla doçent oldu. 1962-1963 öğretim yılını, İngiltere’de geçirdi. Rıza Nur’un elyazması kitaplarını ve Ziya Gökalp’in Londra’da yayınlanan “ilk” yazısını bularak kamuoyuna tanıttı.
Arkadaşları ile birlikte 1942’de İstanbul’da Değirmen ve 1953’te Diyarbakır’da Çizgi adlı düşün ve sanat dergilerini çıkardı.
İktisat Fakültesi’nde ve fakülteye bağlı Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyesi iken anarşinin büyük boyutlara ulaştığı dönemde silahlı bir saldırı sonucu öldürüldü.
Eserlerinden başlıcaları: Ziya Gökalp’in Bibliyografyası (1945), Köy Enstitüleri Üzerine Düşünceler (1948), Ziya Gökalp Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi (1949), Prens Sabahattin (1954), Ziya Gökalp Üzerine Notlar (1956), Dr.Rıza Nur Üzerine Üç Yazı (1965), Diyarbakır Basını ve Bölge Gazeteciliğimiz (1966), Köy Sorunu ve Gençlik (1967), Ağrı Dağı’ndaki Horoz (1968), Atatürk’ü Anmak ve Tamamlamak (1975), Temeldeki Çatlak (1975), Kırsal Türkiye’nin Yapısı ve Sorunları (1975

draculu45 07.04.09 01:30

Halil Uysal(Mersin-Anamur)
(1939- )
Şair. Anamur’un Gürleviş Köyü’nde doğdu. Ortaöğrenimini Mersin Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Askeri yargıç olarak orduya katıldı. Sarıkamış, Sivas ve İzmir’de yargıç ve savcılık yaptı. “Türkü” adlı şiiri ile TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülü kazandı. Şiirleri Dost, Türk Dili dergilerinde yayınlandı.
Başlıca eserleri: Yersu (1966), Alkoldönem (1968).


Zekai Yiğitler(Mersin)
(1940- )
Şair. Mersin’de doğdu. Ortaöğrenimini Akşehir İlköğretmen Okulu’nda, yükseköğrenimini İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde tamamladı. Tarsus, Elbistan ortaokullarında Türkçe öğretmenliği yaptı.
Eserlerinden başlıcaları: Mavi Güvercin (şiirler, 1961), Kutup Gülü (şiirler), Susan Toprak (şiirler, 1972), Öğretmenim (1975), Savaşın Soluğu (1976).

draculu45 07.04.09 01:30

silifke
COĞRAFİ KONUM Silifke Doğusunda Erdemli Batısında Gülnar ve Mut ilçeleri ;kuzeyinde Karaman ili; güneyinde Akdeniz ile çevrili şirin bir ilçedir. Toros Dağlarının eteğinde, Göksu Irmağının iki yakasında kurulmuş bulunan Silifke; Güneydoğu Anadolu, Doğu ve Batı Akdeniz ile İç ve Batı Anadoluyu birbirine bağlayan Devlet Karayolu ağının kavşak noktasında olup , İl merkezi Mersin’e 80 Km. mesafededir.

İKLİMİ Kıyı kesiminde tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları kurak ve sıcak,kışlar ılık ve yağışlıdır. Sahilden iç kesimlere doğru yükseldikçe iklim değişmekte; yazlar serin, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçmektedir.

FLORA VE FAUNA Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki makiliklerde defne ,zakkum ,menengiç , murt , harnup, gibi tipik Akdeniz bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar 2000 m’den sonra seyrekleşerek ; yerini 2500 m’den sonra çalılıklara ve geniş otlaklara bırakır. Yaylaların ve Toros Dağlarının yamaçlarında oluşmuş bulunan ormanlar Çamdüzü, Gelinsuyu, Ali Baba ve Göksu Vadisi boylarında yoğundur. Ağaç türü olarak , baltalık ormanlarda meşe, pırnal, sandal, sakızlık, tesbih, gürgen ve pek az da olsa kayın ağacı ; koru ormanlarında ise kızıl çam, kara çam, yükseklerde akçam , katran, ardıç ve sulak yerlerde de köknar yetişmektedir. İlçenin 1.600.000 dekarı orman arazisidir.

YÜZÖLÇÜMÜ VE YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ Silifke İlçesi %89’u dağlık % 11’i ovalık olmak üzere 2943 km2 yüzölçümüne sahip olup İl yüzölçümünün % 18,5’ini kaplamaktadır. Taşucu ile Atakent kasabaları arsındaki Devlet Karayolu hattı ile Akdeniz Arasındaki bölgeyi kapsayan Silifke Ovası 640.000 dekarlık yüzölçümüne sahip olup arasından Göksu Irmağı geçer. Kıyı ve ovadan 5 km. kuzeye doğru 200-300 m. Yükseklikteki dalgalı araziden sonra başlayan Toroslarda yükseklikleri 500 ile 2000 m. Arasında değişen dağlara rastlanır

draculu45 07.04.09 01:31

TARİHİ GELİŞİMİ

İklim ve coğrafi yapısı ile ilkçağda insanların dikkatini çeken yörede , İ.Ö. VII.yy.da şimdiki Taşucu’ nun olduğu yerde İonlular Holmi adıyla bir koloni kurmuşlardır. Korsanların devamlı baskın ve talanlarından dolayı gelişme imkanı bulamayan Holmi İ.Ö. VII.yy.dan itibaren zayıflamaya başlmıştır. Büyük İskender'in kumandanlarından ve Suriye Krallığının kurucusu Selefkos Nikator, Holmi şehrinin bu zayıf durumunu fırsat bilerek kolayca ele geçirmiş; halkını da kıyıdaki Holmi’den 12 km içeriye bugünkü Silifke’nin bulunduğu yere nakledip yerleştirerek Selefkos’un Şehri” anlamına gelen Seleukia kentini kurmuştur. Bu, Selefkos Nikator’un kendi adına kurduğu 9 şehirden biri olup varlığını ve yaşamını günümüze kadar sürdürebilmiş tek Seleukia şehridir.

Seleukia , Helenistik dönemde Selefkoslar ve Ptolemeos(Mısır) Krallıkları arasında sıkça el değiştirmiştir.

İ.Ö.I.yy’da Romalıların yönetimine giren kent bu dönemde kale eteklerinden ovaya doğru yayılmış , İmparator Diocletianus (İ.S. 284-305) zamanında oluşturulan ve 10 kenti sınırları içine alan İsauria Eyaletinin başkenti olmuştur. Roma İmparatorluğunun 395 yılında ikiye bölünmesinden sonra Bizans Yönetimine giren Seleukia, Ayatekla ’ nın varlığından dolayı Hristiyanlığın önemli bir hac merkezi konumuna gelmiştir. Bizanslıların elinde iken XIII.yy’da Selçukluların ; XIV.yy’da Karamanoğullarının yönetimine girmiş ; 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Başlangıçta Seleukia olan adı zamanla değişerek Silifke’ye dönüşmüştür.

Osmanlılar döneminde bazen sancak , bazen vilayet merkezi olmuştur. Kurtuluş savaşından sonra İÇEL İli merkezi (1924-1933) olan Silifke 1933’den sonra İçel İline bağlı bir İlçe merkezi durumuna gelmiştir.

KRONOLOJİ TARİH OLAYLAR İ.Ö.2500-2000 : Göksu(Kalykadnus) Nehri'nin Ağzına "Hyria" Kolonisinin Kurulması İ.Ö.712 : "Hyria" kolonisinin Asur Kralı Sargon II tarafından güçlendirilerek isminin "Harrua ad Kue" olarak değiştirilmesi İ.Ö.VII yy : Şimdiki Taşucu'nun bulunduğu yerde, İon'lar tarafından "Holmi" kolonisinin kurulması İ.Ö.546 : Pers İmparatoru Cyrus'un Kilikya'yı alması İ.Ö.333 : Büyük İskender'in Kilikya'yı Alışı İ.Ö.295-280 : "Harrua" ve Holmi kolonilerinin birleştirilerek bunlara "Göksu Silifkesi" (Seleucia ad Calycadnus) isminin Suriye Kralı Seleukos I. tarafından verilmesi ve bugünkü Silifke'nin kurulması İ.S.14-37 : İmparator Tiberius zamanında Olba'nın dini merkezi olan Uzuncaburç'un "Diocaesarea" adıyla müstakil bir kent olarak kurulması İ.S.69-79 : İmparator Vespasianus zamanında Kilikya'nın tam bir Roma Eyaleti olması İ.S.77-78 : Silifke Taşköprüsünün Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından yaptırılması İ.S.I. yy 2.yarı : Azize Tekla'nın Silifke'ye yerleşmesi İ.S.II.yy : Silifke kent merkezindeki Roma Tapınağının yapılması 284-305 : İmparator Diocletianus zamanında oluşturulan ve 39 kenti içine alan İsauria eyaletinin başkentinin Silifke olması 359 : Roma İmparatorluğunun Doğu Yarısı için yüksek düzeyde "Hristyan Din Kurulu"(Konsil)'nun Silifke'de toplanması 705 : Silifke ve Yöresinin Müslüman Araplar tarafından ele geçirilmesi 1190 : III.Haçlı Seferi Başkomutanı, Roma Germen İmparatoru Frederik Barbarossa'nın Silifke'de Göksu Nehrinde boğulması 1471 : Silifke'nin Gedik Ahmet Paşa Tarafından alınıp Osmanlı topraklarına katılması

draculu45 07.04.09 01:31


draculu45 07.04.09 01:31

COĞRAFİ KONUM


Silifke Doğusunda Erdemli Batısında Gülnar ve Mut ilçeleri ;kuzeyinde Karaman ili; güneyinde Akdeniz ile çevrili şirin bir ilçedir.
Toros Dağlarının eteğinde, Göksu Irmağının iki yakasında kurulmuş bulunan Silifke; Güneydoğu Anadolu, Doğu ve Batı Akdeniz ile İç ve Batı Anadoluyu birbirine bağlayan Devlet Karayolu ağının kavşak noktasında olup , İl merkezi Mersin’e 80 Km. mesafededir.

İKLİMİ


Kıyı kesiminde tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları kurak ve sıcak,kışlar ılık ve yağışlıdır. Sahilden iç kesimlere doğru yükseldikçe iklim değişmekte; yazlar serin, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçmektedir.

FLORA VE FAUNA


Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki makiliklerde defne ,zakkum ,menengiç , murt , harnup, gibi tipik Akdeniz bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar 2000 m’den sonra seyrekleşerek ; yerini 2500 m’den sonra çalılıklara ve geniş otlaklara bırakır.
Yaylaların ve Toros Dağlarının yamaçlarında oluşmuş bulunan ormanlar Çamdüzü, Gelinsuyu, Ali Baba ve Göksu Vadisi boylarında yoğundur. Ağaç türü olarak , baltalık ormanlarda meşe, pırnal, sandal, sakızlık, tesbih, gürgen ve pek az da olsa kayın ağacı ; koru ormanlarında ise kızıl çam, kara çam, yükseklerde akçam , katran, ardıç ve sulak yerlerde de köknar yetişmektedir. İlçenin 1.600.000 dekarı orman arazisidir.

YÜZÖLÇÜMÜ VE YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Silifke İlçesi %89’u dağlık % 11’i ovalık olmak üzere 2943 km2 yüzölçümüne sahip olup İl yüzölçümünün % 18,5’ini kaplamaktadır.
Taşucu ile Atakent kasabaları arsındaki Devlet Karayolu hattı ile Akdeniz Arasındaki bölgeyi kapsayan Silifke Ovası 640.000 dekarlık yüzölçümüne sahip olup arasından Göksu Irmağı geçer.
Kıyı ve ovadan 5 km. kuzeye doğru 200-300 m. Yükseklikteki dalgalı araziden sonra başlayan Toroslarda yükseklikleri 500 ile 2000 m. Arasında değişen dağlara rastlanır.

draculu45 07.04.09 01:32

TARİHİ GELİŞİMİ


İklim ve coğrafi yapısı ile ilkçağda insanların dikkatini çeken yörede , İ.Ö. VII.yy.da şimdiki Taşucu’ nun olduğu yerde İonlular Holmi adıyla bir koloni kurmuşlardır. Korsanların devamlı baskın ve talanlarından dolayı gelişme imkanı bulamayan Holmi İ.Ö. VII.yy.dan itibaren zayıflamaya başlmıştır.
Büyük İskender'in kumandanlarından ve Suriye Krallığının kurucusu Selefkos Nikator, Holmi şehrinin bu zayıf durumunu fırsat bilerek kolayca ele geçirmiş; halkını da kıyıdaki Holmi’den 12 km içeriye bugünkü Silifke’nin bulunduğu yere nakledip yerleştirerek Selefkos’un Şehri” anlamına gelen Seleukia kentini kurmuştur. Bu, Selefkos Nikator’un kendi adına kurduğu 9 şehirden biri olup varlığını ve yaşamını günümüze kadar sürdürebilmiş tek Seleukia şehridir.
Seleukia , Helenistik dönemde Selefkoslar ve Ptolemeos(Mısır) Krallıkları arasında sıkça el değiştirmiştir.
İ.Ö.I.yy’da Romalıların yönetimine giren kent bu dönemde kale eteklerinden ovaya doğru yayılmış , İmparator Diocletianus (İ.S. 284-305) zamanında oluşturulan ve 10 kenti sınırları içine alan İsauria Eyaletinin başkenti olmuştur. Roma İmparatorluğunun 395 yılında ikiye bölünmesinden sonra Bizans Yönetimine giren Seleukia, Ayatekla ’ nın varlığından dolayı Hristiyanlığın önemli bir hac merkezi konumuna gelmiştir. Bizanslıların elinde iken XIII.yy’da Selçukluların ; XIV.yy’da Karamanoğullarının yönetimine girmiş ; 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Başlangıçta Seleukia olan adı zamanla değişerek Silifke’ye dönüşmüştür.
Osmanlılar döneminde bazen sancak , bazen vilayet merkezi olmuştur. Kurtuluş savaşından sonra İÇ-EL İli merkezi (1924-1933) olan Silifke 1933’den sonra İçel İline bağlı bir İlçe merkezi durumuna gelmiştir

draculu45 07.04.09 01:32

EKONOMİK YAPI

İlçenin ekonomisi tarım, turizm ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım ekonominin % 23’ ünü oluşturur. Tamamı sulanan ova kesiminde hububat, yerfıstığı, susam, sebze, çilek, narenciye ve çeltik ziraatı yapılmaktadır. Turfanda sebzecilik ve çilekçilik son yıllarda özellikle ova köylerinde önem kazanmıştır. Sahil kuşağı ile Göksu deltasının kuzey kesimlerinde narenciyecilik önemli bir yer tutar.
Kısmen sulanabilen orta sahil kuşağında meyvecilik, sebze ve hububat ziraatı; sulanamayan kesimlerde ise zeytin, harnup, antepfıstığı yetiştiriciliği de yapılmaktadır.
Yayla kesiminde de hububat, elma, kiraz, armut, şeftali, ve bağ ziraatı yapılır.
Silifke ekonomisinin diğer bir ağırlıklı kolu da hayvancılıktır. Dağlık kesimlerin iklim ve bitki örtüsü yapısı küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine elverişlidir. Genellikle keçi türü yaygındır. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği daha çok dışsatıma yöneliktir. Önceleri ovalık kesimde yapılan sığır besiciliği artık dağlık kesimlere de kaymaya başlamıştır. Arıcılık bazı ailelerin geçim kaynağı durumundadır.
İlçede deniz balıkçılığının yanı sıra Akgöl ve Paradeniz dalyanlarındaki balık üreticiliği de ekonomide önemli yer tutar. Kefal, çupra levrek, lagos yörenin yaygın balık türleridir.
Tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri; yılın 300 günü güneşli iklimi , 105 km.lik kıyı bandı ile büyük bir turizm potansiyeline sahip olan ve ekonomisinin önemli bir bölümünü turizmin oluşturduğu Silifke ilçesinde Turizm Bakanlığından belgeli üç otel, bir motel, dört pansiyon toplam 9 tesiste 647 belgeli yatak kapasitesi bulanmaktadır. Ayrıca 1258 yatak kapasiteli 8 yatırım belgeli tesis hizmete girdiğinde sektörde istenilen düzeye ulaşılacaktır. Bunun dışında çoğunluğunu pansiyonların oluşturduğu Mahalli İdarelerden belgeli 1987 yatak kapasiteli tesisler ile Silifke her kese ve her kese ye hitap edebilen bir tatil ve turizm cennetidir.
İlçenin özellikle köylerinde mekikli dokuma tezgahlarında (Çulvalık) dokunan kilim, savan, çıpıt, ıstarlarda dokunan çul, çuval ve heybelerin ihtiyaç fazlaları köylüler tarafından yerli ve yabancı turistlere satılmaktadır.
Taşucu beldesinde bulunan ve ülkemizin sayılı kağıt fabrikalarından biri olan SEKA Akdeniz Müessesesi Silifke’nin en önemli ve en büyük sanayi kuruluşudur.

draculu45 07.04.09 01:32

HALK KÜLTÜRÜ


FOLKLORİK DEĞERLER



Silifke'de Folklor denince akla ilk halkoyunları gelir. Avrupa ülkelerinde yapılan yarışmalarda birçok kez dünya birinciliği kazanan Silifke Halk Dansları ve Silifke Türküleri Türkmen aşiretlerinin yaşam biçimini yansıtır. Kaşık dalı adı verilen Silifke halkoyunlarının diğer yörelerin halk danslarına göre farkı, "türkülü" olması ve hem tek; hem karşılıklı hemde daire şeklinde oynanışıdır. Oyuncuların ellerinde bulunan tahta kaşıklar ritm aracı olarak kullanılır.
Enstruman olarak eskiden deplek, kaval, kabak kemane kullanılırken, bunlar yerini günümüzde davul, klarnet ve kemana bırakmıştır. Keman çalan kişi aynı zamanda oyunların türkülerini de seslendirir..
Silifke Halkoyunlarını özelliklerine göre şu şekilde gruplandırabiliriz:
a) Karşılıklı olarak oynanan oyunlar:
-Silifke'nin Yoğurdu
-Ak Buğday
-A Gızım Sana Fistan Alayım mı
-Mandilli
b)Daire Şeklinde oynananlar:
-Sallama
-Ger Ali
-Türkmen Kızı
-Yayla Yolları
-Keklik
-Tımbıllı
-İrfani
-Sille
-Kullar Olam
c) Zeybekler:
-Tek Zeybek
-Zeytin Dalları
-Portakal Zeybeği
-Kıbrıs Zeybeği
-Silifke Zeybeği
-Çaya Vardım
Bu oyunların hemen hemen hepsinde yörüklerin günlük yaşantılarının birer öykünüşü vardır. EL SANATLARI


Özellikle dağlık kesimlerde yaşayan halk koyun yünü ve keçi kılını yay ve atacaklarla atıp seyrelttikten sonra burma şekline getirir. Bu burmaları kirmen adı verilen eğirtmeçlerle eğirip ipe dönüştürdükten sonra boyayıp çulvalık ve ıstarlarda dokur. Kavak, Çatak, Kırobası, Kıca, Sarıaydın, Karadedeli, Hasanaliler gibi köylerde hala sürdürülen dokumacılık daha çok ihtiyaca yöneliktir. Köylerde her gelin kızın en az birkaç tane çul, çuval, heybe, namazlık çeyizliği olur.
YÖRE MUTFAĞI

Silifke'nin özellikle köylerinde sabahları yufkadan daha küçük ve kalın sac ekmeğinin (bazlama) içine çökelek, peynir veya kavurma et koyup dürülerek yapılan 'sıkma' veya aynı malzemelerle hazırlanan sac böreği yenir.
Yöre mutfağında bulgurun ağırlıklı bir yeri vardır. Hanımların öğleden sonraları yaptıkları ev gezmelerinde mutlaka "batırık" yapılır. Düğülcük denilen ince çiğ bulgura soğan ve domates rendelenip, havanda döğülen kavrulmuş fıstık, susam veya ceviz ezmesi ilave edildikten sonra biraz salça, biber,maydonoz, nane, ve tuz eklenip tümü bulgur yumuşayıncaya kadar yoğrularak yapılan batırık, haşlanmış lahana, pezik, bağ yaprağı veya marulla ister köfte halinde (kısır) yenir; ister çorba kıvamında sulandırılıp sulu şekilde içilir.
Yöreye has diğer özel yemek ve tatlıları şu şekilde sıralayabiliriz: Yeşil mercimekli köfte, Topalak, Boş dolması, Sürtme makarna, Övelemeç, mumbar dolması, Soğan bastı, Keşkek, Kulak çorbası, Arabaşı, Ülübü (börülce) çorbası, Döğme pilavı, Mekik tatlısı, Paluza, Pekmez helvası.

draculu45 07.04.09 01:33

BELİRLİ GÜNLER

27 OcakAtatürk'ün Silifke'ye İlk Gelişlerinin Yıldönümü20 - 26 MayısSilifke Kültür Haftası30 HaziranTürk Kooperatifçilik Haftası Silifke Kutlamaları20 TemmuzKıbrıs Barış Harekatını Kutlama ve Şehitlerini Anma Günü30 AğustosMareşal Fevzi Çakmak’ı Anma ve Kırobası Yayla Şenliği




draculu45 07.04.09 01:33

mersin
Mersin Türkiye'nin güneyinde Akdeniz'e kıyısı bulunan Antalya ve Adana'nın ortasında yeralmaktadır.

Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlıyor. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını da bu aşiretten alıyor. Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması, Mersin'in kaderini değiştiriyor... Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Türkiyenin en yüksek gökdeleninin bulunduğu Mersin, 3 büyük kentimizden sonra Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu 4 üncü kentimizdir.

Uzun yıllar İçel adıyla bilinen il son yıllarda merkez ilçesi olan Mersin'in adını almıştır.

Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyaka, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ve Tarsus'tur. Mersin ve çevresinde, tipik Akdeniz sıcak ve ılıman iklimi hakimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, kış ayları ise ılık ve yağışlıdır.

Kendine özgü yemeği olan tantuni ile tatlıları cezerye ve kerebiç çok meşhurdur. Ayrıca, kuş gözü, humus, telatür, eya dolması, şırdan, bandırma, yüzük çorbası, övelemeç özel yöresel yemeklerdendir.

Bölge yıllar boyunca çeşitli medeniyetlere beşiklik etmiş, Hıristiyan dünyasının ve Avrupa ülkelerinin değişik ölçülerde etkilendikleri özellikle Bizans ve Roma kültürüne ev sahipliği yapmıştır.

İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi İsa'nın Havarilerinden St. Paul'un Tarsus'ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Başucu'nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashabı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; Kızkalesi , Yümüktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri , Viranşehir ( Soli), Tarsus- Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar,Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami sayılabilir.

Mersin kıyılarının yaklaşık 108 km.lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır. Bu plajlar kumsallarının ince ve temiz oluşu ve sualtı avcılığına uygun oluşundan dolayı tercih edilmektedir. Kız Kalesi, Taşucu, Susanoğlu, Ayaş, Yemişkumu, Çeşmeli, Ören, Balıkova, İskele, Yenikaş, Ovacık, Büyük Eceli ve Anamur Plajları bunlardan bazılarıdır.

Yaz aylarında aşırı nemden ötürü insanlar Toroslardaki çeşitli yaylalara göç etmektedirler. Mersin'de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican, Çamlıyayla, Namrun, Sebil, Tarsus'ta, Gülek, Erdemli'de, Sorgun, Güzeloluk, Küçükfındık, Silifke'de, Balandız, Gökbelen, Kırobası, Gülnar'da Bardat, Tersakan ve Kozağaç Yaylaları, Mersin nüfusunun büyük bir bölümünün yaz aylarında konakladığı yerlerdir.

Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Limanı, Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük limanı olma özelliğini taşımaktadır.

Kentin ticari açıdan önemi göz önüne alınarak, Türkiye’nin dört serbest bölgesinden birisi burada kurulmuş. 785.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulan Mersin Serbest Bölgesi, başta tekstil firmaları olmak üzere yaklaşık 250 şirkete ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Mersin–Adana karayolu üzerinde cam, soda, gübre, tekstil, meyve suyu gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok önemli fabrika da bulunmaktadır.

Yat turizminin Doğu Akdenize kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı inşaatı halen devam etmektedir. Şehrin kendi adıyla anılan üniversitesi, Mersin Üniversitesi, 1992 yılında açılmıştır.Şuan bünyesinde 11 adet fakülte ve 11 adet meslek yüksekokulu barındırmakta olup, gelişmekte olan bir üniversitemizdir

draculu45 07.04.09 01:34

mersin ilçeleri..
Anamur, Mersin'e bağlı, Türkiye'nin en güney ucunda bulunan ilçedir.

En ünlü meyvesi muzdur. Ancak tropik iklim bitkilerinin hemen hepsi yetişmektedir. Ayrıca tarihi ve turistik yerleri, uzun plajı ve temiz denizi ile ünlüdür.




AYDINCIK
MERSİN'İN İLÇELERİNDEN BİRİDİR.NÜFUSU 8000 CİVARINDADIR.ANAMUR-SİLİFKE KARAYOLU ÜZERİNDEDİR.
ANAMUR'A 39 KM. UZAKLIKTA,SİLİFKEYE İSE YAKLAŞIK 90KM. UZAKLIKTADIR.TOROS DAĞLARI'NA YASLANMIŞ ŞİİN BİR İLÇEDİR.DİĞER YANI İSE AKDENİZ'İN MAVİ SULARI İLE YIKANIR DURUR.

HALKIN GEÇİM KAYNAĞI ÇOĞUNLUKLA SERACILIKTIR.İLÇE MODERN SERALARLA DONATILMIŞTIR.SERALARDA EN ÇOK:SALATALIK,PATLICAN,DOMATES YETİŞTİRİLİR.YER YER KARANFİL VE GÜL YETİŞTİRİCİLİĞİNE DE RASTLANIR.İLÇE TOPRAKLARI EVDEN ÇOK CAM SERALARLA DONATILMIŞTIR.--




Çamlıyayla, Mersin ilinin Toroslardaki küçük bir ilçesidir. Merkez nüfusu kışın 5-6 bin, yazın ise 40-80 bin arasında değişir.

Yaylalık bir alan olduğu için yazın çok hareketlidir. Adana, Mersin ve Tarsus'un yerlileri yaylaya buraya çıkarlar. Tarsus'tan ayrılarak 1991'de ilçe olmuştur. Doğası ve çamlıklarıyla mehşhurdur. 2700 metredeki Çiniligöl ve Yazıgöl, Papazın bahçesi, Cehennemdere ve daha birçok yeri görmeye değerdir. Türkiye'deki en yaşlı, dünyada ise 3. sıradaki yaşlı ağaç olan Ana ardıç da bu ilçededir.





Akdeniz Kumsalı İle Çam Ormanlarının, Seralarla Tarih ve Turizmin Kaynaştığı Yer Erdemli.
Erdemli'nin yüzölçümü 207.800 hektar olan ilçenin, tarım alanı 53.491 hektar, orman ve fundalık alanlar 56.406 hektar, tarım dışı arazi 97.903 hektardır. Mersin ilinde turfanda sebzelerin ve turunçgillerin en çok üretildiği ilçe Erdemli'dir. Önemli sanayi kuruluşlarının bulunmadığı ilçede geçim kaynağı tarıma dayalıdır. Çeşitli sebze ve meyveler özellikle narenciye, muz ve seracılık ile el sanatlarından dokumacılık ilçe ekonomisinde önemli bir rol oynar. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma ve Eğitim Merkezi bu konuda öncülük yapmaktadır, ilçede turfanda sebzecilik sera tekniğiyle yapılmaktadır. Özellikle Kocahasanlı, Tırtar, Lamas, Kargıpınarı ve Çeşmeli'de bulunan geniş sera alanlarında domates, hıyar, biber ve kabak turfanda olarak yetiştirilir. Dağlık ve yaylalık alanlarda buğday, arpa. nohut, kaynak sularının etrafında şeftali, elma, kiraz; dalgalı arazide üzüm, zeytin ve incir üretilir. Bağların ve bahçelerin kenarlarında armut, erik, kayısı, vişne, ayva, badem, dut ağaçlarından da belirli oranda gelir elde edilir.

Coğrafi olarak Mersin İlinin orta yerinde bulunan Erdemli ilçesi, genelde seracılığa dayanan tarımsal ekonomisinin yanısıra, modern yapılaşmalarla hızla büyüyen, bir turizm ve sayfiye kentidir. Tarihi ve kültürel çevresiyle ayrı bir özelliğe sahiptir.




Mut, Mersin'in 37.000 nüfuslu bir ilçesidir. Akdeniz'den Orta Anadolu coğrafyasına geçiş bölgesinde bulunan Mut, Göksu akarsuyunun içinden aktığı geniş ve bereketli bir havzada yeralır. Turfanda meyve veren kayısı bahçeleri ile ünlüdür

draculu45 07.04.09 01:34

TAŞUCU : Taşucu, Mersin İli Silifke İlçesi'ne bağlı bir belde olup Türkiye’nin Akdeniz’e ve Kıbrıs’a açılan çok önemli bir kapısı konumundadır. Taşucu’nun bu jeopolitik konumu, iklim ve arazi durumu ilk çağlardan beri insanların büyük ilgisini çekmiştir. Toros Dağları’nın yeşili ile Akdeniz’in mavisinin kucaklaştığı bir noktada kurulmuş; iklimi, doğal güzellikleri, tarihi kalıntıları ile yerli, yabancı herkesin beğenisini kazanan, bu nedenle dünyanın her yerinden insanların gelip yerleştiği veya tatilini geçirdiği, gün geçtikce büyüyen şirin bir beldemizdir.

Şirin beldemizin geçim kaynakları arasında tarım, ticaret, balıkçılık ve turizm bulunmaktadır. Tarım alanında portakal, mandalina, limon ve çilek ön plandadır. Her yıl Taşucu Gümrüğü’nden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne deniz yoluyla binlerce kişi giriş-çıkış yapmaktadır. Bu geçişlerde belde esnafına ve ticari hayata canlılık getiriyor.
BÖLGEDE TURİZM:
Taşucu, tarihi ve doğal güzellikleriyle, jeopolitik konumuyla Akdeniz’in ve Türkiye’nin en gözde beldelerinden biridir.

Turizm alanında bir çok değere sahip bu bölgenin tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri, yılın 300 günü güneşli iklimi, temiz kıyı bandı ile büyük bir turizm potansiyeline sahip olan ve ekonomisinin önemli bir bölümünü turizmin oluşturduğu Taşucu Beldesi herkese ve her keseye hitap edebilen bir tatil ve turizm cennetidir.

Bölgesinde Grek, Roma, Selçuklular ve Osmanlı dönemlerinden bir çok yapı ve eser bulunduran Taşucu aynı zamanda Hristiyanlar için kutsal olan Ayatekla Bazilikası araştırmacıların ve insanların büyük ilgisini çekmektedir.

Bölgenin güneşlenme süresinin fazla oluşu, denizinin ve havasının temiz olması, içinde nesli tükenmekte olan birçok bitki, kuş türü ve deniz canlısını barındıran Göksu Delta'sı, kamping alanları, yaylalarının doğal güzelliği, Göksu Nehir’inde rafting heyecanı ve sıcak insanlarıyla turizm alanında gelişmekte olan etkenlerdir. Taşucu Beldesi aynı anda kültür, deniz, inanç, yayla ve doğa turizminin yapılabildiği nadir bölgelerdendir

draculu45 07.04.09 01:35

Tarihi Eserler ve Turistik Yerler
İçel’de târih ve tabiat bir arada olup, kucaklaşmıştır.Pekçok târihî eser vardır.

Anamur Kalesi: Üçüncü asırda Romalılar tarafından yapılmıştır.Karamanoğulları devrinde tâmir edilmiştir. Günümüzde büyük kısmı sağlamdır.

Silifke Kalesi: Yüksek bir kayanın üzerinde eski devirlerde Ermeni kralları yaptırmıştır. 23 kule ve burcu vardır.

Mut Kalesi: Kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Dört kulesi ve yeraltı tünelleri vardır. Şimdiki şekli Karamanoğlu mîmârî özelliklerini taşımaktadır.

Eski Câmi: İl merkezinde çarşı içindedir. 1870’de yapılan câmi, Osmanlı devrinin en önemli yapısıdır. 1901 ve 1943’te tâmir görmüştür.

Lâl Ağa Câmii: Mut ilçesindedir. 1356-1390 târihleri arasında Karamanoğlu komutanlarından LâlAğa tarafından yaptırılmıştır.Kare plânlı ve kubbeli bir eserdir. Büyük kubbesi ile meşhurdur.

Eski Câmi: Tarsus’tadır.On beşinci asır başlarında RamazanBeyin oğlu AhmedBey yaptırmıştır. Eskiden burada kilise (katedral) bulunuyordu. Minâre eklenerek câmiye çevrilmiştir.

Ulu Câmi:Tarsus ilçesindedir. 1579’da RamazanoğullarındanPîrî Paşanın oğlu İbrâhimBey tarafından yaptırılmıştır.Türk-İslâm sanatı bakımındanTarsus’un en önemli eseridir.Tek şerefeli minâre, câmiden önce yapılmıştır.

Eshâb-ı Kehf Mağarası:Tarsus’un 14 km güneybatısında bulunan bir mağaradır.Çok ziyâret edilen bir yerdir. Eshâb-ı Kehf Mağarası yanında bulunan mescidi, Sultan Abdülazîz Hanın annesi Vâlide Sultan 1873’te tâmir ettirerek câmi hâline getirmiştir.

Lokman HâkimTürbesi:Tarsus Ulu Câmi yanında kabr-i şerîfinin olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Bu zâd Dâvûd aleyhisselâm zamânında Umman tarafların da yaşamıştır.

Hazret-i Şit Türbesi: Tarsus Ulu Câmi yanında kabr-i şerîfi olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Hazret-i Şit, hazret-i Âdem’in oğludur.

Yarımca Hanı: On üçüncü asırda Selçuklular tarafından yaptırılmış olup, Mut civârındadır.

Dâvûd Paşa Hanı: On dördüncü asırda Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Mut’ta olup, otuz iki odalıdır.

Kızkulesi: Mersin-Silifke arasında kıyıya yakın küçük bir ada üzerinde kurulmuştur.Çok eski devirlere âit bir kaledir.Cem Sultan,Rodos’tan döndüğü zaman burada kalmıştır.

Korykos Harâbeleri:Kızkulesi’nin karşısındadır.Korykos şehri Hitit devrinden beri yerleşim merkezi olmuştur.Harâbeler arasında saray, tiyatro, tapınak ve bir çok eser vardır.

Narlıkaya Mağarası:Silifke’dedir. Döner bir merdivenle inilir.İçinde çok güzel manzaralı sarkıt ve dikitler vardır.

Cennet ve Cehennem Mağaraları:Cennet ve Cehennem Obrukları ismi ile halk arasında anılan bu mağaraların içinde târihî eserler de vardır.Her iki mağara da, jeolojik bir çökme sonucu meydana gelmiştir.CennetMağarası ismi ile anılan 275x125 m ebâdında ve 135 m derinliğindedir.İçine Romalılar devrinde yapılmış dar bir merdivenle inilir. Batı ucunda Bizanslılardan kalma kilise ile akarsu vardır.CehennemObruğu (Mağarası)ismi ile anılan mağara ise, 50x75 m ebadında ve 120 m derinliğinde olup, ağzı dar, duvarları içbükey olup, korkutucu bir manzarası vardır. Bizanslılar bu mağaraya günahkâr saydıkları kişileri atarlarmış.CennetObruğunun gerisinde büyük mezarlara devrin meşhurları gömülürdü. Mağara etrâfı yemyeşil zeytinliklerle örtülüdür.Yer altından da buz gibi bir su akmaktadır.CennetÇukurunun içi yeşillik ve içinde soğuk pınar vardır.Cennet ve Cehennem mağaraları için çeşitli efsâneler anlatılır.Her sene 125 bin kişinin gezdiği Cennet ve Cehennem mağaralarının aydınlatılması ve asansör yapılması için çalışmalar vardır. Bu mağaralar astımlı hastalara iyi gelmektedir.

Kanlıdivane:Mersin-Silifke yolu üzerinde, Mersin’e 45 km uzaklıkta büyük bir obruğun çevresinde kurulmuştur.Kalıntılar arasında kabartma kayalar, lahitler, sarnıç, bazilikalar ve çok sayıda ev vardır. Şehir, Bizanslılarla Ermeniler arasındaki savaşlarda yıkılmıştır.

JustinianusKöprüsü:Tarsus’ta Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır.İşlek bir yerdedir.Geçenlerden baç (vergi) alındığından, halk arasında Baç Köprüsü adıyla bilinmektedir.

Roma Hamamı:Tarsus’da eski Câminin yanındadır.Kalıntıları halk arasında altından geçme diye adlandırılmıştır.

Roma Hamamı:Mersin’e 5 km uzaklıkta Karaduvar köyündedir. Romalılardan kalma olup, mozaikleri çok değerlidir.

ŞahmeranHamamı:Tarsus’ta Makam Câmii yakınındadır.Ramazanoğulları döneminde,Romalılardan kalma temellerin üzerine yeniden inşâ edilmiştir. Efsânelere göre, yılanların pâdişâhı Şahmeran’ın başı burada kesilirken, sıçrayan kan duvarlarda kızıl leke bırakmıştır.Hamamda, çıkmayan kızıl lekeler vardır.

Gözlükule:Tarsus’un güneyinde yer alan höyük ve yamacındaki eski şehir deniz kenarındaydı. Bu höyük toprak doldurularak Mısır kraliçesi tarafından yaptırılmıştır.Kleopatra, gemisi ile buraya yanaşmıştır. Höyükte yapılan kazılarda pitkos denilen büyük zâhire küpleri, iki kulplu kadehler ve pekçok eşyâ bulunmuştur. Kleopatra ile Roma konsülü Marcus Antonius burada buluşmuşlardır.Kale kapısına Kleopatra kapısı denilmektedir.

Mesîre yerleri:İçel tabiî güzellikler bakımından çok zengindir.Herbiri ayrı güzellikte çok sayıda mesîre yeri vardır. Suları bol, manzarası güzel ve ulaşım imkânı kolay olan bu mesîre yerleri, her mevsimde özellikle ilkbaharda çok güzeldir.

Erdemli Çamlığı,Mersin-Antalya karayolu üzerinde Erdemli’ye iki km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Deniz ile ormanın yeşilliğinin bütünleştiği güzel bir mesîre yeridir.

Çamdüzü:Silifke’ye beş km uzaklıkta, Deniz kıyısında bir ormanlık olup çok güzel bir mesîre yeridir.

Pullu:Anamur-Silifke karayolu üzerinde orman ile denizin bütünleştiği çok güzel mesîre yeridir. Anamur’a yedi km uzaklıktadır.

Karabucak:Mersin-Adana karayolu üzerinde okaliptus ağaçları ile kaplı orman içi dinlenme yeridir. Bir zamanlar bataklık olan bölge, memleketimizde yetiştirilerek meydana getirilen tek okaliptus ormanıdır.

Gümüşkum:Mersin-Silifke karayolu üzerinde,Mersin’e 16 km uzaklıkta deniz kıyısındadır.Çam ağaçları ile kaplıdır.

Esentepe:Mersin’e 10 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Manzarası çok güzeldir.

İçmeler ve kaplıcalar:İçel şifâlı su kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen, bu kaynakların çoğunda tesis yoktur. Bilinen şifâlı suların bâzıları şunlardır:

Mersin(Güneysu, Güneyyolu)İçmesi:Mersin’e 12 km uzaklıkta, Toros Dağlarının eteklerinde çıkmaktadır.İçme yoluyla alınan sular, müshile etkilidir.Çamur’u ise deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Akçakocalı İçmesi:Tarsus ilçesine 10 km uzaklıkta Akçakocalı köyündedir. 16°C sıcaklığa sâhip olan su, müshil etkilidir.

Keşbükü İçmesi:Tarsus’a 20 km uzaklıkta Keşbükü köyündedir. Bir çam ormanı içinde kaynayan su, müshil etkilidir.

Saparca Ilıcası:Silifke’ye 27 km uzaklıkta Göksu Irmağı kıyısındadır. 37°C sıcaklıktaki su, romatizma, mîde ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Hocantı Kaplıcası:Mut’a 15 km uzaklıkta Hocantı köyü yakınındadır. Deri hastalıkları ile romatizmaya iyi gelmektedir.

draculu45 07.04.09 01:35

Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfusu:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 1.266.995 olup, 787.284’ü ilçe merkezlerinde 479.711’i köylerde yaşamaktadır.Yüzölçümü 15.853 km2 olup, nüfus yoğunluğu 80’dir.

Örf ve âdetleri: Çok eski zamanlardan beri bir yerleşim, eski ve orta çağlarda bir kültür merkezi olan bu bölge, birçok istilâlara uğramıştır.Yedinci asırda İslâm ordularının fethi ile İslâmiyet yerleşmiş ve kısa bir müddet sonra yeniden Bizansın işgâline uğramıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Türkleri tarafından fethedilen bu bölge Haçlı Seferleri sebebiyle yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. 1224’te Türkler bu bölgeyi yeniden fethetmiştir ve 1224’ten bu yana devamlı Türk toprağı olan bu bölgede diğer kültürler silinmiş ve bölge Türk-İslâm kültürü ile yoğrulmuştur. Diğer kültürlerden geride sâdece bâzı târihî harâbeler kalmıştır.

Mahallî kıyâfet:İçel şehir ve köylerinde eski kıyâfetin yerini hâli hazırda kullanılan kıyâfet almışsa da, bâzı köy ve Türkmen Yörükleri anânevî kıyâfetlerini muhâfaza etmektedirler.Yörük elbiselerinin hepsi dokumadan yapılır. Kadınlar başlarına “poşu” denen başlık giyerler. Alnın üstüne “yağlık” bağlarlar. Uzunlamasına çizgili gömlek, alt kısma ise şalvar giyilir.Şalvarın üstüne enine çizgili bir önlük “öncek” takılır. Erkekler ceket yerine “aba” giyerler. Aba çeşitleri “beynamaz, sağaba ve gögaba”dır. Abalar işlemeli olup oba, oymak ve aşîretin sembolleri (simgeleri) işlenir. Aba altına açık yakalı beyaz gömlek giyilir.

Mahallî yemekler:Etli ve sebzeli yemekler yenir.Yemekler baharatlı ve fazla acılıdır.Her yerde rastlanan sebzelerin dışında ebegümeci, hindiba, sirken, ısırgan, kuzukulağı, domalan, meletöre ve kenger mahallî sebzelerdir. Bölgenin meşhur yemekleri ise kenger, çiğ köfte, kısır ve batırıktır. Kengerin tohumu kavrulup çekilerek kahve hâline getirilir. Buna “dağ kahvesi” denir. Ekşinar suyundan yapılan nar ekşisi sıcağa karşı dayanıklık verir.

Halk edebiyâtı:İçel bölgesinde halk edebiyâtı zengindir. Birçok halk şâiri yetişmiştir.Meşhur olanları:Karacaoğlan,KüçükKaracaoğlan, Âşık İrfânî,Deveci TopalMustafa, Âşık Rızâ, Kara Fevzi ve Âşık Natuvânî’dir.

Halk oyunları ve türküleri:

Bu bölgenin halk oyunları ve türküleri çok zengindir.Oyunlarda zeybek, halay, mengi ve samahlar başta yer alır. Bölgenin türküleri Türkiye çapında yaygındır.Silifke oyunları Türkiye ve dünyâca meşhurdur. Ata sporu güreş, Mersin ve civârında asırlardır yapılan bir spordur.Türkiye’ye Olimpiyatlarda ilk defâ madalya kazandıran Mersinli Ahmed’dir (Kireççi). 1936Berlin Olimpiyatlarında üçüncü, 1948 Londra Olimpiyatlarında birinci olmuştur.
Eğitim: İçel eğitim bakımından en ileri illerden biridir. Okulsuz köy yoktur. İlkokul çağındaki çocukların tamâmı okula gitmektedir.Okur-yazar nisbeti yüzde 85 civârındadır.İçel’de 92 anaokul, 849 ilkokul, 80 ortaokul, 11 meslekî ve teknik ortaokul 25 lise ve 25 meslekî ve teknik lise vardır.Çukurova Üniversitesine bağlı, MersinYüksek MeslekOkulu, Mersin Turizm İşletmecilik Yüksek Okulu ve Tarsus Yabancı Diller YüksekOkulu ile, Ortadoğu Teknik Üniversitesine bağlı Erdemli Deniz Bilimleri Yüksek Okulu bulunmaktadır

draculu45 07.04.09 01:35

Ekonomisi
İçel Türkiye’nin her bakımında en gelişmiş illerinden biridir. Bu gelişmenin başta gelen sebepleri topraklarının çok verimli olması, sanâyi bakımından ileri durumda bulunması, mâden bakımından zengin oluşu, Mersin limanının faaliyeti ve Mersin petrol rafinerisinin bulunuşudur.Gayri sâfi hâsılanın (Brüt gelirin) % 40’ı sanâyi, % 30’u tarım ve % 10’u ticâret sektöründen elde edilir.İçel her yönüyle zengin bir ilimizdir.Yurdumuzda çokyönlü, gelişmeye elverişli bölgelerden biri de İçel’dir.

Tarım: Faal nüfûsun çoğunluğu tarım sektöründe çalışır.Tarım (bitkisel) yapılan topraklar % 25’tir.

İçel’de yetişen tarım ürünleri çok çeşitlidir. En çok tahıl ekimi yapılır. Tarım ürünleri seneden seneye artmaktadır. Elde edilen başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, çavdar, pirinç, nohut, mercimektir. Sanâyi ürünlerinden en çok pamuk yetişir. Ayrıca yerfıstığı ve susam yetiştirilir. İçel ilinde her çeşit sebze ekilir. Domates, biber, patlıcan, fasulye, kabak, bakla, bamya, hıyar, ıspanak, lahana, marul, soğan ve karnabahar, yetiştirilen başlıca sebzelerdir. Seracılık oldukça ilerde olup,Antalya’dan sonra en çok sera alanı İçel’de bulunur.Turungçiller bol miktarda yetişir.Üzüm, keçiboynuzu, zeytin, nar, muz, incir, erik, bâdem ve kayısı yetiştirilen diğer meyvelerdir.Kavun, karpuz da oldukça fazla ekilir.İçel ilinde modern tarım araçları kullanılır, geniş ölçüde gübreleme ve sulama yapılır.İçel Türkiye’nin tahıl, meyve ve sebze ambarlarından biridir.Türkiye’nin dört bucağına turfanda sebze vemeyve İçel’den gider.İçel, yalnız pamuk ambarı değil turfanda sebze ve meyve ambarıdır.

Hayvancılık: Hayvancılık dağlık bölgede ve yaylalarda yapılır. Arâzinin % 15’e yakını çayır ve mer’alık olmasına rağmen hayvan mal varlığı fazla değildir. Arıcılık gelişmiştir. Balıkçılık: Akdenizde geniş sâhilleri olmasına rağmen,balık üretimi iki bin tondan biraz fazladır.Mut’ta alabalık üretme çiftliği vardır. Tarsus,Berdan ve Tragon çayları tatlısu balıkları ile doludur.İçel balıkçılık için çok müsâittir.

Ormancılık: Mersin ili orman bakımından çok zengindir. Asırlar önce İçel tamâmen ormanlarla kaplıydı.Günümüzde ise arâzinin % 55’i orman ve fundalıklarla kaplıdır. Anamur’dan Tarsus’a kadar kıyı kuşağı fundalıklarla (makilerle) kaplıdır. Makiler arasında “Delice” denilen yabâni zeytin ve fıstık çamları bulunur. Maki kuşağından 2200 m yüksekliğe kadar sık ağaçlı ormanlara, daha yükseklerde bodur ve seyrek ormanlara rastlanır. 600 m yüksekliğe kadar olan ormanlarda meşe, sakız, tespih, mersin ve sandal ağaçları bulunur. Daha yükseklerde çeşitli çam türleri, köknar ve sedir ağaçları fazladır.Ormanların kapladığı saha 785 bin, fundalık alan ise 100 bin hektardır.Ormanlardan her sene 3500 ton reçine ve 250 bin m3 sanâyi odunu elde edilir.

Mâdenleri:İçel mâden bakımından da zengin sayılır. Krom, bakır, demir, kuvarsit, alüminyum, barit ve dolamit çıkarılır ve bir kısmı Mersin limanından dış ülkelere ihraç edilir.

Sanâyi:İçelAkdeniz bölgesinde Adana’dan sonra, sanâyi sektöründe en çok gelişmiş bir ildir. Başlıca sanâyi kuruluşları şunlardır:Anadolu Tasfiyehânesi (Rafineri) A.Ş. (ATAŞ)Senelik kapasitesi 5 milyon tona yakındır.Çukurova Sanâyi İşletmeleri A.Ş., Akdeniz Gübre Sanâyii A.Ş.,Çimento Sanâyii ve TicâretA.Ş. (ÇİMSA), Anadolu Çam Sanâyii A.Ş., Plâstik Sanâyii ve Ticâret A.Ş., Soda Sanâyii A.Ş., Mustafa SamanÇelik Döküm Makinaları Sanâyii A.Ş., AkdenizTuğla Beton Boru Fabrikası, Nârenciye Ambalaj Fabrikası, Kâğıt ve Karton Fabrikası, meyve suyu fabrikaları, mobilya atölyeleri,Çukurova İplik Dokuma Fabrikası, Çukurova Çırçır Pres Fabrikası, Sabun ve Deterjan Fabrikası, Yapıştırıcı Fabrikası, Buzdolabı Fabrikası, Akfa Akümülatör Sanâyii, ****l Kapak Fabrikası, Oska Profil Eşya Fabrikası, Güneş Isıtıcı ve Çelik Büro Sanayii, Treyler Îmâlâtı,Çelik Döküm ve Makina Sanâyii.

Ulaşım:İçel ili karayolu, denizyolu ve demiryolu ulaşımı bakımından çok müsâittir. Adana Havaalanından havayolu ulaşımı bakımından faydalanır.Türkiye’nin her köşesi ile ulaşım bakımından irtibâtı vardır. Akdeniz sâhillerini paralel olarak kat eden E-24 karayolu Anamur, Silifke,Erdemli,Mersin ve Tarsus’tan geçer. Ankara-Konya E-35 Karayolu Silifke’ye inerek E-24 karayolu ile birleşir. Ayrıca kaliteli devlet yolları ile Niğde-Sivas-Kayseri; Adana-Hatay; Adana-Gaziantep-Urfa ve Kahramanmaraş-Malatya yönlerine giden yollarla bağlıdır.İlçeleri köylere bağlayan yollar oldukça iyidir.
İçel denizyolu taşımacılığı bakımından çok önemli bir merkezdir. Bu limana senede gelen büyük gemi sayısı ortalama üç bindir. Bu liman Avrupa ve ABD ile Ortadoğu arasında bir transit merkezidir.Limanda 140 gemi barınabilmekte ve aynı anda 15 gemiye yükleme ve boşaltma yapılabilmektedir. 1961’de yapılan limanda biri 1593 m, diğeri 3933 m uzunlukta iki mendirek uzanır. 15 bin m2lik sundurmalı ve 40 bin m2’lik açık depolama alanı mevcuttur. Ayrıca ToprakMahsulleri Ofisinin Silosu,Et ve Balık Kurumunun Soğuk Hava Deposu, ATAŞ’ın akaryakıt depoları ve araçlar için park yeri ve limanda 20 rıhtım vardır. Mersin limanından başka Anamur,Taşucu ve Aydıncık’ta iskele; Aydıncık ve Karaduvar’da ise balıkçı barınakları bulunur. İçel, yurdumuzun batı, orta ve doğu bölgelerini birleştiren demiryolu ağına bağlıdır.Kütahya-Afyon-Konya istikâmetinden gelen demiryolu hattı Ulukışla’dan sonra iki kola ayrılır.Güneydoğuya uzanan kol Adana-Mersin sınırını tâkip ederek Yenice, Tarsus ve Mersin’e ulaşır. Bu hat daha çok yük taşımada kullanılır.

draculu45 07.04.09 01:36

Coğrafi Bilgiler
İçel ilinin % 60’ı dağlar ve % 30’a yakını yaylalar, % 10’u ise bereketli ovalarla kaplıdır.

Dağları:İçel ilinde Batı ve Orta Toros dağları kıyıdaki ovaların gerisinde (kuzeyinde) bir duvar gibi yükselerek batı-doğu istikâmetinde uzanır. Anadolu’nun kara ikliminden gelen soğuk ve sert rüzgârlarını önler.İlin orta kısmını kaplayan Taşeli Yaylasının üzerinde de Toros Dağlarının Akdeniz’e uzanan kolları vardır. Akdeniz’e yaklaştıkça yükseklik azalır.Orta Torosların il sınırları içinde kalan kısmına “Bolkar Dağları” denir. İlinkuzey-batı sınırına paralel olarak uzanırlar. Başlıca dağları MedetsizTepe (3524 m),Yıldız Tepe (3134 m), Mor Dağ (2454 m), Büyük Eğri Dağı (2055 m), Avlama Dağı (1889 m), Karaçal Tepesi (2339 m), ÖrnekTepe (2150 m), Toldağ (1336 m),Sazlı Tepe (698 m) dir.Türkiye’nin en önemli yaylalarından biri olan Taşeli Yaylası,Anamur-Silifke-Mut ve Erdemli ilçeleri arasında kalır. Taşeli Yaylası kalker yapılıdır.İklimi serttir ve bu sebeple tarım alanı sınırlıdır. Fakat Göksu Irmağının aktığı vâdi verimlidir. Bolkar Dağlarının eteklerinde de derin vâdilerle oyulmuş yaylalar vardır.

Ovaları:İçel’in ovaları çok bereketli olup başlıca ovaları şunlardır Tarsus Ovası: Çukurovanın İçel sınırları içinde Tarsus Çayı (BerdanIrmağı) ile Seyhan Irmağı arasında kalan kısımdır. Yüzölçümü 85 bin hektar olup denizden yüksekliği 50 m’dir.Meyve, sebze ve Akdeniz bitkileri yetişir. Silifke Ovası: Göksu Irmağının taşıdığı alüvyonlardan meydana gelmiştir.On bin hektar olup sebze, kavun-karpuz, muz, üzüm, mandalina, portakal, tahıl, baklagiller ve pamuk bol miktarda yetişir. Berdan Ovası: Tarsus Ovası gibi Çukurovanın bir parçasıdır. Tarsus Çayı ile Torosların etekleri arasında kalan 40 bin hektarlık bereketli bir ovadır. En çok pamuk ekilir.Turunçgiller ve sebze de bolca yetişir. Anamur Ovası:Anamur Çayının ve bu çaya katılan derelerin taşıdığı alüvyonlardan meydana gelmiştir. 5x10 kilometrelik bir düzlüktür.Yüzölçümü 5700 hektara yakındır. Muzu meşhurdur. Pamuk, turunçgiller ve sebze tarımı yapılır.

Akarsuları:İçel sınırları içinde çok sayıda akarsu vardır. Bunların çoğunun boyu kısadır.Hepsi de Torosların eteklerinde meydana gelirler. Başlıca akarsular şunlardır:Göksu Irmağı: Taşeli Yaylasının sularını toplayarak Silifke yakınlarında denize dökülür. Bir kısmı Konya sınırları içinde kalan Göksu Irmağının uzunluğu 250 km’dir.Göksu, HadimGöksuyu ve Ermenek Göksuyu adlı iki kolun birleşmesiyle meydana gelir. Göksu Irmağının geçtiği Göksu Vâdisi tarıma elverişli olup çok bereketlidir. Tarsus Çayı:BolkarDağlarının güney eteklerinden çıkar. Uzunluğu 150 km olup, Tarsus’ta denize dökülür. Tarsus’un debisi (1 sâniyede akıttığı su miktarı) 9-40 m3 arasındadır.Limonlu Çay:130 km’dir. Erdemli yakınında denize dökülür.Sorgun Çayı: 90 km’dir. Denize dökülür. Aslanköy Deresi: 100 km uzunluğunda olup Mersin’den denize dökülür. Anamur Çayı:70 km uzunluktadır ve Anamur’dan denize dökülür. Bu akarsuların dışında pekçok küçük akarsu vardır. Efrenk Suyu ve Lamas Suyu bunlardandır.
Gölleri: İçel akarsu bakımından zengin olmakla berâber büyük göl yoktur. Denize yakın set gölü olan küçük gölçükler vardır. Bu set göller Silifke ilçesinde Akgül ve Keklik gölü ile Gülnar ilçesinde bulunan Hortu Gölüdür.
İklim ve bitki örtüsü

İklimi:İçel ilinde,Akdeniz iklimi hüküm sürer.Kıyıdan içeri doğru gidildikçe kara iklimi husûsiyeti görülür. Kıyılarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yüksek yerlerde yazlar serin ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Senelik yağış miktarı 419-1032 mm arasında her ilçede değişiktir.Senenin akseriya 6 günü sıfır derecenin altında ve 6°C ile + 43°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: İçel bitki örtüsü bakımından çok zengindir. Arâzinin sâdece yüzde 5’i tarıma elverişli değildir.Geri kalan toprağın yüzde 55’i ormanlık ve fundalıkla kaplıdır.Yüzde 25’i ekili ve dikili alanlardır. Yüzde 15’i çayır ve mer’alarla kaplıdır.Ovalar tahıl ve diğer ürünleri yetiştiren tarlalarla, kıyı şeridi muz ve turunçgil bahçeleri ve vâdiler meyve ağaçları ile kaplıdır.

draculu45 07.04.09 01:36

YAPMADAN DÖNME

Silifke'de Cennet-Cehennem Mağaralarını görmeden,

Tarsus'ta St. Paul Kilisesini ve diğer tarihi eserleri görmeden,

Anamur'da Anamuryum Harabeleri, Erdemli'de Kanlıdivane Harabelerini gezmeden,

Göksu'da rafting, Boklar'da trekking, koylarında diving yapmadan,

Plajlarında denize girmeden,

İlin meşhur tatlısı cezeryenin, özel kebap çeşidi tantuniyi tatmadan,

... Dönmeyin.

draculu45 07.04.09 01:36


draculu45 07.04.09 01:37


draculu45 07.04.09 01:37


draculu45 07.04.09 01:37


draculu45 07.04.09 01:37


draculu45 07.04.09 01:38


draculu45 07.04.09 01:38


draculu45 07.04.09 01:39


draculu45 07.04.09 01:39


draculu45 07.04.09 01:39


draculu45 07.04.09 01:40


draculu45 07.04.09 01:40


draculu45 07.04.09 01:40

İÇEL (MERSİN) İLE İLGİLİ LİNKLER




























Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:47 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.
Dizayn ve Kurulum : Makinist